Kültür Sanat 1.sayfa | Kültür Sanat 2.sayfa

Concertmania
BON JOVI, WHITESNAKE, IRON MAIDEN, DEEP PURPLE, JUDAST PRIEST, IAN ANDERSON, JETHRO TULL,
OZZY OSBOURNE, METALLICA, SLAYER, MEGADETH, ANTHRAX, MANOWAR, ACCEPT, RAMMSTEIN
KONSER VİDEOLARI İÇİN TIKLAYINIZ
http://arzuozozlu.blogspot.com/


KÜLTÜR & SANAT

Yaşayan en büyük violin virtiözü İstanbul’a geliyor
Dünyaca ünlü keman virtüozü Viktoria Mullova, Events Across Turkey’in en büyük organizasyonlarından biri olan Istanbul Night Flight konserleri kapsamında 15 Mayıs Pazartesi günü, Ara İrini’de konser vermeye hazırlanıyor

Dünyanın pek çok yerinde en prestijli orkestralar ve şeflerle konserler veren, müzik otoriteleri tarafından klasik müzikte ‘yaşayan en büyük violin virtüözü’ olarak nitelendirilen ve alanında birçok ödülü bulunan Viktoria Mullova İstanbul’a gelmeye hazırlanıyor.
İstanbul Night Flight konserleri kapsamında 15 Mayıs Pazartesi günü, İstanbul’un en özel tarihi mekanlarından biri olan Aya İrini’de gerçekleşecek konser, klasik müzik tutkunlarını bekliyor.
Müzikal kariyeri boyunca Bach eserlerine getirmiş olduğu yorumlarıyla dünya çapında adından söz ettiren sanatçı, 15 Mayıs Pazartesi günü gerçekleştireceği konserinde olağanüstü virtüözitesi ve zarafetiyle İstanbul dinleyicisinin kulaklarının pasını silecek.
İstanbul’un tarihi yarımadasında bulunan, bir çok medeniyete tanıklık etmiş, Türkiye’nin ilk müzesi olarak bilinen ve ülkemizin en önemli tarihi değerlerinden olmakla birlikte hali hazırda anıt müzesi olarak formunu korumaya devam eden Aya İrini’de gerçekleşecek konser, mekanın atmosferi ve klasik müziğin büyüsü ile dinleyenlere görkemli bir gece yaşatacak.
İstanbul Night Flight konserleri biletlerine www.biletix.com.tr ‘den ulaşabilirsiniz.

Burhan Doğançay’ın ‘From Walls No 5’ isimli eseri
750 Bin TL’ye satıldı!

Kolektif Karma Tasarım Pazarı 09. Nisan Pazar günü
Türk Çağdaş Sanatı ustalarından modern sanatın dünyaca ünlü temsilcilerine kadar 129 sanatçının birbirinden değerli 275 eserinin yer aldığı 39. Beyaz Müzayede, 9 Nisan Pazar günü Orjin Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Müzayede başlangıç saati geldiğinde bile bayrak masasında kayıt sırası fazla olduğundan, sırada bekleyen kişilerin salona geçmesini beklemek için müzayede 20 dakika geç başlatıldı. Müzayedede koltukların tamamı dolarken yoğun ilgiden dolayı yer bulamayan sanatseverlerin büyük bir kısmı tüm müzayedeyi ayakta takip etti.
Müzayedede Mübin Orhon’un merakla beklenen 1950’li yıllara ait ‘Abstrait Blanc et Rose’ isimli yapıtı 475 bin TL’lik fiyatıyla en yüksek fiyata alıcı bulan ikinci eser oldu.
En yüksek fiyata alıcı bulan 3.cü eser ise 410 bin TL’lik fiyatıyla Fahrelnissa Zeid’in 1950’li yıllara ait soyut yapıtı ‘Abstrait Jaune’ oldu. Türk Çağdaş Sanatı’nın orta ve genç kuşağından Kemal Önsoy’un 2011 yılına ait eseri 315 bin TL’lik fiyatı ile büyük ilgi görürken bu eser Kemal Önsoy’un bugüne kadar satılmış en pahalı eseri olarak kayıtlara geçti.
Jiri Georg Dokoupil’in ‘Brazil Bubbles Series’ isimli yapıtı müzayedenin en çekişmeli eseri olarak 315 bin TL’lik fiyat ile alıcı buldu. Yeni İngiliz heykel akımının önemli sanatçılarından Julian Opie’nin ‘Ann Dancing In Sequined Dress-I’ isimli tablosu eserin yurt dışındaki galeri fiyatının da üstüne çıkarak 285 bin TL’den alıcı buldu.


Aziz Karadeniz tarafından yönetilen ve yoğun ilgi ile takip edildi.

Kadıköy Belediyesi usta sanatçı Cem Karaca’nın demir heykelini
Küçük Moda’da bulunan Cem Karaca Sokağına yerleştirdi.

Kadıköy Belediyesi, Kadıköy sokaklarına sanatçıların eserlerinden tasarımlar yapmaya devam ediyor.

Daha önce Cemal Süreya, Özdemir Asaf ve Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirlerini yaşadıkları sokakların kaldırım taşlarına döşeyen belediye daha sonra İstiklal Marşımızın bestecisi Osman Zeki Üngör’ün cam kaidesini Zeki Üngör sokağına yerleştirmişti. Küçük Moda, Bomonti arkasında yer alan Cem Karaca Sokak-Nezihe Gürbüz Sokak köşesi, MODA Khalkedon'un hemen üst tarafına Cem Karaca'nın demir heykeli konuldu.
2017 yılı Mart ayında Anadolu Rock tarzı müzik yapan sanatçının heykelinin diğer heykellerden farkı parmak kalınlığında delikli metalden yapılmış olması. Bu tür transparan form heykelin içinden arka tarafının görünmesini sağlanırken, havanın nemi ile metalin okside olup çizgiyle çizilmiş gibi duran heykeli, diğerlerinden ayrıcalıklı kılıyor. Cem Karaca gitar çalmaktan ziyade şarkı söyleyen bir sanatçı olmasına rağmen heykeli, batı enstürümanlarıyla müzik yapan sanatçının müzik türünü vurgulamak için gitarla beraber tasarlanmış.
Heykelin daha yüksek yerde durması gerekirken, sanatçının ismi yazılı kaidesi zemin hizasında olduğu için etrafı park eden araçlarla dolu oluyor ve heykeli görüş açısının kesintiye uğramasına, kaybolmasına neden oluyor.

“Antik Gelecek” Galeri KHAS’da sanatseverlerle buluşuyor
Kadir Has Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Galeri KHAS, küratörlüğünü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın yaptığı Genco Gülan’ın ‘Antik Gelecek’ isimli sergisine ev sahipliği yapacak.



Sanatçı Genco Gülan’ın çeşitli dönemlerde yaptığı heykelleri farklı bir bağlamda ve içerikte biraraya getiren ‘Antik Gelecek’ sergisi sanatseverlerle buluşuyor. 13 Nisan’da açılacak serginin küratörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, Genco Gülan’ın heykellerinin önemli bir bölümünün antikiteyle iç içe geçtiğini belirtiyor.
Prof. Dr. Kahraman, “Gülan; antikitenin kusursuz, platonik idealar etrafında kurulmuş yapıtlarını deforme eden bir anlayışa sahip. Bu, birden fazla düzlemde açılımları olan bir yaklaşım. İdeal/kusursuz bir şekilde oluşturulmuş ve ana maksadı gene ideal bir güzellik sunmak olan bu yapıtların mevcut deformasyonu sadece söz konusu idealizasyonun gerçeklik temeline çekilmesini içermiyor. Tam tersine sanat yapıtının gerçekliğini sorguluyor. Onun kendi içinde saklı idealinin ancak bir kurgu olduğunu vurguluyor. Bunlar idealden reele taşınmış yapıtlar değil. Sanat yapıtının idealinin bizatihi sanat yapıtının içinde saklı olduğunu belirleyen çalışmalar. Böylelikle de Gülan, Kübizmden Pop Sanata kadar uzanan ama Kant estetiğini de içeren bir sanatsal düzlem oluşturuyor. Ben de bu cesur ve önemli yapıtlar bağlamında antikitenin daima gelecekle ilgili bir yanı bulunduğunu öne çıkarmak istiyorum” diyor.
Gülan’ın sergisi 13 Temmuz’a kadar Galeri KHAS’da ziyarete açık olacak.

Dünyaca Ünlü Madame Tussauds Balmumu Heykel Müzesi’nin Türkiye’deki Adresi Beyoğlu İstiklal Caddesi Oldu
2016 sonbaharında kapılarını açan Madame Tussauds İstanbul, her yaştan ziyaretçiye keyifli bir deneyim sunuyor.

250 yaşındaki markanın İstanbul’daki adresi, ziyaretçilere en sevdikleri ünlü isimleri görebildikleri, hissedebildikleri, fotoğraflayabildikleri, eğlenceli,interaktif ve eşsiz bir deneyim sağlayan, tüm aileye yönelik bir cazibe merkezi olacak.
Ev sahipliğini Grand Pera binasının yapacağı Madame Tussauds İstanbul’da, tarihi ve kültürel kahramanlar ve geçmişten bugüne sanat, spor ve siyaset dünyasının yaklaşık 55 ünlü ismi yer aldı.
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde tarihi bir gezintinin yapılabileceği müzede, Türkiye’den birçok ismin yanı sıra çok sayıda uluslararası müzik, spor ve film yıldızı da görülebilecek. Sahibi ve işletmecisinin dünyanın önde gelen eğlence devi Merlin Entertainments plc olduğu Madame Tussauds İstanbul, Merlin’in dünyada açılacak 21. balmumu heykel müzesi olurken, İstanbul’da SEA LIFE Akvaryum ve LEGOLAND® Discovery Centre’dan sonraki üçüncü yatırımı odu.
Madame Tussauds Müzesi'nde sergilenecek karakterler arasında Mustafa Kemal Atatürk, Mevlana, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmet, Mimar Sinan, Barış Manço, Angelina Jolie, Brat Pitt, Lady Gaga, Messi, Ronaldo, Einstein, ET, Adile Naşit, Rihanna, Marilyn Monroe, Muhammed Ali ve birçok sürpriz toplamda 55 isim yer alıyor.
Balmumu heykeller serisine 2017 yılında yedi tanesi Türk yıldızlardan olmak üzere sekiz heykel daha ilave olacak.

