YÖRESEL HEDİYELİKLER
Yazı ve Fotoğraflar Haluk Özözlü
Farklı kültürlerin, yöresel el sanatlarının zenginliği ile ortaya çıkan hediyelik eşyalar turizmin gizli kalemleri olarak önemli yer tutarken, iş koluna dönüşüp hem yöre insanına gelir kazandırıyor, hem ülke tanıtımına katkıda bulunuyor, hem de sahibini mutlu ediyor.

Turistlerin gittikleri yerlerde en çok aldıkları şüphesiz turizmin davetiyesi sayılan kartpostallar. Az yer işgal eden, taşınabilir özellikli, hafif ve küçük hediyelikler, çiniler, takılar, bakır eşyalar, kumaşlar, dekoratif objelerle örnekler çoğalıyor. Anadolu’da hemen hemen her ilin, ilçenin, köyün kendine has özellik taşıyan ya yöresel hediyelik eşyası, ya da birkaç çeşit ağız tadı bulunuyor. Damak tadına hitap eden hediyelikleri bir tarafa bırakıp, şimdilik yörelerle simgeleşmiş taşınabilir hediyeliklere bakıyoruz.

Hereke ipeğinden Balıkesir’in Yağcıbedir’ine
Önce halılardan söz edelim… Dünya pazarında önemli yeri olan, Türk halısı deyince akla hemen Hereke’nin ipek halıları geliyor. Hereke, ipeği ile öne çıkarken daha pek çok yöre birbirinden ilginç motifleri, renkleri ile dokunmuş halıları itibarlı hediyelikler olarak dikkat çekiyor. Antalya Döşemealtı, Kayseri Bünyan, Konya Lâdik, Muğla Milas, Balıkesir Yağcıbedir, Aksaray Taşpınar, Isparta, Sivas halıları bu alanda yurt dışına taşan haklı üne sahip. Seçme halılar ise turistlerin yoğun uğrak yerlerinden olan İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Bodrum, Marmaris, Kuşadası gibi turistik yerlerde görücüye çıkıyor.

Eskişehir’den lüle, Erzurum’dan Oltu taşı
Eskişehir denince ilk hatırlanan sadrazam başları ve ünlü portrelerinin, figürlerin şekillendirildiği yöreye özgü lüle taşı pipolar. Kar beyazı, pamuk yığınını andıran lüle taşı pipolar bir yanda, Erzurum’un Tespihçiler Çarşısı ve Taş mağazalar caddesinde yoğunlaşan kuyumcularda sergilenen, simsiyah rengiyle parıldayan ve yöreye özgü takıların, mücevherlerini oluşturan Oltu taşları diğer yanda. Mahir ellerden çıkmış bu sanat eseri ürünleri hediye olarak alan sahiplerini sevindiriyor. Lüle taşından yapılma ürünler gibi, Oltu taşı da gümüşle işbirliği ile yapılarak gerdanlık, küpe, broş, saç tokası, bilezik, satranç oyunu, biblolar, heykelcikler, tespihler, hediyelik olarak yurt dışına ihraç ediliyor.


Bez bebekler Kapadokya’dan
Kapadokya bölgesi son derece ilginç ve farklı özellikle hediyeliklerle çıkıyor karşımıza.
Vatanı Kayseri’nin Soğanlı Köyü olan renk ahenk görünüşleri ile basit ama sempatik, şirin bebekler ziyaretçilerin yakınlarına bir veya birden fazla aldıkları hediyelikler arasında yer alıyor.
Ürgüp, Göreme, Avanos, Ortahisar, Uçhisar, Zelve, Ihlara Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı yeraltı şehirleri çevresi başta olmak üzere tezgâhları süsleyen bez bebekler Kapadokya’nın simgesi sayılıyor.
Bölgenin diğer ürünleri arasında Avanos halıları, çömlekleri, onyx türü mermer yapımı vazolar, hayvan bibloları, heykeller, paskalya yumurtaları ve Erciyes’in tüf taşından yapılma peri bacası maketleri bulunuyor.
Toprağa hayat veren Avanoslu çömlek ustaları, yöreye özgü toprakla yaptıkları çeşitleri daha da zenginleştirip, müzelerde ki gerçek sanat eserlerinin kopyalarını bire bir uygulayarak yapıyorlar. Şarap testileri, gözyaşı şişeleri, gaga ağızlı kaplar, kupaları gerçeğinden ayırt etmekte güçlük çeken turistler, müzelerde gördükleri eserlere, taklitte olsa bir ölçüde bir çoğuna sahip oluyorlar.
Avanoslu çömlek ustaları sadece hediyelik imalat objeler yapmıyor, turistleri yapıma ortak edip bir çeşit eğlenceli show’lar gerçekleştiriyorlar.


Toprak ve yemek
Bilecik Kınık’ta, Eskişehir Sorkunda ki çömlekçiler ise Avanos’ta ki ustalar gibi ağız tadına ve sofralarına meraklı turistler için toprak yapımı ürünler sunuyor. Güveçler, vazolar, testiler yapıyor, bir kısmının üstlerini bir güzel desenlerle boyuyorlar. Kiremitte balık yapmak isteyenlere kayık kaplar, şarabını, suyunu toprak kokusu sinmiş testilerden içmek isteyenlere çeşitli boy ve şekillerde alternatifler sunuyorlar. Teknoloji ilerleyip termoslar, gelişse, moda çılgınca bir hızla değişse de yine de yolu Menemen’ den geçenler, plastik, cam, çelik, seramik, porselene inat toprak yapım çömleklere, dekoratif saksılara, olan rağbetlerini sürdürüyorlar.


Ustalar azalsa da
Birçok el sanatı hediyelik ürünleri yapan ustalar azalıyor belki ama Bodrum sandaletleri, doğallığı, rahatlığı, hafifliği, modelleri ile ününe ün katıyor, yurt dışından bilhassa ünlülerin, sanatçıların, iş adamları tarafından verilen siparişlere ustalar yetişemiyor. Bir çift Bodrum sandaletine sahip olan veya hediye alan kendini şanslı sayıyor.
Bodrum’da yeniden görülmeye başlayan deniz süngerleri, simgesel yel değirmeni bibloları, başucu abajurları, Bodrum temalı yağlıboya tablolar, Bodrum resimli bardak kupalar, tuzluklar, cam amfora örnekleri, Bodrum simgeli buzdolabı süsleri, şans bilezikleri, deri kolyeler, çantalar, nazar boncukları, en fazla satılan hediyeliklerin başında geliyor.


Safranbolu Hediyelik Evleri
Hediyelik eşya çeşitlerinin en bol olduğu yerlerin başında gelen safranbolu'da karakteristik mimari doku örnek alınarak yapılan ev maketleri ön plana çıkıyor. Anahtarlık olan en küçüklerinden dekoratif özellikli Safranbolu Evi şeklinde tasarlanmış duvar lambası, abajur, aplik veya akalemlik, röleyfler, tablolar birbir orjinaline sadık kalınarak yapılmış maketler turistlerin akın akın geldiği İlçede turistik hediye olarak satışa sunuluyor. Hatta öyle ki Safranbolu'dan satın aldığınız ünlü lokumlar bile Safranbolu evi şeklinde ki kutularda yöresel özelliğe vurgu yapılarak satılıyor. Bunun dışında arasta çarşısı olunca iş kolları da çeşitlilik gösteriyor. Saraçlar, demir ve ahşap işçiliği hediyelikler arasına boncukları, kemerleri, kuşakları, deve çanlarını, kapı tokmaklarınıkeçe, terlik ve yaygıları, dokumaları allayıp pullayıp sunuyorlar.
Bunlar arasında salona veya antreye koyup dekoratif bir puf olarak kullanmak için satın alacağınız bir süslü semer, şık ve kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarından biri olarak makbule geçen bir hediyelik olabilir.
Safranbolu'lu lar boş durmuyor, nadide ve yöreye özgü safran bitkisinin kullanım alanını genişletip, çeşitleri artırıyor, cazip ambalajlarda ki safran çiçeği kolonyaları, safranlı sabunları merak uyandırıyor.

Gaziantep yemenileri
Orijinal rengi kırmızı tonlarında olup günümüzde derinin doğal renklerine ilaveten yeşil, mavi, siyah, gri, turuncuya varıncaya kadar her rengi yapılan yemeniler, görsel güzelliği, kullanım elverişliliği kadar, yazın serin, kışın sıcak tutmasıyla ayak sağlığı bakımından son derece sıhhatli sayılıyor.
Gön ve yüz olarak adlandırılan iki kısımdan yapılan yemenilerde ayak tabanında manda sığır derisi, dış üst yüzeyde dana derisi, iç astar kısımlarında koyun ve keçi derisi kullanılıyor.
Malzemenin tümü doğal olup, gözenekli, nefes alan deriler, ayağı terletmiyor, vücuttaki elektriği yere boşaltıp stres yaratmıyor, ayaklarda mantar, pişik, nasır oluşumuna neden olmadığı gibi, koku da yapmıyor. Yemenilerin kenar ve tüm dikişleri elle yapılarak kullanıma hazır hale getiriliyor.
Ayağı çorap gibi saran, kısa sürede şeklini alan yemeniler, ökçesiz olduğu için ayak burkulmaları, tökezlenme gibi sorunlar yaşanmasını engelleyerek ayak hâkimiyeti, zindelik kazandırıyor.
Fiyatları 75.00 TL ila 100,00 TL arasında değişen ve 22 numaradan siparişe göre 52 numaraya kadar yapılan yemeniler renklerine, büyüklüklerine, şekillerine göre isimlendiriliyor.
Truva filminde kullanılması nedeniyle günümüzde popülerliği daha da artan yemeniler, sadece köylülerin, halk oyunları ekiplerinin değil, kentlerde ev ayakkabısı olarak terlik yerine kullanılıyor. Yerli ve yabancı turistlerin de büyük ilgisini çeken, albenili renklerde ki yemeniler, botlar, çarıklar, sandaletler, Gaziantep’den alınabilecek yöresel ve otantik özellikler taşıyan en güzel hediyelikleri sayılıyor.


