|
 |
|
... |
| | |
KABATAŞ |
 | |
|
| |
KABATAŞ İSKELESİ EN YOĞUN 4. İSKELE OLDU İstanbul’da
en yoğun trafiğin yaşandığı iskelelere Kabataş Vapur İskelesi de eklendi. Yenikapı,
Bostancı, Haydarpaşa, Beşiktaş iskelelerini geride bırakıp, başta Kadıköy-Karaköy-Eminönü-Sirkeci
olmak üzere, İstanbulluların bir yakadan diğer bir yakaya taşınırken ayak bastığı
en kalabalık iskeleler sıralamasına katılan Kabataş İskelesi, Taksim tünel bağlantısı
ile tramvay başlangıç durağının devreye girmesi nedeniyle, taşınan yolcu sayısına
paralel olarak önemini de her geçen gün artırıyor.
Şehir hatları vapurları, deniz otobüsleri, Üsküdar-Kabataş motor seferleri deniz
trafiğinde hareketliliğe sahne olurken, boğaza ve adalara gezi düzenleyen gezi
tekneleri de hareket noktası olarak Kabataş Dolmabahçe sahilini kullanıyorlar.
Beşiktaş İnönü Stadının İskeleye yakınlığı nedeniyle maç günlerinde yoğunluğun
daha da arttığı gözleniyor. Kabataş İskelesi paralelinde bulunan ve Galata Rıhtımına
yanaşmak üzere yakın geçiş yapan turist gemilerine ilave olarak, boğazdan transit
giriş çıkış yapan tanker ve şileplerin de trafiğe katkısı göz önüne alınırsa,
iskele konumu itibariyle İstanbul'un en önemli noktasında yer alıyor. Avrupa Kıtasının
Asya Kıtasına bakan sahilinde bulunan Kabataş İskelesi, çevresinde yaşanan yoğun
deniz trafiğinde doğabilecek olası olumsuzluklara karşı, anında müdahale edecek
römorkör, deniz itfaiyesi bulundurma ihtiyacını hissettiriyor. 
İSTANBUL GALATA LİMANI DEV GEMİLERİ AĞIRLIYOR...
2008'de İstanbul Limanı'nı ziyaret eden turist gemilerinden Emerald Princess (en
üsste), Norwegian Jade, Costa Serena, Rotterdam, Sky Wonder, Aurora, Celebirty
Galaxy, Gueen Victoria transatlantiklerden sadece bir kaçıydı. Ankara ve
Bursa’dan sonra İstanbul’u ziyaret eden İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, konaklayıp
davet verdiği İngiltere ye ait “HMS Illustrious” uçak gemisinin de aynı rıhtıma
yanaşmasıyla limanda yer bulamayan turist gemileri boğazda demirleyip, rıhtımın
boşalması için sıra bekledi, yolcular motorlarla karaya çıkarıldı, deniz trafiğinde
bazı değişiklikler yaşandı, güvenlik tedbirleri artırıldı. Özellikle uçak
gemisinin 18 Mayıs Pazar sabahı saat 10.00 sularında limandan ayrılışı görülmeye
değerdi. Halen sürmekte olan Marmaray tüp geçit çalışmaları nedeniyle boğaz
girişinde şamandıralarla ayrılan bölümlere dikkat edilerek, Sahil Güvenlik botu
gözetiminde ve üç adet güçlü römorkörün refakatinde Salıpazarı mevkiinde, yanaştığı
rıhtımdan geri geri çekilerek açığa taşınan savaş gemisi, bu sırada Fındıklı sahilinde
olta balıkçılığı yapan kayıkların arasında kaldı! Keskin düdüklerle yol açılan
gemiye Kabataş vapur iskelesi önüne geldiği anda Pazar günü tatil yolcusuyla tıklım
tıklım dolan Fenerbahçe vapuru aynı anda adalar seferi için çıkış yaptı.
Bir tür yüzer cephane olan dev uçak gemisi Kabataş önlerinde ki dar alanda römorkör
yardımıyla oryantal manevrasını tamamlarken sıradan basit bir gemi gibi, Topkapı
Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Camisinin bulunduğu tarihi yarımadayı sağında bırakıp,
boğaz sularından ayrılarak Marmara’ya açıldı! Geriye uçaklardan ve silahlardan
arındırıldığı belirtilen dev savaş gemisinin yine de açıkta demirlemek yerine,
İstanbul’un kalbi sayılan Karaköy Galata Rıhtımı’na, turist gemilerinin yanı başına
yanaştırılmış olması, nasıl bir rizikonun göze alınmış olabileceği hatırlattı.
