Köprü Üç Milyon Euro’ya Işıklandı
20.02.1970 yılında temeli atılan, 1973 yılında hizmete giren birinci Boğaziçi Köprüsü, geçen 35 yıl boyunca ışıklandırmadan yoksundu. Sadece Ortaköy ve Beylerbeyi ayakları, yerden yukarıya doğru yöneltilen beyaz renkli spot ışıklarıyla yüzeysel aydınlatılıyordu. 2009 yılına gelindiğinde Philips firması LED sistemiyle 3250 adet ışık kaynağı kullanarak boğaz köprüsünün siluetini meydana çıkaracak biçimde ışıklandırdı. 17. Bölge Müdürlüğü Boğaziçi Baş Mühendisliğinin kontrol ve yönetimiyle gerçekleşen ışıklandırma sisteminde dağcı, uzman, teknisyenler görev yaptılar. Taşıyıcı halatlarda bin 760, ana halatlarda 166, kulelerde 860, korkuluklarda 478 ışık kaynağının kullanıldığı belirtilen köprüde tek renk aydınlatma ve animasyon program uygulaması yapıldı. Yeşil, Mor, Kırmızı, mavi, sarı gibi tek renk ışıklandırmaları birçok kimse beğenmeyip pavyon gibi olmuş ifadesiyle değerlendirdi. Köprüde kullanılan diğer aydınlatma sisteminde bilgisayar programı eşliğinde sürekli değişen çeşitli aydınlatma sistemleri ile taşıyıcı halatlar üzerindeki ışıklar kullanılarak “Şampiyon Beşiktaş” gibi koşan yazılar yazıldı. Ne var ki kısa sürede ışıkların bazılarının devre dışı kalarak lambaların bir kısmının yanmadığı görülüyor.

Yeni tünelle Taksim-Kabataş arası 110 saniye
Taksim - 4'üncü Levent Metro Hattı'nı Kabataş'ta deniz ve raylı sisteme bağlayan Taksim-Kabataş tramvayı, 29 Haziranda Kabataş İDO iskelesi önünde yapılan törenle hizmete girdi. Taksim - 4'üncü Levent Metro Hattı'nı Kabataş'ta deniz ve raylı sisteme bağlayan Taksim-Kabataş tramvayı İstiklal Caddesi ile Karaköy arasında 131 yıl önce hizmete giren tarihi tünelin ardından İstanbul ve Türkiye'deki ikinci füniküler sistem olma özelliğini taşıyor. Taksim - 4'üncü Levent Metrosu kullanan yolcular istasyon dışına çıkmadan füniküler sisteme aktarma yapabilecek. Ayrıca deniz yolu veya tramvay ile Kabataş'a gelen yolcular, buradan Taksim'e, Taksim'den de metro ağı ile Ayazağa veya Otogar ile Atatürk Havalimanı istikametine ulaşabilecek. Taksim ve Kabataş olmak üzere 2 istasyonlu sistemde, karşılıklı olarak halatlarla hareket eden 375 kişi kapasiteli, çift vagonlu 2 araç yer alıyor. 544 metrelik tünelde 3 dakika sıklıkla saatte tek yönde 7 bin 500 kişi taşınacak. Yolculuk 110 saniye sürecek. Yüzde 22 eğimle inşa edilen Taksim-Kabataş füniküler sistemi, bu kadar yüksek bir eğimde çalışabilecek en güvenli, yatırım ve bakım açısından en ekonomik sistem olma özelliğini taşıyor. Yapı Merkezi-Garaventa Konsorsiyumu tarafından inşa edilen sistem için 87 bin 300 metreküp tünel kazısı yapıldı, 25 bin 400 metreküp beton ile 34 bin metrekare püskürtme beton döküldü. Ayrıca, 4 bin 740 ton demir kullanıldı, 4 bin 550 metre fore kazık çakıldı ve 26 bin 590 metrekare su yalıtımı yapıldı.


Bulgur Palas Beklemede!
Cerrahpaşa-Haseki arasında yer alan Bulgur Palas, kuleli mimarisi, Marmara'ya hâkim konumu, bahçesinde ki tarihi değere sahip ağaçları ile anıt değer taşıyor. Hububat ticareti yapan bir şahsa ait olduğu belirtilen yapının çevresi yüksek duvarlarla çevrili olarak görevlilerce korunuyor. Yapı yıllardır Osmanlı Bankasının arşiv binası olarak kullanılmış. İtalyan mimar Giulio Mongeri’nin 1912’de inşasına başladığı bina turistik tesis olacak!
.

