Birbiri arkasına gelen ve gelmeye devam edecek olan rock ve metal gruplarının konserleri devam ediyor.

6-Eylül.2010 Atatürk Olimpiyat Stadında, özel sahne tasarımı hazırlanacak ve Türkiye’nin en büyük stat konseri olma iddiası taşıyacak konserde U2 sahne alacak. Sekiz ayrı kategoride bilet sunulan konseri sahne önünde izleyecek olanlar 550.00TL öderken, en ucuz bilet için 50.00 TL yi gözden çıkarmaları gerekecek.

Rock Müziğin efsane gruplarından Black Sabbath'ın yeri dolmaz solisti
OZZY OSBOURNE BKM organizasyonu ile
30-Eylül.2010'da
ilk kez ülkemize gelerek Temmuz ayında piyasaya sunulan "Let Me Hear You Scream and Let It Dıe" albümü tanıtacak ve unutulmaz parçalarından örnekler için İstanbul Kuruçeşme Arena'da sahne alacak.

Ekim ayında ülkemizi ziyaret edecek olan grup ise dağılmadan önce veda turnesine çıkacak olan
SCORPİONS.

Concertmania
METALLICA, SLAYER, MEGADETH, ANTHRAX, MANOWAR, ACCEPT, RAMMSTEIN KONSER VİDEOLARI İÇİN
http://arzuozozlu.blogspot.com/

W.A.S.P İSTANBUL'DAN İKİNCİ KEZ GEÇTİ
Heavy metal dünyasının önemli gruplarından biri olan W.A.S.P, 19 Kasım 2009 perşembe gecesi İstanbul'da metal müziği sevenlerin karşısında çıktı.

1982 yılında kurulan dört kişilik Amerikalı metal grubunun limitleri zorlayan konseri merak ve heyecanla beklenmesine rağmen konserde, ülkemizde yaşanmakta olan ekonomik kriz, domuz gribi, işsizlik ve karamsar tablonun etkileri nedeniyle yeteri kadar seyirci toplanamadı. Parçalanmış gırtlaktan çıkan canhıraş sesle söylenen melodiler, baskın gitar soloları, ilginç kostümleri ve bir o kadar da dehşet veren sahne gösterisi ile dikkat çeken grubun sert metal müziğinin yanısıra, duygusal baladları da beğenildi. Maçka Küçük Çiftlik Park sahnesinde performans sergileyen W.A.S.P.grubunun konseriTürk rock seyircisini büyük ölçüde etkiledi.
W.A.S.P Konser Kayıtları için TIKLAYINIZ



İstanbul bu defa FAITH NO MORE ile sallandı!
Mike Bordin, Roddy Bottum, Bill Gould, Jon Hudson and Mike Patton'dan kurulu Faith No More İstanbul konserinde seyircileri takım elbise ile selamlayıp, Türk bayrağı ile veda ettiler…

Modern Rock müziğinin önemli gruplarından biri olan Faith No More, 12 Ağustos 2009 gecesi Maçka Küçük Çiftlik Parkta verdiği muhteşem konserle İstanbullu müzik severlere unutulmaz bir gece yaşattı.

Dağılmalarının ardından hayranlarını üzüntüye boğan ve tekrar bir araya gelen, bir çoklarının müzikal kimliğini bulmasına ön ayak olan Faith No More, “The Second Coming Tour” kapsamında ilk kez ülkemizi ziyaret edeceğine dair söylentiler çıktığında, gerçek mi yoksa asparagas mı diye konuşulurken, etkinliğin kesinleşmesiyle geriye sayım başladı. Ve işte konserdeyiz…

Kapı açılışı 18.00
Konserin alt grupları Nekropsi ve Kurban’dı. İzleyicinin konser alanına yeni ulaşmakta olduğu erken ve aydınlık saatlerde sahne alan Nekropsi oldukça iyi olan performanslarına rağmen fazla izleyici toplayamazken, Kurban bir sonraki grup olma avantajı ve performansları ile ortamı çarçabuk ısıtarak, nerede ve niçin orada olunduğunu izleyicilere hatırlattı. Kurban, kendilerinin de en sevdiği grup olduğunu söyledikleri Faith No More’u izlemek için sabırsızlandıklarını ve bir an evvel kendi konserlerini bitirmek istediklerini ifade ederek sahneden indiler.

Faith No More sahnede
Uzunca bir aradan sonra saat tam 22.00 olmuştu ki, kırmızı kadife perdeler arasından krem rengi takım elbiseleriyle Faith No More üyeleri sahnede belirdi. Coşku çığlıkları Maçka’dan Boğaz'a kadar rüzgârla beraber çevreye yayıldı.
O anda sahne, seyircilerin yukarı uzanıp tempo tutan ellerinden görünmez oldu.
Grubun solisti Mike Patton vokalinin ve sahne performansının gücünü gösterip, vokalinin yanı sıra, megafon başta olmak üzere kullandığı yardımcı enstrümanlar ile ayrı bir hava yarattı. Mike Patton’ın seyirci ile iletişimi oldukça iyiydi. Bir ara Maçka’dan Teşvikiye’ye çıkan yolun kenarındaki bir ağaca üzüm salkımı gibi yerleşmiş bir grup bedavacı izleyiciyi de fark etmişti. Işık kontrol masasını uyarıp, spot ışıklarını o tarafa yönlendirerek ağaçtakilere dikkat çekerken, sıradaki parça olan “Ashes to Ashes”ı ağaçdakilere ithaf etti. Parçanın sözlerinde geçen I’ll see you dizeleri onlar içindi.

Neler çalındı söylendi
Reunited ile başlayan konserde, From Out Of Nowhere, Land Of Sunshine, Caffeine, Evidence, Ashes To Ashes, Last Cup Of Sorrow, Surprise! You're Dead, Midlife Crisis, I Started A Joke, Easy, The Gentle Art Of Making Enemies, Epic, King For A Day, Digging A Grave, Be Aggressive, Just A Man eşliğinde zıplandı, kafa sallandı, coşuldu, çığlıklar atıldı. Ardından ilk biste Chariots Of Fire/Strip search ve ikinci biste çalınan Midnight Cowboy ve Cuckoo For Caca ile gece sona erdi.

Pek çok ülkede ki festivallerde büyük kalabalıklara şarkı söyleyen grup için yaklaşık üç, dört bin kişilik seyirci topluluğu ve konser alanı tatmin edici olmuş mudur bilinmez ama, İstanbul seyircisi için performans, tam anlamıyla doyurucu oldu. Konseri takip edenler arasında Ogün Şanlısoy, Melis Danişment, Janset gibi ünlüler de yer aldı.

