BOĞAZ'IN EN RENKLİ EN ESTETİK EN ÖZENİLMİŞ EN HOŞ KÖŞESİ
EMİRGAN KORUSU, HER MEVSİM AYRI GÜZELLİKLER SUNUYOR...

Emirgan Korusu, hafta sonu veya hafta içi, ya kış ya da bahar ayları nereye gitsem diye düşünmeye başladığınız da kentten fazla uzaklaşmadan hem gözünüzü, hem ruhunuzu dinlendirebileceğiniz, hoşça zaman geçirebileceğiniz imkânlar sunuyor.

Emirgan Korusu Sarı Köşk
İstanbul'un en fazla itina gösterilen mesire yerinin en ideal zamanı adına festivaller düzenlenen lalelerin açtığı Nisan ayı sonu ile Mayıs ayı başı gibi görünse de lalesiz zamanlarda çevre, renk ahenk çiçeklerle bezenmeye devam ediyor.
Bu sayede Emirgan Parkı tam bir renk cümbüşüne dönüyor.

Emirgan Korusu Beyaz Köşk
Boğazın çözümsüz trafiği herkesçe malum bu nedenle hafta sonu yola erken saatlerde çıkmakta yarar var.
Otobüsle veya özel aracınızla geldiğiniz Emirgan Korusu girişi ücretli, içerde üç otopark bulunuyor.
Kahvaltı tercihiniz varsa Beyaz Köşk açık büfe kahvaltı veriyor, kişi başı 45 TL ödeniyor. Saat 13.00'den akşam 20.00 sularına dek alakart yemek de yenebiliyor.
Sarı Köşk kafesi yine gün boyu ziyaretçi ağırlarken saat 22.00'ye dek alakart restoran hizmeti veriyor.
Her iki köşkte de alkollü içki satısı yapılamıyor. Piknik veya gezi amaçlı gelenler Büyük Havuz çevresine konumlanmış banklarda piknik masalarında, kamelyalarda oturup, kuş sesleri dinleyip, uzun boylu ağaçların gölgesinde ve bol çiçekli yem yeşil bitki dokusu içinde dinlenebiliyor. Büyük Havuz, şelalesi, havuz içinde yüzen ördekleri, martıların ziyareti ile estetik görüntü sergiliyor. Emirgan Korusu içinde biri Beyaz Köşkün arkası diğeri Sarı Köşk'ün altında olmak üzere iki çift geyik heykeli barındırıyor.



Peysaj düzenliyicileri örneğini Avrupa'da gördüklerimiz gibi lalelerden nehir ve çeşitli kompozisyonlarla çiçek havuzları hazırlıyorlar. Ziyaretçiler köşkler ve heykellerle bol bol fotoğraf çektirirken, koruluğun derinliklerinde beraberlerinde getirdikleriyle piknik yapanlar, çocuk oyun aletlerinin bulunduğu bölüm adeta gün boyu hiç boş kalmıyor.


Emirgan Korusu çıkışında Sahil boyunca yürüyüş yapabilir, kafelerde oturup çay içebilir, mısırcılar, kağıt helvacılar, baloncular, balık tutanlarla renklenen çevre dokusunu seyredebilir, Sakıp Sabancı Müzesi'ni gezebilirsiniz. 21.04.2017

İstanbul'u gördüm diyebilmek için, Boğaz'ın İncisi Kız Kulesi gezisi yapmak gerekiyor...
Mimarisi, efsanesi, panoraması, 2500 yıllık geçmişiyle Bizans eseri Üsküdar Harem açıklarında, küçücük bir ada üzerine kurulu Kızkulesi, İstanbul'lular kadar İstanbul'a dışarıdan gelen yerli yabancı turistlerinde ilk uğrak noktalarından biri sayılıyor.


Kızkulesi'nin farklı duygular, romantizm yaşatan, heyecan veren, insanı coşturan birçok özelliği bulunuyor.
Kentin içinde Boğaz'ın Marmara'ya açılan yerinde yer alan tarihi kule, dışarıdan başka içerden başka görünüyor. Özellikle iki kıtanın arasında etrafınızın denizli çevrili oluşu, adaya kısa bir tekne yolculuğu ile gelmiş olmanız, kuleye çıkıp etrafında dolaşmanız, bol bol anı fotoğrafı çekmeniz, arzu ederseniz bir şeyler içip, mükellef bir yemek yeme imkânınızın olması, ziyaretçilerin ayaklarını yerden kesip, adeta kanatlandırıp mutluluktan havalara uçuruyor.! Yıl boyunca her gün (Lodos Havalar Hariç) Salacak İskelesi'nden beş dakikalık tekne yolculuğu ile ulaşılıyor.
Adaya ayak bastığınız anda Asya ve Avrupa kıtasını karşısından seyretmeye başlıyorsunuz.
Kulenin dış çevresinde turlayıp, deniz fenerini görüp, kulenin kitabeli kapısından girerek restoranın içinden geçip kuleye çıkmaya başlıyorsunuz. İlk sahanlıkta anı hediyeliklerinin satıldığı küçük bir stand var. Kızkulesi temasının işlendiği resimli tabak, kupa, çay kaşığı, magnet, resim, kar küresi biblolarından birini günün anısına satın alabilirsiniz.


Kuleye çıkışta yer alan geniş sahanlıkların duvarlarını Kızkulesi efsanesinin resmedildiği dev panolar süslüyor, ayrıca kule tarihi ve efsaneleri okuyabileceğiniz tanıtım ekranları yer alıyor. Mutlaka her gelenin fotoğrafladığı panoların seyri sonrası artık 20 kişi kapasiteli özel mekân Kuledebar, bir başka deyişle estetik çatı mimarisi altında, tavanı harita desenleriyle kaplı Kızkulesi kafe-barın bulunduğu son kata ulaşmış oluyorsunuz. İsterseniz çay, kahve gibi sıcak içecekler, isterseniz 15 TL ödeyip soğuk bira veya çeşitli kokteyller, meşrubatlar eşliğinde yüksek bar taburelerine ilişip, İstanbul Boğazı'na karşı içeceklerinizi yudumlamaya başlıyorsunuz. Eğer oturmak, para harcamak istemiyorsanız, kule çevresini yirmi adımda dolaşıyor, dürbünle veya çıplak gözle manzarayı doyasıya temaşa ediyorsunuz.
Dünya mutfağından seçme yemekler bulunan Kızkulesi Restoranında et, balık, spagetti türleri başta olmak üzere her tür yemek yenebiliyor. Özel sunumu ile levrek ızgara, soslu, köfteli, tavuklu kremalı makarnalar, mevsim salataları, dondurmalı tatlılar, şişe veya kadeh olarak tercih edilebilen şarap çeşitleri en fazla siparişi verilen yiyecek, içecekler. Kız Kulesine gidiş geliş için öğrenci ve 60 yaş üstü ziyaretçiler kişi başı 10 TL, siviller 20 TL ödüyorlar, ayrıca kule gezisi için başka ödeme yapılmıyor.
Kız Kulesi konusunda daha fazla bilgi, fotoğraf, video için lütfen tıklayınız.


Eğlence Dünyasının yeni alternatifi BOMONTİADA, haftanın hergünü her saat, değişik mekanlarda, farklı ortamlarda, eşşiz lezzetlerin hepsi bir arada buluşma noktası...

Tarihi Bomonti Bira Fabrikasının restorasyonu ile ortaya çıkan Bomontiada'nın çeşitli yerlerinde düzenlenen sergi, panel gibi etkinliklere katılabilir, rockbarlarda canlı müzik eşliğinde hoşça vakit geçirebilirsiniz.
Dostlarla yapacağınız erken kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği sonrasında canlı müzik eşliğinde bira fabrikasının tarihi bira kazanları arasında sohbet edebilir, orijinalliği korunmuş tuğla duvarlı, yüksek tavanlı ferah, tablolarla, dekoratif objelerle süslenmiş salonlarda serinleticiler eşliğinde müzik dinleyebilirsiniz.

Bomontiada'da hizmet veren mekanlardan birisi de Delimonti.
Türkiye'nin değişik yerlerinden getirilen nadide peynir çeşitlerini bulabileceğiniz şarküteri bölümü ile zengin şarap çeşitleri, nostajik resimli cazip ambalajlar içinde çikolatalar, goflet ve küçük hediyelik eşyalardan satın alınabiliyor.
Delimonti sıcak atmosferinde, misafirlerine doğal ürünlerden oluşan zengin bir kahvaltı sunuyor. Domates, biber, zeytin, sucuk, pastırma ve yöresel peynir çeşitlerini içeren serpme kahvaltı menüsünde, ayrıca serin günlerde enerji veren ve ağızları tatlandıran çalma pekmez, bal kaymak ve doğal reçeller bulunuyor. Delimonti'de kahvaltı, sahanda yumurta ve şarküteri seçenekleri, mıhlama ve katmer ile keyifli bir deneyime dönüşüyor.



Konya'dan özel olarak getirtilen aşçının yine özel olarak yapılan odun ateşi fırında hazırlanan etli ekmeği denemeye değer lezzetler arasında yer alıyor. Odun fırınından yağ somunu, bıçak arası ve etli ekmek gibi pide çeşitlerinin yanı sıra, tarhanalı tavuk ve kuzu kol gibi seçenekler de Delimonti'de yemek severlerle buluşuyor.
Tadını Konya'nın ünlü küflü peynirinden alan yağ somunu en çok tercih edilenlerin başında yer alıyor.
Pastırmalı ve kavurmalı seçenekleri de bulunan yağ somunu, et severlere de hitap ediyor.
Yine pideleriyle nam salmış Konya'dan bıçak arası ile etli ekmek de Delimonti'nin odun fırını lezzetleri arasında bulunuyor. Bıçak arası, dana ve kuzu etinin nefis karışımını tereyağı ve domatesle birleştirirken, etli ekmek, sadece dana etiyle pişiriliyor. Delimonti'nin geleneksel tatları özel sunumlarla bir araya getirdiği tarhanalı tavuk ve kuzu kol da serin günlerin tercihlerinden oluyor. Tavuk bonfilenin tarhana ile harmanlanmasıyla hazırlanan tarhanalı tavuk, yanında patates salatasıyla servis ediliyor. Kuzunun en yumuşak ve lezzetli kısımlarından olan kuzu kol ise, tadını koruması için orta ateşte pişirilerek, bulgur pilavı ile birlikte sunuluyor. Tel no: 0(212)296 29 29


Şişli Birahane Sokak'ta yer alan Bomontiada'da geçireceğiniz zaman içinde beşyüz kişilik sahnesi ile Babylon Bomonti, konser, tiyatro, sinema gibi eğlencelere ev sahipliği yapıyor.


Yöresel lezzetleri tadabileceğiniz Kilimanjaro, rakı balık ve mezelere düşkün olanlar için Kiva Meyhane, Atölye İstanbul ve çeşitli rockbarlara'da uğrayabilir, bahçede çay kahve molası da verebilirsiniz.
Bazı akşamlar düzenlenen etkinliklere sokak lezzetlerini oluşturan tezgahlı satıcılar da çağırılarak, hepsinin birarada olmaları sağlanıyor.

Bomontiada'nın hemen arkasında geniş otopark yer alırken, Feriköy semt pazarının kurulduğu alanda Pazar günleri açılan antika çarşısı, nostaljik değerlere önem verenler için değişik bir gezi imkanı sağlıyor.

PİYER LOTİ (Pierre Loti) KAHVEHANESİ

Nokta Gezimizi Eyüp, Piyer Loti Kahvehanesine yapıyor, bir bardak demli çaya 2.90 TL ödeyip, Altın Boynuz Haliç’in muhteşem panaromasını seyrederek yudumluyoruz.