İstiklal Caddesi üzerindeki Grand Pera binasının ilk iki katında kapılarını ziyaretçilere açan Madame Tussauds İstanbul için merkezde figürleri yer alan ünlülerin ve yakınlarının katılımıyla bir açılış resepsiyonu düzenlendi. Lale, Doğukan ve Batıkan Manço, Barış Manço’nun figürüyle ilk defa bir araya geldi. Fuat Güner ve Özkan Uğur, Madamme Tussauds İstanbul’u baştan sona gezerek başta kendi figürleri olmak üzere tüm figürlere yakın ilgi gösterdiler.
MADAME TUSSAUDS BALMUMU HEYKEL MÜZESİNİ GEZMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

İstanbul kent tarihine farklı bir bakış: "Dört Ayaklı Belediye: İstanbul'un Sokak Köpekleri" 27 Ekim 2016 – 11 Mart 2017
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, kent tarihi ve toplumsal tarih odaklı sergilerine bir yenisini ekliyor.
Küratörlüğünü Ekrem Işın'ın, danışmanlığını Catherine Pinguet'nin üstlendiği Dört Ayaklı Belediye: İstanbul'un Sokak Köpekleri sergisi, hemen her dönemde gündelik yaşamın önemli bir parçası olan sokak köpeklerinin, dini, siyasi ve sosyolojik dönüşümlerle değişen serüvenine ışık tutuyor.


Dört Ayaklı Belediye: İstanbul'un Sokak Köpekleri, İstanbul kent tarihinin aslî unsurları arasında yerini alan sokak köpeklerinin, birbirini izleyen iki farklı dönemini yansıtıyor. Kentin bu dört ayaklı kalabalık grubu, Fetih'ten Tanzimat'a uzanan dört yüzyıllık ilk dönemde, gündelik hayatı insanlarla paylaştı, içe dönük mahalle hayatında yerleşik nüfusu yabancılara karşı korudu. 19. yüzyıl başlarından itibaren ise modernleşme hareketleri ile birlikte, Batılı kentlerde uzunca süredir uygulanan tasfiyeye maruz kaldı, sürgün edildi. Sokakları ana vatanı bilen İstanbul'un ıssız karakterlerinin bu trajik hikâyesi büyük itlafa kadar kesintisiz devam etti.
Dört Ayaklı Belediye: İstanbul'un Sokak Köpekleri sergisi, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan bu süreci, fotoğraflar, seyahatnameler, kartpostallar, dergiler ve gravürler eşliğinde gözler önüne seriyor. 11 Mart 2017 tarihine kadar açık kalacak sergi, Beyoğlu Tepebaşı'ndaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde, Pazar günleri hariç hafta içi her gün 10:00 - 19:00 saatleri arasında gezilebilir.


Teldolap tarifleri kitap haline geliyor, geleneksel mutfak alışkanlıkları günümüze taşınıyor
2014 yılından günümüze kadar beğeni kazanan, Gizem Erman Soysaldı'nın tasarlayıp sunduğu "Teldolap" programı, tariflerini kitap haline getirdi.
Büyükannelerimizden gelen eski mutfak alışkanlıklarını günümüzün şehir yaşamında da sürdüren oyuncu Gizem Erman Soysaldı ile şef Müşerref Kartaler'in kaleme aldığı Teldolap kitabı 3 Ekim tarihinden itibaren okuyucularla buluşuyor.
LAV katkılarıyla hazırlan Teldolap, Remzi Kitabevi tarafından yayınlanıyor. Gıdaları geleneksel yöntemlerle saklama ve pişirme, mevsimine göre beslenme sağlıklı bir yaşam için düşündüğümüzden çok daha önemli.
Ayrıca daha pratik, sürdürülebilir ve ekonomik! Bu düşünceyle yola çıkarak hazırlanan Teldolap kitabının hikâyesi iki yıl önceye uzanıyor.
Geleneksel yöntemleri izleyerek mevcut alışkanlıklarını değiştiren oyuncu Gizem Erman Soysaldı ile şef Müşerref Kartaler, hayatlarında başlattıkları değişimi, yenilenmeyi ve kazandıkları deneyimleri bu kitapta paylaşıyor.
Yoğun kent yaşamında sağlıklı kalmaya çalışmak, gün geçtikçe özel bir çabayı gerektiriyor.
Teldolap'ta verilen tarifler, yöntemler ve püf noktaları şehirde doğal ve sağlıklı yaşamanın sanıldığı kadar zor olmadığını gösterirken, kitap, özellikle çalışan kadınlar için sunduğu pratik bilgilerle mutfaklara nostaljik bir lezzet ve sağlık katıyor.
Gizem Erman Soysaldı ve Müşerref Kartaler Teldolap'la mevsiminde toplanan ürünlerle konservelerin, salçaların, turşuların, tarhanaların, reçellerin, pestillerin, yoğurt ve kefirlerin hazırlandığı mutfakları, günümüzün modern şehir hayatına ve mutfaklarına taşıyor. Kitap herkesin bulabileceği malzemelerle ve pratik tariflerle, tüm kitapevlerinde.

Latin&Etnik Caz Flüt Virtüözü MİHRİBAN AVİRAL
UNUTULMAZ TÜRKÜLERİ İLK KEZ LATİN CAZ İLE BULUŞTURUYOR...


Türkiye'nin ilk ve tek Latin & Etnik Caz flüt virtüözü Mihriban Aviral, yeni albümü "CanJazzım Türküler İlk Nefes" ile müzikseverlerle buluşuyor.
Kendi topraklarının öz kültürüne ait zengin ezgileri, evrensel formda yeniden düzenleyerek dünyaya tanıtmayı amaçlayan flüt sanatçısı Mihriban Aviral, yeni albümü "CanJazzım Türküler İlk Nefes" ile sevenleriyle bir araya geliyor. Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım ve Çayelinden Öteye isimli türküleri büyük bir özenle Latin Caz formunda düzenleyen ve flütüyle türkülere can veren Aviral, yeni albümünün orkestra ve flüte uyarlamaları için Grammy Müzik Ödüllü sanatçı Nestor Torres ile çalıştı.
Türkiye'de bu güne kadar hiç gerçekleştirilmemiş olan "Latin Caz" tarzında "solo flüt" çalan ilk ve tek sanatçı Aviral, seslendirdiği eserlerde kesintisiz ve yoğun bir performans sergiliyor.
Dünyaca ünlü otoritelerin de dikkatini çeken sanatçı, yurtiçi ve yurtdışındaki çeşitli festival ve organizasyonlarda Latin caz konserleri veriyor.
Uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda görev yaptıktan sonra Latin caz müziğine yönelen Mihriban Aviral, kariyerinde yeni bir sayfa açarak "CanJazzım Türküler İlk Nefes" albümüyle müzik tutkunlarına keyifli bir deneyim yaşatıyor. Mihriban Aviral "CanJazzım Türküler İlk Nefes" ile müziğin evrensel diliyle kültürler arası bağlar kurmayı amaçladığını söylüyor.
Caz ve Latin caz müziğini toplumumuz insanlarına sevdirmeyi, bunun yanı sıra Türk kültürünü simgeleyen türkülerimizi caz ve Latin caz benzeri kalıplar kullanarak aranje edip, bu tarz müziklerle yakından ilgilenen dünya toplumlarına sunmayı hedefliyor.

ASIM CAN GÜNDÜZ BEKLENMEDİK ŞEKİLDE
VEDA ETTİ...


24 Haziran 2016 öğle saatlerinde Marmaris - İçmeler'de ki evinde kalp krizi geçiren Asım Can Gündüz, ambulansla Marmaris Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Gündüz, doktorların bütün çabasına rağmen kurtarılamadı. Asım Can Gündüz'ün iki yıl önce de kalp krizi nedeniyle Muğla Yücelen Hastanesi'ne kaldırılmış ve yapılan müdahale sonrası hayata döndürülmüştü.
Yaptığım telefon görüşmesinde kendini iyi hissettiğini bir şeyinin olmadığını gitar çalmaya devam ettiğini belirtmişti. Oğlunun web adresini vermiş yeni bir Asım geliyor diye pozitif enerjisiyle Marmaris'e davet etmişti.
Altın kalpli, kadife sesli, gitar virtüözü sanatçıya rahmetle anıyor, geride kalanlara, sevenlerine sabır ve metanet diliyorum. Seni unutmayacağız sevgili ASIM CAN GÜNDÜZ.

TÜRKİYENİN İLK TÜRKÇE GEZİ REHBERİ 25 YAŞINDA

25 yıldır alanında rakipsiz bir şekilde, emin adımlarla ilerleyen Gezi, yarım asırlık tecrübesiyle içeriğine yeni güncellemeler ekledi. Yıllardır gezginlerin rehberi olan Gezi'nin yeni baskısında, bir rehberden beklenebilecek her şey var!
25 yılda yüz binlerce okur ve gezginin, tatil ve gezi organizasyonlarına rehberlik eden Türkiye Tatil Rehberi Gezi, yeni baskısında tümüyle güncellendi.
Yeni yerler ve fotoğrafların eklendiği 800 sayfalık kitapta fotoğraf sayısı 3.000'in üzerine çıktı.
Güzel Türkiye'nin en güzel fotoğraflarını barındıran Gezi, 30 yıllık turizm yayıncısı Ekin Grubu tarafından yayımlanıyor.
Halim Bulutoğlu editörlüğünde kolektif bir çalışmanın ürünü olan Gezi'de bir rehberde bulunması gereken her şey var.
İstanbul'dan Antep'e bütün Türkiye Gezi'de Türkiye'de gezip görmeye değer her yer için ayrıntılı bilgi ve fotoğraflar, Gezi'de belirli bir sistematik içinde toplanmış.
Binden fazla yer ile ilgili bilgi ve fotoğraf bulunduran Gezi'de İstanbul ve çevresi ile başlayan sayfalar Güneydoğu Anadolu ile tamamlanıyor.
Gidilecek, görülecek yerlerle ilgili bilgilerin sıralı olması gezginin kitapta ve bulunduğu yerde kaybolmamasını sağlıyor. Gezgin ayırdığı zaman göre, neleri görebileceği konusunda da yönlendiriliyor. Sadece varış noktaları değil güzergâhlar da tanıtılıyor.
Büyük bölümü gazeteci, turizm gezi yazarı Haluk Özözlü tarafından çekilmiş fotoğraflar içeren kitapta sadece yerler ve bölgeler değil, güzergâhlar da tanıtılıyor.
Kendi araçlarıyla seyahat edecekler için, yol alacakları güzergâhlar üzerinde neleri görebilecekleri, hangi kilometrede ne tür yerleşim, antik kent ya da doğal güzellik bulunduğu aktarılıyor.
Üstelik kitabın bu bölümü, yeni açılan ya da geliştirilen yollar dikkate alınarak düzenlenmiş.
Son sayfalarında Türkiye Karayolları Haritası bulunan Gezi, yeni güncellemeleriyle gezginlerin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor. Gezi kitabı fiyatı 45 TL.

