Beyoğlu Muhabiri: Çalışma sahaları Beyoğlu olup, gün boyu Pera Palas, Park Hotel ve Hilton gibi hotellerde beklerler, özellikle lisan bilen kişilerden seçilen bu muhabirler, ülkemize gelen yabancı sanatçılar ve devlet adamlarıyla röportajlar ve Beyoğlu haberleri yaparlardı...

PERA'NIN HEYKELLERİ
   
Estetik heykeller, büstler, geometrik süslemeler, garland ve karyatid özellikler taşıyan Pera'yı geziyoruz.


İstanbul’un Rumeli yakasında bulunan Pera’yı diğer semtlerden ayıran özelliklerden biri de süslü mimarisi.
Bu bakış açısıyla açık hava müzesi gibi gezilebilen ünlü ve tarihi bölgenin yapı cephelerinde yer alan süs heykelleri, sütunlar, büstler, kabartma figürler, konsollar, desenlerde taş ustalığının estetik örneklerini görmek mümkün oluyor. Günlük koşuşturma içinde pek fazla başımızı kaldırıp üst katlarına bakamadığımız binalara inceliyoruz.
Pera'nın Heykelleri
gezimize Karaköy'den başlayarak Bankalar Caddesi, Şişhane Yokuşu, Tepebaşı, Tünel, Kuledibi, İstiklal Caddesi kısacası Beyoğlu'na doğru devam edeceğiz. Gezimizin yazısı ve fotoğraf galerisi için lütfen tıklayınız.


PERA'NIN YENİ EĞLENCE MERKEZİ MADAME TUSSAUDS AÇILDI
   
Müzede her an canlanacak gibi duran balmumu heykeller, arasında dolaşırken kendinizden geçeceksiniz.


Madame Tussauds balmumu Heykel Müzesi Beyoğlu Grand Pera'da 2016 yılı aralık ayında bir açıldı pir açıldı.
Beyoğlu'nun yeni eğlence merkezi olma yolunda ilgi gören müzeye gençler kadar orta yaşlılarında ilgisi büyük oldu. Hafta sonu yoğun sayıda olmak üzere müzeyi ziyaret edenler, figürler arasında dolaşırken kendilerinden geçerek eğleniyor, bilinçaltında sakladıkları hayranlıklarını sergilemekten büyük mutluluk duyuyorlar.
Tom Cruise'in motsikleti arkasına atlayıp boynuna sarılarak hızla hayallere uçanlar, Adile Naşit'e özlemle sarılıp yanağına bir buse konduranlar, MFÖ ile sahneyi paylaşanlar, film yönetmeni Steven Spielberg'in kulağına motor diye bağırarak komut verenler, Travis Fimmela'in saçını kaldırıp kulağına dek bakıp, inceleyenlere rastlayabiliyorsunuz.
Müzenin bir köşesinde Audrey Hepburn ile kahvaltı sofrasında yanına oturup hatıra pozu verenler, bir başka salonda Marilyn Monroe peruğu takıp yanı başında 40 yıllık samimiyet sergileyenleri görebiliyorsunuz.
Bunlarla kalmayıp genç kızların sevgilisi Jüstin Bieber'i öpenlerde yok değil hani.
Boks eldivenini takıp Clay'ın karşısına geçenler olduğu gibi Kerem Bursin İle sessiz ve derinden karşılıklı konuşarak sevgisini ifade edenler, Kıvanç Tatlıtuğ ile kurduğu düşlerin yan yana gelebilmenin mutluluğunu, Arda Turan ile gol sevincini sanal olarak yaşayanlarla figürler, sabit kalsalar bile sürekli değişen ziyaretçilerle her an canlanacak sevgilere karşılık verecek hissi uyandırıyorlar.
Öte yandan Yeni Yıl nedeniyle salonda bulunan güzeller güzeli Marilyn Monreo'nun balmumu heykeli de Noel Anne kıyafetiyle Madame Tussauds Müzesi Beyoğlu vitrininde yer alıyor.

   
Aynı amaçla müzeye gelmiş olan ziyaretçiler, hayranlık duyduklarına yaklaşarak sanal da olsa hayalleri gerçekleşiyor.

   

Madame Tussauds Müzesi
Heykelleri arasında şimdilik 55 heykel yer alıyor. Buna rağmen gözler Levent Kırca, Tarık Akan, Cüneyt Arkın, Türkan Şoray, Ajda Pekkan, Hülya Avşar, Nejat Uygur, Kemal Sunal, Müslüm Gürses, Tarkan, Murat Boz, siyasetin yeri dolmaz renkli siması Süleyman Demirel gibi daha nice karakterleri görmek istiyor.
Müzeye açıldıktan sonra ilk kez yeni bir ilave yapıldı ve Haziran 2017 de sanatçı komedyen Tolga Çevik yerini aldı.
Müze gezimizin geniş yazısı ve fotoğraf galerisi için lütfen tıklayınız

İstanbul'un enstrüman mağazalarıyla ünlü Kuledibi-Tünel arası birbirinden cazip gitarlarla fuzzbox, vah vah pedalları, baterilerle dolu
Bu yıl ülkemizde ve İstanbul'da yaşanan olumsuzluklar ekonomik ve siyasi problemlere rağmen müzikseverler çalışmalarında hız kesmiyor.
Galipdede Caddesi, Kuledibi çevresinde yer alan Doremusic, Lay Lay Lom, Senkop, gibi bir çok müzik sektörüne hizmet veren mağazada en son model gitarları, bateri takımlarını, zil çeşitlerini bulabiliyorsunuz.
Doremusic
Başta elektro gitarlar olmak üzere ses sistemleri, fuzz box, vah vah pedalları gibi distortion aparatları, ses yükseltici cihazlar, akustik gitar ve tel çeşitleri hoparlörler profesyonel ve amatörlerin tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor.
Özellikle sınıfını geçen öğrencilere en makbule geçen hediye olan müzik enstümanları arasında seçim yapmak, karar vermek oldukça zor görünüyor. Türkiyenin en büyük gitar galerisi olan ve 20. yılı geride bırakırken İlk Belediye Caddesi No 6/B Tünel de hizmet veren Dore Müzik en son model gitarları sunuyor. Tel 0(212)293 07 27


BEYOĞLU'NUN BİTMEK BİLMEYEN ÇİLELERİ ZEMİNE TAŞ, BORU, RAY DÖŞEME VE SU GİDERİ KAZI ÇALIŞMALARI 2017'de DEVAM EDİYOR


Türkiye'nin en ünlü caddesi olan Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde defalarca kaldırım düzenlenmesi, zemin döşemesi yapılmasına rağmen yine her sağanak yağışta yamalı, tümseklerle, çukurlarla dolu yol nehir gibi sulara teslim oluyordu.
2017 yılı Ocak ayı itibariyle bu defa da Galatasaray Lisesi önü ve Yapı Kredi Bankasının halen sürmekte olan binası önü kazılarak etrafı kapatıldı, haliyle yayalar için yürüme alanı daralırken, raylar kaldırılıp üzeri beton sıvanarak kapatıldı, Taksim- Tünel arası yapılmakta olan tramvay seferleri de geçici olarak iptal edildi.
Beyoğlu Belediyesi iş başına geldiği zaman İstiklal Caddesi üzerine yaptıklarını sökerek yeniden kaldırım ve yola bu defa da siyah beyaz granit 10x15x30 cm ebadında parke taşı döşemeye başladı. Bu arada tramvay rayları da değiştirmeye daha az sarsıntı yapacak hale getirilmeye çalışmalarına da devam ediliyor.