İstanbul’un en hızlı ve en fazla değişim gösteren semtlerinden olan Eyüp’e uzun süre gitmemişseniz öncelikle eski Eyüp’e kıyasla çok farklı bir Eyüp ile karşılaşmak üzere kendinizi hazırlayınız.
Gidiş için denizden veya karadan iki seçenek var. Eminönü Haliç Hattı vapur iskelesinden akbil basıp 2.15 TL ödeyerek veya 4.00 TL ye jeton alarak vapurla gidilebilir.
Eminönü kalkışlı belediye otobüs seferleri diğer seçenek.
Eyüp’e ulaşınca Piyer Loti Kahvehanesine ya özel ile yola çıkmışsanız aracınızı sayısız otoparklardan birine park edebilirsiniz, ya teleferik hattını kullanabilirsiniz ya da Eyüp Camisi arkasından iki yanı mezarlık olan 750 metrelik parke taşlı yokuşu yürüyerek tepeye varabilirsiniz.
Bilhassa hafta sonu öğleden evvel yola koyulmak trafik çilesi, insan kalabalığı sıkıntılarınızı bir nebze olsun hafifletebilir, kahvehanede istediğiniz masada oturma seçeneği bulabilirsiniz.
Piyer Loti tepesinin göze sığmayan muhteşem panoraması yerli yabancı tepeye gelen her turistin beğenisini kazanıyor.
Piyer Loti Kahvehanesinin açık bahçe kısmı veya hava şartlarına göre kapalı iç bölümlerinde oturup soluklanabilir, kahvehanenin duvarlarında ki fotoğrafları ve antika iki çini sobayı görebilirsiniz. Piyer Loti tepesinde bulunan çarşıyı gezebilir, hatta Osmanlı fotoğrafçısında Padişah ve Hürrem Sultan kostümleri ile poz verip 10 TL’ye fotoğraf çektirip bir dakikada alabilirsiniz.
Teleferik istasyonu seyir platformu, selfi, fotoğraf çektirmek, kamera kullanmak için en ideal yer. Burada herkes aynı şeyi yapıyor, herkes aynı manzaraya karşı bir değil, onlarca selfi çekiyor.
Piyer Loti Kahvehanesi molası sonrası mistik havasını kaybedip ticaret merkezine dönen Eyüp Meydanına inenleri cami çevresinde ki restoranlar, unlu mamulleri yapan fırın ve pastaneler başta olmak üzere, simit sarayı, dondurmacı, İskender kebapçıları, dönerciler, pideciler, hediyelik eşya satıcıları, butikler, seyyar satıcıların istilasında ki çarşı dükkânları bekliyor…


Cami, türbe ziyareti, Eyüp Camisi duvarlarını süsleyen İznik çinileri, kuş sarayları, su fıskiyeleri, tarihi mezar taşları, çiçek satış bahçeleri görebileceklerinizden bazıları. Gezinize devam etmek isterseniz Eyüp İskelesi yanında minik yüzer iskeleden pat pat bir motor kiralayıp Altın Boynuz Haliç’in derinliklerine doğru yola çıkabilirsiniz.
Demek ki akbil gidiş geliş 4.30, iki bardak çay 5.80, bir de çayın yanında yemek için simit, poğaça bir şey alırsanız, kişi başı 10 -15 TL ye, daha fazla para harcamadan gezip, hoş vakit geçirebilirsiniz. (Tel: 0(212) 616 23 44 - 581 26 96)
Özel araçla gidenler için Eyüp’te hiçbir yerde olmadığı kadar otopark var, kalış süresine göre 5-6-7-10 TL’ye bir ila dört saat arası misafir olabilirsiniz.
Haliç hattı Eyüp, Sütlüce, Ayvansaray, Hasköy, Kasımpaşa, Eminönü, Karaköy, Üsküdar duraklı her gün yapılıyor. Vapurun Eyüp kalkışlı sefer saatleri şöyle:
7.30- 8,30-9,30-10,30-11,30-12,30-13,30-14,30-15,30-16,40-17,40-18,40-19,45 Pazar ve tatil günleri 20,45.
Eminönü'nden yapılan seferlerin hareket saatleri:
Tatil ve Pazar günleri 07,50-08,50-09,50, diğer günler 10,50-11,50-12,50-13,50-14,50-15,50-17.00-18,00-19,00-20,05- Pazar 21,05
(Fotoğraflar ve klip 10 Ekim 2015 Cumartesi öğle üzeri çekilmiştir)

HAFTA SONU EMİNÖNܒnde "BALIK-EKMEK" KEYFİ'nden FAZLASI VAR

Belki Eminönü, belki Mısır Çarşısı turu yaptınız, Tahtakale'yi, Çiçek Pazarını turladınız, Doğu Bank İş Hanında elektronik eşyalara baktınız, Hacı Bekir’e uğradınız, e oraya kadar gitmişken bir de Kuru Kahveci Mehmet efendi’den henüz kavrulup çekilmiş kahve aldınız, şimdi de sıra geldi binlerce kişinin yaptığı gibi Eminönü "Balık Ekmek" keyfine.
Alt geçitten geçerek sahil kesimine ulaştığınız yer Kadıköy-Üsküdar motor iskelesi ile Galata Köprüsü Eminönü ayağında kalan bölüm, yüzer teknelerde pişirilen balıkların yani balık ekmekçilerin mekânı.
Kıyıya bağlı teknelerin önlerinde oturaklar ve alçak masalardan oluşan üstü tenteli açık hava lokantaları, zamanı dar olup ama Eminönü’nden balık ekmek yemeden gitmeyenleri ağırlıyor.
Teknede kızgın saç üzerinde kendi yağı ile ızgarada pişirilen balıklardan ekmek arası yapıyor, arzu edenler, ekmek arasına balık, soğan koyup Haliç manzarası karşısında ister ayakta ister oturarak yiyor.
Etrafta seyyar turşucular, lokmacı da dolaşıyor.
Sanki bir festival havası yaşanıyor.
Balıkçıların ve turşucuların özenle dikilmiş parıltılı turistik kıyafetleri ortak noktaları olarak dikkat çekiyor, birçok kişi de satıcıların fotoğraflarını çekiyor, kameralar ise hiç durmuyor.
Sadece İstanbullular değil, İtalyanı, Fransızı, İngilizi, Japonu her ülkeden turist görebiliyorsunuz burada.
Kimse de balıklar buzhane mi, taze mi diye sorgulamıyor. Açık havada, hem de o kalabalıkta herkesle beraber, yoğun balık kokusu, dumanı arasında, kılçığı çıkarılmış, 6 TL fiyatlı, fileto palamut veya uskumru Balık Ekmek öyle bir iştahla yeniyor ki... (Cumartesi öğleden sonrası Kasım 2014)
Yok, hayır bir karış yükseklikte ki oturaklarda iki büklüm oturamam diyorsanız, bu defa Köprü altında hizmet veren lokantaları seçebilirsiniz. Ekonomik fiyat uygulanan Yaka Balık, Sembol Balık, Yıldızlar Restoran gibi lokantalarda oturuyor, köprü üstünden amatör balıkçıların denize sarkıtılan oltaların arasından, Eminönü Vapur İskelesi ve Haliç girişine karşı ızgara veya tavada kızartılmış balıklarınızı yiyorsunuz. Galata Limanı, gemiler, motorlar, römorkörler, Boğaz, Sarayburnu, Topkapı Sarayı veya Haliç, hepsi karşınızda.

Boğaz'ın Avrupa Yakasında çok seçenekli bir gezi durağı Sarıyer!
Tek hedefte çok seçenekli bir "Nokta Gezi" seçeneği olan Sarıyer'de çok zevkli zaman geçirebilirsiniz.
İlk akla gelen Sarıyer Yenimahalle Caddesi üzerinde çarşı içine girip sağ kolda ilerleyip cami yanında dik uzun bir bina olan ve 1895'den bu yana hizmet veren Tarihi Sarıyer Börekcisi olabilir.
Başka yerde şubesi bulunmayan börekçinin tüm katları konuk ağırlamaya müsait, tercihiniz en üst kat olursa boğaza ve balıkçı barınağına hakim muhteşem deniz manzarasına karşı böreklerinizi zevkle yiğebilirsiniz. Masanız pencere kenarında ise böreklerinize camın arkasından imrenerek bakan martıları da görebilir, fotoğraf çekebilirsiniz. Su böreği, peynirli, kıymalı, patatesli, ıspanaklı börekler, poğaçalar, kurabiyeler, çay, ayran, soda seçenekler arasında bulunuyor. Arzu ederseniz böreklerinizi paket yaptırıp beraberinizde de götürebilirsiniz.

Sarıyer gezimizde ikinci uğrak noktası 85 yıllık bir müessese olan Tarihi Sarıyer Muhallebicisi.
Zekeriaköy'de bulunan özel çiftlikte yetiştirilen keçi, koyun, inek sütlerinden yapılan sütlü tatlılar gerçekten damakta özlenen bir tat bırakıyor. Özellikle kazandibi, tavukgöğsü, su muhallebisi, keşkül, sütlaç yenebileceği gibi, kadayıf çeşitleri, börekler Sarıyer'e gelmekle iyi yapmışım dedirtecek nefasette.

Sarıyer Çarşısı ve sahil boyunca çeşitli balık lokantaları, kafeler, çay bahçeleri de denize ve temiz boğaz havasına hasret kalanlarca tercih ediliyor. Çevrede çok sayıda fotoğraf kompozisyonu var, kameranınızı, fotoğraf makinenizi beraberinizde getirdiyseniz sık sık kullanmak istiyebilirsiniz.
Deniz kenarında oturup demli bir çay içip, martılara simit, ekmek atmak bile bir başka zevk verecek ve farkında olmadan yapacağınız kısa yürüyüşlerle bile stresten kurtulduğunuzu hissedeceksiniz.
Özel araçla gelenler için Sarıyer girişinde durakların yanında geniş araç kapasiteli otopark var. Taksim, Beşiktaş istikametinden sürekli minibüs ve otobüsler ulaşım imkanı sağlıyor. Böreğin kilosu 24.00 TL, otopark saati 6.00 TL.


Göksu Deresi
Boğazın Anadolu Yakası sahilinde ilerlerken bu arada Küçüksu Kasrını geçince Anadolu Hisarı ve Göksu Deresi çıkıyor karşımıza. Geç de olsa anlaşılan değeri sayesinde farklı bir değişim gözleniyor.
Seyir zevki veren boyanmış yalılar daha bakımlı, Göksu Deresi kıyısında, uzun soluklu branç yapmanın tadına doyamayacağınız nehir kenarı kafeler, restoranlar, renk ahenk tekneler ve sudaki yansımalarla Anadolu Hisarı gölgesinde davetkar biçimdeler. İsterseniz yemek yiyebiliyor, isterseniz çay, kahve molası verebileceğiniz seçenekler var. Bunlardan bir tanesi de Anadolu Hisarı köprüsüne bakan Göksu Deresi sahilinde ki Hüseyin Bey Cafeteria. Köprüyü geçip sağa dönen you 50 metre takip edince solunuzda araç oto parkı sağınızda Hüseyin Bey oteli yer alıyor. Cafeteria da otelin ünitesi. Oldukça geniş çiçeklerle ağaçlarla kaplı bir bahçeden ilerliyor nehir kenarına geliyorsunuz masa seçimi arzunuza kalmış, isterseniz bahçede isterseniz denizin üzerinde yani tekne üzerinde ki masalardan birini seçiyorsunuz. Geliş saatinize göre uzun soluklu bir kahvaltı da yapabilirsiniz, günlük balıklardan da seçebilirsiniz. Izgara çipura, levrek buğulama, karides güveç, karides salata, soğuk bira gibi birçok seçenekleriniz var. Yemek sonrası geldiyseniz çay ya da gömlekli fincanda sunulan köpüklü bir kahvenin zevkine doyum olmuyor.