KASIMPAŞA WEMBLEY ARENA!...
Ligin yeni takımlarından Kasımpaşa Spor Kulübü, Türkiye'nin en modern statlarından birine kavuştu. Wembley Arena'yı anımsatan muhteşem stadın kuleli girişi tribünlerin büyük bölümünü örten çatı sistemi çim zemini ve diğer stat üniteleri Tepebaşı'ndan Kasımpaşa'ya uzanan geniş vadide yer alıyor. Stadı görenlerin "Kasımpaşa bu statla UEFA'ya rahat girer" dedikleri komplex'in bitirilmesi için harcamalarda hiçbir fedakarlıktan kaçınılmadığı gözlendi. Yapılan Stada Recep Tayyip Erdoğan ismini verdikleri Kasımpaşa Spor 2007-2008 yılı Süper Liginde başarılı olamayıp, lig boyunca puan sıralamasında hep son sırada yer aldı ve küme düştü
.
Daracık sokaklardan oluşan mahalle arasındaki bu stada 20-30 bin kişinin nasıl gelip gideceği, çevre trafiğinin nasıl etkileneceği ise merak konusu olmaya devam ediyor..


 NEREDEN NEREYE...
TBMM'ne bağlı Milli Saraylarımızdan biri olan Dolmabahçe Sarayı, tarihi, anılarla dolu mazisi, mimarisi ve Atatürk'ün vefat ettiği odasıyla bambaşka bir konuma sahip. Dolmabahçe saat kulesinin, tarihi topların bulunduğu manolya ağaçlarıyla kaplı bahçesi, görkemli ve dantel gibi süslü kapıyla bütünleşiyor. Bu kadar tarihi doku arasına abidevi kapı önüne konmuş bulunan iki bankaya ait bankamatik kulübesi bu tarihi dokuya hiç yakışmıyor. Görenlerin "burası fabrika mı"? "Kulübeler saray alanı dışına da konabilir", diyerek, uygulamanın hizmet değil, saraya saygısızlık olduğunu vurguluyorlar.


Yemciler Çağ Atladı!
Eminönü Yeni Cami önünde bulunan kuşyemi satıcıları sürünmekten kurtuldu. Yağmur, kar, güneş demeden Eminönü Meydanında biriken güvercinlere yem vermek için gelenlere yerlere oturup buğday satan kuşyemcileri, kendileri için konulan yeni mekânlarında hem yağışlardan, hem güneşten korunaklı açık hava tezgâhlarında satışlarına oturarak devam ediyorlar. Yemciler bir kapak veya küçük bir tabak buğdayı 500 krş satarken, fotoğraf severlere foto modellik yaparak ilginç kompozisyonlar da oluşturuyorlar. Kuşlara yem veren minik çocuklar ise yem verme sırasında kuş gribi rizikosuna aldırış etmeden, kuşlarla temas etmeye devam ediyorlar.
.

Burası Kadıköy, buradan çıkış yok!...
 Anadolu'nun İstanbul'a açılan önemli bağlantı noktası olan Kadıköy, Haydarpaşa İskelesi ve çevresinde tam anlamıyla bir kent arenası yaşanıyor. Tatil günlerinde bile vapurların yanaşmak için sıraya girip iskele bekledikleri Kadıköy'de milyonlarca insan taşınırken alt üst geçidi, metro bağlantısı olmayan meydanı kullananlar, 2006 yılında hizmete girecek olan Marmaray Projesini sabırsızlıkla bekliyor ve bu tarihe kadar meydanı rahatlatacak acil düzenleme ile organizasyonların yapılmasını istiyorlar...
 