Beyoğlu'nda yapılan önce ki çalışmaların aksine bu defa caddenin tamamı yerine bölüm bölüm yapım çalışmaları barikatle kapatılarak yapılıyor. Haziran ayı itibariyle Fransız Konsolosluğu önünde yapılmakta olan parke taşı döşemesinde yağmur suyu giderleri için meyil ters balık sırtı olarak yol ortasına verildiği gözleniyor. Ray döşeme çalışmaları ise Atatürk Anıtı'nı çevreleyen dairesel alanda gerçekleştiriliyor.


Atık Su ve Yağmursuyu altyapısı yenilenirken, titreşimi emen kauçuk döşemeli yeni raylar, Altyapı Kurumları için (BEDAŞ, TÜRK TELEKOM, İSKİ vs.) 70 adet Koruge Boru Sistemi ve 310 yeni yaklaşım bacası döşenmesi yapılırken,
tüm çalışmaların yayaları, esnafı, alışverişi olumsuz yönde etkilediği bir çok mağazanın kepenk kapattığı gözleniyor.


Granit taş döşenen Beyoğlu Fransız Konsolosluğu önü ve Fitaş Sineması karşısı boru döşeme 20.Haziran.2017

BEYOĞLU HIZLA KLASİK ÖZÜNDEN UZAKLAŞIYOR, KAPANAN İŞ YERİ, DÜKKAN, ÜNLÜ MAĞAZA SAYISI GÜN BE GÜN ARTIYOR...
Türkiye'nin en ünlü alış veriş piyasa caddesi olan Beyoğlu İstiklal Caddesi, patlayan bombalar, protostolar, yaşanan bitmeyen inşaat çalışmaları, çeşitli olumsuzluklardan etkilenerek hızlı şekilde değişim gösteriyor. Alış veriş yapanların azalmasıyla özellikle tanınmış birçok mağazanın birbiri ardına kapanması, sürekli değişen, kimsenin birbirini tanımadığı tedirgin insan topluluğu, yeni kurulan polis noktaları, aralıksız tutulan güvenlik nöbetleri, 24 saat kameralı gözlemler endişelerin hiç de yersiz olmadığının göstergesi olarak sayılıyor.

Her şeye rağmen gençliğin yegâne buluşma ve gezi alanı olarak ünlenen caddede barlar, büfeler, kafeler müdavimlerce boş kalmıyor. Bilhassa İstanbul'un simgesi haline gelen tramvayla selfie fotoğrafı çekmek için Beyoğlu'na çıkanlara, tramvayın durağa gelmesini bekleyenlere de sık sık rastlanıyor. Avrupalı turistler yerine araplar ve Suriyeli turistlerin Taksim çevresine olan ilgileri nedeniyle bir çok dükkanın lokumcu, tatlıcı olarak tür değiştirdiği Başta Halep Sarma olmak üzere diğer tatlı çeşitlerini sergiledikleri görülüyor. (Sihirli Gazete 22 Aralık. 2016


CİTE ROUMELİE YENİLENİYOR
Beyoğlu’nun tarihi binalarından olan Ağa Camii yakınında ki Cite Roumelie (Rumeli Han) 'da geçen yıl başlayan restorasyon çalışmaları 2016 yılında da devam ediyor. Pasajın girişinde hayranlık uyandıran süsler, ilaçlı sularla temizlenirken taş işçiliğinin en güzel örnekleri de detaylarıyla beraber belirginleşiyor, yapı içi restorasyonu bitmemiş olmasına karşın caddeye bakan iki dükkanda kiracı arıyan afişler yer alıyor...


TARİHİ NARMANLI HAN RESTORASYONDA
Beyoğlu’nun tarihi binalarından olan Narmanlı Han, 1831 inşa tarihli ilginç yapı Rus Büyük elçiliği ve Rus hapishanesi olarak hizmet verdikten sonra Narmanlı ailesi tarafından satın alınarak mülk ev, iş yeri olarak kullanılmıştı.
Aliye Berger, Ahmet Hamdi Tanpınar, Bedri Rahmi Eyüpoğlu gibi birçok Türk yazarın içinde çalışıp, yaşadığı “Koplan İstanbul’da” filminin sonunda han kapısının mekân olarak yer aldığı hanın iç avlusunda en son 2010 yılına dek Beyoğlu 2. Noteri hizmet vermişti. İtalyan Mimar Fossati’nin eseri olan ve cephesinde bulunan devasa fil ayakları ile diğer binalardan farklılaşan Narmanlı Han, uzun süre harap halde beklemiş, duvarlardan düşen parçalara karşı tel ağ örgü ile tedbir alınmıştı. 2011 yılında hazırlanan proje sonunda bina, 2014 Aralık ayında kurulan iskelelerle orijinal hali korunmak üzere yenileme çalışmaları başlamış oldu.
Ön cephe tahta perdelerle kapandı, onarılmakta olan yapı kompleksine tepeden bakıldığında ve eski fotoğraflarla karşılaştırıldığında yapılmakta olan değişikliğin farklı boyutlara taşındığı gözleniyor!



Öte yandan Beyoğlu'nun en işlek yeri olan Galatasaray Meydanı'nda ki Yapı Kredi Bankası binasında da etrafı tahta perdelerle çevrilerek tadilatı devam ediyor. (Fotoğraf çekim tarihi 22.Aralık.2016)


Taksim önce taş kesildi, sonra saksı çiçekleriyle kaplanarak makyaj yapıldı!...


Yayalaştırılmasına karar verilerek araç trafiğine kapatılan Taksim Şehir Merkezi, olaylarda yerinden sökülüp güvenlik güçlerine atılan, barikat kurulan parke taşlarından döşendi.

Bir karış toprak ya da ağaç bırakılmadan parke taşı kaplanan, 1 Mayıs 1977 ve Gezi olaylarına sahne olan Taksim Meydanı'nın AKM'ye yakın tarafında zemine yakın üç basamaklı bir de alçak platform yapıldı.
Meydanın Elmadağ'a uzanan ve önceki yıllarda dükkânların yer aldığı Gezi tarafına ise önce su fıskiyeleri için ince uzun metal havuzlar konuldu sonra da su fıskiyeler çalışırken ışık ve zamanlama ayarlarını düzenleyecek makinelerin çalışacağı odacıklar yapıldı.
Divan Kavşağı'nda eski Şan Tiyatrosunun, hastahane'nin bulunduğu yerden Divan Oteli arkasında yer alan Gezi Parkını Harbiye'ye bağlayan ve alt geçit inşaatı sırasında yıkılan yaya köprüsü'nün aynı yerine de yeni köprü yapılıyor.


Yapılan alt geçişin üst yola faydası olmaması nedeniyle Divan Kavşağı'nda trafik ışıkları beklenirken trafik akışı kesintiye uğruyor, Taksim'den Harbiye yönüne "U" dönüş yapacak araçlar için trafik yoğunlaşıyor.


Öte yandan Aralık 2016 itibariyle yılbaşı öncesi Taksim-Divan Kavşağı arasına yayalaştırılan bulvara kurulan bez barakalarla yapılan odacıklar ve standlarla oluşturulan çarşı, gereksiz yükseklikte beton saksılar, paslanmaya yüz tutan metal fiskiyeli yosun bağlamış bakımsız havuzlarlarla doldurulması nedeniyle anti estetik bir görünüm sergiliyor.