 Geçtiğimiz aylarda
Sirkeci-Harem arasında hizmete giren Suhulet ve Sahilbent isimli yeni feribotların
manevra ve hız kabiliyetine güvenerek 8 dakikada geçiş yaptığı boğazın en akıntılı
bölümünde zaman zaman transit geçiş yapan gemilerin üzerine doğru endişe verici
sürüklenmeleri gözleniyor! Fırtınalı havalarda rüzgar ve dalgaların etkisiyle
geniş yüzeyli rüzgara muhatap yeni tip feribotların sefer riski artacağa benziyor!
(05-EYLÜL-2008) | |
| |
|
2008 yılı havai fişek gösterisi 2007 gösterisinden daha iyi değildi! İstanbul
Belediyesi tarafından düzenlenen ve merakla beklenen ses, ışık, havai fişek gösterisi,
izleyenlere bekleneni veremedi. İstanbul Boğaziçi köprüsü ile Kızkulesi arasında
kalan bölümde belirli aralıklarla konumlanmış platformlardan atılan havai fişekler
29 Ekim gecesini gündüze çevirirken 2007 yılı gösterisinin gölgesinde kaldı.
Ses ve ışık gösterisi ile başlayıp, 16 noktadan yapılan, havai fişeklerle devam
eden şölende, İstanbul semalarında kesişen güçlü lazer ışık huzmeleri altında
300’e yakın teknenin fener alayı geçişi, geceye ayrı bir renk kattı. Gösteride
römorkörlerle çekilerek getirilen sallar üzerinde ateşleme sırasıyla dizilerek
düzenek haline getirilmiş havai fişeklerin patlatılması, 19.30 başlayıp 20 dakika
sürdü. Havai fişekler ayrı platformlardan aynı tür, aynı, renk, aynı modelde olanların,
aynı anda havaya fırlatılması sonucu, gökyüzünde renk cümbüşü yarattı. Sesleri,
Üsküdar-Harem-Salacak, Ortaköy-Kabataş-Cihangir çanağında yankılandı. Havai fişeklerin
patlatılmasına önce boğaz köprüsünden başlandı. Ne varki havanın durgun olması
sonucu fişeklerden çıkan dumanlar sis gibi olduğu yere çökünce, daha sonra atılan
fişeklerde dumanlar görüntü ve netliğin kaybolmasına neden oldu. 2.4 milyon
YTL maliyetli gösteride birbiri ardına çok sık patlatılan havai fişekler geçen
yıl ki gösterinin aksine estetik, kurgu, zamanlama ve uyumdan uzak göründü.
Ayrıca gökyüzünde kırmızı renklerin hâkim olduğu anlarda havai fişek gösterisinden
çok bombalan bir şehir hissi yarattı. Gösterinin olumlu yanı ise, geçen yıl öğleden
sonra fişek yüklü sallar Kabataş yolcu iskelesine yanaşmış gösteri saatini beklemişti.
Bu yıl belediye aynı rizikolu hatayı tekrarlamayıp, salları gösteri saatinde boğaza
direk getirip yerleştirmesiydi. (Fotoğraf 2007 yılı 29 Ekim gösterisinden Kabataş'dan
100 asa Fujicrome ile çekilmiştir). |
| | |
SUHULET | Boğaz
köprü trafiğini, Sirkeci Harem arası seferleriyle hafifletmek amacıyla hazırlanan
yeni Suhulet, yıllar sonraTürk Denizcilik Tarihinin efsane araba vapuru eski Suhulet’in
yanaştığı Kabataş iskelesinde... Yeni Suhulet 1 saatte 1000 araç, 7 bin
200 yolcu kapasitesine sahip. 73 metre uzunluğundaki gemi bir seferde 80 araç
ve 600 yolcu taşıyor. Yeni "Suhulet", ilk Suhulet'ten tam 136 yıl sonra yine Türk
mühendislerin eliyle İstanbul'a kazandırıldı. Türk tersanelerinde inşa edilen
2 Ağustos 2007 günü törenle suya indirilen Suhulet 12,5 deniz mili hız yapabiliyor.
Dünyanın en güvenli manevra sistemlerinden birine sahip olan İstanbul'un yeni
araba vapuru, ekseninde 360 derece dönebilme özelliğinin yanı sıra, birbirini
yedekleyebilen 4 makine düzeneğiyle sistem güvenliğini kesintisiz sağlıyor. Suhulet'in
bir başka özelliği de Siemens firmasınca projelendirilen, Türkiye'nin ilk Elektrik
Tahrik Sistemli gemisi olması. Tahrik sisteminin yanı sıra, Hız Kontrol Sistemleri'ndeki
donanımlar ise gemiye daha az titreşim ve gürültü, enerji tasarrufu, yüksek manevra
kabiliyeti sunuyor. Sirkeci-Harem arasındaki seyir süresini 8 dakikaya indiren
Suhulet, yüksek pencere boyutları, açık ve kapalı mekânlarıyla yolculara panoramik
seyir sağlıyor. Seferi hızlı tamamlayan bu tip gemilerin Eskihisar-Topçular,
Çanakkale-Eceabat, Gelibolu-Lapseki arasında da hizmet vermesi bekleniyor.