NEREYE KADAR!...
Reklamlar itibarı solladı...
İngiltere'nin simgelerinden biri olan çift katlı otobüsler Türkiye'de de benimsenerek kullanılıyor. Yolcu kapasitesinin fazlalığı, konforu ile tercih edilen çift katlı otobüslerin bir kısmı belediyeye, diğer bir kısmı ise özel sektöre bağlı olarak hizmet veriyor. Otobüslerdeki reklamların seçiminde ise kapladıkları alan itibariyle dikkat çekerken, konuları açısından yolcuların kariyer ve itibarları düşünülmüyor. Duraklarda uzun süreli bekleyişlerden sonra otobüs bulduğuna sevinen yolcular, bazen bir bayanın uçuşan saçları arasında, bazen Bonus kartları içinden bakarak yol alırken, bir başka sefere de camları bile kaplanan meşrubat şişesi, nescafe kavanozu, salça konservesi, otomobil lastiği, meyve resimleriyle kaplı reklamlar arasında yolculuk yapıyorlar. Camlarına kadar boyanmış bir otobüsün içinden bakanlar için özgürlükten bahsetmek ne kadar çelişkili ise, sıcak bir sebze çorbasını düşleyerek otobüse binip evin yolunu tutarken, domates, patates, havuç, biberler arasından bakmak, yahut da dışardan bakanlara bunlar arasında görünmek, o derece tezat olduğunu düşünen yolcukar, çay bardağı, meyveli yoğurt kapları, boru, pantolon, otomobil, akü, müzik seti, jant gibi her türlü reklamlarla kaplı otobüslerde acaba yarın hangi reklamın içinde yolculuk yapacağız diye düşünüyorlar. Yolcular, reklam gelirlerinin prestij, kariyer, itibar gibi konuların önüne geçtiğini de söylüyorlar. Havaş ise yolcularını üzerinde inek portresi bulunan otobüsü içinde taşıyor!.
 

DEPREM OLURSA…
 Dünya canlı. Bastığımız toprağa bile güvenimiz kalmadı, ne zaman, nerede, ne olacağı hiç belli değil. Yaşadığımız şehirde olmasa bile yurdumuzun diğer illerinden, yabancı ülkelerden gelen deprem haberleri ile sürekli tedirgin yaşar olduk. Gazete, radyo, televizyon, internet haberleri, uzman görüşleri, konferans ve duvar afişleri hayatın tadını kaçırır hale geldi. Korkulara bir de deprem korkusu eklendi. Fay haritalarına göre depreme karşı hassas noktalara, deprem olma olasılığı yüksek yerlere bakıldığında köprüler, viyadükler, tüneller yapılmış olduğu görülüyor. Trakya'nın altı doğal gaz deposu olan yerlerine bile yeni yerleşimler alanları açılmış mantar gibi siteler kurulup, gökdelenler dikilmiş ve dikiliyor Kentin içinde sıkışan mimariye, daracık sokaklı mahallelere yapılan ise sadece ilk yardım malzemesinin bulunabileceği kontenyerler. Daha önce deprem geçirmiş, kısmen hasar görmüş, direnci zayıflamış yorgun binalardan çok sayıda bulunan İstanbul'un, 12 milyon nüfuslu kent halkı, bir felakette nereye sığınır? Yardım için nereye hastane çadır kurulur? Nerede yemek dağıtılır? Böyle bir durum için kentin emniyetli nereleri boş bırakılmış, bu amaçla nereleri hazırlanmıştır, gece ve gündüz hatta kış şartları için nereleri gösterilmiştir? Evlerin tamamına yakının ilk katları hırsıza karşı pencerelerinin demir parmaklıklarla kaplı olduğu, birçoğunun kaçak kat ilaveleri ile ağırlığının artırıldığı ve depremin karanlıkta, karlı bir gece gerçekleşmesi halinde yardım ulaşımı için geçen her dakikanın önemi endişeleri artırıyor. Bunların hepsi birer soru işareti olarak karşımızda dururken İstanbul'un mimari durumu enkaz kurtarma çalışmaları açısından oldukça düşündürücü görünüyor.

Tek Çözüm....
........Kablo TV

TRT yayın kuruluşunun Tepebaşı binası altında Kasımpaşa ve Dolapdere'ye uzanan vadide yer alan binaların çatıları çanak antenlerden görünmez oldu. TV yayınlarını almakta güçlük çekenler, çareyi çanak antenlerde ararken, tek çözümün en kısa süre içinde kablolu yayın hattının semtlerine döşenmesi olduğunu belirtiyorlar. Çatılarda anten monte edecek yer bulamayanlar ise çanaklarını evlerin ön ve yan cephelerine takıyorlar. Çanak anten kullanan semt sakinleri kablo yayını hem kaliteli yayın izleme bakımından, hem de büyük ölçüde görsel kirliliğe de çare olarak görüyorlar .