İSTANBUL MODERN'İN YENİ SERGİ VE ETKİNLİK PROGRAMI


İstanbul Modern'de işbirliği üzerine bir seçki "Uluslararası Sanatçı Filmleri" sergisi
İstanbul Modern, dünyanın dört bir yanından sanatçıların video, animasyon ve kısa filmlerini İstanbul'a taşıyan Artists' Film International 2017 (Uluslararası Sanatçı Filmleri) programına bir sergiyle yer veriyor.
Programın 10. yılına özel olarak bu yıl "İşbirliği" konusuna odaklanan sergi, 8 Mart'ta açılıyor.
Farklı coğrafyalardan 7 sanatçı ve sanatçı grubunun "işbirliği" konulu video, animasyon ve kısa filmlerinin yer aldığı "Uluslararası Sanatçı Filmleri" sergisi İstanbul Modern Kısa Süreli Sergiler Alanı'nda 8 Mart-21 Mayıs tarihleri arasında görülebilir.
Sergide Türkiye'den Cengiz Tekin, Birleşik Krallık'tan Mikhail Karikis, Almanya'dan Dario Azzellini & Oliver Ressler, Hindistan'dan Desire Machine Collective, İtalya'dan Adrian Paci, Kaliforniya, ABD'den Mary Reid Kelley & Patrick Kelley ve Teksas, ABD'den Denise Ferreira Da Silva & Arjuna Neuman'ın çalışmaları yer alıyor. İstanbul Modern Sergiler ve Programlar Direktörü Çelenk Bafra ve Asistan Küratör Senem R. Kantarcı'nın hazırladığı sergi, farklı türdeki işbirliklerinin sanatsal üretim sürecindeki yansımalarının yanı sıra bir kavram olarak "işbirliği"nin dönüştürücü etkisini ele alıyor
.

İstanbul Modern'den denize açılan bir sergi: "LİMAN"
Türkiye modern ve çağdaş sanatında İstanbul "LİMAN"ı İstanbul Modern'in yeni sergisi, İstanbul Limanı'na odaklanıyor.

İstanbul kentinin deniz ve limanlarla ilişkisini vurgulayan "LİMAN", 19. yüzyıldan günümüze Türkiye sanatında deniz kenarında ve liman çevrelerinde gelişen kültürel ve toplumsal hayatı mercek altına alıyor. Sergi, 28 Ocak-4 Haziran 2017 tarihleri arasında görülebilir.




İ.stanbul Limanı olarak bilinen Salıpazarı liman sahasında, 12 yıldır faaliyetlerini sürdüren İstanbul Modern'in Antrepo 4 binasını uluslararası standartlarda modern bir sanat müzesine kavuşturmadan önceki son sergisi "LİMAN" adını taşıyor. Farklı dönem ve disiplinlerden 34 sanatçı ve kolektifin resim, heykel, model, gravür, çizim, fotoğraf, video ve yerleştirmelerinden bir seçki sunan serginin küratörlüğünü Çelenk Bafra ve Levent Çalıkoğlu üstleniyor. "Liman" kavramının sembolik ve metaforik açılımlarına yer veren sergi, coğrafi bir konum olmanın ötesinde, toplumsal ve ekonomik bir etkileşim alanı olarak liman bölgelerini görsel sanatlardaki yansımalarıyla araştırıyor. İstanbul kentinin deniz ve limanlarla ilişkisini vurgulayan "LİMAN", 19. yüzyıldan günümüze Türkiye sanatında deniz kenarında ve liman çevrelerinde gelişen kültürel ve toplumsal hayatı sanatçıların gözünden anlatıyor.




Adını 1941'den ödünç alan sergi "LİMAN" sergisi adını toplumsal gerçekçi anlayışla bir araya gelen bir grup akademili sanatçının 1941 yılında açtığı bir sergiden de ödünç alıyor.
Halkın arasına karışarak sanat üretmeyi seçen ve sonradan "Liman Ressamları" ya da "Yeniler" olarak anılan grubun, çevresi, çalışanları ve toplumsal meseleleriyle "liman" konusuna eğildikleri sergi sanat tarihine "Liman sergisi" olarak geçer. İstanbul Modern süreli sergiler salonundaki "LİMAN" sergisi ise Türkiye'den farklı dönem ve disiplinlerden 34 sanatçı ve kolektifin iki yüze yakın çalışmasına yer veriyo
r.

Liman tasarımları İstanbul Modern Mağaza'da

İstanbul Modern Mağaza, LİMAN sergisine özel olarak hazırlanan tasarım ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor Türkiye modern ve çağdaş sanatında liman kavramını mercek altına alan İstanbul Modern'in yeni sergisi "LİMAN"a özel bir tasarım seçkisi hazırladı.
Sergiye katılan sanatçıların çalışmalarından esinlenilerek hazırlanan seçkide, Avni Arbaş'ın "Tekne" adlı yapıtının yer aldığı mumluk, taş bardak altı, Fausto Zonaro'nun "Eminönü'nde Yelkenler"in yer aldığı sürahi, bardak ve taş bardak altlıkları dikkat çekiyor. Seçkide sergi için hazırlanan kataloğun yanı sıra Mıgırdiç Givanian, Özer Kabaş'ın çalışmalarının yanı sıra, Sébah & Joaillier'in "Süleymaniye Camisi ve İstanbul Manzarası" yapıtının kartpostal, poster ve reprodüksiyonları yer alıyor. Mumluk – Avni Arbaş "Tekne": 37,50 TL Taş Bardak Altı – Avni Arbaş "Tekne": 12 TL Bardak – Fausto Zonaro "Eminönü'nde Yelkenler": 12 TL Sürahi – Fausto Zonaro "Eminönü'nde Yelkenler": 45 TL Taş Bardak Altı – Fausto Zonaro "Eminönü'nde Yelkenler": 12 TL Katalog "LİMAN": 118 TL Kartpostal – Mıgırdiç Givanian "İstanbul": 3 TL Poster – Özer Kabaş "Palamut Üçleme": 20 TL Çerçeveli Reprodüksiyon – Sébah & Joaillier "Süleymaniye Camisi ve İstanbul Manzarası": 64,50 TL


İstanbul Modern Kütüphane

İstanbul Modern Kütüphane kolleksiyonunda bulunan 7000 kitap, 35 yerli ve yabancı dergi aboneliği ile müze ziyaretcilerine ve araştırmacılara hizmet veriyor. Tarihi yarımada ve boğaz manzaralı kafesi ise bir başka seçenek. İstanbul Modern, “Sizin Perşembeniz Ücretsiz Müze Günleri”ni Tepe İnşaat’ın Narkule projesi sponsorluğunda gerçekleştiriyor. Sanatı her kesimden ziyaretçinin yaşamının bir parçası yapmak amacıyla İstanbul Modern, her Perşembe saat 10.00-20.00 arasında, özelprogramlarla ve ücretsiz olarak kapılarını tüm ziyaretçilere açıyor.


İstanbul Sanat Müzesi
Adres: Meclis-i Mebusan Caddesi Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No: 4 Karaköy - İstanbul
Tel: 0(212) 334 73 00 Ziyaret saatleri Salı-Pazar 10.00-18.00 - Perşembe 10.00-20.00-Müze Pazartesi günleri kapalı.

OSMAN HAMDİ BEY’İN BAŞYAPITI ANTİK A.Ş. MÜZAYEDESİNDE
Türk müzecilik tarihinde ve resim sanatında önemli izler bırakmış olan Osman Hamdi Bey’in “Yeşil Cami Önü” isimli görkemli tablosu 14 Mayıs 2016 tarihinde Antik A.Ş. müzayede evinde satışa sunuldu.

Osmanlı mimarisinin süslemelerini ve ince işçiliğindeki detaylarını 16 insan figürü ile tuvalde betimleyen Türk resminin öncü ressamlarından Osman Hamdi Bey, eski Osmanlı günlük yaşamının ruhunu etkileyici bir kompozisyonla günümüze taşıyor.
Tuval üzerine yağlıboya olan “Yeşil Cami Önü”, 185 x 100 cm ebatları ile “Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablosundan sonra bilinen en büyük Osman Hamdi Bey eserlerinden biri. Sanat tarihçileri, müze direktörleri ve sanat uzmanları tarafından “başyapıt” olarak nitelendirilen muhteşem tablo, 10 milyon lira açılış fiyatı ile satışa sunuluyor.
Osman Hamdi Bey’in Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane’yi, bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ni kurduğu yıl olan 1882’de tamamladığı eser eski Türkçe imzalı.
Müzayedede ayrıca Türk resim sanatının usta sanatçılarından Halil Paşa, Hoca Ali Rıza, Halife Abdülmecid, İbrahim Çallı, Naci Kalmukoğlu, Şevket Dağ, Hikmet Onat ve Feyhaman Duran’a ait birbirinden değerli tablolar sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Osmanlı ailelerine ait tuğralı gümüşler, Beykoz camları, tombaklar ve hat sanatının önemli örneklerini satışa sunuldu. 0(212) 236 24 60 numaralı telefondan Gülşen Işık’tan müzayede hakkında bilgi alabilirsiniz.

18. Yüzyılda Bir Kontes Olmayı Kim İstemez? Pera Müzesi’nde Ziyaretçiler Tablolara Dönüşüyor! 1 Nisan 2016’dan itibaren...

Pera Müzesi yepyeni bir interaktif dijital platform ile “Artırılmış Gerçeklik” deneyimini koleksiyonlarına taşıyor. Bir “Artırılmış Gerçeklik ve Görsel Arama ” uygulaması olan Blippar, Türkiye’de ilk defa bir müzede, Pera Müzesi’nde deneyimleniyor. Uygulama müze koleksiyonundaki dört farklı tablodaki karakterlerin yüzünü izleyicinin yüzüyle değiştirerek sanatseverleri beğendikleri sanat eserine dönüştürüyor. Pera Müzesi’ndeki bu keyifli oyuna 1 Nisan Dünya Şaka Günü’nden itibaren dahil olabilirsiniz!