Gaziantep, Erzincan fincan zarfları
Gaziantep, Erzincan, işi çay, kahve fincan zarfları hediyelik eşya satan dükkanlarda önemli yer tutup, tezgahlarını süslüyor Anadolu'nun otantik çarşı ve hediyelik eşya galerilerinin, birçok yerinde, Erzincan ve Gaziantep başta olmak üzere telkari ustalarının yaptığı fincan zarfları sergileniyor. Özellikle son yıllarda turistlerin büyük ilgisini çeken çay ve fincanlar için farklı biçimlerde tasarlanan fincan zarfları bardak ve fincanlara yöresel görünüm katarken, kapaklı oluşuyla çayın ve kahvenin misafire soğumadan servis edilmesinde avantaj sağlıyor. Kendilerine bu tip fincan zarfları ile servis edilen turistler ülkelerine dönüşlerinde bir takım almayı da ihmal etmiyorlar. Fincan zarflarını takım veya tek olarak da satın alabiliyorsunuz. Tek fincan zarfının fiyatı 6 TL'den başlıyor, zarf üzerindeki işçiliğe göre 7 ila 10 TL'ye kadar çıkabiliyor. Bardak ve fincanların yanısıra şekerlik ve tepsilerle takım tamamlanıyor. Takım olarak almak isteyenler ise 50-60 TL lik bir ücret ödüyorlar.
Erzincan işi olanların işçilikleri ve kullanılan malzeme biraz daha farklılık gösteriyor. Daha koyu renk bakır kullanılan zarflar 300-400 TL'ye kadar fiyatlanabiliyor.
İstanbul'un önemli satış ve hediyelik eşya merkezlerinden olan Eminönü Mısır Çarşısında No 2'de bulunan "Erzincanlılar" adlı galeride zengin çeşitler bulunuyor.
Göz okşayan ince işçilik gözlenen fincan zarfları, hediyelik olarak satıldığı kadar, evlerde, iş yerlerinde günlük kullanımı ile Anadolu'dan folklorik özellikler sergiliyor, özlem duyanlara memleket hasreti gideriyor.


Ege’nin bilhassa İzmir çevresi köylerinin ilkel ocaklarında yapılan göz göz nazar boncukları, Şirince’nin dantel işleri, Konya’nın kaşıkları, Safranbolu’nun ev maketleri, küçük pencere örnekleri, dekor amaçlı veya puf olarak kullanılan, Safranbolu’da, Antalya’da, Tire’de yapılan semerler, çarşıların aranılan hediyelikleri arasında bulunuyor.
Bilhassa güzergah boyunca yol üzerinde yer alan galerilerde hiç de aklınızda olmayan yöresel özellik taşıyan hediyeliklere rastlıyoruz.

Afyon keçeleri, Sivas’ın süslü ağızlıkları, kalemlikleri, kalemleri, Taraklı’nın, Düzce’nin, Mudurnu’nun Bolu’nun ve Amasra’nın Çekiciler Çarşısını dolduran her çeşit ağaç işleri, alıcı bulmakta güçlük çekmiyor.
Kâğıt kadar ince oyulmuş tahta kaşıkla, güveçte pişirilmiş kuru fasulye yemenin zevkini bilenler, sevdiklerine bu yörelerden tahta kaşık almayı en iyi hediyelik sayıyorlar.

Erzincan Kemaliye'nin özgün kapı tokmakları
Türkiye'de özgün kapı tokmaklarının adresi Erzincan'ın Kemaliye ilçesi, dolaysıyla Kemaliye'den alınabileceklerin başında kapı üzerine takılmasa bile dekoratif özelliği ve taşıdığı anlamlar itibariyle kapı tokmağı, farklı, yöresel bir hediyelik sayılıyor.
Lehim, vida, lazer benzeri hiç bir suni araç kullanılmadan tamamen el işçiliği ile yapılan kapı tokmaklarının, bu işle uğraşan ustalarının azalmış olması nedeniyle de değerleri gün be gün artıyor. Amerika'dan bile sipariş alan ustalar, çelik saçları tokmakla döverek, keserek şekillendiriyor, perçinliyor adeta kumaş gibi dokuyor.
Demirin usta ellerde sanat eserine dönüştüğü Kemaliye kapı tokmakları göz kamaştırıcı haliyle tablo gibi parlıyor, bulunduğu yere değer katıyor.
Kemaliye’ye gidenler örnekler arasında seçim yapmakta zorluk çekerken,
değişik model ve ebatlarda ki kapı tokmaklarının fiyatları ise 100 TL'dan, başlayıp 300 TL'ye ve işçiliğine göre daha da yukarı doğru uzanabiliyor.


İznik çinileri

İznik çinilerini ne kadar yazarsak yazalım, anlatırsak anlatalım hep bir şeyler eksik kalacak. en itibarlı hediyelerden sayılan geçmişi tarihe dayalı çini örneklere hayranlık duymamak mümkün değil.
Ürün yelpazesi her yıl yeniliklerle genişliyor. 200 TL ye tabak da alınabilir, 1000 TL yi gözden çıkarıp üzerine Piri Reis Haritası nakşedilmiş vazo da. ideal hediyeliklerden olan İznik çinileri arasında karolar, küre kaplar, çerez tabakları, duvara asılan pano tabaklar, çeyiz topları, kaptan maketleri, çini takılara varıncaya kadar İznik, bir değil bin tane hediyelik bulabileceğiniz geniş bir hediyelik koleksiyona sahip.


Çanakkale seramikleri

Çanakkale Seramikleri geçmişten bu yana ünlü, sarayları, konakları, yalıların baş köşelerinde yer alan seramikler antika müzayedelerinin de en değerli parçaları olarak sayılıyor.
Günümüzde Truva atı ve Çanakkale zaferini yansıtan seramik biblolar arasında anıtlar, kahramanlık temaları yansıtan biblolar en fazla ilgi gören hediyelik anı objeleri arasında yer alıyor.
Özellikle "At başı testi" Çanakkale'ye özgü tasarımı ile dikkat çekiyor. Çanakkale saat kulesi yanında ki hediyelik seramik çeşitleri sergileyen satış ofisinde 90.00 TL ücretle bulunuyor. Tel: 0(286) 212 13 64 Çanakkale'den ne alınır sorusuna diğer bir cevabı ise Kemalpaşa Mahallesi Fetvane Sokakta bulunan tarihi Yalı Han'ın girişinde faaliyet gösteren Kepenek Keramik'de bulabilirsiniz.
Truva Atı tasarımları başta olmak üzere Çanakkale simgelerinin bardak, tabak, kupa üzerine işlenmiş seramiklerle kütüphane, masa, ofis ve salonunuzu anlam kazandırıp, süsleyecek Ayşe Künelgin Gürkan'a ait tasarımlar satın alabilirsiniz. Tel: 0(286) 213 25 79



Menemen'in çömlekleri, saksıları, sepetleri

Menemen çömlekleriyle tanınsa da dükkanlarda tam bir çeşit zenginliği yaşanıyor. Hasır sepetler, saksılar dekoratif görünümleriyle istenenden fazlasını veriyor. Bazen bir yel değirmeni, bazen sırlı bir güveç kabı, estetik bir saksı, şık bir abajur, vazo, demlik, bazen de hayvan figürlü bir bahçe heykeli, ekonomik fiyatlı olmasına rağmen makbule geçen hediyelikler olarak uzun zaman kullanılıyor.


Nazarköy'ün nazar boncukları
Nazar boncuğu denince ilk akla gelen İzmir Kemalpaşa ilçesi Nazarköy oluyor.
Boncukların doğum yeri Nazarköy'de ki ocaklarda el emeği ile yapılan nazar boncukları, dünyanın her yerine gönderiliyor.
Köyün içinde kurulan boncuk çarşısında, sadece nazar boncuğu deyil çok çeşitli tasarımlar bulunabiliyor.
Yöresel hediyeliklerinin her yere egemen olduğu Nazarköy boncuk çeşitleri arasında nazar boncuğu meyveli ağaçlar, nazar boncuğu gözlü kedi yüzleri, nazar boncuklu kelebekler, nazar boncuğu balıklar, deniz atı, deniz yıldızı, nazarlıklı deprem topları, nazar boncuklu kuş taşarımları, nazarlıklı at nalı, nazar boncuklu duvar saatleri, nazarlıklı resimli çerçeveler, nazarlıklı kabartma duvar saksıları, nazar boncuklu çıpalar, dümen, nazar boncuklu kolyelere varıncaya kadar sahiplerini mutlu edecek makbule geçecek hediyelik bulunuyor.
Haftasonu kadınların çoğunluğu teşkil ettiği, bir hayli kalabalık olan çarşıda boncukların yapımını görebiliyor, Özgem Boncuk'da istediğiniz renk boncuklardan seçerek keten ipine dizilmesini, Paşa Boncuk'da sipariş üzerine size ait özel tasarım yapılmasını isteyebiliyorsunuz.

Karadeniz takaları, balıkçı tekneleri, çektirmeler, kayıklar
Sinop, Akçakoca gibi Karadeniz sahilinde yer alan turistik yerlerde turistlerin almadan geçemedikleri hediyelik objeler arasında şirin takalar, Karadeniz’e özgü gır gır denilen balıkçı tekneleri, mavnalar, kayıklar ön plana çıkıyor.
Çeşitli büyüklük ve tiplerde orijinaline sadık kalınarak yapılan ahşap tekneler, rölyefler cazip ve göz alıcı renkleriyle büyük beğeni kazanıyor. El emeği, göz nuru ile maket atölyelerinde itinayla hazırlanan, hediyelik eşya dükkânlarında sergilenerek satışa sunulan tekneler, nostaljik değer taşıyan çektirmeler, yörenin kültürünü sembolize ederken, üç liradan başlayıp 500 TL’ye uzanan fiyat aralığında yöreden alınabilecek en anlamlı, en dekoratif ürünler arasında bulunuyorÇeşit ve modelleriyle sanat galerisi gibi gezilen Ayhan Kotra, Meydankapı mahallesi, İskele Caddesi no 39 Sinop'da hizmet veriyor.