Mevsimine göre ya mor salkımlar gözünüzü okşuyor, ya açan manolya çiçeklerinin kokusu başınızı döndürüyor. Boğaza açılan teknelerin durgun suyu yararak yol alışları, köprü altından geçene dek veya boğazdan Göksu’ya giriş yapanların gelişleri, seyrinize renk katıyor. Boş durmuyor birkaç estanteneyi fotoğraflıyorsunuz.
Göksu Deresi üzerinde başka mekânlarda var. Anadolu Hisarının dibinde de oturabiliyor, sakin derenin derinliklerinde ki mekânlarda mola verebiliyorsunuz. Buralarda da kıyı boyunca yanaşmış yatlar, tekneler, balık tutanlar, atacağınız ekmek lokmalarına gelen ördek aileleri tüm sıkıntılardan kurtulmanızı dinlenmenize yardımcı oluyorlar.
Konaklama arzunuz varsa Hotel Hüseyin Bey her biri farklı konsepte odalarıyla hizmet veriyor.
Tel no: 0(216)332 15 15 Kızıl Serçe Sk. no 10 Anadolu Hisarı
Göksu’dan geçerken değişik ekmek çeşitlerine meraklıysanız Tarihi Göksu Fırını veya çiçek satış bahçeleri uğrak noktalarınız olabilir.


Kentin Göbeğinde Bir Vaha, IHLAMUR KASIRLARI!
Nokta Gezinin bu alternatifi çok az zamanı olup, dinlenmek için ayırdığı bu zamanı da ulaşımda harcamadan bir an evvel hedeflediği ortama kavuşmak isteyenlere.
Gün boyu çay kahve, tost ya da 12.00’ye kadar kahvaltı yapabilme, tarihi bir mekânı gezme, gözleri yeşil ortamda dinlendirme, kuş sesleri arasında doğanın içinde soluklanma, güvenli alanda dolaşıp yürüyüş yapma imkânı sunuyor. Kısaca özetlediğim yer Avrupa Yakası yoğun yerleşim yeri gökdelenlerle çevrili Beşiktaş’ta bulunan Ihlamur Kasırları, kısaca Beşiktaş Pazarının yanı başında saklı. Milli Saraylara bağlı Ihlamur Kasırlarında giriş sembolik bir TL.
Kapıda güvenlik, içeride bebeğini gezdiren, bir çay içip kitap okuyan, güneşlenen zamanı bol emekliler, yürüyüş yapan hanımlar ulaşımı kolay bir ortamda hoşça vakit geçiyorlar.
Bahçeye kurulu masanızda ağaçlara, süs havuzlarına, oya gibi işli Ihlamur Kasrına, karşı oturup çayınızı yudumlarken davetsiz misafirlerden 8-10 tane tavus kuşu ayaklarınızın dibinde dolaşıyor. Sıkılıp yürüyüş yapmak isterseniz çam, çınar, ıhlamur ve saray bahçelerinde sıkça görünen manolya ağaçları, estetik görünüşlü çiçekler, bitkiler arasında dolaşabilir, yorulunca bahçenin çeşitli yerlerinde konumlanmış banklarda oturabilirsiniz.
Ağaçlar arasında iki tanesi gerek yaprak, gerekse şekil itibariyle dikkatinizi çekecektir. Giriş kapısı solunda yükselen dev ağaç Çin Mabet Ağacı (Ginkgo biloba) olarak anılıyor. Yaprakları şifalı, araştırmaya, öğrenmeye değer özellikler taşıyor. Diğer Mabet Ağacı ise Kafeterya önünde yer alıyor.
Ihlamur Kasırları bahçesinde yarım saatlik dinlenme molası üzerinizde ki tüm stresi yok edecek, sakinleşmiş, dinlenmiş olarak ayrılmanıza neden olacak.
Ihlamur Kasırları Sultan Abdülmecit tarafından 1849-1855 tarihleri arasında, Sultanın resmi kullanımına ayrılan Merasim Köşkü ile maiyeti, kimi zaman da haremi için ayrılan Maiyet köşkü olarak iki ayrı yapı yapılmış.
Bodrum üzerine tek katlı olarak inşa edilen 19. Yüz yılın Batı dekorasyon anlayışınauygun süslemeleri hayret ve hayranlık uyandırıyor.
Pazartesi – Perşembe günleri dışında her gün ziyarete açık.
Kapalı mekânlarda fotoğraf makinesi, kamera kullanımı, cep telefonu ile çekim yasak.
08.30-16.30 (Kasım-Mart) / 08.30-17.30 (Nisan-Ekim). Ihlamur Yolu, Beşiktaş – İstanbul Tel 0(212) 259 50 86


Karaköy’den Unkapanı’na yeni metro köpsüyle "Köprüler Arası" kısa Haliç gezisi.
Bahar ve yaz aylarında bu kısa yürüyüşte ki amaç 2014 de hizmete giren metro köprüsünden yürüyerek karşıya geçmek, İstanbul siluetini yeni açılardan keşfetmek, hem de hiç yorulmadan!
Karaköy, Galata eski hallerinden çok farklı bir görüntü çiziyor artık. Tophane’den başlayan farklılaşma yeni oteller, yeni mekanlar, restoranlar, bar, kafelerle geliştikçe gelişiyor. Hızlı bir değişim gösteren ve değeri yükselen binalar restore ediliyor, bir bir ortaya çıkıyor, butik tarz kazanıyor. Kılıç Ali Paşa Hamamına, Galata Köprüsüne, Karaköy İskele çevresine Beyoğlu’ndan, Galata Kulesinden inen ya da tarihi yarımada turunu tamamlayan turistler geliyor. Karaköy İskelesi sırayla restoran dolu hepsi de Topkapı Sarayını seyreden manzaraya sahip keyifli mola verilecek yerler. Galata Köprüsü altından geçip, Haliç kıyılarına paralel yürüyüşümüze başlayınca balık tava kokuları egemenliği içine giriyor ve değişik açılardan Eminönü tarafını, köprü trafiğini, motorları seyretmeye başlıyoruz.

Bir çoğu yıkılmasına rağman kıyı boyunca son derece basit tahta iskemleli çay bahçeleri, kır lokantaları bulunabiliyor.
Burada mevsimine göre papatyalar, pisi pisi otları, çimenler arasında oturuyorsunuz. Kimi çay molası veriyor kimi balık ekmek yiyor. Zaten balık çarşısı da köprünün Karaköy ayağında bulunuyor. Böylesi yoğun bir merkezde insan ayağının toprağa basarak oturabilmesi yadırgansa da doğrusu bu ya hoşa gidiyor. Müşterilerin çoğunluğu yabancı turistler oluşturuyor, gençler de var tabii, etrafta yoğun ızgara balık kokusu hakim, çay ocaklarında bile balık pişiriliyor. Oldukça seyrangah bir yer, Eminönü Balık Ekmekçiler gibi iç içe bir yer değil, üstelik etrafta ağaçlar da var, kediler, köpekler de. Çekilecek fotoğraf kompozisyonu çok. Salaş kır lokantası veya çay bahçelerinde bazen düğün salonu, masa takımı koltuklarda, bazen tahta, plastik sandalyelerde oturuluyor.



Bir çay bir kahve molası sonrası hırdavatçıların, boya, deniz, tekne malzemeleri, halat, ip, zincir, vida, el aletleri demir, tel örgü satanların bolca bulunduğu dükkanların arasından Azapkapı’ya doğru ilerliyor ve yeni yapılan metro köprüsüne geliyorsunuz. Hiç yorulmadan yürüyen merdivenler sizi köprü üstüne çıkarıyor.
Burada, platform ve seyir terasından farklı açılardan fotoğraf çekebilme, etrafı seyretme imkânı bulunuyor. İstasyon görevlisi peronun resmini çekme gibi uyarılarda bulunsa da farketmiyor. İniş de zahmetsiz yürüyen merdivenle oluyor. İsterseniz Unkapanı Manifaturacılar Çarşısına, müzik, perde, halı, dükkanlarına bakıp Zeyrek, Süleymaniye, Aksaray'a uzanabilirsiniz, isterseniz Tahtakale, Eminönü, Sirkeci tarafına, bu defa altı üstü bir başka alem olan Galata Köprüsünden dönerek başlangıç noktanıza yürüyüş rotanızı planlayabilirsiniz.
Yol üzeri ekonomik ve gizli kalmış lezzetleri yeniden tatmak veya denemek isterseniz ön bilgi ve detaylar için sihirlitur İstanbul Eminönü bölümünü ziyaret ediniz.


NAMLI GURME
İsterseniz hafta sonu güzel mükellef bir kahvaltı, isterseniz hafta içi bir öğlen yemeği, canınız ne çekerse memleket hasretiyle özlediğiniz ne çeşni varsa Namlı’da bulabiliyorsunuz.
İstanbul’un oldukça merkezi bir yerinde hizmet veren Namlı Karaköy, kat otoparkı altında çift cepheli restoran ve şarküteri bölümleriyle Avrupa Kıtası sahilinde bulunuyor. Gn. Md Engin Mepa’nın işletmesi karşısında Tarihi Yarımada, Galata Rıhtımı yer alırken, Namlı denize 50 adımlık mesafede bir başka lezzet denizinde ağırlıyor konukları.
Peynirler, zeytinler, soğuk et mamulleri, turşular, mezeler, sıcak soğuk çeşitler ballar, reçeller, üstüne üstlük sakız reçeli de var Sakız Adası’ndan ithal edilen. Kahvaltılık almaya geldiyseniz siparişleriniz özel ambalajlarda hazırlanıyor, peyniriniz yiyip bitene kadar buzdolabında kuruyup suyu tadı kaçmasın diye bölünüp ayrı ayrı vakumlanıyor, zeytinler kutulanıyor.
Yemek veya kahvaltı için geldiyseniz çeşit bolluğu yaşanan zengin büfeden beğendiklerinizi tabağınıza koydurup, gramajlandırıp kasada ödüyor, masanıza kurulup yemeğe başlıyorsunuz. Kasa kalabalıksa yemek sonrasında ödeme yapılabiliyor. Alış veriş de yemek de keyifli oluyor. Nezih ortamda yediklerinizin tadına varıyorsunuz. Ne var şöyle bir bakalım.

Her gün 70 çeşit meze çeşidi içinde seçim yapma imkânının yanı sıra zeytinyağlılar, sarmalar, dolmalar, sandviçler, köfteler, sıcaklar, yumurtalı çeşitler, tatlılar için öğlen yemeğine gelenler saat 11.30 sularında meze büfesi önünde sıralanıyorlar.
Kayseri’den getirilen sucuklar, pastırmalar, ya da Bodrum’dan, Hatay’dan kırma zeytinler, Gemlik’ten, Edremit’ten getirilen yeşil zeytinler veya sızma zeytinyağı içinde tarhun otu, kuru domatesle birlikte al beni diyen siyah zeytinler. Gelibolu, Mihaliç, Ezine, Edirne, Kars, Van, Urfa, Hatay nerede ne tür peynir varsa sıralanmış alıcısını bekliyor. Gravyer, Fransız, otlu, keçi peyniri, hellim peyniri, teneke veya deriden Erzincan, İzmir tulum, Şanlı Urfa topak, Van otlu, Çerkez’i, islisi Türkiye’nin neresinde ne peyniri yapılıyorsa hepsi sergileniyor. Bal çeşitleri, reçel çeşitleri de petekler, kavanozlar içinde renkleriyle görünüşleriyle renk cümbüşüne renk katıyorlar. Reçellerden bahsetmişken pek bilinmeyen bir reçel çeşidi var son derece lezzetli Hatay’dan, yiyenlerin kestane reçeli sandığı bu çeşit aslında patates reçeli. Kahvaltıda sunulan ekmekler, poğaçalar Namlı’nın kendi ustalarının marifetlerinden.