Pera Müzesi, Blippar işbirliğiyle Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndaki dört farklı tabloda gerçek dünya ile dijital dünyayı bir araya getiriyor ve ziyaretçilere benzersiz bir deneyim yaşatıyor. Sanatseverler, ücretsiz indirdikleri uygulama ile akıllı telefonlarının kameralarını sanat eserine tutarak, ekranlarında tablodaki karakterin yüzüyle yer değiştiriyor.
Pera Müzesi ziyaretçilerini Dünya Şaka Günü’nde uygulamayı kullanarak çektikleri fotoğrafları #müzedeselfie ve #perahatırası hashtag’leriyle paylaşmaya davet ediyor.
iOS, Android ya da Windows mobil cihazlar üzerinden indirilebilen Blippar, artırılmış gerçeklik, yapay zeka, görsel ama, derin makine öğrenimi ve programlama teknolojileriyle çalışıyor.
“Artırılmış Gerçeklik ve Görsel Arama” mobil platformu olarak tanımlanan Blippar, fiziksel dünyamızda yer alan her türlü materyali ve objeyi tarayarak, çarpıcı interaktif dijital içerik deneyimleri yaratıyor, gerçek dünyayla dijital dünyayı bir araya getiriyor.
Blippar uygulamasının Türkiye’de ilk defa müzelere taşınmasını sağlayan “Oryantalist Resim Koleksiyonu” ise ülkemizin en zengin koleksiyonlarından birini oluşturuyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın koleksiyonu, 17. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına uzanan bir dönemde, Avrupalı ressamların özellikle Osmanlı dünyasını ve Türkiye coğrafyasını betimleyen eserlerinin yanı sıra, Osmanlı sanatçılarının bu dönemdeki karşılıklı etkileşimini yansıtan eserlerini de barındırıyor.
1 Nisan’dan itibaren tüm sanatseverler bu kapsamlı koleksiyonun bir seçkisiyle oluşturulan “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisini, bu kez dışarıdan seyrederek değil, tabloların içinden bakarak deneyimleme fırsatı buluyor.

"AHDE VEFA"
Türk sanat müziğinin kendisindeki yerinin hep çok özel ve ayrıcalıklı olduğunu, müziğe olan yeteneğini keşfetmesindeki ve geliştirmesindeki önemini her zaman vurgulayan Tarkan’ın, Türk sanat müziği albümü, “Ahde Vefa”, 11 Mart'ta tüm müzik market ve dijital müzik platformlarında dinleyicisiyle buluşuyor.
Megastar, hasretle beklenen ve on üç şarkıdan oluşan albümünde
Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız)
Olmaz İlaç Sine-i Sad Pareme
Söyleme Bilmesinler
Enginde Yavaş Yavaş
Nasıl Geçti Habersiz
Kadehinde Zehir olsa
Veda Busesi
Sevmekten Kim Usanır
Aşk Bu Değil Mi
Islak Daha Islak Öp Beni
Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine
Zeytin Gözlüm Kara Bulutları Kaldır Aradan
isimli eserleri seslendirdi.

Osmanlı'ya Bakmak
Tarihçi-yazar İlber Ortaylı’nın İnkılâp Kitabevi’nden çıkan yeni kitabı Osmanlı’ya Bakmak raflardaki yerini aldı.
Sözünü sakınmadan gerçekleri dobra dobra anlatan Prof. Dr. İlber Ortaylı yeni kitabı Osmanlı’ya Bakmak’ta Osmanlı tarihinin tartışmalı pek çok olay, kavram ve kurumunu akıcı bir şekilde anlatıyor. İmparatorlukların genel durumu.


Türkiye’nin son altı asırlık tarihinin imparatorluklar tarihi, imparatorluklara has bir sosyolojiyle ele alınması gerektiğini düşünen İlber Ortaylı Osmanlı’ya Bakmak’ta Osmanlı İmparatorluğu dışında diğer imparatorlukları da ele alıyor. O yüzden kitapta Rusya mukayeseli bir tarih ele alınıyor.
Türk tarihini yazarken kesinlikle Rusya ve İran’ı, bilhassa Rusya’yı ele almak gerektiğini de düşünen Ortaylı, Balkanlar’ı da anlamak için Orta Avrupa’yı, Avusturya’yı da kitabına ilave ediyor.
İlber Ortaylı, Osmanlı’ya Bakmak, İnkılâp Kitabevi, İstanbul 2016
Kitabın Ebadı: 13,7x21,5
Sayfa Sayısı: 320
Fiyatı: 23 TL

Antik A.Ş.’den Değerli Tablolar ve Osmanlı Eserleri Müzayedesi Büyük İlgi Gördü

Antik A.Ş. 6 Aralık Pazar günü saat 14.30’da Antik Palace'da gerçekleştirdiği “Değerli Tablolar ve Osmanlı Eserleri” müzayedesi'ne koleksiyoncular büyük ilgi gösterdiler.
“Surre Alayı” 920,000 TL, “Padişahın Yeni Cami’ye gelişi” 800,000 TL fiyatla yeni sahipleriyle buluştu.


Stefano Ussi’nin “Sürre Alayı” konulu eseri ve Naci Kalmukoğlu’nun “Padişahın Cuma Selamlığı’nda Yeni Cami’ye gelişi" konulu eserlerinin yer aldığı müzayedede başyapıt eserler satışa sunuldu. Turgay Artam yönetiminde gerçekleşen müzayedede özel koleksiyonlardan bir araya getirilen Klasik Türk resminin başyapıt çalışmaları ilk kez satışa sunuldu.

Mısır Hidivi İsmail Paşa, Süveyş Kanalı'nın açılış töreninde tanıdığı Ussi'ye, her yıl Kabe'nin üzerine örtülmek üzere hazırlanan işlemeli örtüyü taşıyan "Sürre Alayı" konulu bir tablo ısmarladı. Tablo Kabe'ye hediye (mahmil) götürmek üzere İstanbul'dan yola çıkan, Kahire'den geçişinde kervan ile birlikte giden hacıları ve onları koruyan Türk atlılarını betimleyen bir kompozisyon olacaktı. Ussi, 1873 yılında tamamladığı eseri önce Viyana sergisine gönderdi.
Daha sonra eserin Mısır'a gönderileceğini haber alan Sultan Abdülaziz, tabloyu Dolmabahçe Sarayı'na kazandırdı. Müzayede'de yer alan eser, bu zengin kompozisyonun küçük bir versiyonu olup, sanatçı tarafından 1874 yılında İtalya'nın Mısır Büyükelçisi Ekselans De Martino'ya ithaf edilerek armağan ettiği eserdir.

289. Müzayede
Antik A.Ş. müzayede evinin 6 Aralık 2015 Pazar günü Antik Palace’da gerçekleştirdiği 289. Müzayedesinde özel koleksiyonlardan seçilmiş değerli tablolar ve antikalar satışa sunuldu.
Sanatsever ve koleksiyoncuların yoğun ilgi gösterdiği ve tamamen doldurduğu müzayede salonunda Tablolar ve değerli antikalar yeni sahipleri ile buluştu. Stefano Ussi imzalı “Surre Alayı” 920,000 TL fiyata satılırken Naci Kalmukoğlu’nun “Padişahın Yeni Cami’ye gelişi” konulu eseri 800,000 TL fiyata satılarak sanatçıların dünya müzayede rekorlarını kırmış oldu.
Nazmi Ziya “Natürmort” 530.000 TL, Hikmet Onat “Sarıyer Yeni
Mahallede tekneler” konulu eseri 250.000 TL, İbrahim Çallı “Boğaz’da balıkçılar” 240,000 TL fiyata satıldı.
Müzayedede Osmanlı Hat eserlerine de büyük ilgi vardı: Hilye-i Şerife Mahmut Celaleddin, 265,000 TL, Kamil Akdik Hat Levha 310,000 TL satılırken, birçok hat ve Osmanlı Eserine sahip olabilmek için koleksiyoncular yarıştı.
Müzayedeyi başarılı bir sunumla gerçekleştiren Turgay Artam, klasik eserlere gösterilen yoğun ilginin Türk sanatı için çok önemli olduğunu belirtti ve ekledi “Müzayedemizde yer alan eserler çok önemli koleksiyonlarda yerlerini aldılar. Klasik sanatçılarımızın hakkettikleri değerlere ulaşmaları çok önemliydi, bir ülkenin klasik sanatçılarının ulaştığı yüksek değerler, güncel sanatçıların geleceğe güvenle bakabilecekleri bir temel oluşturmaktadır" derken Sadrazam Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa koleksiyonundan müzayedeye çıkan Tombak sahanlar 190,000 TL fiyata satılırken, Yıldız Vazo 70,000 TL'ye alıcı buldu.

Gülse Birsel, yeni kitabının ilk imza gününde D&R Kanyon’da
Başarılı oyuncu ve senarist Gülse Birsel, yeni kitabı “Memleketi Ben Kurtaracağım”ın imza gününde
28 Kasım Cumartesi günü 15.30’da D&R Kanyon’da okuyucuları ile oldu.
Gülse Birsel, yayınlandığı hafta “en çok satanlar” listesinde birinci sıraya yükselen kitabı “Memleketi Ben Kurtaracağım” ile D&R Kanyon’da sevenleriyle buluşacak. Yeni kitabın 28 Kasım Cumartesi günü 15.30’da D&R Kanyon’da düzenlenecek ilk imza gününde hem kitabınızı imzalatabilir hem de keyifli bir sohbete eşlik edebilirsiniz.
Gülse Birsel düşündürürken eğlendirmeyi başaran kitabı için şöyle diyor:
“Bu kitapta, hem ülkeyi yönetmeye talip olduğum bazı siyasi yazılar, hem de politikayla hiiiç ilgisi olmayan makaleler
bulacaksınız.
Misal ilk bölümde otobiyografimi kaleme aldım. Henüz genç bir kız olduğum için 7 yazıda bitti. Gülecek bir şey yok, daha bir espri yapmadım! Kitapta ayrıca, diyetten antidepresanlara, astrolojiden sosyal medyayı nasıl kullanmanız gerektiğine, pek çok anekdot ve tavsiyem var. O bölüme bir kişisel gelişim kitabı muamelesi yapabilirsiniz.
Yazıları dikkatle okuyup, benim yaptıklarımı asla yapmazsanız, kişisel olarak gelişeceğinize inanıyorum.
Ama çok da fazla gelişmeyin. Madonna vücut geliştireyim dedi, kolları ne oldu gördünüz...
Yani ismine aldanıp sadece siyaset okumak için kitabı alan ve şu an iade etmeye karar verenler, paranızı geri vermeyeceğiz! Yedim bile ben o parayı! Simitle üçgen peynir aldım, yedim.
"Paranızı değil, ama ülkenin hali yüzünden kaybettiğiniz kahkahanızı geri verebilirim belki. Ümidim o”.
Yeni yılda yeni komedi filmi üzerine çalışmalar yapan senarist oyuncu, imza gününde buluştuğu hayran ve takipçileri ile bol bol imza verip, hatıra fotoğrafları çektirdi.