Konser alanında satılan Faith No More - The Second Coming Tour T-shirt’leri bu muhteşem gecenin anısına alınıp, saklanılacak en güzel hatıra oldu. Böylece konserden sonra ellerde kalan tek şey (çekilen fotoğraflar dışında) Biletix tarafından basılan o ruhsuz, renksiz, fotoğraf ve tasarım fakiri biletler olmadı. (Arzu Özözlü)



İSTANBUL O GECE "DERİN MOR"DU!
Rock Dünyasının önemli kilometre taşlarından olan Deep Purple İstanbul Kuruçeşme Arena'da verdiği unutulmaz konserde, çoşkusuyla geceyi derin mora boyadı!
I love it and I need it
I bleed it yeah its a wild hurricane
Alright hold tight I am a highway star…
ile efsane grup 40.Yıldönümü turnesi kapsamında 3.kez karşımıza çıktı.
Konserin setlisti beklenilen şekilde, Child In Time, Burn gibi parçaların çalınmayacağını zaten biliyor, bu yüzden hiç hayal kırıklığı yaşamıyoruz. Tek içimizi burkan Ian Gillan’ın sesinden yitirdikleri. Ama grubun diğer üyeleri bu durumu fazlasıyla kompanse ediyor. Steve Morse hem muhteşem soloları, hem de tüm pozitifliğiyle seyircinin kalbini fethediyor. Bu da yetmiyor Don Airey klavyesi ile bir ara Türk Marşı ve Katibim’i çalıyor ve ortam giderek ısınıyor. Highway Star, Perfect Strangers, Sometimes I Feel Like Screaming, Smoke On The Water, Fireball, Wrong Man, Rapture of The Deep, Things I Never Said, Space Truckin, Strange Kind of Woman, The Battle Rages On
adlı parçaları canlı dinleme şansını belki de son kez yakaladığımız konserde bis sonrası, gecenin en yüksek tempolu ve seyirciyi en çok coşturan parçalardan Black Night ve Hush ile kapanış yapılıyor, Steve Morse ve Roger Glover’ın penaları şanslı sahipleri ile buluşuyor. Herkes ikinci bir bis umuduyla bekliyor ama naa na na naa na na naa na na naa Hush Hush diyerek konser alanını yavaşça terk ediyor, pek çok yöne gitmek üzere bekleyen teknelerle hiç trafiğe takılmadan boğazın serinliğine doğru hareket ediyoruz.
Grubun basçısı Roger Glover’ın da dediği gibi Türk seyircisinin dünya’nın en iyi seyircisi olduğu görüşüne bu konser ile katılmamak mümkün değildi. Her yaş grubundan izleyicinin buluştuğu kalabalık konserde, 2 nesle bir arada sık sık rastlamak mümkündü. Seyircinin dinamizmi ve coşkusu yıllardır kulaklarımıza kazınan parçalarla beraber birleşerek derin derin içimize işledi. (Fotoğraflar: Arzu Özözlü)



JUDAS PRIEST 13. Temmuz akşamı Kuruçeşme Arena'dan seslendi. "NABER İSTANBUL... Your Priest is Back"
Rob Halford'un üzerinde metalik cüppesi, elinde asası ve asansör ile sahneye çıkışının ardından Turkcell Kuruçeşme Arena'yı dolduran Priest severlerin, 30 yıllık özlem çığlıkları esen rüzgar ile boğaza doğru yayıldı.
Geçen yıllara rağmen Rob Halford sesinden ve sahne performansından hiçbir şey yitirmediğini bizlere grubun ardarda seslendirdiği hitleri ile kanıtladı. Breaking The Law, Hell Patrol, Electric Eye, The Hammer And The Anvil, Green Manalishi, Rock Hard Ride Free, You've Got Another Thing Coming, Metal Gods, Eat Me Alive, Diamonds And Rust, Sinner, Angel, Hell Bent For Leather, Painkiller, Devil's Child, Hell Bent For Leather ile topluca kafa sallandı.
Grubun yeni albümü Nostradamus'dan sayılı parça çalınması ve konserin yeni albüm tanıtım konseri olmayışı, grubu ilk kez ülkemizde görmekte olan Türk hayranlarını fazlasıyla mutlu etti. Rob Halford'un Hell Bent For Leather ile sahneye motosiklet üzerinde çıkışı tüm seyircinin merak ile beklediği ve "ohhh" dedirten anlardan biriydi. Senelerce konser kayıtlarında izlediğimiz görüntülerdeki bu sahneyi bizzat canlı yaşamak büyük bir şans… Konser alanında pek çok konserde uygulanan fotoğraf çekme yasağının olmayışı konserin en önemli ayrıntılarından biriydi.
A Touch of Evil, Living After Midnight, Freewheel Burning, Beyond The Realms of Death neden çalınmadı diye üzüntü duyulmayacak performansta, 1,5 saat boyunca seyircinin ilgisini bir saniye bile kaybettirmeyen Heavy Metalin kurucularından Judas Priest, 13 Temmuz 2008 İstanbul konseri senelerce konuşulacak, gelecek nesillere anlatılası bir konser olarak takvimdeki yerini alacak...
(Yazı ve Fotoğraflar: Arzu Özözlü)

HEAVY METAL DÜNYASININ DEVLERİNDEN SKID ROW'UN VOKALİSTİ J. SEBASTIAN BACH YENİ GRUBU İLE VERDİĞİ İSTANBUL KONSERİNDE METALCİLERİ DERİNDEN SARSTI.

MORGEN DENİZE UÇTU
Elita Filmcilik tarafından hazırlanmakta olan "Abim" televizyon isimli filminin bir kısmı Muğla'nın Akyaka sahil köyünde çekildi. Avrupa Yakasından tanıdığımız Levent Üzümcü ve Mustafa Üstündağ gibi sanatçıların rol aldığı yapım, 04 Aralık 2009'da ekranda izleyicilerle buluşacak.
Akyaka Köyü Çınar Plajı yolunda senaryo gereği çam ağaçları arasından ve hayli yüksekten Gökova'nın serin sularına kıyamıyacağınız güzellikte bir araç yuvarlandı. Tüm film ekibinin hazır bulunduğu ve detayların defalarca gözden geçirildiği planda kırmızı renkli spor bir otomobil olan İngiliz Morgen marka aracın denize atılması için gerekli yerlerden izinler alındı. Kısa süre yol fasılalarla araçlara kapatıldı ve yuvarlanma sonrası enkazı geri çekmek üzere çekim alanında çekici vinç hazır bekletildi. Filmde özürlü bir karakteri canlandıran Mustafa Üstündağ otomobilin bagajında bulunan paraları alıp kaçarken, öldüğü zannedilsin düşüncesiyle aracı denize yuvarlayarak olaya kaza süsü vermeye çalışıyor.