Yazı boyunca reklam gibi olmasın diye çok uğraştım ama sahanda sucuklu, pastırmalı yumurta, zeytinyağlı çeşit tabağı, deniz ürünleri çeşitlerini, turşuları, çikolataları nasıl yazıp anlatırsanız anlatın hepsi aynı amaca hizmet ediyor. Bir hafta sonu sevdiğinizle cam kenarı bir masada sevdiğiniz, özlediğiniz lezzetlerle hoşça vakit geçirmek için Namlı iyi bir seçenek olabilir.
Çevrede bulunan iş yerlerinin yoğunluğu nedeniyle öğlen yemekleri hafta içinde bile kalabalık oluyor. Namlı'nın iç kapalı salonu veya ön dış kısmında oturup günlük yapılan mezelerden seçtiklerinizi yiyebilirsiniz.
Evde bir davet vermek isterseniz yine sofraranızda olmasını istediklerinizden Kaya Koruğu Mezesi, Karnıbahar Salatası, Patates Salatası, Fasulye Piyaz, Zeytinyağlı Barbunya Pilaki, Meksika Fasulyesi , Taze Ege Fasulyesi, Taze Bamya Salatası, Turşu Mezeleri, Peynir Dolgulu Kiraz Biberi, Mayonez (Rus Salatası), Patlıcan Salatası, Sicilyano, Girit Ezmesi, Haydari, Yoğurtlu Kabak Mezesi, Zeytinyağlı Enginar, Enginar Kalbi, Zeytinyağlı Yoğurt Soslu Taze Bakla, Ispanak Borani, Brokoli, İmam Bayıldı, Patlıcan Biber Kızartması, Şakşuka, Pancar Mezesi ve Salatası, Zeytinyağlı Karışık Dolmalar, Acur Dolması, Çiroz Salatası, Tuzlu Sardalye, Zeytinli Hamsi, Karides Meze, Ahtapot Salatası, Füme Ahtapot, Kalamar Dolması, Soğuk Etler (Salam, Dil, Jambon, Beykın, Pastırma, Sosis, Sucuk), Halep Köfte, İçli Köfte gibi mevsimsel tatlar, değişik meze çeşitlerinden paket yaptırıp beraberinizde götürebilirsiniz.
Namlı Gurme Karaköy Rıhtım Caddesi Kat Otoparkı altı Tel no: 0(212) 293 68 80 - 83

Baylan Pastanesi
Kadıköy Çarşısı içinde bulunan ve mazisi bir hayli eskiye dayanan pastane Avrupa Yakası Karaköy’den Kadıköy’e taşınmış. Şekerlerle süslü vitrinlerin ortasında yer alan kapıdan giriyor, sağ tarafta kasa ve mutfak penceresini sol tarafta pasta, çikolata, şeker vitrinlerini bırakıp ilerliyorsunuz. Bahçe kısmına doğru devam eden koridorun her iki tarafında iki kişilik masalar, sandalyeler dizili. Geniş salon üstü tente ile kapalı, etrafta çeşitli salon bitkileri var.
Sıcak içecekler, kahveler en önemlisi hemen hemen hiçbir yerde bulamayacağınız nostaljik özellikli pastalar yiyebiliyorsunuz. 1950-60 yıllarının gözde pastası “ADİSEBABA”yı o yıllarda Beyoğlu Markiz pastanesinde yiyenler 40-50 yıl sonra Baylan’da bulabiliyorlar. İçinde turunç kabuğu reçel olan buzlu pasta damakta enfes bir tat bırakıyor. Arzu edenler melon şapka gibi görünüşlü üzeri çikolata kaplı pastanın bütününü de paketletip alabiliyorlar. “PİRAMİT” pasta yine nostaljik özellikli pasta çeşitlerinden. Fakat iddialı lezzetlerden biri olan “KUP” tadı ifade etmekte güçlük çekilen nefasette, yiyenleri mutlu etmeye yetecek lezzet barındırıyor. Meyve, öğütülmüş fındık, karamalize şeker, krokat, dondurma üzerine bir de kremaya batırılmış bisküvi ile ayaklı kadehte servis ediliyor. Şuruplu tadına doyum olmuyor. Masadan kalkarken adisyonu alıyor, çıkışta kasaya ödeme yapıyor, arzu ederseniz servis elemanına tip bıkıyorsunuz. İki KUP için ödeyeceğiniz ücret 20 TL nin içinde oluyor. Özel aracınızla geldiyseniz Akmar Pasajı çevresinde kapalı araç parkına veya sahil yolu üzerinde akaryakıt istasyonu arkasında otoparklara araç bırakabilirsiniz. Bir saate kadar 5 TL. Diğer seçenek Eminönü, Karaköy’den şehir hatları gemileri ile Kadıköy iskelesine gelmek veya Eminönü – Kadıköy motorlarını kullanmak.
Pastane çıkışı Baylan pastanesinin bir üst paralelinde köşe başında bulunan Beyaz Fırından poğaçalar, paskalya çöreği, ekmek, lokma almak, sokak üzerine kurulu lokantalarda oturmak, kumda pişirilen yoğun kokulu Türk kahvesinden içmek, balıkçılar, manavlar arasından geçerek Akmar Pasajına dek keyifli bir yürüyüş gezi yapabilirsiniz. Baylan Pastanesi Muvakkithane Caddesi No: 19 Tel: 0(216) 346 63 50

121 Yıllık Efsane PATISSERIE DE PERA’nın Dekorasyonu Yenilendi
Zengin tarihi ve imza attığı ilklerle İstanbul’un en önemli simgelerinden olan ülkemizin ilk uluslararası oteli Pera Palace Hotel Jumeirah’nın içinde, kuruluşundan bu yana hizmet veren Patisserie de Pera, dekorasyon kraliçesi olarak anılan ünlü iç mimar Anouska Hempel’in tasarım anlayışıyla yeniden yorumlandı. Anouska Hempel’in, kendisini 100 yılı aşkın süredir pastaneyi ziyaret eden misafirlerin yerine koyarak, köklü tarihini hissederek yaptığı tasarımlar, Patisserie de Pera’yı bozulmayan ancak tazelenen dokusuyla kalbi çok daha sağlıklı atan bir lezzet mekanı haline getirdi.
Dekorasyonu değişse de, kristal çay bardakları, gümüş çatal bıçakları, zarif porselen tabakları ve dantel peçeteleri ve detaylardaki ince işçiliğiyle geçmişten günümüze hep aynı dokuda kalan özel bir nostaljiyi yansıtmaya devam ediyor.
Hem dekorasyon hem lezzetler yenilendi
Patisserie de Pera’nın kendisi gibi lezzetleri de baştan yaratıldı. Kahveli, çilekli, vanilyalı makaronlar, ev yapımı çikolatalar; farklı reçetelerle hazırlanan ekler, opera kek, Parist Brest gibi eşsiz Fransız lezzetlerinin hakim olduğu pastalar Fransız geleneğinden gelen 121 yıllık deneyimle servis ediliyor.
Çeşitli sandviçleriyle de mönüsüne çeşitlilik katan Patisserie de Pera, aynı zamanda hızlı paket servisi olanağına da sahip. Yepyeni yüzü ve yenilenen lezzetleri ile Patisserie de Pera, akşam 18.00 ile 20.00 saatleri arasında sunduğu özel indirim fırsatlarıyla da misafirlerini açılışın coşkusuna ortak ediyor.
Doğum günlerinde kişiye özel hazırladığı pastalarla da hizmet kalitesine ayrıcalık katan Patisserie de Pera tarihi dokunarak yaşamak isteyenlerin uğrak mekânı oluyor.
Pastane menüsünün amiral gemisi ise “kruvasan". Sabahın erken saatlerinden itibaren şehrin en baştan çıkarıcı kruvasanlarını bulabileceğiniz Patisserie de Pera’da “kahve ve kruvasan” ile kendinizi Paris’te hissedeceksiniz.
Bu özel ikilinin fiyatı ise 07.00-08.30 saatleri arasında 15 TL. Güne lezzet ve enerji ile başlamak için hoş bir fırsat.
Bir Beyoğlu gezinizde kısa bir kahve molası verirken tarihi atmosferi soluyacak, sakinlik huzur veren şeker pembesi dekor içinde değişik lezzetleri tatma imkanı bulabileceksiniz. Pastahanenin otel içinden ve caddeye açılan girişleri var

SICAK GÜNLERİN SERİN MÜJDESİ
DİVAN'IN NEFİS DONDURMALARI & VAZGEÇİLMEZ KLASİĞİ ROKOKO

Kavurucu yaz sıcakları yaklaşırken, aradığınız serinliği Divan Pastanelerinin birbirinden lezzetli dondurmalarında ve vazgeçilmez tadıyla bir yaz efsanesi olan nefis Rokoko'sunda bulacaksınız. Klasik aromaların dışında Divan Pastanelerinin bu yaz, sürpriz dondurma çeşitleri ise tahinli-cevizli ve tahinli-çikolatalı!

Vanilyalı, çikolata soslu, çikolata parçacıklı, tutti frutti'li, fıstıklı, karamelli, light, damla sakızlı, cookie'li, kavunlu, vişneli ve çilekli çeşitleriyle Divan Dondurmaları; iki farklı boyda hazırlanan orijinal kutularında satışa sunuluyor. Ayrıca bu yaza özel çıkan, Divan'ın tahinli-cevizli ve tahinli-çikolatalı çeşitleri, alışılmışın dışında tatlar arayanlar ve geleneksel lezzetleri dondurmada denemek isteyenler için lezzetli bir alternatif oluyor.

KANLICA YOĞURTCUSU
Kanlıca vapur iskelesi bitişliğinde bulunan yoğurtçu kapalı ve açık oturma bölümleri ile hizmet veriyor. Kapalı kısımda cam kenarında 7 masa yer alıyor bu masalarda oturanlar Boğaza ve Rumeli Hisarına doğru geniş bir panoramayı seyrederken denize 1,5 metre mesafede oturma imkânı buluyorlar. Boğazdan geçiş yapan gemiler, turist taşıyan yolcu motorları, şehir hatları gemileri, yatlar, tekneleri seyrederek vakit hiç anlamadan hoşça geçiyor. Derinlikli salon iki kademeden oluşuyor, kare masalar koyu renk, vinleks kaplı süngerli sandalyelere oturanlar sade, pudra şekerli veya reçelli bardak yoğurt yiyebiliyorlar. Açık kısımda oturanlar, ahşap sandalyelerde oturup sigara içebiliyorlar. Ayrıca son zamanlarda sadece yoğurt değil yemek yeme imkânı da var. Karışık tost, patates kızartması, ızgara et, tavuk, kahvaltı yiyebilecekleriniz arasında ve tabii sıcak soğuk içecekler İki kişi patates tava, karışık tost, çay, yoğurt 20 TL civarında özel aracınızla geldiyseniz yol kenarına park ediyor, bir saate kadar 5 TL otopark ücreti ödüyorsunuz. Belediye otobüslerinin yanı sıra, deniz yoluyla gelenler Kanlıca iskelesinde inebilir, motor taşımacılığı Kanlıca’ya gelmek için bir başka seçenek olabilir.

İSTANBUL MODERN
İşte harika manzaralı bir restoran, bar ve sergi salonu, kütüphane, hediyelik eşya dükkanını bir arada bulabileceğiniz İstanbul Modern de, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Ayasofya siluetiyle büyüleyici tarihi yarımadaya bakarak yemek yiyebilir, veya içeceklerinizi yudumluyabilirsiniz. Gündüzü ayrı, akşamı ayrı güzellikteki terasıyla Haliç girişini, Galata Köprüsünü, vapurları uzaktan seyrederken sohbetinizi renklendirebilir, galerilerdeki sergilenen eserleri görebilir, hediyelik eşyalardan satın alabilirsiniz. İstanbul Modern'in özel oto parkı ise aracıyla gelenlere büyük imkan tanıyor.

İstanbul Sanat Müzesi Adres: Meclis-i Mebusan Caddesi Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No:4 Karaköy - İstanbul
Tel:0(212) 334 73 00 Ziyaret saatleri Salı-Pazar 10.00-18.00 - Perşembe 10.00-20.00 Müze Pazartesi günleri kapalı.