ÇATALHÖYÜK KAZILARINDA YENİ BULGULAR ORTAYA ÇIKTI

Yapı Kredi ana sponsorluğunda 19 yıldır devam eden Çatalhöyük kazıları geçmişin sırlarını aralamaya devam ediyor. Çatalhöyük Araştırma Projesi’nde arazi çalışmalarının son yıllarına yaklaşılırken, çapı genişletilen kazı araştırmalarında, neolitik dönem ile ilgili en eski miras alanlarından birinin tümüyle ortaya çıkarılması hedefleniyor.
2014 yılının, hız kazanan çalışmalarla birlikte, 9000 yıllık binaların yapısının ve tarihçesinin anlaşılması açısından oldukça verimli geçtiğini belirten Çatalhöyük Kazı Başkanı Prof. Dr Ian Hodder, “Geçmiş kazılardaki veril­erin etkisiyle, geç dönem binaların bir önceki binanın hemen üzerine yapıldığı düşüncesi hakimdi. Ancak, Bina 77 olarak adlandırılan bu yıl bulduğumuz yapıda yeni bir bilgiye ulaştık. Bu da Bina 77’den önce gel­en yapının, aynı büyüklükte ya da şekilde olmamasıydı. Bunun yerine Bina 77’nin 2 katı genişliğinde ve benzeri görülmemiş kalınlıkta duvarları olan bir bina bulduk. 2015 kazı sezonunda binanın büyüklüğünün özel bir amaç gösterip göstermediğini anlamak için yapının tamamını ortaya çıkartmayı planlıyoruz.”dedi.

TÜRK HALKI JOAN MİRO'nun KADINLAR, KUŞLAR, YILDIZLAR" SERGİSİNİ SEVDİ
Barselona doğumlu Katalan ressam ve heykeltıraş Joan Miro’nun eserleri arasında bulunan resim, baskı, heykel ve seramik örnekler sanatseverlerle buluştu.
Sanatçının kadın, yıldız ve kuşlar temasının yoğun olarak işlendiği sergisinde yağlı boya, akrilik tablolar,
taş baskı ve aside yedirme baskılardan oluşan 125 eser büyük ilgi gördü.
Sergide ayrıca halılar, okumalar, seramik ve şiir kitapları gibi Joan Miro’nun farklı çalışmalarına ve
sanatçıya ait bazı kişisel eşyalar da sergilendi.
Sabancı Holding’in katkılarıyla, 23 Eylül 2014 – 8 Mart 2015 tarihleri arasında S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi (SSM)’de düzenlenen “Joan Miró. Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” adlı sergi, beş buçuk ayda 150 bini aşkın sanatseverle buluştu.
Sanatçının Akdeniz coğrafyası ve insanına dair gözlemlerinden ilham alarak, kadın, kuş ve yıldız temalarına odaklanan sergi, resim, baskı, heykel ve seramiklerin bulunduğu zengin bir seçkiyle sanatçının sembolik dilini anlama olanağı sunmasıyla sanatseverlerden büyük ilgi gördü Güler Sabancı, Miro sergisiyle ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi. "Sanatseverler, sergi kapsamında Miro’nun ilk defa sergilenen eserlerini görme ayrıcalığına sahip oldular. Ayrıca sergi süresince düzenlenen sohbet, konferans gibi etkinliklere de katılarak çok yönlü bir sanat deneyimi yaşadılar. Yine sergi çerçevesinde 10 bin 871 çocuğun katıldığı 481 çocuk atölyesi düzenlendi. Biz Sabancı Holding olarak, özellikle çocukların ve gençlerin çağdaş bir sanat anlayışıyla yetişmesinin ülkemizin geleceği için hayati önem taşıdığına inanıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda, Sakıp Sabancı Müzesi’nde dünyaca ünlü büyük ustaların halkımızla buluşmasının destekçisi olmaya devam edeceğiz”. Geçtiğimiz yıllarda da SSM tarafından düzenlenen “Picasso İstanbul’da”, “Rembrandt ve Çağdaşları” ve “Monet’nin Bahçesi” gibi diğer önemli sergiler de Sabancı Holding’in katkılarıyla gerçekleştirilmişti.
Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Caddesi No: 42 Emirgan-İstanbul Tel: 0(212) 277 20 00


Cülus Armağanları Sergisi" Yıldız Sarayı Kaskat Köşkü'nde
Yıldız Sarayı Vakfı ve Yıldız Sarayı Müzesi tarafından hazırlanan "Cülus Armağanları Sergisi", 17 Eylül’de kapılarını açtı. Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. senesinin kutlandığı 1901 yılına ışık tutan sergide, sultana yurt içi ve yurt dışından gönderilen 18 parça değerli hediye ilk kez bir arada tarih severlerin ilgisine sunuluyor.

"Gümüş Tuvalet Aynası"

"III. Ahmet Çeşmesi maketi"

"Gümüş Bakım Seti"

İstanbul'a yepyeni bir müze, "Hisart Canlı Tarih Ve Diorama Müzesi"
Çuhadaroğlu Şirketler Grubu’nun İstanbul Çağlayan’daki Hürriyet Mahallesi’nde bulunan binasının restore edilmesiyle kurulan Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi’nde “Daha önce denenmemiş bir müzecilik anlayışı ile Hisart’a gelen ziyaretçiler farklı ölçeklerdeki dioramalar (üç boyutlu modelleme) ve gerçek boyutlardaki mankenlerin yanı sıra hem tarihi olayları anlatan tablo, gravür, fotoğraf gibi görselleri, hem dönem kıyafetlerini, hem de askeri ekipmanları bir arada görecek, tarihi olayları her açıdan görme ve inceleme imkânı bulacak.

Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi 1.500 metrekarelik, 6 kata yayılan bir sergi alanından oluşuyor. Müzede, Roma İmparatorluğu, Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu, Kurtuluş Savaşı, I. ve II. Dünya Savaşları, Körfez Savaşı gibi dünya tarihinin oluşumuna etki eden pek çok medeniyet ve olaya ait askeri ve etnografik eserler yer alıyor. Sergilenen eserler, savaşlarda kullanılan askeri malzemelerin teknolojik gelişimlerini gösterdiği gibi, savaşlarla birlikte yaşanan sosyolojik, ekonomik ve kültürel etkileşimler ile savaşın görmek istemeyeceğimiz acı yüzüne de ışık tutuyor.
Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi, Roma İmparatorluğu döneminden 1990-1991 Körfez Savaşı’na kadar olan geniş kapsamlı bir süreci destansı bir anlatımla sergiliyor. 25 milyon dolar gibi ciddi bir bütçe ile kurulan müzede sergilenen askeri ekipmanların hepsi orijinal eserlerden oluşuyor. Müzede yüzlerce diorama ve giydirilmiş manken bulunuyor. “Dünyanın en kapsamlı diorama koleksiyonuna sahip müzesi” özelliğini taşıyan Hisart’ta yer alan dioramalar ve mankenlerin yüzlerindeki ifade detayları Nejat Çuhadaroğlu tarafından yapılmış.
Müzede yer alan dioramaların konuları, tarihi kişi ya da olaylarla da sınırlı değil. Fantastik dünyanın en sevilen kahramanlarının yanı sıra Vikingler, Kızılderililer, Indiana Jones ve korsanlar gibi ilgi çekecek pek çok diorama da müzede sergileniyor.
Kat Planı
Müzenin zemin katında, Osmanlı’nın dönemler boyunca geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik değişimleri gösteren birçok özel aksesuar bulunuyor.
Büyük Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu’na ait eserlerle başlayan katta, Anadolu Selçuklu Devleti ve III. Selim’e kadarki Osmanlı Devleti dönemine ait eserler sergileniyor. Eşi benzeri olmayan Anadolu Selçuklu dönemi kılıcı, giyen padişahı koruduğuna inanılan tılsım gömlek, Osmanlı dönemi cellat palası, Avrupa ve Anadolu topraklarında kullanılan tabancalar, gürz ve baltalar zemin katta bulunan eserler arasında yer alıyor. Ayrıca İstanbul’un fethini tasvir eden diorama ile Osmanlı Ordusunun “Deli” akıncıları, Osmanlı döneminde Topkapı Sarayı’nda yapılan kaplan sergilemesinin canlandırması yine zemin katta görülebiliyor.
Müzenin 1. katında ağırlıklı olarak Osmanlı eserleri bulunuyor. III. Selim döneminden başlayan eserler 1900’lerin başına kadar geliyor. Bu kısımda dönemi kronolojik olarak yansıtan oldukça değerli kılıç, tabanca, sancak ve kıyafetler yer almaktadır. Nadir bulunan 18’inci yüzyıl Zülfikâr ağızlı Türk palası da yine bu katta sergileniyor.
2. katta, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine ait eserler, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve bu savaşa bağlı olarak Çanakkale ile Doğu cepheleri (Sarıkamış) konuları görülüyor. Bu kısımda Atatürk’ün üç ayrı savaştaki kıyafetlerini birebir yapılmış Atatürk modelleri üzerinde görmek mümkün. Ayrıca önemli savaş sahnelerini tasvir eden dioramalar, silahlar ve kostümler ziyaretçilerin ilgisini çekecek diğer kısımlar.
3. katta I. Dünya Savaşı’nın son dönemlerini ve Kurtuluş Savaşı mücadelesini konu edilmiş. Ayrıca II. Dünya Savaşı’nın ilk dönemlerine ait pek çok eser ve diorama de yine bu katta sergileniyor.
4. katta II. Dünya Savaşı’na ışık tutan eserler ile Kore Savaşı, Vietnam Savaşı, Kıbrıs Barış Harekatı, Körfez Savaşları gibi yakın sayılabilecek önemli savaşlara ait eserler de bulunuyor.
5. Kat müzenin yönetim departmanları ve Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi’nin kurucusu Nejat Çuhadaroğlu’nun atölyesine ayrılmış.
Müzenin son katında kafeterya yer alıyor. Farklı bir tasarım anlayışıyla hazırlanan bu kat, kafeterya özelliğinin yanı sıra bir sergileme alanı olarak da kullanılmış. Gladyatörler, Vikingler, korsanlar gibi tarihin ilgi çekici unsurları ve Indiana Jones, Yüzüklerin Efendisi, Yıldız Savaşları gibi ses getiren Hollywood yapımlarından sahnelerin canlandırıldığı diorama ve figürler bu katta sergileniyor.