 Rolling Stones İstanbul Konseri
Önce karanlık sonra duman, yavaş yavaş gitarına bakarak ilerleyen adımlarla sahne önüne gelen Keith Richards...


Yazar ELİF ŞAFAK ve Müzisyen NİL KARAİBRAHİMGİL
İstanbul Modern’de düzenlenen söyleşide hayranlarıyla buluştu

İstanbul Modern Sanat Müzesinde gerçekleşen söyleşi de bir araya gelen iki sanatçı Nil Karaibrahimgil ve Elif şafak müzik ile edebiyat penceresinden hayata bakışlarını, kadın olma hallerinden çocukluklarına uzanan dönemi, İstanbul aşkından sanatçıların yaratım sürecinde yaşadıklarının perde arkasını anlattılar.

Çoğunluğu genç ve kalabalık izleyici gurubu tarafından ilgiyle izlenen söyleşi boyunca hayranlar sürekli fotoğraf çekerken, Elif Şafak’ın romanlarını da imzalatmak için beraberlerinde getirdikleri gözlendi.
Son kitabı ”Aşk” ile beğeni toplayan Elif Şafak kitaplarını çocukları yattıktan sonra yazdığını, dünyaya bakışını uzun ve şıklı soruların cevapları olarak yine uzun cümlelerle ifade etti. Nil Karaibrahimgil ise cevapladığı sorularda kıyafetleri nereden aldığından, besteleri nasıl yazdığına dek, birçok merak edilen konulara açıklık getirdi.

Kaldırımlar koşu bandı, ben de müzik kutusu gibiyim
Kendisini müzik kutusuna benzeten güzel gözlü, şirin yüzlü sanatçı, hayatı yaşarken başından geçenlerden etkilendiğini, yeni bir eve taşınırken “Bir zilim var” diyebildiğini, hiçbir yardımcı kullanmadan faks makinesinden çıkar gibi bir şeylerin geldiği ve ne yapacağını bilen bir kaleme dökülüp beste, melodi olduğunu güler yüzüyle, tüm içtenliği ile anlattı. Nil Karaibrahimgil dünyada her şeyin bir anda olup bittiğini, dünyanın çok hızlı döndüğünü mesajların, maillerin, telefon ve internetin arasında koşturmaca içinde kaldığını, kaldırımların kendisine yürüme, koşu bandı gibi göründüğünü söyledi. Anlatmak istediklerini melodilerle ifade ettiğini belirten Karaibrahimgil, gazete köşesi olarak hazırladığı yazılarını yakında çıkacak bir kitapta toplayacağının müjdesini de verdi. “Nil Kıyısında” isimli yeni albümü ile başarılarına başarı katan genç sanatçı, kimleri örnek alıyorsunuz sorusuna birçok kişi derken kısa yoldan Madonna gibi olmayı hedeflediğini kahkaha atıp noktaladı.
18. Nisan da gerçekleşen söyleşi sonunda izleyiciler sanatçılarla fotoğraf çektirebilmek için birbirleriyle yarıştılar.


İYİ Kİ DOĞDUN ARA USTA
Fotoğraf dünyasının ünlü ustası Ara Güler 15.08.2009'da 81. Doğum gününü İstanbul Beyoğlu'ndaki Fotoğrafevi'nde düzenlenen sürpriz partide sevenleri ve basın görevlileri ile kutladı.
Ara Güler'in Nezih Tavlaş tarafından kaleme alınan hayatının anlatıldığı 343 sayfalık "Foto Muhabiri" adlı kitabının tanıtım ve imza gününde kendisi için hazırlanan tek mumlu doğum günü pastasını davetlilerin alkışları arasında kesti. Ara Güler, pastasını yerken basın mensuplarına poz verdi. Bu mutlu anda küçük bir çocuğun fotoğraf çekmesi, davetliler tarafından sempatiyle karşılandı.
Duvarları süsleyen pek çok Ara Güler fotoğrafı arasında, dikkati çeken bir başka fotoğraf ise Ara Güler'in pastası üzerine yapılmış, aynı zamanda kitap kapağında da kullanılan kendi fotoğrafıydı. (Fotoğraflar: Arzu Özözlü)

MAYIS RÜZGARI YELKENCİLERE YARADI
23 Mayıs Cumartesi günü boğazda gemiler durdu yelkenliler yarıştı. Sabahın erken saatlerinde Dolmabahçe-Kabataş önlerinde toplanan tekneler öğlen saatlerine kadar dar alanda usta manevralarla start verileceği anı beklediler. Topluca başlayan yarışta hava şartları yelkencilerden yana olunca rüzgârla şişirilmiş, Majda, Efe Rakı, Komili, Uno yazılı yelkenlerle hem hızlı bir yarış, hem de estetik görüntüler ortaya çıktı. Bilhassa boğaz köprüsü ile bütünleşen ve sayıları 70’i bulan tekneler, izleyenlere zevkli anlar yaşadılar. Uluslar arası Yelken Federasyonu (ISAF) takvimine göre ilk ve tek Türk yat yarışı olan Shop&Miles Sailing Cup akşam saatlerinde sona ererken, birinciliği Komet ekibi kazandı. Yarış sonrası düzenlenen partide bir de mini defile sunuldu .


KAHKAHA ARABALARI YARIŞTI
Yarış tutkusu izleyenleri kahkahaya boğdu. Maçka Demokrasi Parkı’ndan Küçük Çiftlik Parkına inen yolun trafiğe kapatılmasıyla oluşturulan parkur İstanbullu yarış severlere eğlenceli anlar yaşattı. 24 Mayıs Pazar günü öğlen saatlerinde başlayan etkinliğin hafta sonu olması ve günler öncesinde yapılan anonslarla duyurulması kalabalık bir topluluk tarafından izlenmesini sağladı. Yarış, özellikle çocukların büyük beğenisini kazandı, kamera tutkunları için de renkli estanteneler çekme imkânı doğdu. Geçen yıl Caddebostan sahilinde düzenlenen ve denize uçarak sonlanan yarışın ikincisi olan “Soapbox Race” adlı yarışta el ve ev yapımı özgün tasarımlarla yarışçılar 550 metre uzunluğunda ki yokuşun başından kendilerini yolun akışına bıraktılar. 54 takımın yarıştığı 37 sinin bitiş çizgisini görebildiği organizasyonda, banyo küvetinden, kola kutusuna, kameraya, atık malzemelere kadar çeşitli materyaller kullanılarak yaratılan araçların birçoğu saman balyaları ile oluşturulan güvenlik bariyerlerine çarparak durabilirken sürücüler samanlarla yakından tanıştılar! Yarış öncesi yapılan motosiklet gösterisi ilgiyle izlendi. Fotoğraflar: Arzu Özözlü




