Sayfa 1 2 3 4 5 6

Meşhur Tahtakale Pilavcısı
Hiç reklamını duymadığınız, sokak aralarında yerleri sabit olup damak tadına düşkün olanların, çok uzaklardan geldiği küçük esnaf lokantaları vardır ya, Tahtakale Pilavcısı da bunlardan biri. Hatta bu küçük dükkâna lokanta demek bile zor. Birkaç oturma yeri iç kısımda, birkaç tabure masada dükkânın önünde oturma yeri var ama tane tane pirinçten olma pilavı ve arzu edenlere haşlanmış tavuk eti ile birlikte sunduğu tavuk pilavı, başta çevre esnafı olmak üzere herkesin beğenisini kazanıyor.
Osmancık pirinci kullanılarak hazırlanan pilav, büyükçe bir camekânın içinde sık sık karıştırılıyor, cam buğulanıyor, görünmez oluyor, tavuklar yan tarafa pilavın üzerine yatırılıyor, kokular etrafa yayılıyor, öğlen saatlerinde acıkanları mıknatıs gibi kendine çekiyor. İsteyenler sadece bir porsiyon sade pilav yiyip gidiyor, isteyenler yanına tavuk koydurarak ayaküstü bile olsa tavuk pilav yemeden geçmiyorlar. Tahtakale telefon başmüdürlüğü önündeki caddeye açılan sokağın köşe başında ki Tahtakale Pilavcısı, Eminönü’nde ki lezzet çeşitlerinden biri sayılıyor.

BAHRİYE FIRINI
Ağız tadıyla, katkı maddesi katılmamış,
tadına varacağınız bir krik krak arıyorsanız
Uçar Kardeşlerin no 27’de hizmet
veren
Kasımpaşa Bahriye Fırını yıllardır bozulmayan tadıyla çay saatlerinizi tamamlıyor.
Odun yakılarak hazırlanan fırının krik krakları,
tuzlu kurabiyeleri, kandil simitleri dışında
pek fazla çeşidi yok. Buna rağmen sabah
09.00 saatlerinden itibaren fırından
çıkarılan sıcak mamullerin tiryakisi olanlar
kentin çeşitli yerlerinden geliyorlar.

Trabzon Kalkanoğlu Pilavcısı
Kalkanoğlu Pilavcısı 1856 yılından bu yana pilav yapıyor. Trabzon’da başladıkları serüvene son iki yıldır İstanbul Beyoğlu’nda ki küçük dükkânda da devam eden ünlü ve tarihi pilavcısı her gün iki kez pilav tenceresini tezgâha koyuyor.
Samsun Terme’den tedarik ettikleri su çeker özelliği olan özel pirinç pilavı yapımı, demlenmesi iki buçuk saati alıyor.
Et ve kemik suyuna yapılan esmer renkli pilavın lezzeti ise tek başına bir yemek özelliği taşıyor.
Pilavda kullanılan tereyağı da Trabzon’dan getirilince pilavın nefasetine doyum olmuyor. Yemek sonrasın da ise hazımsızlık, hararet, ağırlık olmuyor. Tereyağı, tuz, baharat lezzetiyle doygunluk ve pilavın bünyesinde ki tat zenginliği belirgin şekilde hissediliyor. Pilavı, yanında sunulan ayran fazlasıyla tamamlıyor, buna rağmen pilavınızı, yanında isteğinize göre tencerede hazırlanıp güveçte bekletilen kuru fasulye veya yine tadıyla büyük beğeni toplayan kavurma ya da her ikisi ile birlikte seçenekleri ile birlikte sipariş edebiliyorsunuz. Arzu edenler masaya turşu da istiyor. Kalkanoğlu Pilavcısının adını sanını bilenler zaten çok uzak yerlerden büyük bir özlemle gelerek mutluluğun gerçek tadı olarak nitelendirdikleri leziz pilavı midelerine iştahla indiriyor, akabinde ikinci tabağın siparişini veriyorlar. Bilmeden ilk kez gelenlerde ise pilavın tadı, kısa sürede alışkanlık yapacak düzeye çıkıyor.
Pilav hazırlanıp lokantanın tezgâhına saat 12.00’de konuyor. Büyük tencerenin kapağının açıldığı büyük an ise etrafa yayılan tereyağı koku ve buharları eşliğinde heyecan yaratıyor, iştah kabartıyor, bir an evvel pilav kaşığını ağza götürmek için sabırsızlanmanıza sebep oluyor.
Kalkanoğlu Pilavcısı aile müessesesi, çalışanları aile bireyleri, pilavcı birkaç tane kare masadan oluşuyor, duvarlarda Trabzon’dan Beyoğlu’ndan resimler bulunuyor. El yıkamak için köşede lavaboda yer alıyor. Temizliğe önem veriliyor, her masa servis öncesi teker teker silinip gözden geçiriliyor, pilavını yiyenler uzun boylu oturmadan hemen kalkıyor.
İkinci pilav tenceresi de tükenince genellikle akşam saatlerinde 20.00 - 21.00 arasında dükkân kapanıyor.
Trabzon Kalkanoğlu Pilavcısı Ayhan Işık Sokak Beyoğlu/İstanbul