Trabzon’da el yapımı Karadeniz folklorcuları, kemançeleri, tulum çalanların bibloları, Sivas'ın el yapımı ahşap ağızlıkları, Alanya’nın canlı renklerde boyanıp sevimli hale getirilerek albeni kazandırılan su kabağı tavşan yüzlü bebekleri, su kabağından yapılma boncuklarla süslü abajurları yerli yabancı turistlerin ilgilerini çekmeye devam ediyor.

Su kabağından yapılma bebekler
Alanya ile özdeşleşen su kabağı bebekler en çok Alanya Kalesine çıkış yolu üzerinde sergileniyor.
Bir değil bir kaç tane alınan bebeklerin yanı sıra balıklar da en çok yapılan modeller olurken, su kabağından yapılan boncuklu abajurlara son yıllarda Bozcaada'da rastlanıyor.
İçinde yanan ampullerle değişik ışık huzmeleri yayan abajurlar etrafa değişik bir ambians kazandırırken, üzerine işlenen temalı resimlerle bulunduğu yere farklılık kazandırıryor, hediyelikler arasında yer alıyor.
Uşak Eşme gibi her yöreye mahsus kilimler, heybeler her bütçeye uygun hediyeliklerden sayılıyor.
Karakalem, Elvan, Tokat içi dolusu, Tokat beşlisi, Tokat üzümlüsü, Tokat yarım elması, Tokat Çengelköy, Tokat kirazlısı gibi yöresel motifleri bulunan ve 600 yıllık geçmişe sahip Tokat yazmaları, ilin Yazmacılar çarşısında ziyaretçilerle buluşuyor.


Köy tezgâhlarından şık butiklere
Denizli’nin Buldan, İstanbul Şile’nin şile bezleri, köy tezgâhlarında dokunan bu olağanüstü dokumalar, kumaşlar, el işi perdeler, masa ve sehpa örtüleri, tekstil ürünleri yalnızca turistik hediyelik eşya olarak değil, büyük kentlerin şık ve pahalı butiklerinde vitrinleri süslüyor, modanın vazgeçilmezleri oluveriyor.


Denizli veya Buldan başta olmak üzere ilin çeşitli ilçelerinde, köylerinde yaptığınız gezilerden hediyelik olarak beraberinizde götürecekleriniz arasında bulunan Denizli bezleri, bornozlar, havlular, yatak ve masa örtüleri, el işi perdeler, ipek şallar, fularlar, dokumalar sevdilerinizi ziyadesiyle memnun bırakacak itibarlı hediyeler oluyor.
Yabancı turistlerin de satın alıp ülkelerine götürdükleri, her birinde el emeği, göz nuru çiçek motifleri, göz okşayan işlemeler, desenler büyük beğeni kazanıp, hayranlık uyandırıyor, ihraç ediliyor.


Dalyan'ın Hediyelik Carette Carettaları
Dalyan İztuzu Kumsalı nesli tükenmekte olan carette carette türü kaplumbağaların yumurta bıraktıkları önemli üreme alanlarından biri. Günümüzde carette caretteler koruma altına alınmış, halk bilinçlendirilmiş, sevimli canlılar sempatiyle bakılan, yuvalar işaretlenip, kafesler içine alınarak, yavru kaplumbağaların yumurtalarından çıkıp denize ulaşmaları için gereken önem verilmiş.
Halkın sevgilisi haline gelen bu sevimli yaratıklar, Dalyan'ın simgesi olunca, ilçe merkezine bir de heykeli de dikilmiş. Bölgeye gelen turistler için üzerinde carette carette amblemi taşıyan bir çok hediyelik yapılmış. Kaplumbağa bibloları, magnetleri, bardaklara, şapkalardan tee-şortların üzerine kadar resimleri işlenmiş, çeşitli boylarda hazırlanmış peluş oyuncakları da hediyelikler arasında baş köşeye yerleşmiş.
Zengin hediyelik çeşitlerini Dalyan Dalko Binası, Pembe Çarşı, Kodak Hediyelik'de bulabilirsiniz.


Ayvalık Cunda Adası (Alibey Adası)
Hediyeliklerin çarşıya dönüştüğü bir tatil merkezi de Ege'nin şirin ilçesi Ayvalık Cunda Adası.
Her yıl biraz daha çeşitlenerek zenginleşen, genişleyen çarşıda tüm dükkanlar tezgahlar, standlar hediyelik üzerine açılmış.
Günübirlik ziyarete ve tatile gelenler bu baş döndürücü güzellikte binbir çeşit hediyelik arasında kendilerini kaybediyorlar. Ne alacağınıza karar vermekte güçlük çekeceğiniz çarşıdan, hiç bir şey almadan çıkmak neredeyse imkansız gibi. Ya bir Cunda Adası yazılı magnet, ya bir Cunda'yı simgeleyen yel değirmeni Cunda gezinizden beraberinizde götüreceğiniz bir anı objesi arasında yerini alıyor.


Deniz temalı objeler, pinokyo ve benzeri ahşap ya da çeşitli bez bebekler, resimler, biblolar, abajurlar, yel değirmenleri, rüzgar gülleri, tekne maketleri, yelkenliler, dekoratif deniz kabukları ve deniz kabuklarından yapılmış masa lambaları, abajurlar, deniz kabuklarıyla bezenmiş çerçeveler, aynalar, mücevher, takı kutuları ve tabii hanımların vazgeçilmez aksesuarlarından olan taş veya gümüş takılar. Cunda Adası hediyelik eşya çarşısında "Atlantis Hediyelik" kendi tasarımı objelerle beğeni topluyor.

Denizli Horozu
Denizli'nin Horozu, kentin her yerinde, hatta ilçelerinde heykeliyle boy gösteriyor.
Horoz hediyeliklerde de görülüyor.
Pamuk helva veya peynir şekerine benzeyen travertenleri ile ünlü turistik ilçe Pamukkale de, topraktan yapılan, pişirilip boyanmış horoz bibloları hem dekoratif bir hediyelik obje, hem de horoz gibi olmasa da bülbül gibi öten bir biblo.
3-5 TL fiyatlı, minik, şirin ve sırt çantası, ya da valizde rahatlıkla taşınabilir olması, bir değil bir kaç tane birden satın alma imkanı veriyor.
Ekonomik fiyatının önüne geçen düdüklü toprak yapım horoz biblosu, sahibinin beğenisini kazanan, mutlu eden, bilgisayar üzerinde, kütüphane rafında, veya sehba, büfe üzerinde bulunduğu yere renk ve hoşluk katan hediyeliklerden biri olabilir.

Devrek bastonları
Bir de kimimizin adımlarına ahenk katan, yürüyüşlerimize destek olan bastonlarımız var. Kimimiz ihtiyaçtan, kimimiz koleksiyon merakından, bazısı da evin bir köşesine süs diye alıyor onları.
Bastonlarda ilk akla gelen isim Devrek tabii ama Ahlat bastonlarını da unutmamak gerekiyor.
Kızılcık ağacını kullanan baston ustaları, sap kısmına kullanıcıya psikolojik güç versin diye kurt, at, aslan, kartal başlarını anımsatan figürler koyuyorlar. Bazı figürler, kullanmasanız bile bastonları cazip hediyelikler arasına sokuyor.
Sadece Devrek'de değil turistlerin sıkça ziyaret ettikleri Kapalıçarşı, Mısır Çarşısı,gibi çarşıların hemen hemen hepsinde seçme Devrek bastonları meraklılarını bekliyor.
Koleksiyon yapanlar da oluyor, evde bir tane bulunsun da deniyor.

Ahşap sıcaklığı, canlılığı ile hayatın her alanında her yerde karşımıza çıkıyor. Özellikle ağaç işçiliği Bolu, Taraklı, Göynük, Amasra gibi yerlerde çok gözde ve hediyelik eşya konusunda yöresel özellik taşıyan çarşıları bulunan zengin çeşit yelpazesine sahip.
Devrek'de baston olan ağaç, Taraklı'da çatal kaşık, Bolu'da beşik, Karadeniz Ereğlisinde dekoratif kaseler, salata kapları olarak karşımıza çıkıyor.


Karadeniz Ereğlisi
Ağaçın doğal hali, her tür her cins ağaç kullanılarak, ağaçın desenleri, bünyesinde oluşan dokunun güzelliği kimisi dış kabuk, kimisi içsel farklılık ve koku taşıyor. Alıyorsunuz bir kütük öyle bir oyuyor, öyle bir şekillendiriyorsunuz ki bu ahşap parça usta ellerde sanat eserine dönüşüyor. Ahşap kapta yediğiniz yemeği, peyniri, kestiğiniz ekmeği daha bir lezzetlendiriyor, değer katıyor.
Koca bir kase içine salatanızı hazırlıyor yine ahşap servis catal kaşığı ile sosu güzelce karıştırıyor, yine ahşap servis tabaklarına bölüştürüyorsunuz. İşte ahşabın zevkini ne porselen, ne cam tabak veremiyor. İşi bilenler salatayı da çerezi de ahşap yapım kaseleri kullanarak yiyor, hediyelik veriyor.
Hamit Oktay Fennibay "Tornam" adlı atölyesinde kaseden, havana, servis tabağından vazoya ağacın dokusunu, kokusunu, desenini, budağını, güzelliğini ortaya çıkarıp, yeniden hayat veriyor.