HİTLER ORDUSUNUN EFSANE SAVAŞ UÇAĞI İSTANBUL'DA
2. Dünya Savaşı'nda Alman Kuvvetlerinin en önemli avcı uçağı Messerschmitt Bf (Me) 109-G6 'Gustav' ilk kez Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi'nde sergileniyor. 2. Dünya savaşına damgasını vuran, dönemin hava harpleriyle tarihe not düşüren Alman hava saldırılarının efsane uçağı Messerschmitt Bf (Me) 109-G6 'Gustav' Türkiye'de ilk kez Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi'nde görkemli bir tanıtım eşliğinde sergilenmeye başlandı.
1 Eylül 1939 tarihinde Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle başlayan 1939- 1945 yılları arasında yaşanan 2.Dünya Savaşı, 1942 yılında Amerika ve Japonya'nın da savaşa katılmasıyla, gerçek bir dünya savaşına dönüşmüştü.
Karadan olduğu kadar havadan da tüm şiddetiyle devam eden savaş, Dünya tarihinin en büyük ve en kanlı savaşı olarak tarihe geçti. Alman Hava Ordusu'nun en güçlü silahı olarak tüm cephelerde görev yapan ve tek başına 300'den fazla uçak düşüren Messerschmitt Bf (Me) 109-G6 'Gustav' model uçak bu savaşta efsaneye dönüştü.
Dünyada sadece 3 adet bulunan bu eşsiz uçak ilk Kez Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi'nde tarih meraklıları ile buluşuyor.



Ziyaret gün ve saatler, giriş ücreti.
Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma: 10.00–17.00 Cumartesi: 10.00–18.00 Pazar: 12.00–18.00 Pazartesi müze kapalı.
Tam Bilet: 20 TL Grup Biletleri: 15 TL İndirimli Bilet: 10 TL Ücretsiz Giriş: 14 yaş altı çocuklar, engelli vatandaşlar ve refakatçileri, harp malülleri
.

İstanbul’da ilk elektrikli tramvay 100 yıl önce Şubat 1914'de hizmete girdi! İstanbul’un mimarı atlı ve elektrikli tramvaylar Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor….

Demir yolları ve tramvaylar Osmanlı’da 19. yüzyılın ikinci yarısında batılılaşmanın ve dış dünyaya açılmanın sembolü oldu. Özellikle Sultan Abdülaziz döneminde (1861-76) kamu taşımacılığının altyapısı daha da geliştirildi. Bu dönemde kentin birbirinden uzak merkezlerini birleştiren tramvay hatları, “bildiğimiz” İstanbul’un gelişmesinde çok önemli bir rol oynadı. Kentin mimarı sayılabilecek bu tramvayların ilk örneklerinden bir atlı tramvay ve 30 yıl İstanbullulara hizmet vermiş Moda Tramvayı restore edilmiş orijinal halleriyle Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor.

Ulaşım tarihe ilişkin benzersiz bir koleksiyonu bünyesinde barındıran Rahmi M. Koç Müzesi; sergilediği araçlarla, misafirlerini bir tarih ve kültür yolculuğuna çıkarıyor. Müze, İstanbul’da elektrikli tramvaylarının hizmete girmesinin 100. yıldönümünde koleksiyonunun en özel parçalarından olan ve en son 1914 yılında kullanılan Atlı Tramvay ve 1934’ten 1966’ya kadar İstanbullulara hizmet vermiş Moda Tramvayı ile kentin beşeri, iktisadi tarihi ve kültür mirasına yaptığı katkının vakur gururuyla ziyaretçilerini selamlıyor.

Kentin” mimarı tramvaylar
Bazı tarihçiler Boğaziçi’nin mimarının aslında Şirket-i Hayriye olduğunu söyler. Zira İstanbul’da antik dönemlerden beri “uzaktaki” küçük balıkçı köyleri olan Boğaziçi semtleri ancak 19. Yüzyılın ikinci yarısında, Şirket-i Hayriye vapurlarının buralara düzenlenlemeye başladıkları seferler ile “kente” eklemlenmiştir. Kara yoluyla ulaşmanın dönemin yol koşulları ve ulaşım imkanlarıyla çok uzun zaman aldığı Sarıyer, Arnavutköy, Ortaköy gibi şimdinin popüler Boğaziçi semtlerinde yoğun yerleşim ve yaşam ancak bu tarihten sonra hareketlenmeye başlamıştır. Boğaziçi’nde vapurların gerçekleştirdiği işi “kentte” gerçekleştiren ise tramvaylar olmuştur. Özellikle Sultanların Topkapı Sarayı’ndan Dolmabahçe’ye geçmesiyle ve bu bölgede özellikle devlet erkanının yerleşmesiyle gelişen semtler ve batılılaşma hareketlerinin merkezindeki Pera ile gerçek İstanbul’u, dolayısı ile de kentin içindeki yaşam ve ticaret merkezlerini karadan birbirine bağlayan ve bu hatlar çevresinde yaşamın gelişmesini sağlayan tramvaylar olmuştur.
İstanbul’da bu anlamda kenti birleştiren bu yapıyı kuran ve toplu ulaşıma kolaylık getiren atlı tramvay şirketi 1869’da kuruldu. Eminönü ile Aksaray ve Karaköy ile Ortaköy arasında ilk hatlar 1871’de açıldı. Karaköy ile Beyoğlu arasındaki tramvay hattı sonradan, kuzeyde denize doğru kurulan yeni yerleşim alanlarına hizmet verebilmek için Şişli’ye uzatıldı.
1914’de kadar atlı tramvaylar ile yürütülen taşımacılık hizmetleri bu tarihten sonra elektirikli tramvaylar ile gerçekleştirilmeye başlandı. Atlı Tramvay At ya da katırlarca çekilen ve raylar üzerinde giden kent içi taşıma aracı ‘Atlı tramvay’, ulaşım tarihine bir dönem damgasını vurdu. Osmanlı’da ilk atlı tramvay seferi 3 Eylül 1872 tarihinde İstanbul'da şimdiki Kasımpaşa ve Şişkane semtlerinin kesişimindeki Azapkapı-Ortaköy güzergahında kullanıldı. Rahmi M. Koç Müzesi’nde Osmanlı dönemindeki orijinal haliyle sergilenen ‘Atlı Tramvay’, 14 no'lu Beşiktaş - Karaköy hattında hizmet verdi.
Moda Tramvayı 29 Temmuz 1934 tarihinde hizmete sokulan, 20 numaralı Kadıköy - Moda hattı tramvayı ise, hattın kaldırıldığı 1966’ya kadar 30 yılı aşkın bir süre hizmet verdi. Tramvay, İETT tarafından süreli olarak Rahmi M. Koç Müzesi’ne verildi.
Rahmi M. Koç Müzesi, pazartesi hariç her gün, hafta içi 10.00-17.00, hafta sonu ve resmi tatillerde ise (1 Ekim - 31 Mart) 10:00-18:00 (1 Nisan - 30 Eylül) 10:00-20:00 saatlerinde ziyaret edilebilir.
Müzeye giriş ücreti yetişkinler için 12,5 TL, öğrenciler için ise 6 TL’dır.

Anadolu’nun geleneksel ritim yapısı, evrensel enstrümanlarla buluştu
Türkiye’nin önde gelen caz müzisyenlerinden Nevzat Yılmaz’ın özgün yorumlarını içeren “Göç” albümü, müzik marketlerde yerini aldı. Cem Karaca ile son 3 yılında aynı sahneyi paylaşan, Cahit Berkay & Grup Zan’ın “Toprak” adlı albümünde görev alan, Garbiyeli Müzik çatısı altında, Kıraç’la birlikte dizi ve film müziklerine imza atan Yılmaz; Anadolu’nun geleneksel ritim yapısını, evrensel enstrümanlarla müzikseverlerin beğenisine sunuyor. Blues ve Türk müziğinin ortak noktasını sadelik ve samimiyet olarak gören Yılmaz, kendini ispat çabası olmayan bu müzikleri, “Göç” albümünde tek potada eritiyor. Sanatçı albümünü, kendi topraklarına önemli eserler vermiş halk ozanlarına ve bu müziği evrensel boyuta taşımaya gayret eden Cumhuriyet dönemi çağdaşlarına ithaf ediyor.
Bir caz parçasına video klip...
Sanatçının albümündeki “1919” adlı parça için; caz müziğinin video eşliğinde kitlelere ulaşması gibi alışılmadık bir uygulama hayata geçirilerek, Garbiyeli Müzik Stüdyoları’nda senaryosunu ve yönetmenliğini Kıraç’ın üstlendiği bir klip çekildi. Asırlık bir piyano ile gerçekleştirilen çekim, müziği yaratan duyguyu doğru bir şekilde izleyiciye iletmeyi hedefledi. Şarkının video klibini izlemek isteyenler, www.nevzatyilmaz.com.tr linkinden çalışmaya ulaşabiliyor.

"Atatürk Evleri" Fotoğraf Sergisi 3. Kez Açıldı.
Dünya Yayıncılık tarafından 1999 yılında kitap olarak piyasaya sunulan "Atatürk Evleri",
fotoğraf sergisi olarak İstanbul, İzmir’den sonra bu defa Ankara’da açıldı!

Atatürk’ün Türkiye sınırları içinde yaşadığı zaman içinde oturduğu, konakladığı veya kendisine hediye edilen evlerden günümüze gelenleri, restore edilip müze ev olarak korunarak sunulduğu "Atatürk Evleri" konulu sergide Türkiye’nin mimari açıdan da bir özeti bulunuyor.
Atatürk, memleketin gittiği her köşesinde kimi zaman kerpiç, kimi zaman köşk veya yayla, şehir evlerinde konaklamış, çalışmalarını bu evlerde yapmış, dinlenmiş, gecelemiş. Günümüze gelen bu evlerden bazıları yıkılmış, bazıları yangın felaketi gibi çeşitli nedenlerle ortadan kalkmışsa da birçoğu amaca uygun olarak düzenlenmiş. Evler, o dönemi yansıtan ve Atatürk’ün kullandığı eşyalarla döşenerek müze haline getirilip ziyarete açılmış.

Atatürk’ün ruhsal yapısı içinde bulunan ev sevgisi, ev töresi, ev bakımı, ev vefası, estetik duyarlılık, ince zevkleri, unutulmayan anıları gibi özellikleri yaşadığı evlere de yansımış.
Ulu Önder Cumhuriyeti kurup, Ankara da yerleşik bir yaşam biçimine kavuşuncaya kadar Türk milleti kendisini konuk edebilmek, sevgi ve saygısını gösterebilmek için çırpınmış.
Haluk Özözlü tarafından hazırlanan "Atatürk Evleri" konulu fotoğraf sergisinde, o dönemde Ulu Önder Atatürk’ün anılarıyla yaşayan bu evlere Türkiye genelinde bir yolculuk yapılıyor.
2013 yılı 29 Ekim’de İstanbul Beylikdüzü Marmara Park AVM de açılan sergi büyük ilgi görmüştü. Aynı yıl bu defa 10 Kasım’da İzmir Karşıyaka Mavişehir’de bulunan Carrefour AVM’de 2. Kez açılan fotoğraf sergisi onbinlerce İzmirli tarafından ziyaret edilmişti. Gösterilen ilgi nedeniyle süresi 10 gün daha uzatılan sergi için, İzmirliler sergi defterlerine övgü dolu teşekkürlerini yazarak memnuniyetlerini belirtmişlerdi.