GÜNDÜZ İNSAN GECE BEZ BEBEK olan “NANA” (Evrim Akın) şirin tavırları, çocuksu davranışları ile iyilik meleği "Yüce Kulina" (Oya Aydoğan) izleyicilerin sevgilisi oldular ve 101. bölümde yayına son verdiler.
Yeni katılan kahramanlarla güçlenen dizi, yayınlanan yeni bölümde Buzlar Gezegeni'nde donmuş olarak bekleyen Nana'yı anahtar çocuk Yağmur'un kurtarmasıyla yeni serüvenlere yelken açmıştı! Tekrar bölümleri Fox TV de yayında

FOX TV de yayınlanan güçlü kadroya sahip Bez Bebek dizisinde, yılların sinema sanatçısı Oya Aydoğan rolünü başarıyla uyarlarken dizide ki ismiyle “Yüce Kulina” çocuklara verdiği mesajlarla büyük sempati kazanmıştı.
Oyuncaklar Ülkesi ile Dünya arasında mekik dokuyan Kulina’nın okul müdürü aşkı ile ilişkisinin nereye varacağı merak konusu olmuştu. Başta “Makbuş” ve çocuk oyuncular (Cicişler) olmak üzere dizide tüm karakter tiplemeleri izleyicilerce sevilmişti. Bir türlü uslanmak bilmeyen, ortalığı karıştırmayı zevk ve huy edinen “Joker”, başına gelen tüm olumsuzluklara rağmen yaşadıklarından ders almayı öğrenememişti.
Kendi kulvarında tek başına istikrarlı biçimde yoluna devam eden Bez Bebek dizisi, masalsı senaryosu, müziği, sihirli, komik ve bol renkli sahneleri, oyuncu kadrosu ile günün yorgunluğunu unutturup, beyinleri meşgul eden problemlerden temizlerken, yaşlıları bile ekran başına toplayıp, çocukluk günlerine götürmeyi başarmıştı.
Senaryonun güncelleşerek devam ettiği son derece inandırıcı olan Bez Bebek dizisi, her geçen gün artan izleyici kitlesi için hafta içi geçmiş bölümlerini yayınlamaya devam etmiş, küçükler kadar büyüklerin de tekrar bölümlerini bile ilgi ile izledikleri görülmüştü.
Sezon finali hüzünlü bitti
2009'da 26. Haziran Perşembe akşamı sezon finali yapan Bez bebek, son bölümde izleyiciyi hüzne boğdu. Hain Joker önce yavaş yavaş dondurup sihir gücünü yok ederek Kulinayı etkisiz hale getirdi, sonra da Simge ile işbirliği yaparak Nana'ya içirdiği iksirle Nana'yı uzayın boşluğuna gönderdi!
Yeni Mevsim Yeni hikayeler
Eylül ayında yeni mevsime merhaba tam kadro diyen Bez Bebek yine gönüllerlerde taht kurmuş, uzay boşluğundan Dünya'ya bir dizi macera yaşayıp geri dönen Nana eski sempatisini yine devam ettirmişti. Uzayda dev adamın haşlamak üzere kazana koyduğu Joker'in, başına domates ve patlıcan ile yapılmış kebap garnitürü taç espirisi ise unutulmayacaklar arasına girmişti.
Ekim ayı bölümünde Bez Bebek Nana tam insana dönüşecekken yaşanan aksilik yüzünden bez bebek olarak kaldı ve ekran başındakileri iki göz iki çeşme ağlattı.
Yine de İnsan olma ümidini devam ettiren Nana'ya bu defa tüm oyuncaklar ve Kulina yardım ettiler. Sevilen Bez Bebek dizisi 101. bölüm sonunda yayınına son verdi.



"Komedi Dükkanı 2010 yeni yayın döneminde STAR TV de olacak"
KOMEDİ DÜKKANI'nın tekrar bölümleri bile zevkle izleniyor
...NI
TV8'den TRT’ye transfer olan sevilen komedi programı “Komedi Dükkânı” Cuma akşamlarının vazgeçilmeziydi.
Avrupa Yakası dizisinde ününü artıran, sevilen sanatçı Tolga Çevik tarafından sahnelen programa, her hafta katılan değişik misafir sanatçılar da renk kattılar. Genellikle bilinen konuları esprili ve acemice sergileyen Tolga Çevik saf bir oyuncuyu canlandırırken, yönetmenle konuşmalarında oynadığı karakterin hiç de saf olmadığını ispatlıyor.

Bu da size kapak olsun
Tolga Çevik kendisinden yapılmasını istediği senaryo gereği isteklerine zekice verdiği cevaplarla, yönetmenin tarih, coğrafya, genel kültür ve konuşma aksanında ki hatalarını, unutkanlığını oyun içinde yüzüne vurarak, onu seyircinin önünde gülünç duruma düşürmeyi de ihmal etmiyor. Yakaladığı her hatayı cevapladıktan sonra “Bu da size kapak olsun” veya “Kapağı buraya bırakıyorum” derken çokbilmiş geçinen kapital sahibi yönetmeni alaya alışıyla, salondaki izleyicinin sempatisini kazanıp, kısa sürede kendi tarafına çekmeyi sağlıyor. Kimi zaman kadın rolü, kimi zaman kovboy, Tarzan, turist rehberi, emlakçı, Kibritçi Kız, Kırmızı başlıklı kız gibi masal kahramanı olan Tolga Çevik’in sahnesine Zerrin Özer, Funda Arar, Ebru Cündübeyoğlu, Ali Sunal, Tan Sağtürk gibi daha birçok sanatçı misafir olarak katılıp, kısa bölümlerde kendisine eşlik ettilerse de, zaman zaman acemiliklerinin veya provasızlığın kurbanı olarak zor anlar yaşadılar.
Genellikle skeçlerde Muhittin ismini kullanan Tolga Çevik, hatır sorarken “Ne yaptın”, anlamadığı konularda “Neyyy” demesi, nefsini korumak için gösterdiği tedirgin davranışlar, büründüğü karakterler, renkli perukalı dekolte bayan kıyafetleri, çapkınlık arzuları, abartılı dansları, basit sahne dekoru mizah konusu oluyor.
İzleyicilerinde bazı bölümlerde gönüllü olarak oyun içinde yer aldığı Komedi Dükkânı, doğaçlama olarak, piyano ve piyanistin katkısıyla Cuma akşamlarını evinde geçirenleri eğlendirmeye devam ediyor. Tekrarları da zevkle izleniyor.