Haziran 2017 itibariyle zemini taş kaplı, dipten gelen nemle beslenemeyen, üst sulamayla yaşatılmaya çalışılan saksı çiçeklerinin, Taksim Meydanı'na vuran gün boyu gölgesiz ortamda kavurucu sert yaz güneşi altında ısınarak ne kadar süre kurumadan yaşayabileceği merak ediliyor.

Kökleri toprakla olan ağaçlar yaşamlarına devam ederken, kutudaki çiçekler ısı ve güneşe dayanamayıp kurudular.

Dünyanın en eski ikinci yeraltı metrosu olan İstanbul Tüneli'nin 141. yaşı kutlandı
1875 yılında hizmete giren tünel, 18 Ocak 2016 günü çeşitli etkinliklerle yeni yaşı kutlandı.
Kutlama etkinlikleri İETT Genel Müdürü Mümin Kahveci'nin kısa açılış konuşmasıyla başladı, kurdele kesimi sonrası misafir ve basın mensubu ve yolculara günün anısına basılan özel tünel jetonu, güne özel yayınlanan tünel hakkında aydınlatıcı, tarihi bilgilerle dolu Tünel Magazin dağıtıldı, salep ikram edildi, tünelle ilgili zaman tüneli fotoğraf sergisi gezildi.
Karaköy durağından topluca binilen ve güne özel renkli tüllerle süslenen tünel vagonu ile Beyoğlu yakasına çıkılarak burada toplu anı fotoğrafı çekildi.
Etkinliklikler bir saat içinde bitti, her iki durakta canlı müzik sergileyen müzik yapan sanatçılar, günün anısına yolculara satılan jetonla verilebilecek bir anahtarlık yoktu.
141 yıldır Karaköy'ü Beyoğlu'na bağlayarak İstanbulluların hizmetinde olan tarihi tünelin, PTT tarafından hala bir anma pulunun basılmamış olmasının eksikliği derin üzüntüyle hissedildi. Yıllardır milyonlarca yolcu taşıyan, işletmeye para kazandıran tarihi tünelin yeni yaşında kutlamalar formaliteden öteye geçemedi.

İSTANBUL'UN SİMGESİ TRAMVAY 100 YAŞINDA

İstanbul'un simgesi haline gelen elektrikli tramvayın 2014 yılı Şubat ayı itibariyle 100. yaşı kutlandı.
Taksim Tünel hattında İETT yetkililerin katılımıyla nostaljik tur düzenlendi.
Etkinlik çerçevesinde bastırılan 100. yıl hatıra paraları tranvay turuna katılan yolculara günün anısı olarak dağıtıldı. Tramvaya eklenen bir vagonda eski İstanbul şarkıları eşliğinde müzik çalındı, tramvayın 100. yıl günü kutlandı.
Ayrıca Tünel'de bulunan İETT binası da süslendi.
Beyoğlu'na çıkanların en çok fotoğraf çektikleri İstanbulluların sevgilisi haline gelen tramvaylar, günümüzde hediyelik hatıra eşyalarda, kliplerde sıkça görülüyor.

Divan'dan, Buyurunuz İstanbul...
Divan Brasserie Beyoğlu, mükemmel manzaralı terası ve benzersiz Divan lezzetleriyle, yaz aylarını İstanbul’da geçirenlere “şehrin keyifli yüzü”nü sunuyor. St.Antuan Kilisesi’nin hemen yanında yer alan Divan Brasserie Beyoğlu, menüsündeki ağırlıklı Akdeniz Mutfağı lezzetlerinin yanı sıra, bu yaza özel, taze meyvelerle hazırlanan ferahlatıcı kokteyl menüsüyle de sıcak günleri serinletiyor.


Büyüleyici Panaroma
Tarihi yarım adaya hakim teras manzarasıyla misafirlerini büyüleyen Divan Brasserie Beyoğlu’nun, alkollü ve alkolsüz içeceklerden oluşan zengin içerikli menüsünün haricinde bu yaza özel bir de “Kokteyl Menüsü” bulunuyor.
Mango, çilek, lime, nane gibi malzemelerle hazırlanan bu rengârenk kokteyller, damaklarda ferahlatıcı bir tat bırakıyor. Her Perşembe, Cuma ve Cumartesi akşamı DJ performansının yer aldığı Divan Brasserie Beyoğlu’nda, müziğin ritmi bu nefis lezzetlere eşlik ediyor olacak. İstanbul’un eğlence merkezi İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Divan Brasserie Beyoğlu, sunduğu benzersiz lezzetlerle bu yaz da damaklarda unutulmayacak bir iz bırakıyor.
Executive Şef Giancarlo Gottardo tarafından hazırlanan menüde, klasik Divan tatlarının yanında karides kokteyl, keçi peynirli pancar kulesi, avokadolu pizza calzone ve gün kurulu tart öne çıkan lezzetler arasında


DİVAN BRASSERIE İLE BEYOĞLU CAZ'LANDI

Tarih, manzara ve lezzetin kesişme noktası Divan Brasserie Beyoğlu, Temmuz başından Ağustos sonuna kadar her Cuma saat 20:30'da, Bidar Kalender Trio'nun Caz, Soul, Blues, Funk performansıyla müzik severlere unutulmaz bir caz dinletisi yaşatmaya hazırlanıyor.
St.Antuan kilisesinin hemen yanında yer alan, Topkapı, Ayasofya ve Boğaz'a hakim teras manzarası ile de misafirlerini büyüleyen Divan Brasserie Beyoğlu, caz dinletileriyle Cuma gecesi eğlence alternatiflerine bir yenisini ekliyor...
Adres: İstikal Cad. Tom Tom Mah. Merkezhan 5. Kat No:181 Beyoğlu/ İstanbul



GALATA KULESİ

Beyoğlu'nun yeni gözde mekanlarından biri olan Galata Kulesi ve çevresi haftasonları gençlerin uğrak merkezlerinden.
Haliç, boğaz, tarihi yarımadaya hakim manzarayı seyredip, kameralarına çekmek isteyen turistlerin, yukarı çıkmak için asansör sırası bekledikleri Galata kulesi, çevresinde yer alan restoran, kafe, bar, butik ve çeşitli hediyelik eşya dükkanları ile ziyaretçilere ayrı bir atmosfer yaşatıyor. Ziyaretçilerin kimi barlarda, kafelerde sohbet ediyor, kimi dilim ananas yiyerek kuledibinin havasını yaşıyorlar, kimi kahvede çaylarını yudumluyor.





Bilhassa Tünel'den itibaren Galata Kulesi Meydanı'na dek uzanan yol üstünde bulunan meyve suyu sıkıp satan dükkanlar, nar, portakal başta olmak üzere taze meyve suyu ile enerji arayanları ağırlıyor.

Galata Kulesi çevresi ve kuleye açılan sokaklar değerlenirken, yeni açılan kafelerle cazip mekanlar ilgi odağı oluyor.

   

Galata Kulesi çevresinde bir kahve ve tramvay kafe yer alırken, çevresinde bir tarihi çeşme ile bir de yeni yapılmış olan köpek heykeli bulunuyor. Kulenin magnetleri ve hediyelik eşya satan dükkanlar diğer vakit geçirecek yerler.