HALAT RESTAURANT
Haliç kıyısında, tarihi yarımadanın tüm güzelliğine yakından tanıklık eden denize sıfır konumuyla Halat Restaurant, gurme lezzetleri sevenlere hitap ediyor.
Mekânın üzerini tamamen kaplayan ve tüm görkemiyle açılan yelkenli brandaları ise misafirleri büyülü bir ambians yaşatıyor. Günün her saati için benzersiz lezzetlerin bulunduğu Halat by Divan, özel organizasyonlar ve iş yemekleri için de ideal bir ortam sağlıyor.
Rahmi M. Koç Müzesi içerisinde yer alan Halat Restoran konumu ve iç dekorasyonuyla ziyaretçilerine, denize sıfır bir konumda Divan lezzetlerini tatmanın keyfini yaşatıyor. Bordo dekorasyonu ve duvarları süsleyen maket yelkenlilerle mekân, hem dost sohbetlerine hem de iş toplantılarına ev sahipliği yapıyor.
Mutfağı ise, şeflerinin birikimi ve hünerli elleriyle hazırladıkları Divan klasikleriyle Akdeniz lezzetlerini buluşturuyor. Restoranın menüsünde; Halat ve Divan salataları gibi sağlıklı seçeneklerin yanı sıra, fırınlanmış mercan balığı kebap gibi sıradışı ve ağır ateşte pişmiş dana kürek gibi geleneksel lezzetler de yer alıyor.
Pazar günleri 10.00 – 13.00 saatleri arasında, misafirlere açık büfe kahvaltı sunuluyor.
Şehrin içinde ama şehirden bir o kadar uzakta hissi veren denize sıfır konumuyla Halat by Divan, bütün haftanın iş yorgunluğunu atmaya yardımcı oluyor. Zengin içeriğiyle kahvaltıyı bir lezzet şenliğine dönüştüren açık büfenin kişibaşı fiyatı ise 49 TL. Muhteşem manzarası ve seçkin lezzetleriyle, özel davet ve organizasyonların da düzenlenebileceği Halat Restoran, iç mekânda 100 kişilik, dış mekânda ise 230 kişilik kapasiteye sahip.
Halat by Divan, kapalı olduğu Pazartesi dışında her gün 10.00–22.00 saatlerinde hizmet veriyor.
Restoranın, kendine ait ücretsiz otoparkı da bulunuyor.
Rahmi M. Koç Müzesi Hasköy Caddesi No: 5 Hasköy - İstanbul Müzesi . Halat by Divan: 0212 369 66 16

BAR BAR ROSSA by DİVAN
İş günü yorgunluğunu sıradışı, eğlenceli ve bol sürprizli bir mekânda atmak isteyenleri tarihi Haliç kıyısına davet ediyor.
Rahmi M. Koç Müzesi içerisinde yer alan Bar Bar Rossa by Divan’ın tarihi yarımadaya hakim nefis konumu görenleri hayran bırakıyor. Bir teknenin içerisindeymiş hissi veren, denizcilikle ilgili antikalarla bezenmiş mekan, ayrıca birçok özel organizasyon için de ideal bir ortam sağlıyor.
Tekne konseptinde tasarlanmış, İngiliz Pub tarzında döşenmiş farklı dekorasyonuyla Bar Bar Rossa by Divanmisafirlerine, eğlenceyi ve konforu aynı anda sunuyor. Zengin içki menüsüyle dikkat çeken mekânın en çok tercih edilen lezzetleri ise, farklı tatları ve modern sunumlu kokteylleri. Kapalı olduğu Pazartesi günleri hariç her gün 18.00 – 20.00 saatleri arasında “happy hour” yapılıyor ve konuklara tüm içkiler %25 indirimli olarak sunuluyor.
Limitli bir sayıda katılımcıyla, doğum günleri gibi farklı organizasyonların düzenlenebileceği Bar Bar Rossa by Divan, konuklarına heyecanlı ve eğlenceli dakikalar vaat ediyor. Açılış Kapanış Saatleri: 15:30 - 01:30-Pzt günleri kapalıdır.
Rahmi M. Koç Müzesi Hasköy Caddesi No: 5 Hasköy - İstanbul Müzesi. Bar Bar Rossa by Divan: 0212 369 66 16

ÇORLULU ALİ PAŞA MEDRESESİ'NDE ÇAY, KAHVE, NARGİLE MOLASI
Sultanahmet ile Beyazıt Meydanı arasında uzanan Divanyolu Caddesi raylı sistem, yaya ve araç geçişi nedeniyle oldukça yoğun bir cadde olarak göze çarpıyor. Bu hat üzerinde yer alan Çorlulu Ali Paşa Medresesi caddede yaşanan tüm hareketliliğe, telaşa tezat zamanın ağır geçtiği, huzurlu bir yer olarak rağbet görüyor.


İstanbul’un en eski kahvelerinden olan Çorlulu Ali Paşa medresesine girişte, sağlı sollu kahveler yer alıyor.
Özellikle oturduğunuz yerden nargilelerin hazırlanışını görebiliyorsunuz. Mevsimsel değişiklikler olsa da genellikle nargile içilen salonlarının müdavimleri üniversitesi öğrencileri, çevre esnafı, turistler ve emekliler,ev hanımları toplanıyor.
Oldukça sakin olan ortamda ilk göze çarpanlar, nargileler ve etrafa yayılan aromatik kokular ile kubbeli, kemerli tavanlardan sarkan otantik dekoratif lambalar oluyor.
Kilim desenli kumaş kaplı rahat koltukları veya sandalyede oturmayı tercih edebiliyorsunuz.
Türk sanat müziği duyulan, çay, kahve, nargile üçlüsünün birleştiği, açık ve kapalı bölümlerde geç saatlere kadar oturma imkânı bulunuyor. Çevrede, halı, kilim tamiri yapanlara da rastlanabiliyor. Otontik hediyelik eşya mağazası hizmet veriyor.

2017 Nisan ayı itibari ile bir nargile içimi için 25.00 TL ödeniyor.

Çorlulu Ali Paşa Medresesi içinde nargie molası verilebildiği gibi çay kahve, meşrubat içebiliyor, çeşitli statndlarda takılar, turistik eşya dükkanlarında alış veriş yapabiliyor, nargile de satın alabiliyorsunuz.


ÇENGELKÖY ÇINARALTI'NDA BOĞAZ'A KARŞI ÇAY KEYFİ...

Çengelköy sahilinde yer alan Çınaraltı kahvesi adını da meydanda bulunan devasa büyüklükteki 800 yaşındaki çınardan alıyor. Bulunduğu yerden oldukça mutlu görünen çınar ağacının bir kolu, önceki yıllarda kendini taşıyamayarak gövdeden kırılarak kopmuştu. Diğer dallar demir borularla alttan desteklenince böylece ağacın güvenliği sağlanmış oldu.
Mekânın Boğaz manzarasına hâkim konumu içinde Boğaziçi köprüsü de yer alıyor. Bayan konukların daha fazla rağbet edip, vakit geçirdiği kahvenin açık ve kapalı kısımları her daim dolu olmasına rağmen yer bulunuyor.
Çay, meyve çayları, kahve, ayran gibi içeceklerin yanı sıra tost, midye tava da sipariş verebiliyorsunuz.
Sabahın erken saatlerinde çay bahçesinde demli çaylarını yudumlayanlar, çınaraltı kahvesi çevresinde bulunan çarşıdan bilhassa odun ateşinde pişmiş ekmek çıkaran fırına da uğramayı ihmal etmiyorlar, tava ekmeği satın alıyorlar. Çınaraltı kahvesinin tek dezavantajı sahil bölümlerinde denizin renginin iç açıcı olmayışı!
Çengelköy sahil yoluna açılan sokakların içinde bazı özel otoparklar araç sahiplerine hizmet veriyor.


SİRKECİ'de CAĞ KEBAP ZEVKİ
Şehzade Cağ Kebap ismiyle ünlenen Erzurumlu Özcan Özkan yıldırım kardeşler 25. Yıllarında önce Kadıköy’de başladıkları cağ kebapçılığına Karaköy’den sonra 7. Yıllarında yine Sirkeci’de bu defa aynı sokakta yeni yerinde hizmetine devam ediyor.
Kentin en lezzetli cağ kebabının Şehzade'de yeneceğini söyleyen işletmeciler, bunun için eti çok iyi tanıdıklarını, Trakya ve Balıkesir süt kuzu etini kebap yapımında kullandıklarını belirtiyorlar. Kebapçı ortaklar süt kuzunun bekletilmeden sunulduğunu, sinirlerin itinayla alındığını, etin iyice işlendiği, sadece tuz, baharat ve soğan beraberliğinde hazırlanan kebapta kıymasız sadece et kullanılıyorlar. Bir porsiyonda iki şiş cağ kebap bulunuyor, bir buçuk siparişi verenlere üç şiş aralıklarla sunuluyor. Kebaplar lavaş içinde servis ediliyor, lavaş ekmekleri Samandere’de yaptırılıyor. Güveçte verilen manda yoğurdu Tuzla Aydınlıköy’den, kapalı bardak Palandöken suyu su ise Erzurum’dan getirtiliyor.
Cağ Kebap yemek isteyenler ya sokak masalarına, ya salona veya salonun üst katında ki masaları seçiyorlar.
Meşe ve gürgen odun közünde pişen kebaba duman, is sinmemesi için ocak içinde duman emici fan kullanılıyor, bu fan ateşin sürekli canlı yanmasını sağlıyor. Cağ Kebabın böylesine lezzetli olmasının püf noktaları arasında etin şişe takılırken yatay, yassı ve ince kesiliyor olması büyük önem taşıyor. Kesilen etin şişte kalan iç kısmı ızgarada ikinci kez pişiriliyor. Bu pişirim sırasında lezzetin yüzde onunun azalıyor, iki yüzü pişmiş halde servis ediliyor. Etin gerçek lezzetini tatmak isteyenler ikinci pişirmeyi asla tercih etmiyorlar.
Öğlen saatlerinde başlayan Cağ Kebap servisi akşam 19.00-19.30 gibi tamamen bitiyor. Kebap beraberinde isteyenlere acılı ezme, salata, ızgara yeşilbiber, güveçte manda yoğurdu veriliyor.
Kebap hararet yapmıyor, sadece et yediğinizi görüyorsunuz, lezzeti ise tarifsiz güzel olup, dönerden daha farklı olduğuna kanaat getiriyorsunuz. Ailece gidebileceğiniz kebapçı turistlerin de ilgisini çekiyor.
Masalar cam kaplı, cam altında gazetelerde yer alan röportajları görülüyor.
Şehzade Cağ Kebap Sirkeci’den Cağaloğlu yokuşuna çıkmadan Filibe Köftecisinin yan sokağı başında yer alıyor.
Kebap ziyafeti sonrası Cağaloğlu Yokuşu kitapçıları, Mısır Çarşısı, Çiçek Pazarı, Tahtakale gezi seçenekleriniz olabilir.

KAPALIÇARŞI GEZİSİ ve ŞARK KAHVESİ’NDE KAHVE MOLASI
Dünyanın en büyük alışveriş çarşısına Beyazıt’a gidiyor, gezimizde Kapalıçarşı’nın ünlü Şark Kahvesinde bir yorgunluk kahvesi için mola veriyoruz.
Çarşıya Cağaloğlu yönünden Nuruosmaniye kapısından giriyor, armalı kapıdan geçiyoruz.
Sağlı sollu yer alan kuyumcular, tünel gibi uzanan ana caddede sıralanıyor. Çarşının en geniş caddesinde sağımızda antikaların takılar satan dükkânlar bulunan Old Pazar’a ayrılan sokak, karşımızda bizi saflara götürecek Beyazıt yönünde çıkış bulunuyor. Bu yol üzerinde bir de çeşme yer alıyor. Buradan sağa kumaş, deri mamuller satan dükkânların çokça bulunduğu Örücüler Kapısı yönüne dönünce Fesçiler ile Yağlıkçılar Caddesini bağlayan köşe başında 49 numarada, 50 yıllık mazisiyle Şark Kahvesi ile karşılaşıyoruz.
Kapalıçarşı’ya her ülkeden gelen turistlerin uğrak noktalarından biri olan kahvenin iç duvarlarında semazen, efe, saltanat kayığı gibi çeşitli resimler, camlatılmış çerçeveli İstanbul fotoğrafları, çini tabaklar bulunuyor.
Masalara otantik dokumalar örtülmüş, sandalyeler ahşap, bakır semaver dekor olarak kullanılmış. Tavanda bir küçük pencereler ve vantilatör bulunuyor. Güneşli öğle saatlerinde tepeden gelen ışık huzmeleri fotoğraf severleri mutlu etmeye yetecek ışık efektleri sunuyor.
İsterseniz içerde nispeten sakin ortamda, isterseniz yaya trafiği bakımından oldukça işlek olan kahve önünde oturma imkânı bulabilir, ağır ateşte pişirilmiş köpüklü kahvenizi farklı bir ortamda yudumlayabilirsiniz.