 Tuzla
tersanelerinde inşa edilen Yeni Suhulet, İngiltere’de yapılan ve Dünya Denizcilik
Tarihinin ilk arabalı vapuru olan, 1871 de boğazda seferlere başlayıp, 1856 yılında
seferlerden alınan ilk Suhulet’ten 49 yıl sonra aynı isimle, aynı sulara yeni
omurgasında Aralık 2007 de kavuşmuş oldu. Ne varki yeni tip araba vapurları Sahilbent,
Suhulet, Sultanahmet, Sadabat eski vapurlar kadar estetik olmayıp daha ziyade
kapakları kapalı haliyle kutu veya suda yüzen tabut görünümündeler.
|
|
|
ŞAKA
GİBİ "U" DÖNÜŞ |  | | 9
Haziran 07 saatlerin 11.25'i gösterdiği rüzgârlı bir sabah. Pulman Tur yazılı
turist gemisi, Galata Rıhtımına yanaşmak üzere Marmara'dan giriş yaparak Üsküdar
önlerine geliyor. Boğazı enine kesercesine uskuru durdurup burnunu Avrupa kıyısına
çevirerek kendini Karadeniz'den gelen üst akıntının itme gücüne bırakıyor. Bu
dönüş anında boğaz trafiğinin başka gemilerce yakın geçişi devam ediyor! Saat
11.30 gemi akıntı ve rüzgâr etkisiyle Kızkulesi önlerine dek sürükleniyor. İki
kıtayı deniz altından birleştirmek amacıyla yapımı deniz üstü araçlarıyla devam
eden Marmaray hattı çalışma sahası, uyarı şamandıralarına tehlike sınırına dek
iyice yaklaşıyor. Devreye giren römorkör gözetiminde tekrar uskurları dönmeye
başlayan turist gemisi, Fındıklı-Galata yönüne dik geliyor. Hiçbir geminin dönüş
yapmadığı, deniz trafiğini dikine kesmediği bu alanda dönüşü tamamlayıp rıhtıma
yanaşıyor! |
| |
 |
İstanbul'un
Levent ve Maslak yönüne doğru süratla gelişmesi, kente boyu uzayan şehir görünümü
kazandırırken yeni gökdelenlerin yapılmadan önce kent planlamacılarının gelecek
için yeşil alan, ulaşım ve acil durum ihtiyaçlarına karşı şimdiden önlem almaya
zorluyor. 
Marmara’dan Boğaza giriş Öte yandan Marmaray çalışması nedeniyle Kızkulesi
açıklarında yüzeyde bulunan platformlar çevresinde ki şamandıralarla belirlenen
bölgenin dışından geçen dev gemiler, bu noktada önce Dolmabahçe Sarayına dümen
kırıyor daha sonra Kabataş açıklarında ani kavis çizerek rotalarını Boğaz geçiş
hatlarına çeviriyorlar. Olası dümen kilitlenmesi veya vuku bulacak bir başka probleme
karşı anında müdahale için Kabataş iskelesinde römorkör bulundurulması gerekiyor. |
|
 |
Boğazın
altından tüp geçiş projesi çalışmaları hızla devam ediyor. İstanbul'un
Arap saçına dönen ulaşım sorununa çare bulmak amacıyla başlatılan bir dizi çalışmanın
biri olan tüp geçit projesi için tüp geçit kazı çalışmalarına devam ediliyor.
2011 yılında hizmete girmesi amaçlanan tüp geçidin toplam uzunluğu 13.558 metre
olup, 4 dakikada geçilmesi planlanıyor. Su yüzeyinden 60 metre derinlikte batırma
tünel sistemi ile inşa edilen tünelin her biri 135 ila 90 metre uzunlukta, 15.60
metre genişlikteki tüpleri Tuzla'da yapılırken, tüplerin tamamı 2008 de deniz
dibine yerleştirilecek. Toplam 11 tüpün deniz tabanına döşeneceği projede 135
metre uzunlukta ki onuncu tüp, Ağustos ayı sonunda ayı 50.75 metre derinliğe indirildi.