Gitar Cambazı - Cambaz Gitarist
Beyoğlu her geçen gün bir başka etkinliğe sahne oluyor. Taksim’den Tünel’e doğru yaptığınız kısa bir yürüyüşte kemanıyla, akordeonu, gitarıyla ya sokak müzisyenlerine ya bir gösteri grubunun, ya da bir sihirbazın eğlencesine tanık oluyorsunuz. Kısacası renkli ve bir o kadar da ünlü caddenin neresinde ne ile karşılaşacağınız hiç belli olmuyor. Bu gösteri veya sokak müzisyenlerinden birisi de Amerikalı ünlü müzisyen Phil Volta onu diğer müzisyenlerden farklı kılan tarafı ise gitarını tek tekerlekli bir bisikletin selesi üzerinde çalıp söylemesi ve aynı anda sürekli dengede olması. Bir noktada durabilmek için devamlı hareket halinde olan müzisyen aynı zamanda dans etmeden Show halinde görünmesi. Klasik gitar ve folk rock tarzı parçalardan örnekler veren The Bandoso grubunun vokalist gitaristi usta müzisyen İstiklal Caddesi Narmanlı Han karşısında yaptığı gösteri sırasında kendisini gelip geçenlerin ilgiyle izlemeleri, fotoğraf çekmelerinden, gitar kutusuna bırakılan beğeni karşılıklarından memnun olup, teşekkür ediyor. Hatta beğeninizi belirgin hale getirirseniz, parça sonunda size bir de albüm CD sini takdim edip sadece sokak müzisyeni olmadığı ispatlıyor. Phil Taylor, Tim Beutler, Andrew Fedders, Nick coventry den oluşan The Bandoso’nun internette birçok müzik klibi bulunuyor.

BEYOĞLU'na bir darbe daha vuruldu, SERKİLDORYAN'nın içi yıkıldı.
Beyoğlu'nun ünlü ve tarihi binalarından olan Serkildoryan'da Mart ayı son haftası itibariyle yıkım başladı.
İstiklal
Caddesi tarafına kurulan iskele, sunta kaplamalarla kapıtıldı bina içine kaynak makinaları, metal kesiciler, beton kırıcılar sokuldu ve çalışma hızla sürüyor.
Emek Sinemasının bulunduğu, Türkiye sinema sahipleri birliği SE-SAM , İnci Pastahanesi gibi bir çok ünlü ismin mekanı olan bina tüm tartışmalara, ve protostolara hedef olan tadilatı görenler, anılarını hatırlayıp gözlerinin dolmasını engelliyemiyorlar.
Özellikle 16 hafta gösterimde kalarak rekor kıran West Side Story, ve Sinema Film Enstitüsünde öğrencilere ders olarak gösterilen Blow Up filminin yanısıra İrlandalı Kız, The Who grubunun Tomy Opereti, Pink Floyd The Wall, Sınıf, The Deep, gibi bir çok filmin gösterildiği, altın sarısı büzgülü perdesinin yukarı toplanması bile seyirlik olan Emek Sinemasının yok oluşunu görmek, hazin tabloyu seyretmek, Beyoğlu'nun 60-70 li yıllarını yaşayanlar için büyük acı veriyor. 1993 yılında ciddi bir restorasyondan geçen sinema, son olarak 2000 yılında koltukları ve ses düzeni (Dolby Digital) yenilenerek, yeni açılan modern sinemalarla yarışacak bir teknolojiye kavuşmuştu.
Yıkımın geç başlamasına neden olan son dört dükkan da 07.Aralık. 2012 de tahliye edilmişti.
2014 yılının sonuna gelindiğinde inşaatın önünde ki tahta perde kaldırıldı ve eski binadan geriye sadece temizlenmiş ön cephenin kaldığı, binanın yeniden yapıldığı görüldü.
Yıkımı görenler, "O yılları yaşamamış olanlar bizi anlayamazlar, yıkılan sadece Serkildoryan binası değil, o dönemi yaşayanların anılarına da kazma vuruldu" dediler.

Emek Han'da Nisan 2016 tarihi itibariyle sona gelindi. Tarihi yapının ön cephesinde inşaat süresince kaplı duran tahta perde kaldırılarak cephe tüm ihtişamıyla gözler önüne serilirken, diğer yandan Beyoğlu eski ruhundan çok uzaklaştı.


Karaköy NORDSTERN HAN
son haliyle çevresine ışık saçıyor...

Karaköy meydanında bulunan 1800 lü yıllardan kalma tarihi bina restorasyon sonucu adeta aydınlandı.
Orijinal haline sadık kalınarak yenilenen II. grup tarihi eser nitelikli üç katlı binanın son olarak Aralık ayında çevresinde ki kaldırım taş döşemesi yapıldı.
Karaköy Voyvoda Caddesi köşesinde halk arasında hırdavatçıların, PTT’nin bulunduğu sokağın başında yer alan bina özellikle Baylan Pastanesinin yıllarca alt katında bulunması nedeniyle de ünlenmişti. Günümüzde Kadıköy’de bulunan Baylan’ın Karaköy müdavimleri, başta Culp Greye, Adisababa, olmak üzere, pasta ve çikolata çeşitlerinden almak için sık sık uğradıkları bir binaydı. Baylan artık Karaköy'de yok.
Axa Oyak Şirketine ait binada sanatçılarla sanatseverlerin buluşma noktası olarak tasarlanan galerisiyle, bina önünde yer alan kafesi, tatlıları ile ilgi çekiyor. Yıllar içinde ilavelerle değişime uğramış tarihi binanın eklerinden arındırılarak yenilenmesiyle İstanbul’u İstanbul yapan yapılardan birine daha yeniden kavuşulmuş oldu.

BEYOĞLU GÜNLÜĞÜ
       
  Beyoğlu'nda nostalji yaşatan tramvaylar, ulaşıma da önemli ölçüde fayda sağlarken caddenin renkli simgesi olmaya devam ediyorlar.   Birbiri ardına açılan cafe, rock-bar, lokaller, fast-food ve pastaneler Beyoğlu'nun keyifli uğrak yerlerinden, gözde mekanlarından sayılıyor.
  Beyoğlu'na has özelliklerden biri de kırk yıldır görmediğiniz arkadaşınıza ummadığınız anda rastlamanızdır.  
             
       
  İstiklal Caddesinin en eskilerinden olan İnci Pastanesi, profiterol severlerin uğrak yeri olarak şöhretini yeni mekanında sürdürüyor...   Ağız mızıkası, akustik gitar, keman, flüt, saz çalan müzisyenler, Beyoğlu'nda çalıp söyledikleri müzikle sokak çalgıcılarından örnekler veriyorlar...   Beyoğlu'nun gözde Rock Bar'larından Mojo'yu dolduran gençler Batu'nun hünerli parmaklarından çıkan notalarla rock klasikleriyle coşuyorlar.  
             
       
  1950'lerden sonra yeniden Taksim-Beyoğlu hattında hizmete giren tramvayın arkasına çocukların takılma alışkanlığı devam ederken, mani olacak çare de hala bulunamıyor...   Aznavur Pasajı; enstruman tamircisi, hediyelik eşya dükkanları, cafeler, çiniciler, butikler, Mum mağazası, dericiler, poster, plak ve gençlerin ilgi duyduğu takıları satan mağazalrıyla ilgi görüyor.   Beyoğlu Mimarisi içinde eski binaların dökme balkon demirleri, kapı tokmakları, cephelerde yer alan kabartma motifler, heykeller ve cumbalar seyre değer güzellikler sergiliyor.  
             