Bartın'a mahsus Tel Kırma el işleri
Batı Karadeniz sadece ahşap üzerine çalışmıyor, birbirine yakın olmasına rağmen bir bakıyorsunuz Bartın'da Tel Kırma sanatı öne çıkmış. El emeği göz nuru döken hanımlar kumaşa bir başka boyut kazandırmışlar. Başka yerde yok mu denebilir, mutlaka her şeyi her yerde bulabilir insan ama yozlaşmadan, imalatcıyla satıcı arasına aracı girmeden, yapılanlar seçilmeden, orjinaline sadık kalınarak yapılmışını bulup almak için bazen yerine gitmek de gerekebiliyor.
Kimden aldığınızı, kimin yaptığını, nasıl yapıldığını da görmek isteyebilir insan. Bu gibi nedenlerle Bartın'a bir uzanmak, tezgahları alıcı gözle süzmek'de yarar var.
Bartın’dan çıkan Tel Kırma, geçmişi 17. Yüz yıla dayanan bir el sanatı. Gümüş telin makas kullanılmadan özel iğne yardımıyla Osmanlı desenlerini bez üzerine işlenmesiyle yapılıyor.

Isparta'nın güllü hediyelikleri
Isparta kilim ve halıcılık, tarım ve hayvancılıkla anılsa da gül üretimi ekonomide önemli girdi sağlıyor. Başta kozmetik sanayinde kullanılmak üzere gül üretimi sonucu gülyağı iç piyasanın yanı sıra yurt dışına da ihraç ediliyor.
İlin hediyelik eşyaları arasında bulunan gülden üretilmiş çeşitlerin en tatlısı şüphesiz gül reçeli, güllü lokumları. Güllü yenecek çeşitleri bir tarafa bırakırsak, gül kolonyası, gül sabunu, gül kremleri, gül suyu, gül toniği, gül esansı, gül yağı, gül vücut losyonu, gül şampuanı, gül vazelini, gül kokulu oda ve oto spreyi, gül kokulu tespih ve seccade, gül şekli verilmiş gül mumuna varıncaya kadar “Isparta hatırası” etiketli birçok hediyelik bulunuyor. Hediyelik konusunda hangisinden alacağı konusunda kararsız kalanlar için yöresel kıyafetler giymiş gül toplayan kadınları simgeleyen bebekler, gül renkli şık ambalajlar içinde gül ürün setleri imdada yetişiyor. Isparta’nın hediyelikleri arasında özel yetiştirilmiş saksılı dikensiz gül fidanları veya isteyene özel cam şık görünümlü muhafaza içine yerleştirilmiş dekoratif amaçlı kullanımlar için ölümsüzleştirilen goncalı ve goncasız canlı gül bile var.

Hediyelik eşya cennetinde yaşıyoruz

Birbirine yakın yerlerde bile farklı hediyelikler bulmak mümkün oluyor. Aşurelikler, kapaklı kaplar, tuzluk biberlik, duvara asmak veya masaya koymak için resimli dekoratif tabaklar konusunda İznik, Kütahya bu tür çinileri ile ünlenirken, Bursa havluculukta, bıçakçılıkta, Düzce tütün, Bolu çam kolonyaları, Trabzon altın örgü bilezikleri, Beypazarı, Mardin gümüş telkari bileklik, kolye, gerdanlık, yüzük gibi takıları ile tanınıyor. Kahramanmaraş Türkiye’nin altın merkezi İstanbul’dan sonra sıralamada ikinci sırayı alıyor. Maraş burma bilezikleri yöreye özgü ustalık örnekleri barındırıyor.
Sim sırma işlemeciliği, dokumacılık, iğne oyacılığı, bakırcılık, ağaç oymacılığı köşkerlik, külekçilik, dericilik, saraççılık, keçecilik, aba dokumacılığı, demircilik gibi el sanatları gelişmiş olunca buna bağlı olarak hediyeliklerde ki çeşitlilik bir o kadar artıyor.
Bir çok ilde marifetli ustalar tarafından bakır üzeri vücut bulan kaplar, tencereler, sahanlar, iki kulaklı kaplar, semaverler, ibrikler, cezveler, maltızlar, siniler hepsi bir sanat eseri hüviyetinde değerli hediyeliklerden sayılıyor.
Sim sırma işlemeli elbise, kadife yastık, yatak örtüsü, masa örtüsü, bohçalarda zarif işlemeli hediyelikler olarak sergileniyor.
Dokuma ürünleri derseniz yolluk, heybe, kilim, ağaç oymacılıkta ceviz, kavak, gürgen ağacından yapılma oyma sandıklar, mücevher kutuları, tepsi, aynalık, duvar panoları gösterişleriyle göz alıyor.
Deri işlemeciliği denilen köşkerlik işçiliği ile ortaya çıkarılan pabuçlar, çizmeler, çarıklar, terlikler, kent yaşamının yoğun temposunda yöresellikten uzak kalıp, özlem duyanlara kıymetli hediyelerden sayılıyor.


Sabunlar çeşitlendikçe çeşitleniyor.
Yapılma şekli, içeriği, şifalı tarafları, kalitesi, kokuları, şekilleri, ambalajları gibi bir çok özellik taşıyan sabunlar da Hatay'ın Defne Sabunlarına refakat etmeye başladılar. Saf zeytinyağı sabunları, keçi sütlü olanları, levanta, gül kokulu olanları, kepeğe iyi gelen katranlı, kükürtlü olanlarına varıncaya kadar yelpaze genişliyor. Sabun konusunda ilk adımı atan ünlü Defne Sabunlarının vatanı Hatay ama Mardin, Kilis, Ayvalık, Gökçeada'ya varıncaya kadar sabun, hediyelikler arasında ki yerini gün geçtikçe artıyor.
Hatay’a, Kilis'e, Mardin'e kadar gidip de mis gibi kokan defne sabunlarından almaz mı insan?
Hatay sabun çeşitlerine bir bakalım isterseniz tam 30 tane biri mutlaka sizin için.
Yeşil Defne sabunu, saf Zeytinyağlı sabun, Bıttım (Menengiç) özlü, Argan, Çikolata, Çörekotu, Bal, Gül, Karanfil, Lavanta, Limon, Nar, Yosun, Yasemin, Yılan yağı özlü sabunlar, Ardıç katranlı, Isırgan, Papatya, Kekikli sabunlar, Kil özlü doğal, Keçi sütlü, Kükürtlü sabunlar, Kayısı, Kına, Menekşe, Nane, Portakal, Üzüm çekirdeği, Tarçın, Salyangoz sabunları.


Kapalı Çarşı ve Mısır Çarşısı hediyelikleri

Tüm hediyeliklerin bir arada bulunduğu, turistlerin bir şey almadan çıkamadıkları çarşıların başında ise Türkiye’nin yöresel hediyelikler özeti bulunabilen İstanbul’un dünyaca ünlü Kapalı çarşısı geliyor.
Ucu kalkık pon ponlu saray terlikleri, bakır işçiliğin parladığı mangallar, boyacı sandıkları, kuyumcuların simgesel takıları, kilim kaplı çantalar, heybeler, parlak desenli dekoratif kumaşlar, deri eşyalar, cam objeler, seramikler, çiniler, renk ahenk cam abajurlar ahşap objeler, geleneksel kap çeşitleri, kar yağdıran cam küreler, cam bilyeler, biblolar, yöresel, folklorik kıyafetli bebekler ve daha neler neler...
Mesela küçücük bir hediye topaç bile hediyeyi verdiğiniz kişiyi yıllar öncesine, çocukluğuna götürüyor.
Artık günümüzde nostaljik oyuncakların anılara yoculuğa çıkaracağını düşünen turistik, hediyelik eşya satıcıları, hediye çeşitleri arasına topaçları da koyuyorlar. Alıcıları çocuklardan ziyade büyükler olan ve renkahenk topaçların tanesi üç TL den satılıyor. Kullanılmasa bile görünüşleri ile dikkat çekiyor, göz okşuyor.


Beyoğlu hediyelikleri
Hediyeliklerin en bol bulunduğu yerlerin başında Beyoğlu geliyor.
Mağazalar, Pasajlar Anadolu’nun çeşitli yerleriyle özdeşleşmiş hediyeliklerin en seçme olanlarını barındırıyor. Buna ilaveten takılar, dokumalar, Beyoğlu’na özgü simgeler taşıyan hediyeliklerde bulunuyor. İstanbul’un, Beyoğlu’nun simgelerinden olan tramvaylar bunlardan biri. Çeşitli boylarda maketleri satılan kırmızı tramvaylara bakanlara, uzakta olsalar bile Beyoğlu’nu yaşatıyor, anıları geçmişi canlandırıyor. Bir Beyoğlu yürüyüşünüzde yanınızdan geçerken hakikisini görüyor, birkaç adım sonra bir Beyoğlu mağazasında veya Galatasaray Hazzopulo Pasajı girişinde maketiyle karşılaşıyorsunuz.
Aynı mevkide Avrupa Pasajında tramvay resimli bir yastık, gönlünüzü çeliyor, Balık Pazarında bile bulabileceğiniz, üzerine kadehinizi koyduğunuz tramvay resmi işlenmiş bir bardakaltı, yudumlara Beyoğlu katıyor. Küçük ve şirin olduğu kadar ekonomik fiyatlı anı hediyelik olan, Tramvayları mıknatıslı buzdolabı süslerinde yaşatmak isteyenler de düşünülmüş. Balık Pazarı girişinde ki tezgahlarda yanınızdan tramvay geçerken, buzdolabı süsünü de iki tanesi beş TL den satın alabiliyorsunuz.