29 Ekim 2014 Cumhuriyet Bayramında ANKA mall AVM’de Ankaralılar ile buluşan sergi, 11 Kasım’a dek ziyaret edildi.
Sergide 75x50 cm ebatlı 58 renkli fotoğraf yer aldı.
Atatürk Evleri Fotoğraf Sergisinin başka illerde de tekrar açılması planlanıyor.

Cumhuriyetin 90. Yılında Editörden Sevgilerle...
" ATATÜRK MÜZE EVLERİ" Fotoğraf Sergisi.


Marmara Park AVM Beylikdüzü İst.

Fotoğraf röportörü, gezi yazarı, gazeteci Haluk Özözlü Mustafa Kemal'in yurt gezilerinde konakladığı evleri açıklamalı fotoğraflarla Beylikdüzü Marmara Park AVM'de sergiledi.
05 Kasım 2013 tarihine kadar açık kalan fotoğraf sergisinde 75x50 ebadında 58 adet fotoğraf sergilendi.
Hepsi filim kullanımıyla çekilen fotoğrafların yanında Mustafa Kemal'in il veya ilçeye geliş nedeni, etkinlikleri kısaca belirtildi.
Türkiye'nin en yoğun yerleşimine sahip Beylikdüzü'nde ki günde 80 bin ziyaretçi sirkülâsyonu olan Marmara Park AVM'de açılan sergiye Beylikdüzü sakinlerinin ve civarda oturanların ilgisi büyük olduğu izlendi. Sergiyi özellikle okul çağında ki çocuklarıyla beraber gezen ziyaretçiler, birçok fotoğrafı kamaralarına tespit ettiler, alt yazıları okuyarak, ülkenin yabancı güçlerden arındırmak için Mustafa Kemal'in gittiği yerleri, yaptığı çalışma ve fedakarlıkları tekrar hatırlama imkanı buldular.
Atatürk Evleri Fotoğraf Sergisinin Dünya Yayıncılık tarafından çıkarılmış aynı ismi taşıyan bir de kitabı bulunuyor.
Atatürk Evleri fotoğraf Sergisi bu defa İzmir'de açıldı
İzmir Karşıyaka Mavişehir'de bulunan CarrefourSA Alış Veriş Merkezinde açılan sergi 09 Kasım-17 Kasım tarihleri arasında özellikle 10 Kasım günü sergiye İzmirlilerin ilgisi büyük oldu. Atatürk'ün yurt gezilerinde konakladığı evleri, gören İzmirliler taktir ve beğenilerini, heyecan dolu coşkuyla dile getirdiler. Sergiyi gezen genç, yaşlı her yaştan ziyaretçiler, fotoğraf bilgilerini dikkatle okuyup kameralarına çektiler, çoğu öğretmen olan ziyaretçiler duygulandılar. İzmirlilerin büyük ilgisi ve isteği üzerine Atatürk Müze Evleri fotoğraf sergisi 17 kasım'dan sonra 10 gün daha uzatıldı.
Sergi için açılan şeref defterinin birinci cildinden sonra ikinci cildi de, İzmirlilerin projeye, fotoğraflara, sergiyi açanlara teşekkürleri, Atatürk sevgisini, çoşkusunu dile getiren ifadeleri ile doldu.

CarrefourSA AVM

Karşıyaka/Mavişehir/İzmir

KISA...KISA...KISA...KISA...KISA...KISA...KISA...KISA...KISA...KISA...

KADIKÖY TARİHİ ÇARŞISI TURİZME KAZANDIRILIYOR

İstanbul’da turizm gelirini artırmanın sürdürülebilir turizmi destekleyen etkinliklerin geliştirilmesine bağlı olduğu anlayışıyla, bir süredir çalışmalar yürüten Turizm Araştırmaları Derneği (TURAD), Samatya’nın ardından Kadıköy Tarihi Çarşısı’nı turistik çekim merkezine dönüştürmeyi amaçlıyor.
Kadıköy’ün İstanbul’un sosyal yaşamının önemli bir merkezi olduğu bilinciyle başlatılan bu çalışma sırasında, Kadıköy Tarihi Çarşı’nın (KTÇ)yerli, yabancı ayırımı gözetmeksizin her kesimin ziyaret edeceği bir turizm merkezi olması sağlanacak.
Kadıköy Belediyesi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında çarşı esnafına hizmet iyileştirme eğitimleri verildi ve Tarihi Kadıköy Çarşısı Kitabı yayımlandı. İngilizce ve Türkçe hazırlanan 10 bin kitap otellere ve turizm acentelerine ücretsiz olarak dağıtılıyor.
Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, Kadıköy'ün göz bebeği olan Tarihi Çarşı'ya Kadıköy Belediyesi olarak ayrı bir önem verdiklerini, çarşının canlandırılması, daha çok ziyaret edilmesi için TURAD ile ortak çalışmalar yaptıklarını belirtti. Öztürk "Kadıköy tarihinde önemli bir yere sahip çarşımızın gelecek nesillere aynı özellikleriyle aktarılmasını, değerinin korunmasını istiyoruz. Belediye olarak tüm ekiplerimizle hem esnafın hem de derneğin yanındayız." dedi.


GİZEMLİ İNCİ TANESİ DÜĞME OLDU
Deniz altı dünyasının rengârenk ve gizemli şekilleri olarak dikkat çeken deniz kabukları, usta ellerinde kıyafetlerin en önemli tamamlayıcı aksesuarı düğmeye dönüşüyor. Sedef Düğmenin Kıyafetlerimize Geliş Öyküsü Çeşitleri yüz bini bulan, göze hoş gözüken renk ve zarifliğe sahip deniz kabuklarından bazıları evlerde süs eşyası olarak en saygın köşelere oturtulurken, bazıları ise kıyafetlerimizdeki estetiği tamamlamak için düğme olarak kullanılıyor.
Doğaya dönüşüm özelliğine sahip sedef düğmeler, inci çiftliklerinde içindeki incisinin ya da deniz canlılarının alındığı kabuklardan tasarlanıyor. Tüm deniz kabuklarının düğme haline dönüştürülmesinin mümkün olmadığını söyleyen Form Düğme’nin kurucu ortaklarından Mustafa Oktay kabukların belirli kalınlık, sertlik ve yüzey düzlüğü kriterlerine göre toplandığını belirtiyor. Bu kriterlere uygun deniz kabuklarının genellikle Avustralya, Çin, Meksika ve Endonezya’da bulunduğunu belirten Oktay, toplanan kabuklardan oluşan ilk taslaklar, makinelerde işlenebilecek hale getirildikten sonra düğme haline dönüştürülüyor. Polyester veya başka malzemeler kullanılarak da sedef düğme taklidinin yapılabildiğine, ancak hiçbirinin gerçek sedefin sahip olduğu pırıltı ve ışıltıya sahip olmadığını belirtiyor.
Sedef düğmeler yüzde yüz doğaya dönüşümleri sayesinde tamamen çevreci ürünler olarak tanınıyor 6 farklı çeşit deniz kabuğundan üretilen ve yüklü miktarda sedef düğme stoku bulunan Form Düğme bu düğmeleri Zara, Massimo Dutti, Burberry, Marks & Spencer gibi dünyaca ünlü markalara satışını gerçekleştiriyor.
Görselliğinin yanı sıra çevreci özelliği ile de uluslararası markalar sedef düğmeleri tercih ediyor.

Büyütmek için TIKLAYIN
HAVLU KATLAMANIN PÜF NOKTALARI
Turizmci Emir Hepoğlu, Türkiye’de bir ilke imza atarak otel odalarındaki havluların katlanma şekillerini anlatan “Sevimli Havlular-Cute Towels” adıyla Türkçe ve İngilizce kitap hazırladı.
Kitapta, havlu katlama şekilleri birer karakter altında ve 10 modelde püf noktalarıyla anlatılıyor. Otel odalarında misafirlerin kullandığı havluların sanatsal çalışmayla katlanma şekillerinin anlatıldığı bir kitap hazırlandı. Kitabı, 20 yıldır yurtiçi ve yurtdışında çeşitli otellerde kat hizmetlerinde (Housekeeper) olarak çalışan Emir Hepoğlu yazdı. TUYED yönetimine bilgi veren Hepoğlu, havlu katlama sanatı (towel origami) diye adlandırılan çalışmasını, otele gelen misafire kendini özel hissettirmek için yaptığını söylüyor. “Sevimli Havlular-Cute Towels” adıyla Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan kitapta Loco, Cake, Timi, Boh-Cha, Lobsy, Shirty, Snobby, Pascha, For Lowers ve Fil Osman karakterli 10 havlu katlama şekline yer veriliyor. IEHA (Uluslararası Kat Hizmetleri Birliği-International Executive Housekeepers Association) Türkiye Temsilciliğini de yürüten Hepoğlu, kitabı için bir yıllık ön çalışma yapmış.

ARKEOLOJİ SIRLARI 2 İnsanlık tarihini ve medeniyetleri Arkeoloji Sırları ile keşfedin!
Özel Türkiye bölümü ile tarih öncesinin en önemli dönemlerine ışık tutan yepyeni koleksiyon kitabı Arkeoloji Sırları ÇIKTI!
Boyut Koleksiyon Kitapları’nın en nadide eserlerinden biri olan Arkeoloji Sırları, arkeolojiye ilgi duyan her yaştan insanın, “eskinin bilimi” ile ilgili merak ettiği sorulara cevap bulabileceği eşsiz bir kaynak niteliğinde.
Arkeoloji Sırları’nın ikinci koleksiyon eserinde en özel bölüm ise Türkiye'ye ayrıldı. Bu çalışmada önemli tarihi kalıntıların yer aldığı Alacahöyük, Pergamon, Ephesos, Troia ve Patara da dahil Türkiye'den tam 17 farklı bölgenin arkeolojik sırları, buluntular ve çarpıcı görseller eşliğinde gün yüzüne çıkıyor. Ortadoğu ve tarih öncesi Avrupa...
Arkeoloji tutkunlarının merakla beklediği bu çalışmada; Türkiye'nin yanı sıra, Ortadoğu, Güney Amerika, Afrika ve tarih öncesi Avrupa’nın Babil, Fayyum, Malta ve Olympia gibi sıra dışı antik merkezlerine dair unutulmaz bir serüven gizli.
Son derece şık tasarlanmış kutusunda sunulan Arkeoloji Sırları içindeki DVD’ler için de özel bir kartonet bulunuyor.
Koleksiyon kitabının sayfalarında yepyeni bir dünyaya adım atarken, kitabınızla birlikte sahip olacağınız DVD’lerde ise, Ortadoğu'nun kayıp kervan şehirleri ve antik ticaret yollarını keşfedecek, Afrika'daki zengin Roma şehirlerine girecek, Anadolunun unutulmuş medeniyetlerini araştıracak, İki bin yıl öncesinin Latium'undan insan ve şehir manzaralarına şahit olacak, Kayıp Maya şehirlerini yeniden bulacaksınız. Anadolu ve dünya medeniyetlerine ait inanılmaz buluntulara ve hikayelere kendi gözleriyle şahit olmak ve dünyayı, insanı anlamak isteyen herkesin edinmesi gereken, eşsiz bir referans kitap.