       
  Tünel ve Yüksek Kaldırım, gençlerin hayallerini süsleyen çıldırtan müzik enstrümanları satan mağazaların bulunduğu yer olarak geziliyor.   Atatürk anıtı çevresi Taksim Beyoğlu'nun en hareketli noktasını oluştururken, gece gündüz yaşattığı farklı atmosferle önemli buluşma noktası   Beyoğlu Galatasaray'da bulunan Hocopulo Pasajı içindeki dükkanlarda Çini hediyelikler, renk renk mumlar, tütsüler ve çeşitli kıyafetler satılıyor.  
             
       
  İlan, tabela ve anti estetik görüntülerlen arındırılan Beyoğlu'nda daha temiz bir görünüm sergilenmesine çalışılıyor. Ara sokaklarında ise sokak ressamlarının özgün çalışmaları görülüyor.   Beyoğlu'na cephesi olan binalar yeniden boyanırken bazıları müze, bazıları da kültür ve sanat merkezi olarak işlerlik kazanması sağlanıyor, Narmanlı Han'da bunlardan biri.   Tek omzu ve göbeği açıkta bırakan cömert dekolteli t-shirt'ler düşük belli pantolonlar yerlerini yeni moda giysilerine bırakırken,
Beyoğlu butikleri ile moda merkezi sayılıyor
 
             
       
  Tepebaşı'nın Beyoğlu'na açılan sokaklarındaki antikacıların eşyaları arasında yıllar öncesine bir yolculuk yapabilirsiniz.   Galatasaray Balık Pazarı'nda, Dalyan ve Balıkadam Balıkçısı gibi bir kaç balıkçı, Nevizade Meyhanelerinin balık ihtiyaçlarını karşılıyor.
  Beyoğlu'nun ilgi gören alışveriş merkezlerinden Koska Helvacısı, zengin helva çeşitleri, şekerlemeleri, susamlı helvaları ağız sulandırıyor.  

       
  Beyoğlu'nun sembollerinden olan Parmakkapı'da ki Beyoğlu Çikolatası 1924 yılından bu yana ağız tatlarından biri olarak hizmet veriyor. Kavrulmuş fındıklı çikolatalar müptelaların uğrak noktası.   Turistlerin, öğrencilerin vazgeçemedikleri yerlerden olan Mandabatmaz Kahvehanesi Galatasaray Olivo geçidinde 1967 yılından beri kahve tiryakilerin Beyoğlu'na çıkış nedeni.
  Beyoğlu'na ne zaman çıkarsanız Tünel'e kadar yürürseniz mutlaka canlı müzik yapan bir sokak müzisyenine veya gruba rastlarsınız. Bazen cura, bağlama, bazen yanflüt, keman sesleri duyarsınız  

       
  Beyoğlu'nun simgelerinden birisi olup 1936 yılından bu yana orijinalliğini hiç değiştirmeden muhafaza ederek hizmet veren Kelebek Korse Mağazası da kapanarak Beyoğlu'nu terk etti.   Tramvayların yeniden hizmete girdiği ilk yıllarda başlangıç durağı Tünel çıkışı iken, günümüzde 100 metre daha ileri alınarak Narmanlı Han karşısı, metro durağı önüne taşındı.
  Dünyanın en eski ikinci metrosu olma özelliğine sahip Tünel Karaköy hattı, bilhassa sıcak yaz günlerinde serin havası, düzenlenen etkinlikler, konulu sergileri ile ilgi çekiyor.  

Beyoğlu'nda kış: Eğlenmek, alışveriş yapmak, gezmek, kısacası para harcamak için çıkılan bir caddedir Beyoğlu... Bu nedenle Eminönü ya da bir başka semtten çok fazla özellikler taşır. Hele kar yağınca nostaljik bir atmosfere bürünen cadde yılbaşı günlerini anımsatır.
Rengiyle, dekoruyla, kokusuyla, coşkusuyla bir başkadır Beyoğlu...



TÜNEL GEÇİDİ ve GALATA KULESİ Çevresi şimdi çok revaçta...

Beyoğlu'nun rağbet gören ve Galatasaray'da balık pazarı çevresinde Nevizade de yer alan tüm mekanların, en ciddi rakibi Tünel Geçit kafeleri Asmalımescit sokaklarına kadar dolup taşıyor. Beyoğlu paralelinde ve ünlü caddeye dik inen sokaklarda, giriş katları ve bir çok apartmanın üst katlarında bulunan barlar, restoran ve kafeler büyük ilgi görüyor. Beyoğlu -Tünel devamında Galipdede Yokuşu ile inilen Galata Kulesi çevresi, birbirinden cazip bar, kafe ve restoranlarla renkleniyor.
Son yıllarda gençlerin ve turistlerin ilgi gösterdikleri yerlerin başında gelen kule çevresi, hediyelik eşya dükkanları takıcılar, butikler, sokak müzisyenleri ile Beyoğlu caddesini Karaköy'e hatta Galata Limanına dek renk ahenk uzatıyor.


Galata Kulesi çevresi, Yüksek Kaldırım Yokuşu kafelere, hediyelik eşya ve takılara meraklı olanların ilgi odağı.


BEYOĞLU'NDA FARKLI BİR MEKAN
Büyütmek için TIKLAYIN
Fransız Sokağı
Beyoğlu Galatasaray Lisesi arkasında yer alan ve eski yapıların uzun süren restore çalışmaları sonucu kazanılan kültür, ticaret, eylence projesi, 2004 yılı Temmuz ayı başında etkinliklerle kullanıma açıldı.
Farklı bir atmosfer yaşanılan Fransız sokağında çeşitli restorantlar, kafeler, barlar, butikler, şarap evi, konaklama mekanı, sanat ve kültür merkezleri, hediyelik eşya, kitap, ikinci el eşya satış dükkanları gibi işletmeler hizmet veriyorlar. Beyoğluna çıkanların uğrak noktalarından biri olmaya aday Fransız Sokağı, renkli ve tertemiz boyalı evleri, bol çiçekli pencereleri, sokağa hareket kazandıran merdivenleri ile göze çarpan estetik mimari dikkat çekiyor.

"KOŞ HANIM YETİŞEN ALIYOR"
Diye bağıran yok, satışlar sessiz yapılıyor. Terkos Pasajı yaz mevsiminde daha çok rağbet görüyor. İstanbul'un en ünlü caddesi üzerinde Galatasaray-Tünel mevkii arasında bulunan Terkos Pasajında, 3,5 ila 5 TL den başlayan fiyatlarla tezgâhlara yığılan buluz, ti-şort, askılıların cazip renkleri, ekonomik fiyatları hanımları bir den fazla parça almalarına neden oluyor.