Beyoğlu Pasajları oldukça zengin çeşitlere sahip, Beyoğlu’nda aklınıza gelen gelmeyen hediyelikleri fazlasıyla bulabilir, hatta seçim yapmakta kararsız kalabilirsiniz.
Avrupa Pasajı, Arnavur Pasajı, Hoccopula Pasajı, Atlas Sineması Pasajı hem İstanbul anılarını yaşamak, yaşatmak isteyenlere hem de özel günlerini kutlamak, sevdiklerinizi mutlu edecek hediyeliklerle doluCam ve seramik türü biblolar arasında horoz, tavuk, balık, kartal, maymun, tavşan, at, inek, kuş çeşitleri, aslan, fil, gergedan, flemingo, baykuş, çeşitli kediler ve enstüman çalan hayvanlar figürleri bulunuyor.



Anadolu medeniyetlerinin simgesi

Anadolu’da yaşamış onca kültürün sanat ve mimari şaheserleri de küçük biblolar halinde turistik yörelerde alıcı buluyor. Neler mi, şöyle bir hatırlayalım. Efes Celcius Kütüphanesi, Bereket tanrısı, Artemis heykeli, Ankara Anadolu Medeniyetlerinde sergilenen Hitit Güneşi, Nemrut Dağı tanrıların başları, lahitler, büstler, kabartmalar. Bodrum Sualtı Müzesinde görülen cam eşyaların kopyaları.
Dahası Yıldız Porselenin el emeği göz nuru seramikleri ve Paşabahçe camları, çeşm-i bülbüller, kesme kristaller yüzümüzü ağartan en güzel hediyeliklerden bazıları sayılıyor.
Geçmişi 19. yüzyılda III. Selim dönemine kadar uzanan ve cam ustalarının, el becerilerini göz nuruyla birleştirerek cama hayat verdiği Çeşm-i Bülbül’ün mini setleri, Türk cam geleneğini yaşatan objeler olarak evlerdeki yerini alıyor.
‘Bülbül gözü’ anlamına gelen ve bir tür sıcak cam işleme tekniği olan Çeşm-i Bülbül’ün mini boyuttaki ürünleri, aynı zamanda Paşabahçe Mağazaları müşterilerinin sevdiklerini mutlu ettikleri keyifli hediyeler olarak öne çıkıyor.
Vazo, sürahi, şekerlik, kase ve tabak alternatifleri İstanbul’dan alınacak hediyelikleri oluşturuyor.


Nereden ne alınabilir
Dünyada el yapımı zil yapan tek ülkeyiz, dolaysıyla ünlü grupların bateristleri zil almak için İstanbul’a geliyor, yüzlerce zil içinden her birinin tınısını dinleyerek bu zillerden satın alıyor ve ülkelerine götürüyorlar.
Müziğe meraklıysanız ya da zil kullanan bir müzisyene makbule geçen bir hediye almayı düşünüyorsanız el yapımı zillerin adresi İstanbul, el yapımı ziller arasında Bosphorus, İstanbul, gibi markaların çeşitli çap ve ses tonunda zilleri bulabilirsiniz.
Bir de Burdur Dirmil’de tokmakla dövüle dövüle yapılan deve çanları var. O da el yapımı, bu nedenle deve çanları da ziller gibi her biri farklı tonda ses veriyorlar.
Hatta Niğde Bor’da evlerin kapı üstlerine konan bu çanlar, kapının açılmasıyla sallanıp çalınca, komşular hangi eve dışarıdan birisinin geldiğini bile ses tonundan anlıyorlar. Dijital zil sesinden sıkılanlara, deve çanı nostaljik bir hediyelik olabiliyor.


Kar Küreleri

İstanbul'un Beyoğlu Pasajları, Galatasaray, Galipdede Yokuşu, Kuledibi hediyelik eşya dükkanları ile son yıllarda yıldızı parlayan bir başka merkez durumunda.
Hediyeliklerin başında ise çiniler, takılar, hamam malzemeleri satan dükkanlar geliyor.
Genellikle yeni yıl yaklaşırken hatırlanan fakat yılın her ayı hediye edilecek küçücük kar küresiyle geçmiş yıllara yolculuk yapılabiliyor.
Havası alınmış gliserin dolu cam fanus içinde bir biblo veya kompozisyon oluyor.
Genellikle kardan adam, noel baba, atlı karınca, geyikler veya Beyazıt, Kızkulesi, Galata Kulesi, Ayasofya, tramvay, küçük bir ev üzerine yağan kar taneciklerinin devamı için küreyi defalarca aşağı yukarı çavirip manzarayı seyre doyamaz insan.
7'den 77'ye yaşı olmayan bu kar küreleri, sahibini çocukluğuna götürecek nostaljik özelliğinin yanısıra gözü dinlendiren, düşündüren, kişiyi mutlu eden, modası geçmeyen sevimli hediyeliklerden biri.
80 TL den başlayıp 400 TL'ye dek uzanan kar kürelerinin değişik ebat ve çeşitlerini Galatasaray Yeniçarşı caddesi 10/A da hizmet veren "Mektup" adlı hediyelik ve kırtasiye mağazasında bulabilirsiniz.

Şans Topu
Hediyelik çinide ise "Şans Topu", genç kızlar tarafından büyük ilgi görüyor.
Osmanlı döneminde her genç kızın çeyiz sandığında mutlaka olması gereken ve ilk konan şans topu, bütün evlere de girmiş durumda.
Kapı yanına veya iki pencere arasına asılan şans toplarının nazara karşı olduğuna da inanılıyor.
Bir başka ifadeye göre bunlar deprem topu işlevi de görüyormuş.
Deprem sonrası nasıl ilk önce tavanda ki avizenin sallanıp sallanmadığına bakıyorsak eski dönemlerde de bu topları asıp, deprem sırasında emin olmak için sallanmalarına bakarlarmış.
Topların canlı ve cazip renkleri kadar, el halılarında gözlendiği gibi desen dilleri de bulunuyor.
Bunlar arasında Çintemani, Hak gözü, Kul gözü, İnsan dili gibi konular, aşk, sıhhat, başarı gibi kavramlar motiflerle ifade edilmiş.
Aniden uyanıp "Deprem mi oldu" demektense bir tane süslü top alıp bir kenara asmak gerçekten sallantı olduysa salınımı anında görmek toparlanmak için faydalı olabilir. Malum 17 Ağustos bir çok kişiyi zamansız yakalamıştı. Fay kırıldı hepsi geride kaldı.
Gözlükler, çantalar, deri eşyalar, plaklar, kartpostallar, seramik kediler, çinili şans topları, resimler, tablolar, afişler, posterler, Galata Kulesi, Dikilitaş, Kızkulesi, tramvay maketleri, resimli gitarlar, resimli duvar saatleri, biblolar, süs eşyaları hepsi burada, Galipdede Yokuşu'nda birarada bulabileceklerinizden.

Ya peki Edirne’de hediyelik eşya haline gelmiş meyve taklidi meyve kokulu sabunlar, nazarlık haline getirilmiş, geleneksel el sanatı aynalı el süpürgeleri, Edirne bez bebeklerine ne demeli?

Deniz temalı hediyelik objeler
Denizi, tekneleri sevmeyen neredeyse yok gibidir dolaysıyla yeni evlenen bir çifte ev hediyesi olarak veya doğum günü kutlamasına götürecek hediye bulmakta kararsız kalıyorsanız deniz temasına uygun objeler, hem satın alanı hem hediye sahibini mutlu edecek özellikler taşıyor. Yaz mevsiminin güzel anılarını anımsatacak böyle bir hediye bazen günübirlik bir tekne turunu, yatın kaptan köşkünü, kamarasını bazen salaş bir balık lokantasını tatil sonrasında bile yaşatmaya devam edecek.
Her keseye uygun hediyelikler arasında rüyalarda balık görenlerin kısmet saydığı çeşitli boylarda ahşap balıklar, termometreli çıpalar, dümenler, lumbozlar, kendirden örülme gemici düğümlerinin çerçevelenip tablo haline getirilmiş halleri, gemici fenerleri "Hoş Geldiniz" tabelaları, mutfak için tasarlanmış dümen şeklinde şirin askılıklar, bulunduğu yere ruh katmaya yetecek, kesenizi yormadan makbule geçecek hediyeler arasında sayılıyor. Deniz Tic. Karaköy İstanbul. Tel:0(212) 244 08 53 gsm:0535.696 06 90

Edirne'nin kokulu, meyve sabunları
Edirne'nin tarihi ve önemli meslek dallarından biri olan sabunculuk günümüzde değerini yitirsede yöresel hediyelik, dekoratif obje olarak turistlerin büyük ilgisini çekiyor.
Özel aromatik kokularla imal edilen meyve şekilli sabunları gerçeğinden ayırt etmek çoğu zaman zor oluyor.
Orijinaline sadık kalarak ve oldukça canlı renklerde sunulan üzüm, mandalin, limon, elma, armut, şeftali, portakal, muz, erik başta olmak üzere kavun, karpuz dilimi gibi tüm sabunlar, meyve tabakları, kaseleri içinde rafları, masaları iştah açıcı haliyle süslerken, imalatta içine katılan esanslarla bulundukları salonlara, odalara, banyolara dekoratif özelliğin yanı sıra güzel kokular yayıyorlar.
Ülkemizin başka yerlerinde bulunmayan yöreye özgü sabunlar, Edirne'den alınabilecek en güzel, taşınması kolay, uzun süre dayanıklı makbule geçen hediyelerden sayılıyor.

Menemen, Selçuk gibi yerlerden geçerken Sezar testileri, ya da ince hasırla özenle örülmüş sepetler, geniş kenarlı hasır yapım şık plaj çantaları, piknik sepetleri aklımızı çelmez mi?
Hepside gittiğiniz yerlerde ki anıları beraberinizde taşımanıza vesile olan hediyelikler.