Büyütmek için TIKLAYIN




Büyütmek için TIKLAYIN
Tophane Gümrük sahası içinde yıllardır kaderine terk edilen tarihi kule nihayet kurtuluyor.

İstanbul'un dört saat kulesinden biri olan Tophane Saat Kulesi yıllardır hapis olduğu Salıpazarı Gümrük sahasında kaderinle baş başa bırakılmış bulunuyordu. İstanbulluların gözlerinden, gönüllerinden uzak yaşayan neoklasik yapılı, kare planlı tarihi kule, her kenarı 4.35 m uzunlukta, 15 m yüksekliğinde üç katlı olup Abdülmecit tuğrası taşıyor. Sultan Abdülmecid 1849 yılında inşa ettirildiği kasrın önüne bir de kule yaptırmış. S. Abdülmecit top arabacıları kışlasını teftişe geldiğinde bu kasırda kalırmış. Eczacıbaşı firması tarafından yapılan bir kazanımla hizmete giren İstanbul Modern Sergi Salonu arkasında, yine Eczacıbaşı'nın girişimi ile restore ediliyor. ilk etapta gümrük sahasından ayrılarak tahta perde ile çevrilirken, kule çevresinde açan pembe güller göz okşuyor.
Kule sarı spotlarla aydınlatılıyor.

GÜMRÜKTE ÇÜRÜYEN
SAAT KULESİ



Modern teknolojiyi Türk kullanıcısı ile buluşturan CeBIT Eurasia Bilişim
İstanbulluların büyük ilgisi ile karşılandı.

Teknolojide ürün ve hizmetlerde yaşanan baş döndürücü değişimin örneklerle sergilendiği fuarda ziyaretçiler ürünleri görmenin yanı sıra, satın alma ve deneme imkanı da buldular. Bilgi ve iletişim sektörünün önde gelen yerli ve yabancı firmaları arasında kablosuz ve mobil teknolojiler digital dünyasının kameraları hayatı kolaylaştıran yepyeni ürünler fuar boyunca dikkat çekti. Boyutları küçülürken fiyatları da düşen ürünlerin başında cep telefonları ilk sırada yer aldı. Dizüstü bilgisayarları, çep telefonları fuar alanı içinde ilgi odağı oldular. Fuar süresi boyunca 170 bine yakın ziyaretçi tarafından gezilen fuar alanında, 800 den fazla katılımcı firma, en yeni ürünlerini sergileme imkanı buldu. Sony Erikson’un video steaming destekli modelleri ile televizyon programları, canlı yayınlar, video clipler ve maçlar artık cepten de izlenebilecek olması büyük ilgi gördü. Ayrıca Simens Mobile’in kalem şeklinde, Panasonic’in bumerank biçimli, Nokia’nın bilgisayarı andıran en fonksiyonel çep telefonları şaşkınlık ve hayret uyandırırdı.



Modifiye Festivali hayran bıraktı...
B.F Goodrich Lastikleri
ve OTOHABER Dergisi' nin birlikte düzenledikleri modifiye festivali, Dod'un Gebze tesislerinde yapıldı. Modifiyeli 45 aracın katıldığı yarışmada jürinin verdiği puanlarla ilk üç dereceye girenler ödüllendirildi. Araçların genişletilen ön arka çamurlukları değiştirilen marşpiyeler, spoylerler, aerodinamik aksesuarlar, dış dizaynda farklılık yaratırken iç mekanda yüksek desibel gücüne sahip müzik sistemleri, nikelajlı pedal setleri, el freni ve vites topuzları, spor egsozları, yer döşemelerinde yapılan değişiklikler festivale katılan İstanbulluların ilgisini çekti...