Özellikle çamaşır yıkamak yerine giy giy at düşüncesiyle hareket eden hanımlar, birbirinden farklı modeller arasında seçim yapmakta zorlanıyor. Pasajın iç dükkânlarında 10–15 TL’ye daha kaliteli çeşitlerin de bulunabildiği ünlü sokakta hafta sonu, bilhassa Pazar günleri büyük yoğunluk yaşanıyor.
TERKOS ÇARŞISI veya PASAJI olarak ünlenen sokağa gelip de sadece bir tane ti-sort alan yokmuş.
Hanımlar, kıyafetleri seçmeye başlayınca tanesi beş TL olan ti-şortlar arasında kendilerini kaybediyorlarmış. Gelmişken en az beş on tane alınırmış, hatta en az alışveriş edenler bile, 50 TL bırakmadan gitmezlermiş.
Neler moda, ne renkler satıyor derseniz, her renk moda burada cevabıyla karşılaşıyorsun.
Alışveriş çılgınları, genellikle düşük omuzlara rağbet ediyor ya da normal ti-şort alıp bir omuzlarını düşürüyorlarmış. Satıcıların izlenimleri böyle sürüp gidiyor.
Ünlü pasajın yerini bilmeyen kalmamıştır ama İstanbul dışından gelenler için tarif etmek gerekirse, Galatasaray Meydanı'nı Tünele doğru geçince Paşabahçe Mağazası yan sokağında bulunuyor.
İş hanı içinde büyük dükkanlar, önlerinde tezgahlar her daim kalabalık, modayı yakından takip eden imalatçı ve satıcıların tezgahları, aslında büyük dükkanların ön satış tezgahları, aradığınız farklı bir şey varsa biraz daha kaliteli ve fiyatlısı veya alternatif modelini hemen bulabiliyorsunuz.
İhraç fazlası mallar kapış kapış gidiyor, Beyoğlu'na çıkanlar, mutlaka her defasında yeni ne gelmiş acaba diye ünlü sokağa uğramadan geçmiyorlar. Güncel neyse hepsi orada, bazen ilah olmuş sanatçıların portrelerini, resimlerini ti-şortların göğüslerinde, sırtlarında görüyorsunuz, bazen akla hayale gelmeyecek esprili yazıları ya da figürleri, desenleri buluyorsunuz.

Merhaba Markiz
Beyoğlu'nun simgelerinden biri olan leziz pastaları ve duvar panoları ile kendinden söz ettiren Markiz Pastanesi, 2004 yılı başında uzun bir ayrılıktan sonra İstanbullularla kucaklaştı. Ünlü pastane 2007 yılında tekrar kapanıp bu defa Beyoğlu'nda sayıları hızla artan kafelerden biri olarak yeniden açıldı.
Bir zamanların ünlü pastanesinde şimdilerde yemek yenip, kahve içiliyordu ki 2016 yılı itibariyle yine tadilata girdi.

Çiçek Pasajı Yenilendi.
Beyoğlu'nun simgelerinden biri olan Çiçek Pasajı yenilenip, dekore edilmiş yeni haliyle müdavimlerine hizmet vermeye devam ediyor. 1876 yılında inşa edilip çeşitli nedenlerle değişimlere uğrayan, yangınlar geçiren ünlü pasaj "Cite de Pera" Çiçek Pasajı Güzelleştirme ve Yaşatma derneği önderliğinde ve Mey İçki'nin desteği ile yepyeni bir kimliğe büründü.
İçi dışı boyanıp çevresindeki tezgâhların kaldırılmasıyla ortaya çıkan tarihi yapı, çeşitli fotoğraflar, tenteler, balkonluklar, sarkan çiçeklerle bezeli asılı çiçeklikler, aydınlatma gereçleri ile dekore edildi. Mekânda kullanılan aydınlık boya rengi ve temizlik dikkat çekiyor.
İstiklal Caddesi ve pasaj çevresinde yer alan sokaklarda 2005 yılı başından bu yana sürdürülen zemin döşeme çalışmasının sona ermesi ile çamurdan kurtulup pasaja rahatça gelen akşamcılar, Çiçek Pasajına olduğu kadar, yan sokaklarda yeni açılan meyhane, restoran, bar ve bunların teras katlarında ki açık alanlara da rağbet ediyorlar.

TEPEBAŞI'NDAN HALİÇ'E BAKIŞ
Beyoğlu Tepebaşı'na TRT binası yanında bulunan cafede oturanlar Kasımpaşa ve Haliç'in mükemmel manzarasını izleme imkanı buluyorlar. Cafe, eğlence ve kültür mekanlarına yakınlığı nedeniyle tercih ediliyor.


Gökkuşağı Yere İndi !!!
Fındıklı ve Salıpazarı'nda ki merdivenler artık renk ahenk
İstanbullular ve semt sakinleri, yıllarca bakımsız duran kırık dökük, yosun kaplı basamaklı, Fındıklı'dan Cihangire çıkan merdivenleri niye boyamazlar niye ilgilenilmez diye düşünürken 30 Ağustos tarihi öncesinde 64 yaşındaki orman mühendisi Hüseyin Çetinel tarafından gökkuşağı renklerine boyanmış olması büyük ilgi uyandırdı.
Ne var ki çok geçmeden izin alınmadığı gerekçe gösterilerek boyanmış
merdivenler bir gecede gökkuşağı renkleri üzerine koyu gri boyalar sürülerek tek renk boyanarak kapatılmıştı.
Haklı tepki son derece hızlı ve yansıması büyük olunca, Beyoğlu Belediyesi duvar temizleme ekibi tarafından tekrar gökkuşağı renklerine boyanarak, konu inatlaşmaya, krize dönüşmeden ve fazla büyümeden mutlu sonla noktalandı.

Renk ahenk merdivenler, iki gün içinde İstanbulluların adeta bir çekim platosuna döndü ve kentin çeşitli yerlerinden renkli merdivenleri görmek, basamaklarda hatıra fotoğraf çektirmek isteyenlerle dolup taşıyor. Araçlarıyla merdiven başına gelen aileler, çocuklarıyla, eşleriyle basamaklarda birbirlerine sarılarak çeşitli pozlar veriyor, bu arada herkesin herkese gönüllü modellik yaptığı görülüyor. Merdivenlerin yanında bulunan tarihi kalıntılar ve kediler de ilgi çekiyor.

Merdivenlerin sadece alın kısımları boyandığı için sadece karşıdan bakanlar ve basamakları çıkanlar renkleri görebiliyor. Yukardan bakanlar ve inenler gri renkleri seyredebiliyorlar.
Merdivenlere açılan çıkmaz sokak basamaklarının da boyanmış olması,
duvarlarda ki renkli grafitte resimlerle adeta bir renk cümbüşüne dönen sanat galerisini andırıyor. İstanbulluların yeni adresi olan merdiven basamakları üzerinde ki birbirine paralel renklerin modaya sıçraması halinde, bu yıl gökkuşağı renklerin ve çizgilerin etek, pantalonların, yağmurlukların üzerinde de yer almasına daha şimdiden kesin gözüyle bakılıyor.
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ise merdivenlerin renklendirilmesi uygulamasını başka merdivenlere de yapabileceklerini, Beyoğlu semtine yeni bir renk ve aktivite kazanacağını belirtiyor. Şimdilik Fındıklı ve Salıpazarı Ziraat Bankası yanından yükselen merdivenlerin boyanmış olduğu görülüyor. Gezi olayları sonrası renklenen merdivenler öylesine benimsendi, beğenildi ki aylar geçmiş olmasına rağmen 2014 yılında da yerli ve yabancı ziyaretcileri gün boyunca eksilmeden düne dek devam ediyordu.

2015 AĞUSTOS ayında sökülmüş olan merdivenler Ekim 2015'de düzgün biçimde yapılıp bir güzel boyandı.
Gezi'nin simgelerinden biri haline gelen renkli basamaklı merdivenler, semt sakinlerinin alt yapı eksikliğinin giderilmesi amaçlı isteği üzerine, Ağustos ayında yıkılmıştı. Beyoğlu Belediyesi Fen İşleri tarafından yapılan çalışmalarla yeniden yapılan basamakların bitiminde yine aynı renklerle boyandığı gibi yan korkulukları da tamamlandı.