Not: Şubat ayı sonunda sezon finali yaparak izleyicilere veda eden sanatçı
Tolga Çevik'in askerlik görevi nedeniyle Komedi Dükkanı'na zorunlu ara verildi.
Sevilen dizinin bir süre sonra yeniden sevenlerin karşısında olacağı belirtilmişti.
2010 sonbaharı yeni yayın döneminde Tolga çevik'li Komedi Dükkanı Star TV'de sevenleriyle buluşmaya hazırlanıyor. Komedi Dükkanı'nın TV 8'de yayınlanan sevilen bölümleri ise aynı kanalda tekrarlanıyor.


Selçuk Togul Resim SergisiSelçuk Togul Resim Sergisi"FİLATELİ'DE SANAT"
Turgay Artam seçkin konuklara pul koleksiyonunu gösterdi!

Turgay Artam'ın 20 yıldır topladığı "Filateli'de Sanat" adlı kolleksiyonu, 7 Ocak ile 30 Ocak tarihleri arasında Galeri Işık Teşvikiye'de sergilendi.

Kültür yayınları, müzayede Selçuk Togul Resim Sergisiorganizasyonlarının ünlü ismi Turgay Artam 20 yıl boyunca topladığı, "Filateli'de Sanat" olarak isimlendirdiği muhteşem sergisini İstanbul Teşvikiye'de bulunan Galeri Işık sanat galerisinde sergiledi. 07-30 Ocak tarihleri arasında açık kalan sergi, tarihe ışık tutacak pullar, dokümanlar özellikler ve anılar taşımasıyla ilgi çekti. Sergide, sanat tarihinde uluslar arası üne sahip sanatçıların pulları, Ortaçağ, Rönesans, Maniyerizm, Barok ve Rokoko gibi uslupları içerirken, ülkeler temelinde alfabetik ve dönemine göre kronolojik sıralamaya göre değerlendirildi. Turgay Artam'ın "Filateli'de Sanat" adlı koleksiyonu ile
koleksiyonculuğun insanları araştırmaya sefk eden ve bilgi birikimini artıran önemli bir hobi olduğunu vurgularken, bu sergiyle geniş kitlelere ulaşmayı amaçlıdığı dikkatlerden kaçmadı.
Cemiyet, sanatçı ve tanınmış iş adamlarının açılış kokteylinde bir araya geldiği sergide ortak kanı, bir ömür boyu toplanamayacak filatelik malzemenin 20 yıl gibi bir sürede bir araya getirilmesi oldu. Yıllarca süren sabır ve büyük fedakârlıklarla toplanan eser değerinde ki malzemeyle hazırlanan sergiyi hayranlıkla izleyen katılımcılar, PTT nin kurduğu standa günün anısına resimli özel zarflara yapıştırılmış ilk gün tarih damgası basılı pullardan edinebilmek için birbirleriyle yarıştılar.
Nurcan ve Turgay Artam, Antik A.Ş ekibi kokteyl boyunca davetlileri ayrı ayrı karşılayıp sergi hakkında bilgilerle ev sahipliğinden zarif örnekler verdiler. Üzerlerinde Nişantaşı modasının belirgin çizgilerinin gözlendiği bayan davetliler, kıyafetleriyle görsel bir gösteri sunarken, kokteylde aralıksız servis edilen zengin çeşitler, damakta tat bırakıp görsel lezzeti tamamladı. Tel: 0(212) 233 12 03

Antik A.Ş. Pul Sergisi
Tülin Erdoğan Demirören, Nurcan Turgay Artam
Antik A.Ş. Pul Sergisi
Ender Mermerci, Turgay Artam
Antik A.Ş. Pul Sergisi
Turgay Artam

Antik A.Ş. Pul Sergisi
Aslıhan Abacı, Nurcan Artam
Antik A.Ş. Pul Sergisi
İlkgün Tarih Damgalı Pul Alanlar
Antik A.Ş. Pul Sergisi
Ece Şetvan, Nurcan Artam, Ece Vahapoğlu

Antik A.Ş. Pul Sergisi
Sonay Araman, Seda Atakay, Gülşen Işık,
Vildan Baysal
Antik A.Ş. Pul Sergisi
Gülbin Simitçioğlu, Tuba Peksayar,
Nurcan Artam, Demet Sabancı
Antik A.Ş. Pul Sergisi
Arman Arıkan ve eşi, Kezban Hatemi,
Turgay Artam

YÜKSEK TOPUKLAR.NET te
Kadınlar Kadınların Dünyasına Işık Tutuyor.
Yüksek Topuklar net sitesinde hanımların ilgisini çekecek birbirinden ilginç konulara yer veriliyor.
Yemek tarifleri, kadının cinsel sağlığı, kadın sağlığı, epilasyon, cilt, makyaj, cilt güzelliği, diyet, diyet önerileri, güzellik ürünleri, saç, saç bakımı, saç modelleri, bakım, iç çamaşırı, seksi iç çamaşırı, Gebelik, Hamilelik gibi konular hakkında detaylı bilgiler yer alıyor. Günlük yaşamda kadının vazgeçilmez unsurlarından makyaj, makyaj teknikleri, makyaj ürünleri, moda, modacılar, sağlık, anne sağlığı, güzellik, cilt bakımı, zayıflama, ayakkabı, kültür sanat, Astroloji, Aşk ve Seks, ev Cinsellik, Evlilik, Gelinlik, Kariyer, Magazin, bebek, bebek bakımı, bebek ürünleri, bebek isimleri, çocuk, çocuk bakımı, çocuk ürünleri bulunuyor. Yaşam, haber, röportajlarla içeriği zenginleştirilen Yüksek Topuklar web sitesinde, arka sayfa yakışıklısı, ev dekorasyonu, dekorasyon, oyunlar, aşk, sevgi, beş çayı için salata tarifleri, diyet yemekleri, et yemekleri, astroloji, burç özellikleri, günlük burç yorumları da ilgiyle takip edilebiliyor.
Yaz ve tatil için önerilerin yer aldığı gezi sayfaları, ev hayvanları, anne bebek konularında bilgiler bulunabiliyor.
Bütün Kızlar Toplanıyor”,
başlığı altında açılan FORUM köşesinde site ziyaretçileri bildiklerini birbirleriyle paylaşırken, bilmediklerini öğreniyor.
Hanım elinin değdiği, estetik sayfalarından belli olan yüksektopuklar.net web sitesi, cazip fotoğrafları, sayfa düzeni, tasarımı, rengi, fotoğraf seçimi ile beğeni kazanıyor.
Zayıflatan 10 yaz yiyeceği, Güzelliğin püf noktaları, Güzelleşme diyetleri, Özel bakım maskeleri, Makyajın altın kuralları, Cilt çatlakları ve sebepleri, Göz makyajı nasıl olmalı, Hangi saç düzleştiriciyi kullanmalı gibi sorulara yanıt arıyorsanız, yüksektopuklar.net, de hayatın farklı renklerini benimsemiş ama düşüncelerinin tadı aynı olan kadınlar için daha fazlasını bulabilirsiniz. Konusunda uzmanlaşmış hanımlar tarafından hazırlanan Yüksek Topuklar web sitesi ekibinin başında, haber sitelerinin deneyimli editörü Arzu Karabulut bulunuyor. Siteyi meraklarına yenilip "acaba kadınlar neler yapıyor" diye ziyaret eden çok sayıda erkek izleyici de bulunduğu belirtiliyor. www.yuksektopuklar.net
2008 Bikinileri, Çanta ve Ayakkabı Modelleri, Konser Takvimi, Tiyatro Festivali yüksektopuklar.net'te