Bankalardan sonra Sirkeci Büyük Postane'de sıra numarası ile hizmet veriyor.
Tarihi binanın kapı girişinde bulunan Q-Matic makinasından sıra numarası alanlar ilgili bölümlerin ışıklı levhalarında yazan numaralarla sıralarını bekleyerek müracaatlarını yapıyorlar. Q-Matic üzerinde para yatırma, mektup gönderme, filitali, APS, telefon ile ilgili hizmet veren bölümlere göre sıra numarası almak için tuşlama yapılıyor. Verilen kuponda bekleyen sayısı, saat, tarih, hoşgeldiniz gibi ibareler bulunuyor.

Sirkeci Büyük Postane ve Asırlık termometresi
1927-1936 yılları arasında postane işlerinin yanı sıra İstanbul Radyo Evi olarak ta kullanılmış. Bina bir süre de İstanbul Adliyesi yangınında bir bölümüyle Adliyeye tahsis edilmiş. Bodrum, zemin ve üç normal kattan oluşan bina 3200 m2 dikdörtgen planlı yapılmış. Bu binada bir de pul müzesi bulunuyor. Bugüne kadar çıkarılmış olan pulları güzel bir sergileme ile görebiliyorsunuz. PTT binası, salonda ki tavan süslemeleri, iç atmosferi, ziyaretçileri ile içinizde canlı ve yaşıyor hissi uyandırıyor. Postane girişi basamakları çıkınca sol duvarında asılı, belki de birçok ziyaretçinin dikkatini çekmeyen, en az postanenin tarihi kadar eski bir de termometresi var. Üzerinde eski Türkçe ve Fransızca yazılar bulunan adam boyunda ki tarihi termometre, yıllara meydan okurcasına hava sıcaklığını göstermeye devam ediyor.

EROTİK Reklam Fırtınası
Yol kenarlarına konulan dikkat çekici reklam panoları kaza riskini artırıyor...
Kent içi ve şehirler arası yolların önemli noktalarına ve yoğun trafik akışının yaşandığı yollara, duraklara vebillboardlara konulan resimli dev panolar, dikkat çekici ve gözü oyalayıcı kompozisyonlarla sürücülerin bakışlarını üzerlerinde topluyor.Son dönemlerde artış gösteren, özellikle güzel kadınların boy gösterdiği erotik reklam panoları yol güzergahının çok yakınında olmaları nedeniyle yol üzerinde bulunan trafik ışık, ikaz ve uyarı levhalarına odaklanması gereken sürücü dikkatinin dağılarak atlanmasına neden olma rizikosu taşıyorlar. Dev panolarda kullanılan renkler, erotik kadın unsurlarının ön plana çıkarıldığı kompozisyonlar, reklamın amacına ulaşması açısından başarılı olurken sürücülerin direksiyon başında bu tür cazip manzaralar karşısında bilhassa trafikteki ani duruşlar, karşıdan karşıya yaya geçişlerine karşı daha dikkatli olmalarını gerektiriyor.

Beşiktaş'a geçit yok!...
Boğaziçi Köprüsü Levent hattı üzerinde önemli yer tutan Barbaros Bulvarı, günün her saatinde yaya ve araç trafiğinin yoğun olarak yaşandığı önemli kavşaklardan biri olması nedeniyle yıllar önce yaya trafiği için bir üst geçit yapılmıştı. Ne var ki, geçtiğimiz yıllarda üst geçit sökülerek yayaların geçişi trafik ışıklarıyla sağlandı. Barbaros Bulvarı rampası boyunca üç kez trafik ışıklarıyla kesilen araç trafiği beklemelere neden olurken, gerek Üsküdar'a geçen yolcular, gerekse sahil yolunu kullananlar aynı noktada yer alan duraklar, alışveriş merkezleri, tanzim satış ve semt pazarlarlarına gidenlere, öğrencilerin de eklenmesi nedeniyle alt yaya geçidinin kaçınılmaz olduğu Beşiktaş'ta semt sakinleri alt geçit çalışmalarına bir an evvel başlanılmasını istiyorlar.