Arap Camii Daraldı!
2010 Kültür başkenti İstanbul’un en eski camisi olarak bilinen Arap Camii Karaköy Perşembe pazarında yer alıyor. 0715 inşa tarihi ile İstanbul’un ilk camisi olma özelliğine sahip camii, günümüzde çevresini saran iş hanları ve hırdavatçıların arasında kaldığı için görünmezlik özelliğini koruyor. Deniz tarafından bakıldığında sadece sokak aralığında yükselen ve şimdi minare olarak kullanılan eski çan kulesi haricinde caminin bütününü görmek için ya iş hanlarının 7. Katı terasına, çatılara, ya da camiyi bulup avlusuna girmek gerekiyor. İstanbul 2010 kültür başkenti olarak anılmaya başladığı bir dönemde, İstanbul’un bu en eski camisinin bugünkü konumu bugünkü mimari sıkışıklık içinde ki hali başta Anakent Belediye ve Beyoğlu Belediye başkanı adına üzüntü ve mahcubiyet yaratan bir durum olarak görülüyor. Dikdörtgen tavan, ahşap süslemelerle dikkat çeken, 27 ahşap sütün üzerinde ki tarihi Arap Camii, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinden yedi asır önce Cenevizliler tarafından yıkılıp, aynı yere S.Paul adıyla bir kilise yapıldıysa da Fatih fetih sonrası yeniden camiye çevirerek, çan kulesini minare haline getirmiş.

Cevizsever Biberci - Abdurahman Kömür, Konyalı, yıllar önce memleketini terk edip, İstanbul’a Küçükpazar’a gelip yerleşmiş. İşi kurutulmuş acı biber satmak. Omzunun önüne arkasına heybe gibi astığı koyu kırmızı acı biberleri kapı kapı dolaşıp restoranlara, istekte bulunanlara satıyor. Bu satış için kilometrelerce yol yürüyor. Yıllarca aynı işi yapıyor gibi görünse de bir başka işi daha kendine görev saymış. On günde bir süre ile İstanbul Galatasaray’da bulunan Beyoğlu Balık Pazarına geliyor. Hem burada ki lokantalara biber veriyor, hem de hep aynı manavdan bir kesekâğıdı dolusu cevizi seçerek alıp ücretini de ödüyor. Aslına bakarsanız bu yetmişine merdiven dayamış ihtiyar biberci, satın aldığı cevizlerin hiç birini yemiyor. Onun bütün yaptığı biber satmak için İstanbul sokakları, caddeleri, meydanlarında yürürken uygun gördüğü yerlere bu cevizleri dikmek. Diktiği cevizlerin hepsi çıkmıyor ama yıllar önce diktiği cevizlerden birçoğu bugün koca koca ağaç olmuşlar. Geçenlerde ağaçlardan birini bulunduğu yerden sökmüşler, çok kızmış, anlatırken verip veriştiriyor. Niye ceviz dikiyorsun diye soru soranları ise, öbür dünyada ceviz yemek için diye cevaplıyor! Abdurahman yine ceviz aldı, tarttırdı, 25 YTL ödedi. Manava “İki tane ceviz de senden koy, onları da senin adına dikeyim belki tutar” dedi. Çekilen fotoğraflardan rahatsız oldu, hiç bakmadı, poz vermedi, omzunda biberler, cebinde cevizler yola koyuldu.

Pişmanlar Cehennemi Beyoğlu
Pişmanlar Cehennemi Beyoğlu İşkenceye dönüşen ve aylarca süren çalışmalarla parke taşı döşenen Beyoğlu kaldırımlarında yenileme nihayet bitti bitmesine ama son haliyle dertlere çare olamadı.
Mimari dokuya ve bina cephelerine bakılmadan seçilerek yurt dışından getirilmiş parke taşları beğenilmemişti.
Beyoğlu Belediyesi yaptığı hatayı Taksim Tünel arası İstiklal Caddesi ve caddeye açılan ara sokaklar da işler tamamlandıktan sonra görebilmiş, yapılan eleştiriler karşısında aynı zemine bu defa bir başka taş döşeme çalışması başlatmıştı.
Yaya trafiğini bu defa engellememek amacıyla bölümler halinde yeniden taş döşeme çalışmaları yapılan tarihi Pera da, daha özenli, daha perspektif çalışıldı.
Kaldırımlarda su birikmemesi amacıyla mağazalardan yolun ortasına, tramvay raylarına doğru meyilli bir yüzey elde edilmeye dikkat edilmişti. Mazgalların yeterli olup olamıyacağını ise yağışların miktarı belirleyecekti.
Ünlü cadde sınavını 2010 yılı aşırı yağış alan yaz mevsiminde verdi ve Beyoğlu sağanak yağışlarda nehir görünümüne bürünmekten kurtulamadı. Tüm bina çatılarının su giderlerinin bağlandığı yağmur boruları suları caddeye boşalttığı
için, ani bastıran sağanak yağışlarda mazgallar yeterli olamadı. Ünlü, tarihi Beyoğlu Caddesi bir anda yürünmez hale geldiği görüldü.
Mağazaların önünü sokağa süpürme alışkanlığı olan ülkemizde, kaldırım çöpleri ile iç bükey durumunda görev yapan rayların içine birikecek sert maddeler, tramvay tekerleklerini raydan çıkarma olasılığına karşı yolun sürekli temiz tutulması ve bilhassa kış aylarında buz tutmaması gerekiyor. Kışın raylarda biriken buzlar ise, görevlilerce temizleniyor.

Sağanak yağmurda cadde adeta nehir görünümüne bürünüyor.
2013 yılının son ayına gelindiğinde onca zahmet ve emek harcanan ve bir o kadar da masraf yapılan İstiklal Caddesinde gelinen durum yine aynı.
Tramvay yolunun her iki yanına asfalt dökülmüş, kaplama taşlarının kimi kalkmış kimi kırık, hergün onbinlerce insanın yürüdüğü Türkiye'nin en ünlü caddesinde oluşan çukurlar, ayakların, topukların takıldığı tümseklerle dolu kısacası Beyoğlu'nda son durum, eskilerin ifadesiyle "Eski tas eski hamam".


  TAKSİM BU MUDUR?    
 

Eski parke taşları sökülüp geniş ve estetik yer kaplama malzemesi döşenen ve bu sayede aydınlık, ferah, temiz ve rahat yürünen, düzgün bir yüzey sağlanan Taksim, yoğun yaya ve araç trafiği, yanlış seçilmiş kent mobilyaları ile kent merkezi özelliğine yakışmayan bir görüntü sergiliyor.
İstanbul’un kent merkezi konumunda olup, aksaklık yaratan bir planlama sonucu Kabataş Taksim arası yeni yapılan feniküler sistemini kullanan yolcuların meydanın tam ortasına çıkış verilmiş olması
nedeniyle araç ve yaya trafiği olumsuz etkilenmişti. Bu gidermek ve düzenli trafik akışını sağlamak için 50 metre aralıkla üç tane trafik ışıkları konulunca trafik sıkışıklığı kaçılmaz oldu. Yol son çalışmalarla yer altına alındı ve tünelin üstü zemin kaplaması ile kapatıldı.
Yine de yerden yansıyan ışıklar meydanın soğuk ve boş hali estetikten uzak görünürken çiçek havuzlarının kafelerin büyük ölçüde eksikliği hissediliyor.
Zeminin pürüzsüz, kaygan ve meyilli olması kış aylarında oldukça soğuk ve rüzgar alan yeni kazanılan alanın zemininde buzlanmalarda, yürüyüş yapacaklar için risk sinyalleri veriyor.
Başıboş dolaşan köpekler, seyyar satıcıların yan ısıra meydanda yeni yeni oluşmaya başlayan güvercinler Taksim Atatürk Anıtının kirletiyor.