Balık, Tavuk, Kelle. Bunlar yenir elle
Boğaz balığının lezzeti tartışılmaz, belki de bu nedenle her gün işe gelir gibi sabahın erken saatlerinde oltasını kapıp gelenler akşama dek çaparilerini doldurup çekerler. Kendileri için balık tutanların arasında, gelip geçerken görüp, balık almak isteyenlere balık satanlar da olur. Balıkların denizden zincir gibi bir biri ardına çekilişlerini görür, canlı canlı saklama kaplarında yüzmelerine tanık olursunuz. Arzu ederseniz bir iki kilo veya bir iki kap satın alabilirsiniz, isterseniz amatör balıkçı size oracıkta balıklarınızı denizden kovayla çektiği suyla ayıklar, yıkar. İşte bu balığın farkı, kızarttığınız zaman taze balığa has özellik olarak hiç koku yapmaz.
Bilhassa İstanbul Boğazı, Arnavutköy akıntı burnunda yakalanmış, hareketli, değişken az tuzlu suların istavritleri, kıraçaları bir başka lezzetli olur. Bu balıklar için en lezzetli yeme şekli parmakların yalanarak yendiği elle olur.
İstanbul'un bir başka balık tutma mekanı ise Galata Köprüsüdür.
Sırası gelmişken, kıyı balıkçıları, tatil beldelerinde ki restoranlar balıkları ayıklarken deniz suyu kullanırlar. Balıkçı dükkânları, müşterilerin ayıklanmasını istedikleri balıklar için önceden kalın tuzla hazırladıkları tuzlu suyu kullanırlar ve derler ki yiyeceğiniz zaman tatlı suyla yıkayın. Ertesi gün için buzdolabında beklettiğiniz balığın etine tatlı su değerse balık hem gevşer, yumuşar, bozulur, hem de etin rengi beyazlaşır. Bir saklama özelliği de balık karnından tuzu, derisinden yağı emer.
Deniz suyu soğumaya başlayınca balık soğuğa karşı direnmek için yağlanır, bu yağlanma balıkların lezzetinin artmasına neden olurken Avlanma yasağının kalktığı 1 Eylül'den itibaren balıklar boğazlardan geçişe'de başlıyorlar.

"Yandan Çarklı"dan Günümüze...
Yandan Çarklı'dan Günümüze Gemi Modelleri Sergisi Karaköy Vapur İskelesinde şubat ayı içerisinde açıldı. İzleyicilerin büyük ilgi gösterdiği maket gemiler arasında kömürlüler, romorkörler, araba vapurları, takalardan örnekler yer aldı.

BİR ZAMANLAR YEŞİLÇAM
Yılların fotoğraf sanatçısı Güngör Özsoy’dan harika bir belgesel. Türk sinema tarihine ışık tutacak son 50 yılda ün kazanmış sahne emekçilerinin daha önce hiç görülmemiş siyah beyaz fotoğraflarının gün ışığına çıktığı bu kitapta, anılar da yer alıyor. Film setlerinden sahneler, yönetmenler, Fatma Girik, Selda Alkor, Adile Naşit, Neriman Köksal, Muzaffer Tema, Figen Say, Kartal Tibet, Eva Bender, Türkan Şoray, Yılmaz Güney, Filiz Akın, Göksel Arsoy, Ediz Hun, İzzet Günay, Ayhan Işık, Hülya Koçyiğit, Gönül Yazar, Zeki Müren, Çüneyt Arkın fotoğraflarına bayılacaksınız. Ayrıca Prenses Banu, Neri Neril, Seher Şeniz, Ajda Pekkan, Mualla Omay, Feri Cansel, Figen Han, Nükhet Duru, Melek Görgün, Özcan Tekgül, Nuray, Gülgün Erdem, Mine Soley, Dilber Ay, Zerrin Egeliler, Birsen Ayda’nın erotik fotoğraflarına, portrelerine bakmaya doyamayacaksınız. Türk sinemasına, film klasiklerine, aktör ve aktrislerinin gençlik fotoğraflarına meraklı olanların kaçırmaması gereken bir kitap.
Yayınevi: Dönence Basım ve Yayın Hizmetleri. Tel: 0(212) 511 18 89

Moda dünyasının kağıt bebekleri mankenler kadar vitrin mankenlerinin cansız bedenlerinde de günümüz modası yakından takip ediliyor. Vitrin manken atölyelerinin ve showroomlarının sıkça rastlandığı Dolapdere caddesinde faaliyet gösteren manken imalathaneleri düşük belli pantolanlar, göbeği açıkta bırakan kısa T-shirt'lerin giydirileceği düşünülerek, mankenlerin açık kalan bölümlerine dövme modelleri uygulayarak ilgi topluyorlar. Manken ve film dünyasının ünlüleri Cindy, Claudia, Brad Pitt gibi isimlerle anılarak siparişleri verilen ideal vücut ölçülü cansız mankenlere doğal peruklar, takma kirpikler, özel makyajlar ve takılarla vitrindeki yerlerini alıyorlar.

AVRUPA YAKASI DİZİSİ"nin TEKRAR BÖLÜMLERİ YENİDEN ATV"de

186. Bölüm bahar yorgunluğu, monoton hayattan şikayetlerle başlarken Makbule'nin Burhan'a olan hasreti sonucu isyanıyla gelişti. Burhan'ın uyurgezer hastalığı, Volkan ve Şahika'nın ilişkisini bitirmek için Osman'nın çevirdiği dolaplar, Fatoş ve Şahika'nın güzel gösteren gizemli aynalara merakı bölümün en renkli planlanıydı. Osman'ın silah taşıması aileden eleştri alırken, Dilber halanın Osman'a bulduğu gelin adayı Meryem'in ortaya çıkması sürpriz oldu.!