BARBAROS BULVARI
Anadolu'yu Avrupa'ya bağlayan Boğaziçi köprüsüne ulaşım sağlayan ve kentin önemli güzergahlarından biri olan Barbaros Bulvarı özellikle akşam saatlerinde yoğun trafik akışına sahne oluyor. Yokuşun çıkış yönünde sağ tarafta yer alan geniş yeşil saha göz önüne alındığında, şu anda yaya kaldırımı olarak kullanılan bant, yokuşa yan yol olarak ilave edilebileceği gibi yaya yolu bu bandın yanına kaydırılarak boğaz köprüsüne çıkacak araçlar için yeni hiç ağaç kesmeden bir şerit yol kazanılabilir. Bu uygulama ile üç şeritli yokuş dört şerit olarak kullanılıp sol şeritten Levent yönüne gidecek araçlar için köprü yönüne dönecek araçlardan etkilenmeden sürekli akış sağlanabilir. Akan yol Beşiktaş, Karaköy arasına da rahatlık getirebilir. Köprü trafiği ise oto yol çıkışlarında ki uygulama gibi gişelerin geri çekilerek bu çıkış noktalarına taşınmasıyla bir ölçüde köprü üstü beklemeye son verilebilir.


Yoros Kalesi İlgi bekliyor
Bitinyalılar, Gotlar, ve Rusların saldırılarına karşı koyan bir dönem Cenevizlilerin eline geçmiş olan Bizanslılar ve Osmanlıları da ağırlamış olan, 1190 tarihli kaleye son saldırılar sprey boyalarla yapıldı.
Anadolu Kavağında bulunan ve kaderi ile baş başa bırakılmış görünen Yoros Kalesi, gerek İstanbul Boğazının Karadeniz girişine hakim muhteşem panoraması, gerekse bulunduğu konumu itibariyle eşsiz güzelliğe ve öneme sahip. Yöreye gelen yerli ve yabancı turistlerin sık sık ziyaret ettikleri bu uğrak yeri kale, turistik amaçla daha fazla yatırım ve ilgi beklerken bakımsızlıktan her yıl biraz daha tahrip olarak çevresi kirletiliyor. Bir zamanlar Fatih Sultan Mehmet tarafından tamir ettirilen, Anadolu Kavağı'nın simgesi haline gelen ve duvarlarında mermer armalar barındıran tarihi kaleyi bekleyen yeni tehlike ise duvarlarının sorumsuzca boyanarak yazılar yazılması olarak gösteriliyor. Yoros Kalesinin biran önce koruma altına alınması yöre sakinlerinin dilekleri arasında bulunuyor.

 
İstanbul'da Çöp ToplaMA...


İstanbul'un önemli eksikliklerinden biri olan otopark sorunu yüzünden araçların çift sıra daracık yollara park etmeleri temizlik işlerine bağlı çöp toplama kamyonlarını da zor durumda bırakıyor. Acil durumlarda büyük itfaiye araçları da çöp kamyonları gibi geçişte zorluk çekip yetişmede zaman kaybediyorlar.
 

Turistik Kapalıçarşı'ya
Yakışmayan Giriş...
80 sonrası tavanları boyanarak güzelleştirilen tarihi Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye kapısında yeralan antik çeşme kurtarılmayı bekliyor. Harap ve kirli görümüyle hergün binlerce turisti karşılayan çeşme gibi çarşının kapı girişinde asılı bulunan kaderine tek edilmiş lamba da trilyonların döndüğü Kapalıçarşı'da ilgililerin ilgisini bekliyor...
 

BALİ PAŞA CAMİ MİNARESİ YOLCU GİBİ
İstanbul'un Fatih semtinde bulunan, inşa tarihi 1494 olan ve Mimar Sinan eserleri listesinde yer alan cami Kanuni Devrinde yapıldığı, tamir gördüğü iddiası var sayılıyor. İlk Kuş Evleri örneklerine bu camide rastlandığı, Kesme küfeki taşından inşa edilen Bali Cami tek büyük kubbenin örttüğü harim ve beş gözlü cemaat yerinden meydana gelmiş olup, birçok zelzele ve yangın geçirmiş olduğu biliniyor.
1894 de ana kubbesi çökmüş ve ahşap çatı ile örtülmüş. 1918 de bu defa yangın geçiren ve harap olan cami, 1935-6 da tamire başlanarak 1975 de bitirilmiş. Cami minaresini bekleyen tehlike ise taşlar arasında yetişen ağaç köklerinin büyüyüp genişleyerek taşları yerinden oynatması. İklim koşullarının etkisiyle şerefeyi taşıyan taşların aralarına su sızması sonucu, direncinin zayıflaması olduğu görülüyor. Her Cuma, minare altında kılınan namaz sonrası toplanan cami yardımlarının, bir an önce değerlendirilmesi ve ilk etapta çok yakınında bulunan Fatih İtfaiyesinin uzun merdivenleri ile şerefenin altında büyüyen ağaç köklerinden kurtarılması gerekiyor.