TAKSİM’İ PANAYIR ALANINA ÇEVİRDİLER.
Meydanın çeşitli yerlerine, kent merkezinde kurulan çadırlar, sahneler, direkler, işporta tezgâhlar yüzünden AKM ve beş yıldızlı otellerin çevrelediği Taksim Meydanın hali içler acısı durumda.
Her türlü etkinliğin beşiği haline gelen açık pazar görünümlü kent merkezi Taksim Meydanı'nda tam bir curcuna yaşanıyor. Binlerce metro ve tünel yolcusunun yer altından adeta fışkırırcasına çıktığı orta alan, yayalar açısından da trafik keşmekeşi yaratıyor, güvenlik kontrolünü zorlaştırıyor, ilkel görünüm sergiliyor. 2010 kültür başkenti olarak ilan edilen İstanbul’da Taksim Atatürk Anıtı çevresine monte edilen, anti estetik dev lalelere ise Büyük Şehir Belediyesi yöneticilerinin kültür ve zevk anlayışının sembolü olarak bakılıyordu. Laleler söküldü, ottan kedi kondu, o söküldü inekler kondu, sonra kaldırıldı.

14 Eylül'de tünel çalışmalarında sona gelindi ve trafik yer altına alınmış oldu. Taksim Meydanında ise kafelerin, dükkanların, otobüs duraklarının ve orta refüjde bulunan kaldırım ve ağaçların kaldırılmasıyla boşluk yaratılmış oldu.


   
Park Hotel'in meçhul akıbeti netleşti.
22 yıl boyunca yarım kalan, sonra inşaatı devam eden otel 2014 yılında hizmete girdi.
Muhteşem boğaz manzarasına sahip İstanbul'un nezih otellerinden biri olan tarihi Park Hotel, bir çok ünlüyü ağırlamanın yanı sıra bir dönemin radyolarında iz bırakmış Orhan Boran'ın "Evet mi? Hayır mı?" yarışmalarının yapıldığı salonları, pastanesiyle nam salmış, asude odaları, girişteki çiçek havuzu hafızalarda iz bırakmış otel 70'li yıllara kadar hizmet vermişti. Daha sonra yıkılıp yerine yapılan çok katlı inşaatın kamuoyunda yarattığı itirazlar nedeniyle fazla katların bir kısmı yıktırılarak, inşaat durdurulmuştu. Turizm ve kongre kenti iddiasında olan İstanbul'un en merkezi yeri olan Taksim Gümüşsuyu'nda bulunan otel binasının bir bölümü günümüzde katlı otopark olarak kullanılırken, iklim koşullarının tamamlanmamış inşaattaki tahribatı bir yana, kent siluetindeki antiestetik görüntüsü akıllara Park Hotel'in geleceği konusunda soru işaretleri oluşmasına neden oluyordu.
Her gün onbinlerce dolar kaybeden turistik tesiste, Nisan 2011 itibariyle iskeleler kurularak inşaata yeniden başlandı. Gümüşsuyu'nda bulunan dev otel inşaatı, daha önce yıkılan 14 kata ilaveten üstten üç katın yıkılmasıyla, yanında bulunan Alman Konsolosluğu ile aynı hizaya getirilmiş oldu. Otel binası Beyoğlu mimarisine ve Gümüşsuyu'nda bulunan bina cephelerine uyumlu yeni haliyle Kasım 2013 yılı sonunda müşteri kabulüne başladı.
   
Park Otel'de çalışmalar tamamlanarak 2013 Eylül ayı itibariyle giriş bölümünün taş döşeme düzenlemeleri bitirildi.

Tehlike "GELİYORUM" Diyorrr...
  Altı katlı ahşap bina risk altında
Taksim Gümüşsuyu'nda bulunan görkemli ahşap binanın yıllardır bakımsız ve boş durması nedeniyle çatısında çökmeler devam ediyor. Yangın ve çökme rizikosu taşıyan bina çevresindeki yoğun yerleşim ve otellerin bulunması tedbir alınmasını gerektiriyor. Çatısından akan yağışların daha da artmasıyla iç bölümleri sürekli harab olan binanın çevresi, tahta perde ile çevrilmesine rağmen tehlikenin artarak devam ettiği gece yarısı vuku bulacak bir yıkımın etrafa olumsuz yansıyacağı görünüyor.

AH BEYOĞLU VAH BEYOĞLU...

50–60 lı yıllarda şapkalı, tayyörlü, döpiyesli bayanların arz-ı endam ettikleri, kravatlı takım elbiseli, sinek kaydı tıraşlı beyefendilerin boy gösterdiği Beyoğlu caddesinde, şimdi eskiciler, hurdacılar, tüpgaz satıcıları geçiyor, işportacılar tezgah açıyor. Trafiğe kapatılan güzergâhta araçlara, yollarda yatan başıboş sokak köpeklerine rastlanıyor.

Muhallebiciler döner kesiyor, salondaki vanilya, süt kokusunu et kokusu bastırıyor. Çiçek satılan çiçek pasajını
kokoreç, tantuni kokuları egemen kılıyor, lokma dökülüyor, gözleme açılıyor, şimdilerde.
Ekmek arası Borsa lokantası, Sanzelize gece kulübü Sabırtaşı oldu, içli köfte satıyor. Balık pazarı diye bir şey neredeyse kalmadı, manavların, balıkçıları çoğu meyhane veya telefoncu, turistik hediyelik eşya dükkânı oldu. Geriye kalan üç dört balıkçı, meyhanelerin, restoranların balık ihtiyaçlarını gecenin geç saatlerine kadar karşılamak üzere Pazar dâhil nöbetçi oldular. Perakende müşterileri azaldı. Nezih pastane yılların Markiz’inde makarna, tavuk yenebiliyor, Haşet, Dünya Kitap evinde kitap almak yerine kahve içiliyor artık. Pera’nın ünlü mağazalarından Lion, Lazoro Franko, Galeri Edip, Vakko, Martino ve diğerleri bir bir ayrıldılar caddeden. Bıraktıkları yerler onlar gibi dolmadı ama sokak araları yere yakın oturaklarla doldu… Meydanlar, alanlar korsan miting alanlarına dönüştü.

Taksim’den Tünel’e doğru şöyle bir baktığınız zaman caddede bir boşluk bir ferahlık hissederdiniz.
Nedeni yolun iki tarafında kaldırım vardı, yayalar kaldırımda yürür, yolun ortası boş dururdu, 60 lı yıllara dek tramvay, sonrasında trafik akardı. Dört parmak yüksekliğindeki kaldırımdan yola, karşıdan karşıya geçmek için inilirdi. Yoksa kimse yolda yürümezdi. Sonra ne oldu? İstanbullu olmayanların idaresinde Beyoğlu’nun havasını bilmeyen, yaşamayanlar, yolu trafiğe kapatıp, sonra da kaldırımları yok ettiler. Ortaya dümdüz bir pist çıktı, tramvay yolu dâhil boşluk kalmadı ve bu duvardan duvara, Taksim'den Tünel'e uzanan pistte yürüyen mahşeri kalabalık içinde şimdi uzağa bakanlar, ürkütücü kalabalık yüzeyinde sadece kafaları görüyorlar!
Pera’nın caddeye bakan bina cephelerinde yer alan tarihin sessiz görgü tanıkları, binaları süsleyen büstler, kabartma ve heykeller ise değişime gülümseyerek bakmaya devam ediyorlar..
.

BEYOĞLU VİDEO KLİPLER