ÜÇ YILDIZ ŞEKERLEME Beyoğlu - Balık Pazarı
İstanbul'un tarihi Balık Pazarı'nda, tarihi bir şekerci Üç Yıldız Şekerleme. Balık Pazarının en eski dükkanı olan şekerci 1926 yılından bu yana aynı yerde, aynı dekorda, değişmeyen tatlarıyla aynı sahiplerince hizmet veriyor.
Geleneksel tatlar için vazgeçilmez bir adres olan Üç Yıldız Şekercisi Beyoğlu'nda Hacı Bekir ile iki şekerciden biri.
Baba mesleğini devam ettiren Feridun Dörtler, kendilerine has lezzetlerin başında kendi imalatları olan çilek, vişne, gül, ayva, portakal, ağaç çileği, yabani incir ve elmacık reçellieri olduğunu belirtiyor.
Bilhassa elmacık reçeli için elma bahçelerinin ortasına dikilen ve normal elma ağaçlarının oluşmasını sağlayan damızlık elma ağacının, Napolyon Kirazı büyüklüğünde olan elmalardan yapıldığını, bilhassa çekirdeğinin de yendiği zaman tam bir elma lezzeti alındığını vurguluyor.
Şekerci dükkanında kap getirenlere 87 yıldır aynı yerde duran metal reçel kaplarından açık reçel satışı da yapıyor, kavanoza da koyup veriyor. Beş yıldızlı otellerin bazıları kahvaltılarında bu reçelleri tercih ediyorlar.
Ayrıca ceviz, karpuz, mandalin, patlıcan, zeytin, domates, begamut, greyfurt reçelleri de bulunuyor. Reçel fiyatlarınının yarım kiloluk kavanoz fiyatları 8,5 ila 10.00 TL arasında değişiyor.


Yüzde 65 badem, yüzde 35 şeker ile yapılan Badem Ezmesi, Fıstık Ezmesinin katkısız saf oluşu, lokum çelitlerinin, çifte kavrulmuş fındıklısı, sakızlısı, güllüsü ile Üç Yıldız mamüllerinin çok beğenildiğini ekliyor. Akide şekerleri çeşitleri içinde seçim yapmakta zorlanan müşteriler, alaturka tatlılardan yassı kadayıf, tel kadayıfı, ekmek kadayıfı, yufka da alıyorlar. Şekerlemeler, İnembolu'dan getirtilen marmelatlar, çocukluğumuzun çikolatalarından muz çikolata, şemsiye çikolata, drajelere varıncaya kadar her tür şeker, çikolata çeşidi bulunan şekerci, Pazar günleri de açık, on-line siparisler Aras Kargo ile adreslere teslim ediliyor.
Üç Yıldız Şekercisinin müşterilerinin çoğunu seçici olanlar, yabancılar ve buram buram nostalji yaşamak isteyenler oluştururuyor. Siparişler bir İstanbul beyefendisi olan Galatasaray mezunu Feridun Bey tarafından kefeli terazi de dirhemlerle tartılıyor, özenle sarılıyor, arzuya göre hediye paketi yapılıyor. Akidelerin ilk günkü gibi kristal görünüşünü kaybetmemesi ve birbirine yapışmaması için nemsiz ortamda, hatta buzdolabında saklanması bile tavsiye ediliyor.
87 yıllık şekerci, yurt dışında daha fazla tanınıyor.
Üç Yıldız Şekerleme: Duduodaları Sokak No: 7 - Tel no: 0(212) 293 81 70
on line satış için www.ucyildizsekerleme.com.


BEYLERBEYİ’NDE BOĞAZ’A KARŞI MİDYE TAVA ZEVKİ
Üsküdar’dan otobüsle veya Avrupa yakasından vapurla Beylerbeyi iskelesine gelince iskele çevresinde Boğaz midyesi yiyebileceğiniz birçok midyeci ve restoranla karşılaşıyorsunuz. Ana caddeden sahile inen iki sokak kıyı kesiminde birleşiyor ve bu sokaklara dizili seçim yapmakta kararsız kalacağınız çeşitli mekânlar hizmet veriyor.
Ekonomik fiyatlı midye tava yemek için genellikle restoran yerine Beylerbeyi Camisi sokağında ki midyeciler tercih ediliyor. Cami karşısında ki midyecilerde midye tavanızı alkolsüz içeceklerle yiyebiliyorsunuz. Çubuklara dizili dört-beş midyeden oluşan midye tavalar masanıza geliyor. Arzuya göre tarator ilaveli tabakta veya ekmek arası sipariş istediğiniz sayıda kızartılıyor. Hamsi, istavrit, gümüş, çinakop tava gibi balıklardan da yeme imkânı bulunuyor.
Beylerbeyi Camisi önünde ki geniş platformda balık tutuluyor, kısa bir yürüyüş yapabilir, boğazı, köprüyü seyredebiliyorsunuz. Beylerbeyi camisi içi görülmeye değer güzellikler barındırıyor. Ayrıca kıyı boyunca dizili manzaralı çay bahçeleri, pastaneler, hediyelik turistik eşya dükkânları vakit geçirebileceğiniz yerler olabilir.
Çevrede özel araçla gelenler için oto-parklar hizmet veriyor.



KURU FASULYE'li SÜLEYMANİYE GEZİSİ
Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu defaki gezi seçeneği kuru Fasulye odaklı Süleymaniye’ye yapıyoruz.
Beyazıt’dan, İstanbul Üniversitesinin arkasına doğru kısa bir yürüyüşle ahşap evlerin arasından Süleymaniye Camisinin tam karşısında yer alan Meşhur Kuru Fasulyeci ALİ BABA Kanaat Lokantası 1939 tabelası taşıyan lokantaya geliyoruz. Kuru Fasulyecinin açık ve kapalı bölümleri var. Camiyi ve Süleymaniye Çeşmesini seyreden manzaraya sahip. Müşterilerin çoğu, lokantanın İstanbul Üniversitesine yakınlığı nedeniyle öğretim görevlileri ve öğrenciler.
Buna rağmen fasulyenin methini duyup gelenlerle, üniversite yıllarını anımsamaya gelenler de çoğunlukta.
Lokantanın ana yemeği kuru fasulye yapımında Erzincan getirilen iri taneli Dermason fasulye kullanılıyor, yemeğin salçalı suyu kıvamlı ve fazla, her porsiyonda bir tanede kırmızıbiber ilavesi oluyor. Lokantanın çok fazla yemek çeşidi yok, şehriyeli pilav ve de karışık turşu kuru fasulyenin olmazsa olmazlardan.
Dolu dolu bir porsiyon fasulye ve fırından yeni çıkmış çıtır çıtır francala biraz karışık turşu, bir de soda içerseniz on beş TL ödeniyor. Doyurucu mu evet.
Gelelim fasulyenin tadına. Fasulye gayet iyi pişmiş, taneler yumuşak, lezzetli, biraz kırmızıbiberin acılığı hissediliyor, acı sevmeseniz bile yenmeyecek gibi değil.
Ne kadar pişerse pişsin bu tür bakliyat gaz yapıcı özelliğe sahip, ayrıca hararet için yemek sonrası su, soda içmeyi gerektiriyor, demli bir çay içimiyle zevkli yemeği noktalayabilirsiniz. (Fiyatlar Nisan 2017).
Küçük bir not: Fasulyenizi tabağa büyükçe bir tencereden kepçeyle yemeğin suyu ile birlikte koyuyorlar, masaya çatal ve kaşık veriyorlar, yerken iri fasulye tanelerini çatalınızdan tabağa düşürmemeye bakınız, sos içinden sıçrayan damlalar üstünüze gelebiliyor. Bu nedenle tercihen kaşık kullanılmalı.
Yemek sonrası Süleymaniye Camii, bahçesi ve Osmanlı Padişahları ailesinin türbeleri görebilirsiniz, İsterseniz Kapalıçarşı veya Mercan ve Rıza Paşa Yokuşundaki alışveriş dükkânlarına bakabilir, Mısır Çarşısına kadar yürüyüp çarşıyı da gezebilirsiniz. İşte zevkli olduğu kadar ekonomik bir gezi.
ALİ BABA Kanaat Lokantası:
Prof Sıddık sami Onar caddesi No:7/3 Tel No: 0(212) 52076 55


Dermason Fasulye: En fazla tüketilen dermason fasulye çeşidi, Erzincan, Konya, Çumra, Niğde, Kayseri, Ankara, Malatya, Doğanşehir, Elbistan ve Tokat´ta yetiştiriliyor. Erzincan Dermason fasulyesi, toprak özelliği ve kar suyu ile beslenmesi, ince kabuklu olması, çabuk pişmesi ve lezzetli olmasından dolayı, tüketicinin en çok tercih ettiği fasulye. Uzun süre dayanma özelliğine sahip ve böceklenme riski çok az olduğu biliniyor. Erzincan fasulyesi diğer yörelerin fiyatlarından yaklaşık % 30-40 yüksek fiyatlanıyor. Erzincan fasulyesini diğerlerinden ayıran özelliklerin başında tanelerinin ucu kesik, dolgun yapıda, renkleri canlı beyaz olması geliyor.

HAMDİ RESTORAN - Eminönü Meydanı
Eminönü turu sonrası nerede yemek yiyelim diye kararsızsanız işte size manzarası ve damak zevkine hitap eden çeşitleriyle Panoramik manzaralı Hamdi Restoran.
Yeni Cami yanında ki meydanda bulunan Hamdi Restoran'a girip asansörle beşinci kata çıkıyorsunuz. Kapalı alan 320 kişiyi ağarlayacak sayıda oturma kapasitesine sahip.
Ön çephe teras Haliç kıyıları, Galata Rıhtımı, Boğaziçi Köprüsüne uzanan panoramik görüş açısına sahip. Yoğun yemek saatleri dışında ön tarafa yakın bir masaya yerleştikten sonra siparişleri vermeye başlıyorsunuz. Hamdi Restoranın en tanınmış kebablarının başında fıstıklı Kebab geliyor. Bulgur pilavı, ızgara domates, pul biberli kıyılmış soğanla ve yanında sıcak pidelerle servis ediliyor.
Sebzeli Kebab, Birecik, Urfa, Domatesli, Beyti, Oruk, İskender, Döner, Yoğurtlu, Alinazik, Altı ezmeli, Patlıcan Kebabı ve Tavuk şiş, Kuzu şiş diğer seçeneklerden bazıları. Fındık lahmacun, İçli köfte, peynirli su böreği de çeşitler arasında yer alıyor. Sofranızı şakşuka, yoğurtlu semizotu, soslu mantar, patlıcan salata, yeşillik çeşitleri ile takviye edebilirsiniz. Ayrıca Baklava çeşitleri, kahve bu engin manzara seyrini tamamlayacaktır.
Yanınızda kamera getirdiyseniz ve hava net ise, öğlen saatlerinde ışığı arkanıza alıp bu güzel manzarayı çekebilirsiniz. Giriş katında ki baklavacıdan tatlı alabilirsiniz.
Hamdi Restaurant Tahmis Caddesi Kalçın Sokak No: 17 - Eminönü. Tel: 0 (212) 528 03 90

Vefa Bozacısı
Vefa Bozacısı Vefa'da ki tarihi yerinde yıl boyu hizmet veriyor. Önceki yıllarda soğuk kış gün ve gecelerinin vazgeçilmezi boza, günümüzde yaz aylarının en sıcak günlerinde bile ekşimeye karşı günlük olarak yapılan imalatla faaliyetine devam ediyor.
Vefa Bozacısının aynalarla kaplı salonunda oturanlar Duvarda cam fanus içinde sergilenen Atatürk'ün boza içtiği bardağı görebiliyor, bol tarçınlı bozalarını içebiliyorlar. Duvarları, tezgahı sirke ve boza şişeleri dolu bozacı da beraberinizde götürmek isterseniz cam ve plastik kaplarda boza ve Vefa sirkesiden satın alınabiliyor. Araçla gidenler sokak boyunca park edebiliyor, araçlardan inmek istemeyenlerin arabalarına boza servisi yapılıyor. Bozacının karşısında kuru yemiş dükkanı bozayı leblebi ile içmek isteyenlere sıcak leblebi sunuyor. Bozacının en yoğun zamanı ramazan ayı iftar sonrası gece boyunca oluyor.