Bir de turistik gezimizde yanımızda valize sığdıramayacaklarımız, aklımızın kaldığı hediyelikler var. Düzce’de imal edilen ahşap ofis eşyaları, İnegöl mobilyaları, Kilis yorganları, saf tiftikten dokunup, ev dekoru, yer kilimi, koltuk örtüsü olarak da kullanılan çeyizlerin vazgeçilmezi Siirt battaniyeleri gibi.


Siirt Battaniyeleri

Siirt ilinin yöreye özgü hediyelikleri arasında ilk akla gelen keçi kılından el tezgahlarında dokunan uzun ömürlü, sıcak tutan battaniyeleri oluyor. Tiftik keçisinden kırkılarak elde edilen ve yumaklar haline getirilip beyaz, siyah, kahverengi, sansar ve deve tüyü gibi doğal renk ve desenlerde dokunan battaniyeler günümüzde G 20 zirvesine katılan liderlere dek sunulmuş, Amarika'ya ihracı ise devam ediyor. İsteğe göre daha yumuşak olması istenirse keçi kılı dokumanın arasına orlon yün de katılabiliyor. Kesilen tiftik kirman ile eğrilmesinden elde edilen ipliklerin özel tezgahlarda dokunmasında çelik tarak vurularak tüğlendirme şekillendirme oluşuyor.
Ebatlarına göre fiyatlanan battaniyeler 100 TL ile 300 TL arasında değişiyor. Battaniye dışında aynı el sanatı seccade dokumacılığı, manto, atkı, başlık, heybe, çanta, divan örtüsü, kılente gibi çeşit zenginliğine ulaşmış. Siirt'ten bahsetmişken ünlü fıstığından, bakır işlerinden de söz etmeden geçmemek gerekiyor.

Gaziantep’e bir başlasak sonu gelmeyecekmiş gibi, her yer her çeşit hediyelikle dolu.
Beş ayrı hayvanın doğal derisinden yapılma, vücudu biriken elektrikten kurtaran, birçok kişinin ev içinde terlik niyetine kullandığı yemenilere hayır denebilir mi?
Sedef kakmacılıkla süslenen dekoratif eşyalar, el emeği, göz nuru, sabır örneği bakır işlemesi eşyaları kullanmaya kıyamazsınız.
Bir de kutnuculuk var, sadece Gaziantep’e özgü ipekli bir dokuma türü.
Zurnacılık, gümüş işlemeciliği gibi el sanatları sayesinde hiç aklınızda olmayan hediyelikler gördüğünüz anda, gönlünüzü fethedip, aklınızı çelmeye yetiyor. Bakır eşyalar dünyası ise bambaşka bir alem.

Kars Sarıkamış’a has özellik taşıyan, volkanik kökenli bir cam türü olan ve sağlıktan takılara dek kullanılan Sarıkamış Obsidyeni maharetli ellerde işlenip albeni kazanarak yüzük, kolye, tespih, vitray camı, süs eşyası haline gelince, ziyaretçiler için Sarıkamış’tan bir, ya da birkaç örnek almadan dönmek imkânsız hale gelebiliyor.


Van ili de son yıllarda kendini katıldığı tanıtım fuarlarında etkinliklerde el emeği farklı tasarımlarla hazırladığı şövalye yüzükleri ile duyurmaya başlamış, cazip taşlı yüzüklere ilgi bir hayli fazla.

Diyarbakır kuyumculukta hala eski önemini koruyor. Hasır bilezik, kişniş gerdanlıklar, gümüş işlemeli nalın ve çekmeceler, tezgâhlarda dokunan ipekli kumaşlar, puşular ilin hediyelik eşyaları sayılıyor.


Türkiye'nin ortak kültürü olan kilimlerden el sanatı şaheseri Osmaniye Karatepe Kilimleri
Türkiye'de kilim olmayan ev yok gibidir, en az halı kadar yaygın olan kilimler de halılar gibi yöresel özellikler taşımakta, gözü dinlendiren, bulunduğu yeri dolduran, ısıtan, sahip olanı mutlu eden, canlı renkleri ile hayata coşku katan halılardan daha ekonomik fiyatlı hediyeliklerin başında geliyor.
Kilim konusunda hayli iddialı olan Osmaniye Karatepe Kilimleri, doğal yün ve doğal kök boya kullanarak el tezgâhlarında dokudukları kilimlerde eski geleneği devam ettiriyor.
Doğal boya atölyesi, dört boya fırını ve bir dokuma atölyesinin bulunduğu kooperatifte yüz tezgâhta kilim dokunuyor. Anadolu Türk obalarının yüz yıllardır dokuduğu özgün motif ve renkler ışığında dünyanın her yerinde kabul görüyor. Karatepe Kilimlerinin anlamlı motifleri arasında Merdivenli, Aslanbaşı, Taraklı, Zincirli, Çiçekli, Yıldızlı, Küpeli, Seymen bulunuyor ve hediyelik kilimler itibarlı hediyeliklerden sayılıyor.
Osmaniye Karatepe kilimlerinin yanı sıra ilin çeşitli yerlerinde hediyelik objelerden öne çıkanlar yörede yaşayan kuşlardan örneklenen ahşap kullanılarak yapılmış çerezlikler, el sanatı enstrüman sazlar, çam bardağı, kriştek (topaç) hızman (hazman) geliyor.

İpek Yolu'nun ünlüsü Bursa İpekleri
İpek yolunun önemli durağı Bursa Koza Han’ın şöhreti yurt dışına taşmış.
Hediyeliklerin vazgeçilmez durağından yani gerçek yerinden alınan ipek bluz, ipek kumaş, kravat, eşarp, fularlar, itibar artıran hediyeliklerden sayılıyor. Dünya'nın çeşitli ülkelerinden gelenlerin aldığı ipek fular ve bluzlar, Bursa'ya gelemeyenlerin ülkelerine en değerli hediyelikler olarak gönderiliyor.

Hakkâri Dünyanın kilim merkezi olarak tanınıyor. Modeller ise ilginç anlamlar taşıyor işte bir tanesi Kesneker anlamı kimse yapamaz, yani kimse yapmadı, böyle bir kilimi ancak Hakkârili bir kız dokur!
Beşli, altılı göbeklerden oluşan kilimlerin kenar bordürleri ikili, üçlü baklava dilimlerinden oluşuyor. Sine, Lüleper, Gülhezar, Şamari, Şehvani, Gülşivan, Çılgül, Gülsarya, Şimkubük, Herki, Hevçeker, Canbezar, Halitbey modelleri birçoğu ismini çiçeklerden almış, seyredilesi güzellikte dokumalarımızdan.


Nallıhan'dan iğne işi ipek oyası, ahşap su fıçısı alınabilir
Nallıhan'ın hediyelik nesi var derseniz, ilçenin hanımları bir araya gelip koopatif oluşturmuşlar ve el emeği göz nurlarını iğne işi ipek oyasında yansıtıp birbirinden güzel 45 ila 200 TL fiyat aralığı bulunan süs takıları yaratmışlar. Hanımların boyunlarını süsleyen çiçek motifli tasarımlarına yakında her genç hanımın kullanacağı vazgeçilmez bir aksesuar olacağı, hediyelik süs eşyası gözüyle bakıyorlar.
Kaybolmaya yüz tutan el sanatlarından biri de ahşap su fıcıları, Nallıhan'a özgü bu fıçılar tamamen organik olup çivi, vida, zamk gibi hiç bir başka madde kullanılmadan sadece çam ağacından yapılıyor. Dış çemberlerde ise ardıç ağacı kullanılıyor 130 ila 500 TL arası fiyatlanan bu ahşap fıçılar 30 lt lik bile olabiliyor. Su, ayran, zeytinyağı konularak kullanılan fıçılar gözü okşayan dekoratif obje olarak geçmişe özlem duyanlar için makbule geçen bir hediyelik sayılıyor.


Beypazarı Telkarisi
Beypazarı son yıllarda yıldızı parlayan, yıl boyunca turist çeken ilçelerimizin başında gelenlerden.
Zengin çeşit barındıran Beypazarı hediyelik eşya dükkanlarında gümüş telkari sanatı örnekleri büyük beğeni kazanıyor. Özellikle 925 ayar gümüş kullanımıyla yapılan yüzükler, küpeler, bileklikler, takı setlerini gören hanımların, sevdiklerine hediye vermek isteyen beylerin, hangisinden alacağı konusunda kararsız kaldıkları hediyeliklerden sayılıyor.


Çorum'un antik eser kopyaları, Tokat'ın kavalları

Bakır ev ve mutfak araç gereçleri, semaver, mangal gibi bakır süs eşyaları, sedefli ağaç oymacık ürünler, el dokuması kilim, heybe, el örgüsü motifli folklorik özellik taşıyan çoraplar, el sanatları arasında özellikle İskilip ilçesi sepetçilik, semercilik, ağaç oymacılık ürünleri beğeniliyor. Çorum’un hediyelikleri, sadece bunlarla kalmıyor. En güzel anı ve hediyelik eşyalar arasında antik kentleri simgeleyen, müzelerde sergilenen tarihi eserlerin küçük ölçülerde yapılmış imitasyon örnekleri de yer alıyor. Bulunduğu yere güzellik, değer ve tarih katan bu objeler arasında büstler, güneş kursları, Hitit heykelcikleri, Alacahöyük, Yazılıkaya, Aslanlıkapı, Boğazkale de görülen heykel örnekleri turistik eşya satış ofis ve dükkanlarından satın alabilirsiniz. Tokat ise keçe, yemeni, kaval gibi objelerin tam merkezi.