Gezginler için Gezi rehberi “TLOS ANTİK KENTİ ve ÇEVRESİ"
Profesyonel Ulusal Turist Rehberi Naci Dinçer ve Fethiye Müze Müdürü İbrahim
Malkoç'un ortaklaşa hazırladıkları Tlos Antik Kenti ve Çevresi isimli kitap çıktı.
Profesyonel Ulusal Turist Rehberi Naci Dinçer ve Fethiye Müze Müdürü İbrahim Malkoç'un ortaklaşa hazırladıkları gezginler için gezi rehberi nitelikli kitapta Tlos Antik Kenti ve Çevresi, Araksa-Girmeler Kaplıcası ve Mağarası Saklıkent Kanyonu anlatılıyor.
Tlos çevresinin coğrafyası ve sosyal dokusu, Likya’nın kısa tarihi. Tlos, kanatlı atın kenti. Bellerophontes ve kanatlı uçan at Pegasus Efsanesi. Tlos’un kısa tarihi, Adım adım Tlos,Akropol ve Nekropol. Spor kompleksi Stadyum ve Gymnasion, Palaesra ve Hamam, Bazilika, Bizans Kilisesi, Kronos Tapınağı. Tiyatro. ARAKSA. Girmeler Mağarası ve Kaplıcası (Gebeler). Saklıkent Kanyonu gibi konu başlıklarıyla, Serdar Düzenli, Çağla Düzenli, A. Naci Dincer, Seyran Sucu, Orhan Çelen tarafından çekilen 75 adet renkli fotoğraf bulunuyor.
Olimpos dağında yaşayan başı aslan, gövdesi keçi, kuyruğu yılan olan ve ağzından alevler çıkaran Chimeira canavarını, Tanrıça Athena tarafından kendine hediye edilen kanatlı at Pegasus ile öldüren Bellerophontes'in efsanesinde yer alan bu kanatlı atı louvre müzesinde görebilirsiniz. Ünlü efsaneyi ve Tlos antik kentinin hikâyesi ile pratik bilgileri "TLOS ANTİK KENTİ VE ÇEVRESİ" kitabında bulabilirsiniz.
Yayına çıkış. 01.06.2012, Kitabın Boyu: 15x21 cm, Sayfa sayısı 66.
Perakende satış fiyatı 10 TL olan kitap için irtibata geçerek % 40 İndirimli satın alınabilir. Land of Lights Gazetesi ve Yayın Evi:
Baha Şıkman Cad. No:10 Fethiye Tel: 0 (252) 612 22 73 Mobil: 0 505 329 55 34


Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Akbank'ın sponsorluğunda ve Gala-Salvador Dalí Vakfı'nın işbirliğiyle, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından, sürrealizm akımının temsilcisi Salvador Dalí'yi ağırladı.
Yazının devamı ve Resimler için Tıklayınız

Naif Ressam Selçuk Togul’dan Bir Sergi Daha
Son sergisinden bu yana bir yıl geçen sanatçı şaşırtıcı kompozisyonlardan kurulu 16 tablosunun yer aldığı nitelikli kişisel sergisinde sanatseverlere görsel bir şölen sunuyor.
Hayal gücü olan ürünlerin yanı sıra birçoğu yaşanmış gerçek hikâyeler üzerine kurulu kompozisyonlarda seçilen konular yine estetik kadın figürleri, doğa, kedi ve yaşam üzerinde ağırlık kazanıyor.
Otostopçu Kızlar, Harem’de Bohçacı Kadınlar, Tren, Byblos Hotel, Moda İskelesi, Rüzgârlı Tepe, Catwalk, Kandinsky, Yatan Kız, Kartopu, Akşam Hazırlığı, Bodrum Korsan Meyhanesi, Gece, Haydut Kedi, Barda Saç Saça ve Ayna isimli tablolar içinde en büyük olanı 45x64 cm ebadında. Özellikle resimlerine ayrı bir ilave sürpriz katan Selçuk Togul “Ayna” isimli tablosu içine yaptığı uzun bacaklı, dolgun kalçalı nü kadın figürleri arasına yerleştirdiği ayna sayesinde resme bakanlar hem kendilerini görüyor, hem de resimde bulunan figürler görüldüklerini fark etmişçesine kaçışmaya başlamış oluyorlar! Ayrıca resmin bir köşesi içinde asılı bulunan küçük bir çerçeveli tablo daha yer alması, resme bir başka espri daha kazandırıyor. Haydut Kedi tablosuna bakanlar ise, tuvali yırtıp içinden bakan kedi portresi ile karşılaşıyorlar.
Selçuk Togul Resim Sergisi
Bohçacı Kadınlar
Selçuk Togul Resim Sergisi
Bodrum Korsan Meyhanesi
Selçuk Togul Resim Sergisi
Ayna
Selçuk Togul Resim Sergisi
Otostopçu Kızlar
Selçuk Togul Resim Sergisi
Akşam hazırlığı
Selçuk Togul Resim Sergisi
Saç Saça
Selçuk Togul Resim Sergisi
Haydut Kedi
Selçuk Togul Resim Sergisi
Kandinsky
Selçuk Togul Resim Sergisi
Catwalk

Ressam Selçuk Togul'un Yeni Sergisi
Naif türü resimleriyle tanınan ressam Selçuk Togul resim sergisini Arnavutköy Art Sümer sanat galerisinde açtı.
ressamın önceki resimlerine oranla daha büyük ebatlı çalışmalarının yer aldığı görüldü. Ünlü ressam yine kendine özgü kompozisyonları ve resimlerde kullandığı ilginç espri ve uygulamalarla ilgi topladı. Önceki sergisinde çercevenin dışına taşan figürleri ustalıkla uyguyan sanatçı, bu defa ki sergisinde tuvalin içine açtığı deliğin arkasından bakan portre ile sanatseverleri şaşırttı.
Her bir tablonun ayrı hikayesi olan sergide, sanatçı Togul, "Portofino İstasyonu, Sevgili, Bodrum, Lodos, Kar, Atölye, Yunan Vazosunda Çiçekler, Caddebostan'da Kar, Suya Dalış, Banyo" gibi isimler taşıyan tablolarında estetik, derinlik, erotizm, yaratıcılık, renk armonisi gibi başarıyla kullandığı bir çok faktörle hafızalarda derin izler bırakıyor.
Selçuk Togul Resim Sergisi
Kar:2007
46x61 cm tuval üstü yağlıboya
Selçuk Togul Resim Sergisi
Portofino istasyonu
2006 45x65 cm
Selçuk Togul Resim Sergisi
Banyo: 2007
40x57 cm

Selçuk Togul Resim Sergisi
Selçuk Togul Resim Sergisi
Selçuk Togul Resim Sergisi

ÜNLÜ RESSAM SELÇUK TOGUL KİŞİSEL SERGİLERİNİN BİR YENİSİNİ
ARNAVUTKÖY ART SÜMER SANAT GALERİSİNDE AÇTI

22 naif tablodan oluşan sergi, sanatseverlerin büyük ilgisini çekti.
Gerçek hayattan kesitlerin yer aldığı tablolarda, resmedilen hareket, canlı renk armonisi, erotik figürler izleyenlerin büyük hayranlığını topladı. Naif türü çalışmaların sunulduğu kompozisyonlarda nostaljik öğeleri vurgulayan ressam Selçuk Togul'un tablolarında çeşitli esprileriler kullanması, sanatçının ressamlıktan öteye, yaratıcılık sınırlarını da zorladığı gözler önüne serildi. Resmin içinde yer alan resimlerde sergilenen titiz çalışmalar, resim dışına taşan figürün çerçeveyi aşıp çatlatması, efsanevi ünlü portrelerin değişik mekân ve kompozisyonlarda rol alması, sürrealist düşünceleri imkânsızdan olağan hale getirmiş göründü. Togul'un yağlı boya tablolarında kullanılan stilize insan figürleri arasında John Lennon'u, Hazerfan Çelebi'yi görmek bir yana, mavi yolculuğa çıkmak, Beyoğlu'nda dolaşmak, geçmişe dönmek her zaman mümkün olabiliyor.
Büyütmek için tıklayınız

Büyütmek için tıklayınız
Büyütmek için tıklayınız
Büyütmek için tıklayınız
Büyütmek için tıklayınız



RESİM FUARI SANATSEVERLERLE BULUŞTU
Art İstanbul'un Uluslar arası çağdaş sanat buluşmasında 200 den fazla eserin çeşitli galerilerinde sergilendiği organizasyona İstanbullu sanatseverlerin ilgisi büyük oldu.
Lütfi Kırdar Uluslar arası Kongre ve Sergi Sarayında 72 Galerinin katılımıyla gerçekleşen resim fuarında naif resim tarzı çalışmalarıyla kendinden söz ettiren ressam Selçuk Togul'un Galeri Kile'de bulunan erotik tabloları ziyaretçi ve medya kuruluşlarının büyük ilgisini çekti.



SELÇUK TOGUL'dan Yeni Sergi
Naif figüratif ressam Selçuk Togul yeni sergisine var güçüyle çalışıyor. Yaklaşık üç yıla yakın süre yeni tablolarını sergilemeyen sanatçı, bu defa farklı çalışmalarla resim severlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.
Sanatçı büyük bir sabır ve itina gösterdiği, yapımı çok zaman alan naif tür çalışmalarında, tema yine geçmiş sergilerinde olduğu gibi, Topkapı Sarayı Harem, Mavi Yolculuk manzaraları, doğa ve hayattan kesitleri, figürlerle, espirilerle bütünleştirip sunacak.
Sergide yer alacak tabloların önceki sergilerden farkı ise ebatlarının metrelik boyutlarda olması.
Artan maaliyetlere rağmen ithal boyalarla son derece ince çalışılan tabloları, sanatseverler sabırsızlıkla bekliyorlar.

"RESİM SERGİSİ"
Figüratif Ressam SELÇUK TOGUL'un yağlıboya tablolarından
derlenen sergisi için
tıklayınız.

Figüratif Ressam SELÇUK TOGUL'un Son yaptığı tablolar için tıklayınız.

Kültür Sanat 1.sayfa | Kültür Sanat 2.sayfa