 GÖZLERDEN UZAKTA BİR YARALI MELEK
Konu küçük bir detay veya "Ohooo ona gelene kadar neler var" dedirtebilecek türden görülebilir. Fakat yine de heykel fakiri İstanbul'da Sihirlitur bu göz önünde olup da pek fazla dikkat çekmeyen heykele, dikkat çekmek istiyor.
Yüksek Kaldırım Yokuşu başından, Karaköy Meydanını seyreden Melek Heykeli bazılarına göre tarihte Bankalar Caddesi ile ilgili önemli bir misyonu bulunan "Melek Heykeli" olarak tanınıyor. Bulunduğu tarihi binanın ön cephesini süsleyen ve yıllara meydan okuyan bu melek heykelleri, iklim koşullarının etkisiyle tahrip olurken heykelde kopmalar da başlamış. Önce heykelin ayak parmakları dökülmüş ve baş, beden bölümlerinde çıplak gözle görülür çatlamalar belirmiş. Heykel parçaları, önlem alınmasa yoğun yaya trafiğine sahne olan Yüksek Kaldırım Yokuşu'nun köşe başında tehlike yaratarak orijinalliğini de kaybetmiş olacak.
Resmi Büyütmek İçin TIKLAYIN

  Tehlike "Geliyorum" Diyor...

Taksim Gümüşsuyu'nda bulunan görkemli ahşap binanın yıllardır bakımsız ve boş durması nedeniyle çatısında çökmeler görülüyor. Yangın ve çökme rizikosu taşıyan bina çevresindeki yoğun yerleşim ve otellerin bulunması tedbir alınmasını gerektiriyor.

Karaköy'den Tünel'le çıkıp Tünel'den Taksim'e gelen tramvay yolcusunu Taşkışla'dan Maçka'ya taşımak amacıyla sembolik olarak kurulan İstanbul'un yegane teleferiği bu hatta önemli ulaşım ihtiyacı karşılıyor. İstanbullular, ulaşım kolaylığı ve seyir zevki yaşatan teleferiklerin başka hatlarda da kullanılmasını, özellikle de İstanbul'un Prens Adaları'ndan Büyükada Dilburnu ile Heybeliada arasında inşa edilmesinin hem ulaşımda kolaylık, hem de turizme olumlu katkı sağlayacağı konusunda bir aktive olacağı görüşünde birleşiyorlar.
 
 
İhmal mi? Tasarruf mu?
Şeritsiz kent İstanbul...
Gece yolculuklarında sürücülere büyük kolaylık sağlayan yol şeritleri, trafik akışında da düzeni sağlıyor. Ne var ki, son yıllarda dev metropol İstanbul'un Taksim kent merkezi, Karaköy, Eminönü gibi daha bir çok önemli meydan, kavşak ve ana caddelerde silinmiş olan yol şeritleri yenilenmiyor İstanbullular silinmiş yaya geçitleri ve yol şeritlerini belirleyici boyaların trafiğin daha da yoğunlaşacağı yağmur mevsimi öncesi çizilmesini bekliyorlar.

Reklamlar ve İnsanlar...
Ne bir düzen, ne bir güvenlik, ne de acil durumlar için önlemlerin alınmadığı çarşı ve pazarlar tam bir curcuna, tam bir keşmekeş. Tüm kaldırımların işporta tezgahlarla işgal edilerek yürümenin zorlaştığı, tabelalarla dolu Eminönü çevresinde görsel bir estetiğe rastlamak neredeyse imkansız.
 
Zamma rağmen "ekmek" israfı...
Özellikle bayram ve tatil günlerinde ihtiyaçtan fazla alınan ekmekler daha sonra bayatlayarak israf ediliyor. Sık sık yapılan zamlarla daha çok gündeme gelen ekmek için, zam yerine gramajın düşürülmesi ve ihtiyaç kadar ekmek alınıp tüketilmesi görüşünde birleşen uzmanlar bayat ekmeklerin değerlendirilebileceğini belirtiyorlar.