Konya'nın Mevlana ve semazen bibloları
Yurt içi yurt dışı iş veya tatil amaçlı nereye gidilirse gidilsin mutlaka değişik ortamdan etkilenir bir çok fotoğraf çeker, oraya ait bir şeyleri satın alıp sevdiklerimize götürmek veya kendi ortamımızda seyredip etkilendiğimiz manzaraları, tarihi eserleri, ziyaret yerlerini hatırlamak isteriz.
Konya'da da bunun farkına geç de olsa varan hediyelik eşya üreticileri, özellikle Mevlana ve semazen heykellerine, biblolarına daha bir önem vermişler, çeşitleri, estetik figürleri geliştirip çeşitlendirmişler. Geçmiş yıllarda sadece tahta kaşık, tahta tabak içinde mevlana kabartması bulunan hediyelikleri daha sanatsal bakış açısıyla sunmuşlar. Sadece bununla kalmamışlar kilim, ladik halı dokumalar, Mevlana Türbesi maketi, kaftanların maketlerini, takılarda ki uygulamaları Konya ile harmanlayıp sunmuşlar.


Batman bebekleri, dokumaları, telkarileri
Batman’ın geleneksel el sanatlarının başında dokumacılık geliyor, el tezgâhlarında dokunan kumaşlar, bezler ilgi görüyor, 70 yıl önce bu ilkel tezgâhların ürünleri gelir kaynağı sayılıyordu. İğne oyası, dantel, kanaviçe üzeri nakış, el örgüsü yün kazaklar, motifli çoraplar, kilim, halı dokuması birçok aile için geçim kaynağı olarak sektör oluşturmuş. Diğer bir el sanatı ise ince gümüş tellerin birleştirilmesiyle yapılıp telkari denilen gümüş işleme el sanatı hediyelikler olarak karşımıza çıkıyor. Yapma bebekler ise oyuncak sanayinin, teknolojinin gelişmediği dönemlerde dokumalardan, artan kumaş parçaların değerlendirilmesi amacıyla ortaya çıkmış. Yapma bebek sanatı folklorik değeri olan halk kültürünü yansıtan figürleri sembolize eden, geçmişi hayli eskilere dayanan ve günümüze dek gelebilmiş bir el sanatı olarak Batman hediyelik eşyaları arasında bulunuyor.

Capcanlı renkleriyle şirin mi şirin Damal Bebekleri
Türkiye’nin birçok kenti el yapımı bebekleriyle ünlü, bunlar arasında Kayseri Soğanlı, Edirne, Batman bebekleri geliyorsa da capcanlı renkleri, orijinaline sadık kalınarak hazırlanan Damal Bebeklerinin yeri bambaşka.
Ardahan ilinin Damal ilçesi yöresel özellik taşıyan Damal Bebeklerini günümüze dek yozlaşmadan taşımış ve dünyaca ünlenmesini sağlayıp yöreden alınabilecek en şirin hediyelikleri arasına sokmuş. Damal’ın Orta Asya Oğuz Türklerinin kıyafetlerini kullanan Türkmen halkı, Üçetek, önlük, gömlek, şalvar, yelek, cepken, göğüslük, tor, fes, takye ve kolçak gibi parçalardan oluşan kıyafetleri hazırladıkları bebeklerde kullanmışlar ve ortaya son derece cazip, albenisi olan gerçeğe uygun bebekler çıkarmışlar.
Damal bebeklerinin kıyafetleri aynı zamanda sosyal durum, ekonomik güç, ailevi durum hakkında ipuçları taşırken eskiden iskeletinde ahşap kullanılan bebeklerin kıyafetleri günümüzde plastik yapım bebek vücutları üzerine giydirilerek satışa sunuluyor.
Japonya’da yapılan "Folklorik Bebekler" yarışmasında dünya birinciliği bulunan Damal Bebekleri, turizm fuarları, hediyelik eşya dükkânlarında yörenin patentli hediyelik tanıtım aracı olarak kültürü yaşatıp, alıcılarını mutlu ediyor.

Karamürsel sepetleri
Konik biçimde olup, fındık veya kestane ağacından uygun hale getirilen malzeme ile örülen Karamürsel Sepetleri, pratik ve kullanışlı oluşu nedeniyle yöreye özgü özellik kazanmış.
Sepetlerin ağız kısmı dip kısmına oranla daha geniş oluşu, iç hacminin dış görünüşüne göre de daha geniş görünmesi sepetler için esprili bir söyleyişe sebep olmuş.
Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz, av köşküne geldiğinde Karamürselliler kendisine Karamürsel sepetiyle kiraz ikram etmişler, bu küçük ve sade hediye karşısında şaşıran Abdülaziz sepetin tepsiye boşaltılmasını istediği kirazlar tepsiden dışarı taşınca “Sepeti ufak gördük ama tepsiye sığdıramadık” şeklinde mırıldanmış. Bu ifade “Ufacık Tefecik Gördün de Karamürsel Sepeti mi Sandın” şeklinde Karamürsel sepetlerini üne kavuşturmuş. Sepetler günümüz koşullarında çeşitlendirilerek Karamürsel’den gelip geçenlerin, beraberinde götürdükleri yöresel bir hediyelik çeşidi olarak hediyelikler arasında ki yerini almış.


Bolu, Mudurnu, Göynük, Taraklı'nın ahşap hediyelikleri
Dijital çılgınlığın henüz olmadığı devirlerden günümüze gelen sade, yalın, basit ama insanı geçmişe götürecek ahşap malzeme kullanımıyla yapılmış yöresel hediyelikler bu bölgelerde ağırlık kazanıyor. Bunlar arasında sofra takımları, yemek kaşıkları, kapları, salata tabakları, çerezlikler, oklava, sini, ekmeklik, havan, bal kaşıkları, süzgeçler, servis takımları, askı, tarım araçlarının maketlerine, en çok Bolu, Mudurnu, Taraklı, Göynük, de rastlıyoruz. Taraklı gezisi yapanlar mutlaka ahşap objelerin satıldığı hediyelikler çarşısına uğruyor, dükkanları tezgahları bir bir geziyor, an işli, en ince kaşığı arıyor, seçiliyor.
Çevre orman olunca ağaç işçiliği öne çıkmış. Bazen dekoratif amaçlı bazen gündelik kullanım amaçlı bazen de tasarım amaçlı objeler alınıyor. Şakacı olanlar arasında yeni evli bir çifte hediyelik olarak oklava alan da var, hiç saçı olmayana iri dişli tahta tarak alan da var. Özellikle Amasra’da Çekiciler Çarşısı’nda çeşitler öylesine artmış ki ahşap hediyeliklere, çeşitli iri taneli sert ve dayanıklı bitki tohumlarından yapılma süs eşyaları, küpeler, kolyeler ve tespihler de eklenmiş.
Deniz kabuklarından yapılma olan hediyeliklerde unutulmaması gereken hediyeliklerden sayılıyor.
Her biri kendi çapında ekonomik ama kişiye verildiğinde hatırlanma, gönül alma, vesilesi olabilen yöresel özellikler taşıyor.

Kızılcahamam'ın ahşap kuş yuvaları
Şifalı suları ile ünlü kaplıca diyarı Kızılcahamam fauna ve florası ile de ünlü.
Soğuksu Milli Parkı ile de tanınan ilçede kuş zenginliği bu derece fazla olunca beraberinde kuş sevgisine bağlı olarak el sanatlarına kuş yuvası imalatı olarak yansımış.
Çeşit ve büyüklükleriyle gönüllerde taht kuran sempati kazanan cazip kuş evleri yapılmış.
Balkonu, bahçesi, terası olan herkesin hayır diyemeyeceği bu hediyelikler, sahibinin beğenisini kazanacak ve makbule geçecek olanlardan. Kimisini alıp duvara asıyorsunuz, kimisini bahçeyenizin ortasına, kimisini ise ağaca asıyorsunuz. Hepsi şirin ziyaretçileri uğradıkça gözünüzü gönlünüzü okşuyor. Sadece bunlarla kalmıyor, hediyelik objelerden diğerleri Kızılcahama'a özgü Karaakbaba ve yöreye özgü fosil kayalıklar.

Anadolu Dopdolu

Van kilimleri Gülsarya, Nehrek, Halit Begi, Şahneri, Lüleper modelleriyle ileri çıkarken, yöre insanı yöresel motif özelliklerini yaygı, minder, yastık, erzak torbasına bile işlemiş, hepsi gönül alıcı bir hediyelik oluvermiş. Sadece kilim değil Van’dan alınabilecekler.
Savat işlemeciliği, süslü ağızlıklarda, tütün tabakalarında, yüzük, kemer, şemsiye sapı, hançer kını, kolye, bileziklerde yansıtılıyor.
Kilimden çömleğe söz sahibi illerden birisi de Gümüşhane.
Kelkit’te üretilen Zilli kilimleri motifleriyle sanat değeri taşıyan hediyeliklerden kabul ediliyor.
Çorum Alacahöyük, Yazılıkaya, kent kapıları gibi antik kentleri,ören yerleri ile ünlü. Buralarda yapılan kazılarda bulununarak Anadolu Eserleri Müzesi, Çorum Müzesi'nde sergilenen tarihi eserlere ziyaretciler imrenerek bakıyor. Hepsinden küçük ebatlarda yapılan imitasyon kopyaları, bölgeden alınabilecek en değerli hediyeliklerin başında yer alıyor.
Adıyaman Nemrut Dağı heykelleri ise mermer tozundan yapılmış heykelcilikleri hem şık görünüşüyle, hem de masanızda ki kağıtların uçmasını önleyecek kadar işe yarıyor.


Tokat, Erbağ, Niksar, Turhal ve diğer ilçeler killi sabunlardan tutun da kavala kadar öylesine cazip hediyelikler yapmışlar ki insanın kendisine bile hediyelik alacağı geliyor.
Kırşehir Mucur ve Özbağ halı yastıkları ile olduğu kadar, Kırşehir’i sembolize eden onyx işlemeciliği ile uğraşan atölyelerde yılda 3000 ton onyx ve mermer tozu kullanılarak dekoratif ve kullanım amaçlı çeşitli süs eşyaları yapılıyor. Mucur, Hacıbektaş, Tokat ocaklarından temin edilen malzeme ile hayvan figürleri, üzüm salkımı, elma, armut gibi meyveler, meyvelik kaplar, kaseler, yumurtalar, vazo, kalemlik, masa için ayaklı dümen içi saat gibi dekoratif onyx ürünler itina ile torna tezgahlarında hazırlanıp, ölümsüz hediyelikler olarak vitrinlerdeki yerlerini alıyor.