Asırlık Lokanta Hacı Abdullah
İstiklal Caddesi üzerinde Ağa Camii sokağına girince solda tarihi bir lokanta yer alıyor.
1888 yılından bu yana mazisi olan Hacı Abdullah Lokantası, önce Karaköy, 1915 yılından sonra Beyoğlu Rumelihan’a, oradan yeni adıyla Sadri Alışık sokağına ve en son olarak da 1958 yılında bugünkü yeri olan Sakızağacı Caddesine taşınıp hizmet veriyor. Yıllardır ünlü isimlere devlet büyüklerine ve beraberlerinde bulunan konuklarını, müdavimlerini giriş katı salonlarında ve üst katında ağarlayan Hacı abdullah Lokantasında her gün 150 çeşit yemek yapılıyor.
Ünlü lokanta vitrine koyduğu mevsim sebzeleri, turşu, komposto, reçel kavanozlarından oluşan dekoru, ünlü yemeklerinden beğendili kebap, elbasan tava, kuzu incik patlıcanlı, çömlek kebabı, kuzu, tavuk fırın, karnıyarık, zeytinyağlı enginar, komposto çeşitleri, aşure gibi zengin mönü seçenekleri ile damak zevkine düşkün olanların mutlak uğrak noktalarından biri sayılıyor.
Hacı Abdullah Lokantası, Hüseyinağa Mah. Sakızağacı Sokak No:9 Beyoğlu-İstanbul Tel 0(212) 293 85 61

Üsküdar Kanaat Lokantası
Kime sorsan gösterir derler ya aynen öyle yıllardır tanınan damaklarda yer etmiş Kanaat Lokantasını neredeyse bilmeyen yok. Üsküdar İskelesinden Cadde boyunca 100 metre yürüyor soldan içeri giriyorsunuz lokanta karşınızda, dışarıdan bakınca sade gösterişsiz bir halk lokantası izlenimi yaratıyor. İçersi yüksek tavanlı oldukça geniş salonlara sahip ferah bir mekân olarak tanımlanabilir.
Kapı girişinden itibaren komposto kavanozları, bol şerbetli kabak tatlısı tepsisi, baklava türleri, Kemalpaşa tatlı tepsisini geçip ilerleyince bu defa cacık kâseleri ile başlayan zeytinyağlı yemek çeşitleri başlıyor, sarmalar, enginarlar, kızartmalar, salatalar camlı bölümlerde sıralanıyor. Sıcak yemeklerin sergilendiği yer salonun diğer tarafına düşüyor. Pilavların, etli, sebzeli yemeklerin 11.30 sonrası hazır olmaları ile lokanta öğlen servisine başlar hale geliyor. Kanaat Lokantasında sabah çorbalar içiliyor da saatin 10’unda üzerine öğütülmüş ceviz dökülmüş kabak tatlısı yiyen de görebiliyorsunuz, kaymaklı yassı kadayıf yiyende. Etli, sebzeli yemek çeşidi çok, firma yetkilileri reklam yapmayı dahası kendilerini anlatmayı pek sevmiyor olsa gerek ki, hangi yemek çeşitlerinizde iddialısınız soruma hiç birinde değiliz, müşteri yer bakar beğenirse zaten yemek kulaktan kulağa yayılır, bizim için müşterinin beğenmesi önemlidir diyorlar. Aslında yıllardır aynı ustalarla elemanlarla çalışırlarmış bu yüzden yemeklerin lezzetini de fiks hale getirmişler. Kağıt kebabı, elbasan tava, güveç, patlıcan kebabı gibi aklınıza gelen tüm tencere yemeklerini bulmak mümkün, hepsi günlük yapılıyor, günlük tüketiliyor. Üsküdar’a gidip de Kanaat Lokantasına uğramamak yemek üstüne bir semaver çayı, Türk kahvesi içmek gelenek hale gelmiş sayılır.
Kanaat Lokantası sadece Üsküdar, Kadıköy çevresine değil Marmaray hattı ile Avrupa yakasına şimdi daha yaklaşmış.
Selmanipek Caddesi no 25 Üsküdar İstanbul Tel: 0(216) 333 37 91
 
Sayfa 1 2 3 4 5 6
.