187. Bölüm domuz gribini fırsat bilen Burhan'ın ilaç karaborsacılığını yüzüne gözüne bulaştırıp Makbuleyi kaçırması, Osman'ın Aslı'nın telefonunu dinlemesi, Tanrıverdi'nin işten çıkarılması ile yaşadıkları, mantar gibi biten kahvelerin açılıp kapanmaları, Volkan'ın Sertaç, Tacettin, İzzet ve Dursun'un günümüz gençliğine uyarlanmış hallerini rüyasında görüşü, bölümün en komik sahneleri olarak mesaj verirken hem düşündürüp hem de güldürerek hafızalarda iz bıraktı.

188. Bölümün neredeyse tümü baştan aşağı mesaj yüklüydü. Özellikle Apartman yöneticiliği konusu işlenirken yönetimden mutlu olunmuyorsa erken seçime gidilmesi gerektiğinin hatırlatması, oy toplama yarışı, kulis ve dedikoduculuk, cep telefonlarının, baz istasyonlarının işleniş biçimleri hem gerçekleri yansıttı, hem de gelinen durumun komikliği vurgulandı. Meryem karakteri bu bölümde biraz daha güçlenerek dikkat çekti, Dilber hala özletti, Aslı ile Cem'in yakınlaşması rahatlattı. Görünen o ki. Bitmemeli dedirten dizide sezon sonuna doğru Aslı Cem'e, Burhan Makbule'ye, Osman Meryem'e, Zeynep Dursun'a, Dilber Azim'e, Şahika Volkan'a dönerek final yapılacak gibi!

189. Bölüm çıkarlar uğruna kişilerin yalanlara nasıl ortak edildiği, kişilerin toplum içinde soyutlanışı, rontgencilik, gibi konular işlendi. Dizinin 190. bölümle yayın hayatına son verecek olmasıyla buruk duygularla izlendi.

190. Bölüm son bölüm olması nedeniyle buruk izlendi. Düğümlerin çözülmesi, Aslının Cem'e dönmesi, mutlu sonlar...
TV dizilerinin en uzun soluklu dizisi, tüm eleştrilere rağmen hafızalarda iz bıraktı. Bir çok star kazandırdı, topluma çok önemli mesajlar verdi, öz eleştri yaptı, uyarıcı oldu. Başta Gülse Birsel olmak, üzere tüm ekibe çok TEŞEKKÜRLER.

 
 
 
 

Yeni katılan elemanlarla güçlenen kadrosuyla TV dizisinin çekimleri stüdyoda yapılmasına rağmen, oyunlarda yaşantının orada geçiyormuş gibi gösterildiği Nişantaşı çevresinde ki mekânlar, diziyi takip edenlerin ilgisini çekerek popülerliğini artırıyor.
Bir zamanların unutulmaz radyo skeç dizisi "Uğurlugiller Ailesi"nin TV de yerini alan "Avrupa Yakası" Çarşamba akşamlarının vazgeçilmezi olmuştu. 190. bölümü başarı ile tamamlayan dizinin senaryosunu Gülse Birsel yazmıştı.
Avrupa Yakası'nda geçen yılların özeti

 

AVRUPALI GÜLSE İMZASINI ASYADA ATTI.
ATV nin sevilen dizisi "Avrupa Yakası" nın senarist ve oyuncusu başarılarıyla gönüllerde taht kuran Gülse Birsel 28 baskı yapan "Hala Ciddiyim" kitabı için düzenlenen imza gününde sevenleri ile buluştu.
Erenköy Bağdat Caddesi D&R da ki imza gününde kitaplarını imzalatmak için olduğu kadar sanatçıyı yakından görmek isteyen meraklı kitlesi arasında isme yazılı imzalanan kitaplarına kavuşanlar, mutlaka sanatçıyla beraber fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmediler.
Hafta sonu olması nedeniyle genç hayranların büyük ilgi gösterdikleri imza gününde Gülse Birsel'in senaryosunu yazıp oynadığı ve konusu İstanbul'un Avrupa yakasında Nişantaşı da geçen "Avrupa Yakası" dizinden sonra Asya yakası için bir proje olup olmadığı ise merak konusu oldu!
Fıstık yeşili kadife ceketi, bol yakalı kazağı ile şıklık ve zarafet örneği veren sanatçıdan imza almak için D&R dan Bağdat Caddesine taşan kalabalık arasında, çocuğu ile beraber fotoğraf çektirmek isteyen sabırsız annelere de rastlandı. Gülse Birsel' kitabını, Sihirlitur okuyucuları adına da imzaladı.

Erkan Çetinkaya tarafından 92 model M3 cabrio BMW ye tasarlanan, kapı açılış biçimiyle ilgi çeken otomobil, TV dizisi, film ya da klipte oynamak için rol bekliyor. Araç sahibi aracını çekim boyunca ücretsiz verebileceğini, tek amacının kanatlı şeytanın Kastamonu plakasıyla görüntülenmesi olduğunu belirtiyor.
Atatürk Oto Sanayi Sitesinde ERSAYGIN özel BMW servisi sahibi Çetinkaya "farklı olsun" amacıyla aracında yaptığı bu değişikliğin çok büyük ilgi çektiğini bilhassa bayanların ve gençlerin kapı açılış şovunu hayranlıkla izlediklerini söylüyor. Aracın orijinal kapısından daha kullanışlı olduğunu, kapı açılış mesafesi olarak 50 cm lik bir aralığın yeterli olduğunu, iki milyarlık bir maliyetle, bir hafta sürede her otomobile uygulanabileceğini anlatıyor. Çetinkaya bugüne dek bu sistemi üç'ü BMW, iki Nissan, iki Hyundai marka olmak üzere yedi araca uyguladıklarını belirtiyor.
220 beygir gücündeki otomobili ile 260 km hız yaptığını, bu süratte bile en ufak bir ses veya olumsuzluğa rastlamadığını, meraklıları için bu sistemle tek kapılı araçlara yepyeni bir boyut kazandırılabileceğini vurguluyor.
Erkan Çetinkaya. Tel no: 0 (212) 286 44 39
  