Hediyelikler, yerine ve verilecek kişiye göre öyle bir anlam kazanıyor ki, bu bazen kişiyi ziyadesiyle mutlu etmeye yetiyor.
Nevşehir Ortahisar’da bulunan antikacılar bir ölçüde Anadolu’nun özeti durumunda bir konum taşıyorlar.
Kapadokya bölgesinde ev alan yabancılar, yine evlerini bu bölgeden satın aldıkları sayıları hızla azalan otantik eşyalarla döşüyor, şark köşeleri yapıyorlar.
Onlar için kullanılmış da olsa ahşap bir tavan göbeği, işli bir kapı, oyma bir sandık, belki bir mobilya değeri biçilmez bir hediye olurken, bir başkası için bir gramofon, eski bir bakır semaver belki de en makbule geçen hediye oluyor.
Meraklısına yıllarca kullanılmış at üzengileri, masadaki kâğıtların uçmaması için boyanıp üzerine konan, el terazisi dirhemleri, kilogramları, eski kilit, kocaman anahtarlar, eski silah, tüfek, fener v.s, dekorlara meraklı olanların, koleksiyonerlerin gözünde paha biçilmez dekoratif hediyeler oluveriyor.
Günümüzde hediyelik anı eşyaları arasına bir yenisi daha katıldı. Kapadokya'ya giden turistlerin bir çoğu çevreyi balon turları ile geziyor, bu doyumsuz güzelliği havadan izliyorlar ve tabii bölgeden ayrılmadan önce bu turu gözleri önünde uzun süre yaşatmak için turistik balon maketlerinden de satın alıp, beraberlerinde ülkelerine götürüyorlar.

Marmaris, Erdek, Avşa, Bozcaada, Kuşadası, Side, Fethiye’den satın alınan boncuk kolyeler, bilezik, bileklikler yaz aylarının vazgeçilmezi olurken, Çanakkale seramik örnekleri mevsim tanımayan hediyeliklerden olma özelliği taşıyor.

Kapadokya başta olmak üzere, Soğanlı'da, Batman'da, Alanya'da Türkiye'nin bir çok yerinde çeşitli malzemelerle süs bebekleri yapılıyor, bebek yapan yerlerden biri de Edirne.
Edirne'ye gelenler tarihi çarşılarda, hediyelik eşya dükkanlarında sabunların, aynalı süpürgelerin yanısıra Edirne bez bebeklerinden de almayı ihmal etmiyorlar.
Maşukiye, Kırkpınar'da ise kafelerin bahçelerinde, otellerin evlerin pencerelerinde, hediyelik eşya dükkanlarında çeşitli boylarda yöreye has ekonomik fiyatlı korkuluk maketlerine rastlanıyor.
En az bebek kadar sevimli görüntülere sahip korkuluklar, bez bebekler gibi oynanmasa da dekoratif özellik taşıması nedeniyle kütüphane, bilgisayar, raflara konulmak üzere süs olarak satın alınıyor.


Yöresel özellikli hediyelik objelere son yıllarda ilave olanlardan bir tanesi de Yeşil Zümrüt.
Sayfa başında bulunan Erzurum'un Oltu ilçesinde daracık galerilerden oltu taşı gibi zorluklarla çıkarılıp işlenen mücevher değerinde ki yeşil zümrüt taşı, Oltu taşının diğer adı siyah kehribar gibi yine tesbih, küpe, kolye, yüzük yapımında kullanılıyor.


Yalova ve Maşukiye çiçekcilik merkezleri
Hediyeliklerin içinde kısa ömürlü olmalarına rağmen en güzeli, en gönül alanı hiç şüphesiz çiçekler oluyor. Türkiye'de çiçekcilikte ilk akla gelen iki yer öne çıkıyor.
Bunlardan biri Yalova diğeri Kırkpınar, Maşukiye. İki yerin de ayrı ayrı özellikleri var.
Yalova kesme çiçekcilikte, bilimsel üreticilikte bir numara. Bilgisayar sistemli üretim yapılıyor, üretim merkezleri sera içi nem oranı, sulaması, ısı kontrolü, çatının açılıp kapanması hepsi programlanıyor. Tohum ve fide yetiştiriciliğinin sınırlı sayıda üretimine ilaveten, yaprak dokudan sınırsız sayıda üretim yapılabiliyor. Yalova Karamürsel yolu, Yalova, Çınarcık arası ülkenin en kıymetli çiçek çeşitlerinin yetiştirildiği, fidelerin, salon veya dış mekan birkilerinin, üretildiği seralarla dolu.


Maşukiye daha farklı konuma sahip, burası daha ziyade bir tür çiçek hastahanesi gibi çiçeklerin hayat bulduğu bir yer. Çiçekciler "biz tatlı suya sahip Sapanca gölü kıyısındayız, dolaysıyla zeminde deniz suyu ve tuzu olmadığı için çiçek yetiştiriciliği bakımından son derece elverişli koşullara sahibiz" diyorlar. Gerçekten de Maşukiye, Kırkpınar bahçe, balkon, teras çiçeklerine meraklı olanlar için zengin çeşitlere sahip. Her iki güzergahtan da geçişlerde eve veya sevdiklerinize alabileceğiniz çiçekler, başka yerlerde göremiyeceğiniz kadar canlı, gelişmiş, nadide, zengin çeşitlerle yol boyunca taşıdığınıza değecek.

Kitap olacak zenginlikte bu derin "Hediyelikler" konusuna girip de bu kadar kısa zamanda çıkmak neredeyse imkânsız, değinemediklerimiz tabidir ki kalmıştır.
Kimi hediye almasını kimi vermesini sever, önemli olan ise hatırlanmaktır diyerek noktayı koyalım.


Daha birçok hediyelik ürünümüz olabilir

Ülkemizdeki hediyelikler bu kadar değil tabii. Fakat yapılması gereken daha birçok cazip hediyelik hatıra eşyası bulunuyor. İngilizler nasıl çift katlı otobüslerini, Fransızlar Eiffel, İtalyanlar Pizza kulelerini biblo, maket hatta kolonya şişesi haline getirmiş, sabundan kibrite kadar günlük kullanım eşyalarına işlemiş, simgeleştirmişlerse, bizim de yıllarca iç içe yaşadığımız pek çok değerli yapılarımız, araçlarımız var.

İstanbul Boğazı'nın emektarları, şimdilerde anılarda kalan şehir hatları kömürlü gemilerimiz, yandan çarklı araba vapurlarımız, emekli olan Galata Köprümüz, İstanbul’da yıllarca çalışan ve hatta 141. yıl dönümünü geride bırakan, dünyanın en eski ikinci metrosu olan tünelin vagonları, Galata, Beyazıt, Kızkulemiz, Dolmabahçe, Tophane Saat kulelerimiz, Bursa telefriği, süslü meydan çeşmelerimiz var. Onların da renk ahenk maketlerini, biblolarını, abajurlarını görelim.
Yalnızca bu kadar mı? İstanbul’u, Antalya’yı görüp de Sultanahmet Camisinin, Ayasofya’nın, Aspendos Tiyatrosunun gümüş biblosunu, maketini almaya hangi turist hayır diyebilir acaba?

Yola çıkışların, varışların vedalaşmaların, karşılamaların yoğun anıların yaşandığı Haydarpaşa, Sirkeci gibi tarihi gar binalarının şirin tren istasyonlarının sayısız mezun veren İstanbul Üniversitesinin abidevi kapısının maketleri, bibloları, magnetleri hatıraları her daim canlı tutacak, seyri zevk verecektir.

Prens Adalarının sembolü atlı faytonlar, Dalyan’da tur yapan dolmuş motorları, mavi koylarda gezen gulet, trandil tipi mavi yolculuk tekneleri, İstanbul’da, Marmaris’te yeniden boy göstermeye başlayan Osmanlı Saltanat Kayıkları, Barbaros'un Kalyonları, Saltanat Arabaları, Foçalıların elli kürekli gemileri bile, Venedik Gondolları gibi popüler hale getirilip, hediyelik eşya olabilir.

Pazar daha da geliştirilip cazip ve estetik hale getirilerek turizmin yan sanayinde aşama sağlanabilir.
Doğu Beyazıt İshakpaşa Sarayı’ndan Bodrum Kalesine, Dolmabahçe Sarayı'nın abidevi kapısından, yıllardır onbinlerce mezun veren İstanbul Üniversitesi'nin anıtsal kapısına, İzmir ve diğer kentlerin tarihi saatli saat kulelerine, Bursa teleferik kabini, Tarsus’ta ki Nusrat mayın gemisi, Milas, Muğla gibi evlerin karakteristik bacaları, kapı tokmağı örnekleri, antik taş köprüler, cumbalı ahşap evler, tarihi deniz fenerlerimiz ilk akla gelenler oluyor.

Osmanlı'dan günümüze gelen zarif kuş saraylarının minyatür maketleri de bu listeye eklenebilir örneklerden. Boğazın ünlü yalıları, hatta ülkemiz kuş türlerine, Van kedisi, Denizli horozu, Kangal köpeği, Birecik Kelaynak kuşu, Selçuk’ta güreşen develer, Artvin’de boğa güreşlerini temsil eden kompozisyonlara varıncaya kadar kâh anahtarlık, kâh maket, kâh biblosuyla tanıtım ve koleksiyon yapılmayı bekleyen daha yüzlerce çeşit hazinemiz var.