KAVACIK'da - BAYRAMOĞLU DÖNER
İstanbul’da döner yapan birçok yer var fakat bu lezzette döner yapan ender yerlerden biri olan Bayramoğlu Dönercisi etin seçimi, tadı, pişirimi, sunumuyla diğerlerinden ayrılıyor.
Daha birkaç yıl öncesine kadar Kavacık yolu üzerinde köşe başı küçük bir yerde hizmet veren ve 1990 yılından bu yana istikrarlı çıkışını sürdüren Bayramoğlu Dönerin, kısa sürede şöhreti kulaktan kulağa öyle çabuk yayıldı ve tanındı ki, müşteri sayısı hızla arttı, yetersiz kalan salonu büyütüldü.
Bayramoğlu dönercisi yoğun bir trafik akışı olan Rüzgarlıbahçe Cumhuriyet Caddesi no 2 de hizmet veriyor ve karşı sokağın köşesinde 50-60 arabalık ücretli bir otopark bulunuyor.
Döner salonu tek katlı ve iki kademeli, girişin sağ tarafında genellikle ailelerin oturduğu üst bölümü bulunuyor.
Sol taraf çevredeki iş merkezlerinden gelip, öğle tatili süresine döner sıkıştıranların tercihi. Kapının sağ dış tarafı balkonumsu set ise sigara tiryakilerinin çay, kahve içme yerleri.
Bayramoğlu Dönercisi “Közde Döner Tandır Lavaşı” sloganıyla yola çıkmış. Mönüsünde sadece döner var. Siparişinizi bir veya bir buçuk olarak veriyorsunuz. Eğer sıcak sıcak dönerin yağı donmadan yiyeyim diyorsanız önce bir porsiyon sipariş verip, bitime doğru ilave yarım istemek çok daha iyi bir seçim olacak. Servis hızlı, masanıza buyur edildikten hemen sonra sipariş alınıyor ve patates kızartması, küçük acı biber turşusu, salata sofranıza ilk gelenler oluyor. Bilhassa döner servisi yapılana dek tadımlık gelen öncüler, döner yeme imajıyla kabaran iştahınızı, bastırmada faydalı oluyor. Duruma göre yan yana iki veya üç odun kömürü ocağında pişmekte olan dönerler, beyaz temiz pak önlüklü, eldivenli dönerci ustaları tarafından incecik kesiliyor ve lavaş ekmeği içinde sunuluyor.
Dönerin kalitesine etki eden en büyük unsurların başında Trakya’dan tedarik edilen genç etlerin seçilmesi, etin dönere hazırlanırken ince yaprak fileto halinde kesilip, bir gün süre ile marine edildikten sonra sıkıca bastırılarak döner şişine takılması, odun közünde pişirilip ince kesilmesi önem taşıyor. Döner kesildikten sonra her porsiyon için 110 gram döner terazide tartılıyor, tandırda pişen 65 gramlık sıcak lavaş üzerine konarak sıcak sıcak servis ediliyor.
Döner siparişi alındıktan hemen sonra ev türü kesilmiş patates kızartması, kâse içinde domates, salatalık karışımı salata, Arnavut biber turşusu, arzuya göre soğan servisi yapılıyor. Döner isteği bir bucuk porsiyon yapılmasına rağmen iki porsiyon yiyenlerin sayısı da oldukça fazla olduğu görülüyor. Sürekli olarak sıcak lavaş servisi yemek bitene dek devam ediyor. Etin yağı, lezzeti, itinayla seçilmiş, hazırlanmış olduğu daha ilk lokmada anlaşılıyor. Müşterilerin çoğu döneri lavaşın içine çatalla koyup eliyle sarıp yiyorlar, ama birçok masadan bıçak isteyenleri de oluyor.
Yemek bitiminde çay, kahve, kolonyalı mendil ikramıyla yapılıyor.
Paket servisi de olan Bayramoğlu Dönercisi, lezzet kalitesini açıldığından bu yana istikrarlı şekilde sürdürüyor.
Bayramoğlu Döner: Tel. 0216. 413 00 45
 

ATAKÖY - GELİK RESTORAN
sihirlitur.com'un lezzet yolunda bu defa Bakırköy’den bir alternatif kaşarlı köfte, mantarlı pilav zevki ile yemek sonrası veya öncesi İstanbul’un ilk büyük alış veriş merkezlerinden biri olan Galerya gezisi ve marina manzaralı kafeler var.

Bakırköy sahil yolu üzerinde yer alan Ataköy Gelik Restoran 80 li yılların başına kadar denize kıyısı olan bir restorandı. Bahçesinde ahşap bir kayık, bir de üzerinde can yeleği ve flama asılı müstakil direk vardı. Sonraki yıllarda o alanın önüne kazıklar çakıldı, deniz ötelendi, üzerine toprak doldurup Galerya inşa edildi, Ataköy Marina yapıldı. İlk yıllarda Fame City, Regetta ile bir anda popular yerlerden biri oldu. Gelik Restoran denizden uzaklaştı ama kocaman bahçe ve fast food bölümüyle genişledi, masa sayısı arttı.
Gelik denince akıllarda iz bırakan ağız tatları aynı kaldı. Güveçte verilen dereotlu, mantarlı Gelik pilav, Gelik kaşarlı Köfte, toz hardaldan kendi yaptığı rakipsiz süper acı hardalı. Bu kadar mı derseniz değil tabii.
Gelik Restoranda kuzu tandır, döner, bıldırcın ızgara, şiş, pirzola gibi ızgaralar da yiyebilirsiniz. Hatta sahanda tereyağlı mantar, taze ve dinç mevsim salataları, köpüklü ayranı, fırından yeni çıkmış küçük, kabarık puf ekmekleri hepsi güzel ve yemek üstüne henüz yapılmış kaymaklı künefe. Hatta bu kadar çeşit arasında bazen kararsız kalıp, hepsinden tatmak için aynı porsiyona kaşarlı köfte, dönerden yarımşar porsiyon da isteyebilirsiniz.
Gelelim detaylara Gelik Restoranın sürekli tüten bacası iştah açıcı, davetkâr bir koku yayıyor.
Restoranın yanında 30 arabalık bir otopark bulunuyor, ne kadar isterseniz o kadar ödüyorsunuz.
Galerya katlı otoparkı ise biraz yürümeyi göze alanlar için bir başka seçenek.
Restoran girişinin sağ tarafı fast food bölümüne ayrılmış, isterseniz siparişlerinizi tepsinize koyup masalardan birine oturup yiyorsunuz, isterseniz paket yaptırıp alıp götürüyorsunuz.
Restoran girişinden ilerleyenler sağ tarafta yer alan yemeklerin hazırlandığı mutfak bölümü ve vitrinin önünden geçiyorlar. Salonun solundaki ve sağa dönüp genişleyen her iki bölümünde çok seçenekli masalar bulunuyor.
Turlarla gelen turistlerin yoğunluğunda ve kalabalık günlerde alt kat devreye giriyor.
Bir başka seçenek ise açık bahçe kısmı. Bu bölümde kademeli taraçalardan oluşuyor, özellikle yaz aylarında ağaç altı kuytu masalarda yemek yemenin zevkine doyum olmuyor.
Gelik Restoran’da gün boyu servis yapılıyor. Öğlen kalabalığı geçsin, saat 14.00 gibi giderim derseniz, nispeten restoran tenhalaşıyor, bu biraz da servis elemanlarının değişim saatine rastlıyor, bunun sakıncası öğle servisinde çalışan elemanların, mesai devir saatlerine rastladığı için siparişleri getirdikleri müşterilerin hesaplarını, bahşişlerini akşamcı arkadaşlarına bırakmaları endişelerinden kaynaklanıyor.
Gelik Restoranda oturduğunuz anda sipariş alınıyor ve hepsi birden masanıza geliyor. Yemek yeme hızınıza dikkat edilmiyor, örneğin tereyağlı mantarınızı, gelik pilavınızı, salatanızı yerken, ızgaranızın da aynı anda masaya gelmesi gereksiz yere soğumadan hızlı yemenize sebep oluyor. Dolaysıyla siparişi verirken ana yemeğinizi daha sonra söylemek gerekiyor. Gelik Restoranda yaprak döner kıymadan hazırlanıyor, yemek sonrası hararet yapıyor. Bıldırcın her gün bulunmuyor. Yemek bitiminde çay kahve ikramı yapılıyor. Hesap kolonyalı mendil beraberiyle geliyor.
Ataköy Gelik Restoran: Tel. 0212. 560 72 82

BEYAZ FIRIN - Kadıköy Çarşısı
Kadıköy Çarşısının simgelerinden biri haline gelen ve çarşıya çıkanların mutlak uğrak noktalarından biri olan Beyaz Fırın, iki cepheli dükkânında işlek çarşı meydanına karşı hizmet veriyor.
Fırından yeni çıkmış mamullerden kimi alıp ayaküstü atıştırıyor, kimi dükkânın önünde ki sayılı sandalyelere oturup zevkini çıkararak oracıkta yiyor, kimisi de paket yapıp beraberinde götürüyor. Beyaz Fırın’ın nesi güzel, hangi lezzeti ünlü derseniz hepsi taze, hepsi etrafa fırından yeni çıkma güzel kokularını saçıyor. Sıcacık poğaçalardan alıp limonata beraberinde bu ikilinin doyumsuz tadının tiryakisi olan çok, yine de dükkân girişinin solunda yer alan sakızlı paskalya çörekleri emsallerinin en iyisi olarak öne çıkıyor. Paskalya çöreklerinin yerken ağızda hamur olmayan kıvamı, sakız kokusu kahvaltı ve beş çaylarının müdavimi olanlardan vazgeçemediklerinden sayılıyor. Paskalya çöreklerinin vitrin arkadaşları pastalar, kekler, turtalar, egler, batonsale, sütlü tatlılar ve kurabiyeleri sol tarafta bırakıp sağa bakarsanız, bu defa tatlılar, börekler, sandviç ekmekleri, açmalar, çatallar, poğaçalar arasında buluyorsunuz kendinizi. Dükkânın tam ortasında uzanan küçük bar tezgâhı, kurabiye ve içeceklerden alıp ayaküstü atıştırma mekânı. İsterseniz aldıklarınızı soğutmadan demli bir çay eşliğinde yiyebiliyorsunuz.
Çeşit zenginliği yaşanan unlu mamullerin merkezi Beyaz Fırının içi kadar, dışı da yoğun yaya trafiğine ve etkinliğe sahne oluyor. Bazen sokak çalgıcıları izleyenlere, gelip geçenlere verdikleri sokak konserlerini dinliyorsunuz, bazen de esnafın, müşteriler dükkânlarına akın etsin diye kuşlara yemler, martılara kasalarla balıklar dökerek, eski esnaf adetlerini yaşatırken oluşturdukları kompozisyonlara tanık oluyorsunuz. Pastane, ıslama köfte, lahmacun, balıkçıda balık ızgara, restoranda kebap, midye tava, kokoreç, kuruyemiş, kumda kahve, turşucu, şekerci, şarküteri, manavlarıyla Kadıköy Çarşısı, çeşitli sokaklara yayılan bir lezzet pınarından öte, lezzet panayırı görünümünü sürdürüyor. Çarşının üzerinde yer alan dükkânların yanı sıra pasajların derinlikleri sizlere kitapçıları, CD satış reyonları, butikleri, marketleri, sahafları, resim çerçevecisi, yağlı boya resim malzemeleri, antikacıları, marketleri ve barlarıyla bir güne sığmayacak renk ahenk, dopdolu bir dünya barındırıyor.
Beyaz Fırın Kadıköy Çarşısı: Tel. 0216.