Üsküdar-Sarayburnu geçiş hattı zemin çalışmalarına, kepçeli yüzer vinçler yardımıyla
Sarayburnu açıklarında aralıksız devam ediliyor. Tüpler denizin dibini boyladı!
Proje kapsamında son kalan tüpün de batırılmasıyla 11 tüp tünelin yerleştirilmesi
işlemi tamamlanmış oldu. Tarihi eserlerin bulunmasıyla bir süre aksayan proje
2011 de sona erecek. Tünel hizmete girince Bostancı-Bakırköy arası 37 dakika,
Üsküdar-Sirkeci arası 4 dakika, Sögütlüçeşme-Yenikapı arası 12 dakika, Gebze Halkalı
arasını ise 105 dakikaya inecek. Her gün 600 yeni aracın trafiğe katıldığı, kilometrelerce
araç kuyruklarının görüldüğü ve tüp geçişin giriş, çıkış semtlerinin bugünkü trafiği
göz önüne alındığında, 13.558 metrelik sistemle bölgede meydana gelecek yeni trafik
akışı sonucu ortaya çıkacak tablo, merakla bekleniyor! Öte yandan Marmaray
çalışmaları nedeniyle balçık kaplanan zemin, bulanık su balık göçlerini olumsuz
yönde etkiledi. Karadeniz'e çıkmakta zorluk çeken balıklar azalınca, balıkçılar
2007'de olduğu gibi, 2008'de de umduklarını bulamıyorlar. |  |
|
 |
İstanbullu
lale ile buluşuyor, İstanbul 2010 da Avrupa'nın kültür başkenti oluyor.
Üç milyon lale, yüz bin gül, beş milyon çeşitli türde çiçek ekilen İstanbul'da
değişmeyen siluet iç karartıp, kara kara düşündürüyor. Yetkililer kenti "Kültür
Şehri" ilan edip daha fazla turist çekmeyi hayal ediyorlar. Haliç sahillerine,
Galata Köprüsü çevresine biriken çöpler, milyonlarca insanın önünden geçtiği Galata
Kulesi, Süleymaniye, Yeni Cami siluetli Eminönü'nde, kültürün bahçede, toprakta
değil, kafada başladığını gözler önüne seriyor. Arnavutköy sahilinde uzanan kazıklı
yol ise, çöplerin bir başka birikim yeri olarak dikkat çekiyor! |
|
İSTANBUL'U
SEYREDİYORUM GÖZLERİM KAPALI...
Tarihi kent İstanbul, diğer şehirlerden farklı mimari dokusu ile dikkat çekerken,
kentin silueti içerisinde camiler, Bizans eseri kuleler panoramik güzelliği tamamlıyor.
Dünya mirası camiler kentinde turizm acenteleri, bu doyumsuz güzellikteki manzarayı
seyrettirmek için turist gruplarını Salacak'tan, şarkılara konu olmuş Üsküdar'dan
Avrupa yakasına bakış, "Günbatımında İstanbul" gibi aktiviteleri tur programları
içine alarak geziler düzenliyorlar. Bunlar arasında Kız Kulesi'ne gidenler kadar,
Üsküdar-Harem arası gezenlere semt sakinleri de katılıyor. Teraslar halinde hazırlanan
üzeri ahşap kaplı istirahat ve seyir masalarında yorgunluk atıp, Topkapı, Sultanahmet,
Ayasofya
Siluetini Kız Kulesi kadrajıyla Boğaz köprüsü yönünde Dolmabahçe ve Çırağan Saraylarını
seyrediyorlar. Geziseverler bir kıtanın bitiş sahilinden diğer kıtanın seyredildiği
bu istisna kıyılarda gemi geçişini düzenlemek amacıyla göze çöp gibi batan bir
kule inşa edilerek, kent mimarisini göz ardı edilmesini hayretler içinde karşılıyorlar.
Boğazın iki yanında inşa edilen diğer kulelerde Kanlıca örneğinde görüldüğü gibi
yolu iç kısmı yerine Üsküdar'da tam kıyıya yapılması ve Mimar Sinan'ın eşsiz güzellikteki
Yalı Camii,
Üsküdar Şemsi Paşa Camii'nin ensesine
dikilmesi yadırganıyor. İstanbullular, kulenin daha içeriye dikileceği imkanı
varken veya yüksek bir binanın teras katı aynı işlevi görebilecekken, çivi çakmanın
yasak olduğu boğaz sahillerine teknolojinin bu denli ilerlediği günümüzde böylesi
hantal bir kulenin burada yapımına kimin, nasıl izin verdiğini merak ediyorlar. |
|
Boğazlardan
bir dev daha geçti...