KART DÜNYASI TOP HİTLERİ
Kartpostal Dünyasında da Tarkan Bir numara
Bir zamanların en çok satan İbrahim Tatlıses, Songül Karlı, Orhan Gencebay, Gülben Ergen kartpostalları artık satmaz olmuş. "Size daha güzel resmimi göndereyim ne olur onu kart yapınız" veya "Ne olur benim de kartpostalımı basın" diye rica eden sanatçıların sayısı ise hayli artmış!
Günümüzde kartpostal dünyasında işler durma noktasına geldiğini belirten kart firmaları "Bizi e-mail ve cep telefonu mesajları bitirdi "diyorlar. On yıl önce yılın iki Bayramı ve Yeni Yıl arifesinde kart yetiştirmekte zorluk çeken kartpostal firmaları, şimdilerde toplumda kart atarak bayram kutlama alışkanlığının yerini sanal mesajların aldığını belirtiyorlar. Kartpostal imal eden firma temsilcileri, her baskının birer örneğini alıp biriktiren koleksiyoncuların kalmadığını, buna rağmen TV nin önemli rol oynadığını vurguluyorlar. Yayında ki diziler, tutulan şarkıların video klipleri, kart satışlarını etkilerken, sanatçıların özel yaşantıları da piyasada önemli faktör oynuyor. Gülben Ergen'in ani evlenmesiyle kendisine ait kartpostalların satışı da bıçak gibi kesilmiş. Tellerde asılı kalan kartları ne yapacaklarını kara kara düşünen kartpostalcılar pop star yarışma furyasında Abidin, Bayhan, Firdevs resimlerinin de artık talep olmadığını belirtiyorlar. Yerli yabancı sanatçıların ve TV dizilerinin başarılı oyuncuları ile ayakta kalmaya çalışan kartpostal yapımcıları her türlü olumsuzluğa rağmen Tarkan, Ebru Gündeş, Mustafa Sandal, Gökhan Özen ve çıkışa geçen Emre Altuğ, Murat Boz, Hepsi grubu "En çok satan" kartlarda ilk sıraları oluşturduğunu, manzara kartlarını ise okul öğrencilerinin bakarak resim yapmak amacıyla satıldığını söylüyorlar.

Gençlerin Nargile Merakı...
Kahveler ve kapalı mekanlar yerine açık bahçeleri tercih eden gençler nargile çeşitleri arasında en çok elma aromalı olana rağbet ediyorlar... Cafelere, çay bahçelerine ve deniz kenarlarına rağbet eden gençleri son yıllarda nargile merakı sardı. İstanbul Yeşilköy'de bulunan cafe, Hubble Bubble'da ilgi gören yerler arasında. Bahçede yer alan rahat puf koltuklarda yorgunluk atan gençlerden kimisi nargilelerini fokurdatıyor, kimi tavla atarak oyalanıyor, kimileri de sohbeti tercih ediyor. Özlenen ortak noktaları ise huzur, rahat ve keyif ortamı. Cafe Hubble Bubble' da günün mönüsü; sosis, rus salata, patates tava, çay veya nescafe. Cafede zamanı değerlendirmek için tavla, satranç, tabu (kart oyunu), scrabble (kelime oyunu) ve okey de var!...

Kadınların futbola ilgisi gün geçtikçe artıyor. Artık bayanları futbolun her sahasında görmek mümkün. Önceki yıllarda erkek sporu olarak görülen maçlara giden bayan seyirci parmakla gösterecek kadar az ve stada gelen bayanlar yadırganırken, günümüzde tribünler futbolcu eşleri, bayan seyirciler tarafından doldurulduğu gözleniyor. Maçları coşku içinde takip eden bayan seyirciler TV kameraların da odak noktası oluyorlar. Seyirci olmanın yanı sıra, yazılı basında bayan spor yazarlarının, televizyonda maç kritiği yapan yorumcuların sayılarının arttığı gözleniyor. Türkiye de ilk bayan futbol takımlarından biri olan Dostluk spor futbol takımıyla gelişip yayılan ilgiyi bir başka saha olan hakemlikte görülüyor. Lale Orta ve arkadaşları bayan futbol hakemi olarak başarılı bir örnek teşkil ediyor. Futbol kulüp yöneticiliğinden, saha kenarı sağlık görevlilerine kadar futbol sahalarının bir parçası olmaya başlayan bayanlar, transfer sezonunda futbolcu eşleri için hangi takıma gidileceği konusunda yine en son sözü söyleyenler oluyorlar. Bayanların futbola artan ilgisinin devamı halinde tribünleri bayanların doldurduğu, devre arasında göbeklerin atıldığı, zeytinyağlı dolmalarla gidilen sazlı sözlü, dansözlü "Bayanlara özel matine futbol maçları" düzenleneceği günler yakın ve kaçınılmaz gibi görünüyor.
  
Dostluk Spor Bayan Futbol Takımı ve orta hakem Lale Orta

İSTANBUL EĞLENİYOR...!
Beymen Brasserie / Nişantaşı......
.

 

İSTANBUL EĞLENİYOR...
Nişantaşı Avrupa kentlerini aratmıyor. Paris, Viyana havası yaşatan mekanlar öğlen saatlerinde çevrede çalışanların ziyaretleri ile daha da renkleniyor. Yorgunluk molalarının gözde yerleri ise "Reasurans Çarşısı", Touch Down, Cafe Wien, Lina's Sandwich Cafe, Buz Cafe, Beymen Cafe, Kırıntı, Cafe-Paul, Taps bira çeşitleri ile ilgi çeken yerler olarak rağbet görüyor. Hafta sonlarında büyük kalabalıklar gözleniyor.
Batı yakasının gözde mekanlarından Beyoğlu Çiçek Pasajı ve bir çok lokalde masaların hızla dolduğu gözleniyor. Tüketiminde büyük artış görülen en ucuz içki biranın revaçta olduğu meyhaneleriyle ünlü Nevizade Sokağı, daha ziyade gençlerin rağbet ettiği yerlerin başında geliyor. Gelişerek büyüyen Nevizade meyhanelerinin yanısıra, çevreyi rakı kokusunun sardığı balık lokantalarıyla ünlü Kumkapı'da sazlı-sözlü yemekli eğlenceler sokaklara taşıyor. Turist grupları ise Türk eğlencelerinin odak noktası olan Orient House'u tercih ediyorlar. Oryantal dansözler Birgül ve Gülnihal'in mükemmel danslarıyla sahne aldığı gece kulubünde birbirinden ilginç şovlar, Türk Sanat Müziği'nden örnekler, folklor gösterileri, defileler sergilenirken, salonda bulunan her milletten gelen turistlere kendi lisanlarında ülkelerinin popüler şarkıları söyleniyor. Özellikle oryantal dansöz Birgül'ün özel koreografisi ile süslü dansı, turistleri büyülüyor. Gülnihal ise "deve yürüyüşü", "maya figürü", "titreme" göbek ve kalçafigürleri ile turistlerin nefesini kesiyor. Şov salondan sahneye davet edilen hanımların oryantal yarışmasıyla kahkahalar içinde son bulurken, turistler eğlenceye doyuyorlar. Orient House Tel: (0-212) 517 34 88