KARADENİZ PİDE VE DÖNER - Beşiktaş Çarşısı
Dönerci Asım Usta Beşiktaş Çarşısı içinde köfteci, turşucu, fırın, balıkçı, kaymakçı Pando, dondurmacı gibi dükkânlar kendilerine şöhret sağlamışlar bunların yanı sıra bir de damakta tat bırakan lezzetiyle dönerci Asım Usta var.
40 yıllık dönerci Asım Usta mesleğine aşık, onun dönerini yemek için İstanbul dışından gelenlerin sayısı öyle fazla ki pide arası bir döner alabilmek için sıraya girip bekliyorlar.
Asım Usta Beşiktaş ilçe sınırları içinde yüksek okulların çokluğu nedeniyle gençlerin de gözdesi. Gençler ona "Efsane Dönerci" lakabını takmışlar.
Asım Usta her sabah özenle bizzat kendi hazırladığı dönerin, yedikten sonra bile hararet yapmadığını, döner lezzetinin 40 yıldır hiç değişmediğini, bunu da kıyma kullanmadan sadece kuzu döşü et döneri yaptığına borçlu olduğunu söylüyor. Döner etini kendi seçip, kendi hazırlayan ve pişirip kesen, İstanbul’un en şişman dönerlerinden birini döndüren Asım Usta, normal günlerde 100 kiloluk dönerinin, Beşiktaş futbol takımının İnönü stadında maçı olduğunda daha da ağırlaşıp 150 kiloya çıktığını belirtiyor. Uygun havalarda dükkanın önünde bir kaç masada yer bulanlar kendini şanslı sayıyor. Sevilen dönerci Kartal Heykeli karşısında hizmet veriyor.
Karadeniz Pide ve Döner: 0(212) 261 76 93

SALACAK SAHİLİ, KIZ KULELİ TARİHİ YARIMADA SİLUETLİ İSTANBUL
Bu gezi hem ekonomik, hem doyumsuz, hem eşsiz, hem de nostaljik

Seyir zevki veren doyumsuz İstanbul Panoraması eşliğinde Harem, Salacak, Üsküdar arasında bir yürüyüş ve akabinde kısa bir mola vereceğiz, hem de eski Salacak Vapur İskelesi'nde.
İstanbul’un en güzel seyir yeri neresi deseniz kuşkusuz cevap Salacak olur. Zira tarihi yarımada üzerinde yer alan Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Haliç girişi, Yeni Camii, Galata Kulesi ve en yakınınızda da Kızkulesi yelpaze gibi gözler önüne serilir. Burada yapacağınız sabah yürüyüşünde deniz havası ciğerlerinize, boğazın Marmara girişi, tekneler, vapurlar, balık tutanlarla renklenen hareket kazanan zengin manzara gözlerinize bayram yaptırır. Üstelik tarih ve güzellik dolu manzarayı banklara oturup seyrederken hiç para harcamadan vakit geçirebilirsiniz.
Kimi koşar, kimi yürür, kimi kayalıklara oturur manzaraya karşı çekirdek, kimi kafelerde tost, balık ekmek, köfte yer kimisi ise oltasını denize sallar nasibini bekler.

Üsküdar’dan veya Harem feribot iskelesinden yürüyüş mesafesi 10 dakika bile sürmez. Marmaray tüp geçişi kullanırsanız Avrupa yakasından da kısa sürede ulaşabilirsiniz bu güzel sahil bandına.
Kabataş’tan, Beşiktaş motor iskelesinden kalkan kişi başı 3 TL ücretli yolcu motorları da var Salacak’a ulaşmak için. Ama geldiğinize değer, boyu uzarken görenleri dehşete düşüren İstanbul siluetini seyredersiniz. Eğer bir çay bir kahve veya bir tost sizin için yeterli ise, bir zamanlar Salacak Vapur İskelesi olarak hizmet veren ahşap iskele, şimdilerde “Lokal Salacak” olarak eski anıları yaşatıyor. İskelenin bilet gişesi, bekleme salonu, duvarda fotoğraflarıyla, adeta vapur gelecekmiş hissini yaşamanıza neden oluyor. Ne var ki iskele önünden vızır vızır trafik işliyor. Siz yine de iskelenin içinde veya etrafında, çınar ağacı gölgesinde masalara veya alçak oturaklara oturup bu havayı teneffüs edebilirsiniz. İnce belli bardakla gelen tadı buruk, taze çay 1.50 TL. Kahve, neskafe, oralet diğer seçenekler arasında. Akşam saatleri 18-19.00 ‘de ailelerin’de uğramasıyla daha kalabalık oluyor.
Kesenize güveniyorsanız kişi başı 20 TL verip 15 dakikada bir kalkan motorlarla Kızkulesi’ne de gidebilirsiniz ta ki 18.30’a kadar Salacak'tan, 19’a kadar Kızkulesi’nden yapılan motorlarla. Sonrasında günübirlik gezi bitiyor, rezervasyonlu akşam yemeği için gelenler için servisler başlıyor.
Salacak boyunca manzaranın en güzel seyredildiği bir başka yer ise Kızkulesi’nin tam karşısında yer alan Filizler Köftecisi. Kısacası büfeler de var, kafeler de restoranlarda, seyyar satıcılar da seçenekler hayli fazla hepsi de Üsküdar Kızkulesi arasında sıralanmış bekliyor... Gündüzü ayrı gecesi ayrı güzellikte ki Kızkulesinin iki boy maketleri de sahil büfelerinde hediyelişk eşya olarak sergileniyor. Kızkulesi maketlerinin küçükleri 15, büyükleri 25 TLden satılıyor.
 


Her Cumartesi “Mehtaplı Geceler” Boğaz Gezileri Başladı
İDO tarafından düzenlenen gemi seferleri ile kişi başı 20.TL’ye altı saat boyunca boğaza gezi imkânı bulunuyor. 09 Ağustos tarihine dek devam edeceği belirtilen, Bostancı iskelesinden başlayacak "Mehtaplı Geceler" boğaz gezilerine katılanlar, 00.35’e dek gidiş dönüş yönünde vapur büfelerinden alınabilecek yiyeceklerle manzaraya karşı boğazın seyrine doyacaklar.
KALKIŞ DÖNÜŞ
10 Nisan - 13 Haziran tarihleri arasında, Kısa Boğaz Turu Hergün yapılacaktır.

11 Nisan - 13 Haziran tarihleri arasında, Uzun Boğaz Turu günde iki sefer olarak yapılacaktır.

15 Mayıs'tan itibaren her Cumartesi Mehtap Gezisi seferleri başlıyor.

Tel: (0212) 444 44 36
Bostancı İskelesi: 18.10, Anadolu Kavağı İskelesi:22.00
Moda İskelesi: 18.40 Rumeli Kavağı İskelesi: 22.10
E.Kadıköy İskelesi: 18.50 Çengelköy İskelesi: 22.45
Eminönü İskelesi: 19.15 Ortaköy İskelesi: 22.55
Üsküdar İskelesi: 18.30 Beşiktaş İskelesi: 23.05
Beşiktaş İskelesi. 19.40 Üsküdar İskelesi: 23.15
Ortaköy İskelesi: 19.50 Eminönü İskelesi: 23.30
Çengelköy İskelesi: 20.05 E. Kadıköy İskelesi: 23.55
Rumeli Kavağı: 20.40 Moda İskelesi: 00.05
Anadolu Kavağı: 20.50 Bostancı İskelesi: 00.35



JURRASIC LAND

Forum İstanbul AVM'de, 10 bin metrekare alan üzerine kurulu Jurassic Land, bütün dünyada çocuklar kadar milyonlarca yetişkinin de hayallerini süsleyen dinozor temalı park konseptini İstanbul'da yaşatıyor! Jurassic Land, Türkiye'de benzeri olmayan, Avrupa'nın sayılı büyüklükteki 4 boyutlu 6 efektli sineması, 70 dinozor replikası, fosil ve iskeletinin yer aldığı dinozor müzesi, laboratuvarı, dinozorların başrolde olduğu tiyatrosu ve iç mağara şeklindeki kazı alanıyla Avrupa'nın en büyük tema parklarından biri! Jurassic Land Mağaza Ziyaretçilerin günün anısını yaşatmak için yanlarında götürmek isteyecekleri hediyelik eşyaların yeraldığı Jurassic Land mağazada, aynı zamanda dinozorlar hakkında eğitici bilgilerin yeraldığı kaynak kitaplar da satılıyor. Jurassic Land'e özel tasarlanan dev dinozor maketlerinden alıp, evde kendiniz de bir araya getirebilirsiniz.
Adres: Kocatepe Mah. Paşa Sok. Forum İstanbul AVM SF Blok No:17/02.120 Kat 2 Bayrampaşa
Tel: 0212 640 80 88 www.jurassicland.com.tr


BUZDAN DÜNYA ZİYARETCİLERİ BÜYÜLÜYOR
Avrupa'nın en büyük alışveriş merkezi olan Bayrambaşa İstanbul Forum'da 23 Nisan 2010'da açılan MAGIC ICE Buz Müzesi büyük ilgi görüyor. Yaz sıcağından kaçanlarla dolup taşan Buz Müzesinde -5 derece yaşanan görsel şölen, ziyaretcilere unutulmaz dakikalar yaşatıyor.

Türkiye gibi ılıman iklime sahip bir ülkede ilk defa gerçekleştirilen ve dünyanın ikinci buz müzesi olma özelliğine sahip MAGIC ICE'ta çeşitli geyik, ayı gibi hayvan figürleriyle beraber 34 buzdan heykelin yanısıra Viking evi, Viking gemisi, buz duvarlar bulunuyor.
20 milyon dolara mal olan ve dünyaca ünlü heykeltraşların gece gündüz çalışarak 15 günde iç dekarasyonunu tamamladığı Buz Müzesi'nde, bir kısmı yurt dışından getirlen 200 ton buz kullanılmış. En kaliteli buzların temin edildiği Torne nehir buzları içinde hava kabarcığı barındırmayan, heykellere bambaşka bir görünüm kazandırmış.
Ziyaretciler önce soğuk bölüme alınıp burada kısa süre bekletilerek soğuğa intibak etmeleri sağlanıyor, daha sonra -5 derecelik bölüm, ziyaretcilere dağıtılan eskimo kıyafetleri ile geziliyor.
1400 m2 kapalı alanda, 365 gün kutup havasını yaşatacak şekilde tasarlanan müze, Frigo Mekanik tarafından dışadaki sıcaklık nem miktarı ne olursa olsun iç ısı -5 derecede, nem oranı %50 de sabitlenerek buz heykellerin hasar görmesi engellenmiş. Açılış konsepti olarak İskandinav doğası ve Viking yaşamı üzerine kurulan buz müzesinde, ziyaretcilere buz kalıbı olarak imal edilmiş bardaklarda meyve suyu ikram ediliyor. Giriş ücreti için 65 yaş üstü ve öğrenciler 15 TL, tam bilet alanlar 20 TL ödüyorlar. Buz müzesine araçlarıyla gelenler Tem otoyolunu kullanarak kuru gıda hali otogar yönünde ilerleyecekler. E-5 otoyolundan Otogar çıkışını kullanarak Karteltepe-Yıldırım-Kocatepe istikametinde yol alacaklar. Araç sahipleri için otopark imkanı bulunuyor.
Otobüsle ulaşacaklar için Kartaltepe'den geçen (32) Cevatpaşa-Eminönü, 32A Cevatpaşa-Beyazıt ve 32T Cevatpaşa-Taksim numaralı IETT otobüslerini kullanabilirler.
Metro ile gelmek isteyenler, Havalimanı-Aksaray hattında Forum İstanbul durağından alış veriş merkezine direk giriş yapabilirler.
Buz Müzesi Ramazan süresince saat 23.00'e kadar gezilebiliyor.
Tel: 0(212) 443 13 50
Harita için TIKLAYIN

Nokta Gezilerin son çekilen fotoğrafları ve yeni gezi alternatifleri sayfada ki yerlerini almaya devam edecek.