On milyonu aşkın nüfus barındıran dev metropol İstanbul'un silueti, yeni yapılan gökdelenlerle bambaşka bir görünüme bürünüyor. Özellikle Levent'ten Maslak'a uzanan bölgede yoğunluk kazanan gökdelenlerin bulutlara uzanan zirveleri doyumsuz güzellikteki İstanbul'un seyri için yeni bakış açıları, panoramalar sunuyor. Güvenlik nedeniyle şimdilik belirli kişilerin çıkabildiği gökdelenler, mesainin olmadığı tatil günlerinde gökdelenlerden "Mehtaplı İstanbul'u Seyretme" başlığı altında acentalar tarafından düzenlenecek turlarla yeni bir turizm alternatifi olmayı vaad ediyor.

Kent içinde otopark gibi...
Hava meydanlarının 40 km. çapında çevresinde bina yapmanın yasak olmasına rağmen, acil inişler için kullanılan bölümler dahil, gökdelen ve binalar sayesinde uluslararası nitelikli Atatürk Hava Limanı, kent içinde otopark halini alıyor. Çok katlı binaların meydana günden güne yaklaşması tehlike boyutlarını artırırken hava limanına inişe geçen uçakları görenler, hızlı yapılaşma karşısında, meydana geleceğini merak ediyorlar. Yoğun trafik yükü altında ezilen E-5 üzerinde yolu yalarcasına inişe geçen uçakların pilotlarını, kokpitlerini araç içinden ve evlerden bile görmek mümkün oluyor. Hava alanı yollarının ise acil genişletilmesi gerekiyor.

  
Park Hotel'in meçhul akıbeti...
Muhteşem boğaz manzarasına sahip İstanbul'un nezih otellerinden biri olan tarihi Park Hotel, bir çok ünlüyü ağırlamanın yanı sıra bir dönemin radyolarında iz bırakmış Orhan Boran'ın "Evet mi? Hayır mı?" yarışmalarının yapıldığı salonları, pastanesiyle nam salmış, asude odaları, girişteki çiçek havuzu hafızalarda iz bırakmış, otel 70'li yıllara kadar hizmet vermişti. Daha sonra yıkılıp yerine yapılan çok katlı inşaatın kamuoyunda yarattığı itirazlar nedeniyle fazla katların bir kısmı yıktırılarak, inşaat durdurulmuştu. Turizm ve kongre kenti iddiasında olan İstanbul'un en merkezi yeri olan Taksim Gümüşsuyu'nda bulunan otel binasının bir bölümü günümüzde katlı otopark olarak kullanılırken, iklim koşullarının tamamlanmamış inşaattaki tahribatı bir yana, kent siluetindeki antiestetik görüntüsü akıllara Park Hotel'in geleceği konusunda soru işaretleri oluşmasına neden oluyor. Her gün onbinlerce dolar kaybeden turistik tesisin bir an evvel tamamlanarak turizmin hizmetine girmesi bekleniyor...


Ah Ahmet, Vah Ahmet...

Eminönü Belediyesi ilçe sınırlarında yer alan Sultanahmet Meydanı Topkapı Sarayı girişindeki III.Ahmet Çeşmesi, güzelliğiyle dikkat çeken çeşmelerimizden biridir. Önceki yıllarda çeşme çevresi asfaltlanıp uzun süre otopark alanı olarak kullanılmış, daha sonra çevre dokusuna asfalt kaplamanın uyum sağlamadığı farkedilerek sökülüp zemine tekrar parke taşı döşenmiş. Çeşmenin tam önüne de Halk otobüs durağı tabelalı direği dikilmişti!. Yıl boyunca hergün her milletten turistlerin Sultanahmet turunu tamamlayıp, Ayasofya'dan Topkapı Sarayı gezisi için önünden geçtiği tarihi çeşmenin bir ara muslukları da çalınmıştı. Uzun süre büyük masraflar yapılarak etrafı tahta perdeyle kapatılıp, restorasyonu tamamlanan ve tertemiz haliyle tekrar görüşe açılan, her turistin mutlaka fotoğraf çektiği III.Ahmet Çeşmesi önüne bu defa da ilgililer tarafından başka yer yokmuşçasına "Eminönü Belediyesi yön tabelası" dikildi!...