Rusya
ile Türkiye arasında "Mavi Akım" projesi için Karadeniz'in 2.150 metre
derinliğine doğal gaz boru hattı döşeyen dünyanın en büyük inşaat gemisi "Saipem
7000" beş römorkör eşliğinde boğazlardan geçerek Hollanda'nın Rotterdam Limanı'na
gitmek üzere Ege'ye açıldı. Dev bir platform olan Saipem 7000 inşaat gemisi 135
m yüksekliği 198 m uzunluğu ve 67 m genişliği bulunuyor. Gemi
geçişi haberi için tıklayınız | |
 |
| İstanbul'un
Yenikapı açıkları Boğaz'dan geçiş izni için sıra bekleyen veya kazaya karışmış,
güvenlik sorunu olan, arızalı olup giderilmesini bekleyen, yük boşaltmak, yük
almak için iskele bekleyen, mürettebat değişimi, ikmal için bekleyen gemilerin
ücretli gemi demir sahası olarak kullanılıyor. Geniş alana yayılan gemiler burada
demirleyip hareket saatini bekliyorlar. Ne var ki İstanbul'un sık sık yaşadığı
sert lodoslarda bazıları demir tarayıp yer değiştirirken, bazıları kontrolden
çıkıp sahile yaklaşıyor. Bunlar arasında karaya oturanlar veya kıyıya yaslanıp
öylece kalanlara da yıllardır rastlanıyor. Bunlara bir örnek de Yenikapı Sahili
Beoucoleon Sarayı önünde bulunuyordu. Ürkütücü görüntüsüyle, yan yatarak kıyıya
yaslanmış "Selin-5" adlı gemi, deniz trafiğini düzenlemek amacıyla dikilmiş olan
istasyon kulesi önünde yatarak manidar ve rizikolu bir görünüm sergilerken, uzun
bir bekleyiş sonrası gemi sökümcüleri tarafından kesilerek parçalandı. |
| | |

| Boğazlardan
geçen tanker sayısında ki artış dikkat çekiyor! Büyük risk taşıyan ve
Dünyanın en tehlikeli su yollarından biri kabul edilen İstanbul Boğazından geçen
gemi sayısı 1997 yılında 4303, 2000 yılında 6.093, 2003 yılı sonunda 46.939
a ulaşırken, bu gemilerden 2.923'ünün 200 metreden büyük olduğu ve 8.097 geminin
tehlikeli yük taşıdığı belirtiliyor. 1948 yılından bugüne dek boğazlarda 403 kaza
meydana geldiği, 15 Kasım 1979 da İstanbul'un yaşadığı en büyük gemi kazasının
Rumen bandıralı İndependenta tanker yangını olduğu biliniyor. Yetkililer konuya
çözüm bulmak amacıyla çeşitli alternatifler üretiyorlar. Bunlardan bir yenisi
de Karadeniz'in Kıyıköy sahilinden, Saros Körfezi İbrikbaba kıyısına döşenecek
boru hattı ile Karadeniz petrollerinin açık denizlere ulaşımı sağlamak, dolaysıyla
boğaz trafik yoğunluğunu azaltmak olarak gösteriliyor. |
| | |
| | |  | |
|
| Boğazdan
sürü geçişi |
Dünyanın
en rizikolu su yollarından biri sayılan İstanbul Boğazı gemilerin yarattığı çeşitli
tehlikelere sahne oluyor. Bazı gemi kazaları maddi manevi zararlarla sonuçlanırken
bazıları gözlerden kaçıp basına bile yansımadan yaşanıyor. Boğaza Karadeniz'den
giriş yapıp, Beşiktaş açıklarına gelen üç yüklü gemi akıntının ilave hızıyla Üsküdar
önlerine birbirlerini geçmek için yoğun çaba sarfettiler.Bu amansız yarış Boğaz
Deniz Trafiği kulesi önüne dek devam etti. Kadıköy-Karaköy arasında akşam
saatlerinde daha da yoğunlaşan şehir hatları vapur ve motor seferleri, boğaza
Marmara'dan giriş yapan dev tankeri karşılarında gören gemilere güç anlar yaşattı.
Birbirlerine yakın seyderen gemilerden (Sands-1) solunda geçemediği Yılmaz Kaptan
gemisinin dümen suyuna hızını keserek girmesiyle bir tehlike daha büyümeden önlemiş
oldu. | | | |
| | |