Hazırlayan: Haluk Özözlü
FERİKÖY ANTİKACILAR PAZARI, BURASI BİR BAŞKA DÜNYA
Bit pazarına nur yağıyor, hem de duygu sağanağı halinde.

Günlerden Pazar ise, dertlerden problemlerden uzaklaşıp kafayı dağıtmak, geçmişe uzanmak, anıları hatırlamak, yaşamak, en azından yadigârları ziyaret etmek için doğruca İstanbul’un Feriköy Pazarına gidiniz. Pazarın üzeri kapalı Feriköy semt pazarının kurulduğu yerde yanında otopark var. Sabah 06.00 gibi yerleşmeye başlayanlar akşam 19.00’e dek hizmet veriyorlar. Türkiye’nin her tarafından gelenler var, kimi Bursa, kimi Manisa, Akhisar, kimisi Çorum ya otobüslere atlayıp, ya kendi araçlarıyla soluğu İstanbul’da alıyorlar. Kimi tezgâhlarını beraberinde getirdikleriyle özenle diziyor, kimi yığma usulü döşüyor. Aklınıza ne gelen gelmeyen her şey yeni alıcıları, meraklı sahiplerini bekliyor.
Hızla geçen zaman, su gibi harcanan paralarla alınan objelerin şimdiki durumlarına bir bakınız, ister durup eski sahiplerini düşününüz, ister gülüp geçiniz. Tezgâhları bir bir inceleyenler, onu alıp, bunu bırakanların, kaybettiklerine yeniden kavuşmuş olanların yüzlerindeki mutluluk ifadelerine okuyup mutlu da olabilirsiniz.

Zamana yolculuk
Antikalara, çocukluğumuzda kullandığımız oyuncaklara bakarken, çaldığımız plakları gözden bir bir geçirirken beyninizin en ücra köşesine saklanmış anıları hatırlayacak, a o da vardı, bu da vardı derken zamanın nasıl geçtiğinden habersiz kendinizi unutuyorsunuz.
Feriköy Antikacılar Pazarı kurulalı üç yıl dolmuş, devamlı gelenler, esnafa sipariş verenler, ihtiyaçlarını, aradıklarını bulması için isteklerde bulunanlar bile oluyormuş. Esnafın büyük bölümü İstanbul olsa da Anadolu’nun çeşitli köylerini, evleri dolaşıp eskileri topladıktan sonra aracılara satanlarla pazara ulaşan objelerde var. Bakır kaplar, tepsiler, dokumalar, varisler arasında paylaşılamayan “En iyisi satalım, parayı bölüşelim” denen miras kalan eşyalar, hepsi sessiz sedasız görücüye çıkıyorlar.
Her hafta kilometrelerce uzaklardan gelip tezgâh açanlar, bir ölçüde Anadolu’nun özetini sunuyorlar.
Bir bakıyorsunuz Çorumlu bir satıcı, Tokat Zile’den almış olduğu ahşap 200 yıllık sandığı satıyor. Kapağını açıyor tarihini gösteriyor, Ermeni ustanın imzasını desenleri anlatıyor, fiyatı 3 bin TL diyor. Diyor demesine ama hiçbir mal ilk söylenen fiyata satılmıyor. Alıcılar sıkı pazarlık yapıyor, bazen malın cinsine pazarın kapanış saatine göre % 50 ye varan indirimler de oluyor.
Pazarda gürültü bağırış çağırış, olmuyor, esnaf nasibini sessizce bekliyor kimseyi yolundan çevirmiyor, ısrar etmiyor. Sebze meyve pazarı gibi koşuşturma telaşa rastlanmıyor. Zaman zaman eski pikap satanlardan, eski plaklardan dinlenesi güzellikte nameler duyuluyor.
Pazar huzurlu, pazarın aristokrat havası içinde yakın gözlüğünü takıp objeleri inceleyenlerin, ağır hareket edenlerin, düşünerek alış veriş yapanların pazarı.
Tezgâhlar arasında nelerle karşılaşacağınızı bilmeden yürürken birden karşınıza Afgan malı saz olan 150 senelik bir rubab çıkıyor, bam teline dokunuyor satıcı, yanı başında duran kara kalem nu tablosuna kayıyor gözünüz. Akabinde Osmanlı bir at eyerinde kalıyor gözünüz. Hani acaba antreye koysam bu eyeri, ayakkabılarımı bağlarken, çıkarırken üzerine otursam, yoksa puf olarak mı kullansam diye içinizden geçirirken, bir valiz içinde iskarpinlerin içine koyduğumuz ayarlı kalıplarla karşılaşıveriyorsunuz. Kalıplar sizi en az 30 - 40 yıllık alışkanlıklara kösele ayakkabıların, Beykoz
kunduraların, Lord tipi ayakkabıların revaçta olduğu dönemlere götürüp bırakıyor. Yanınızdan kucağında bebeği ile bir anne geçiyor, karşıdan köpeği ile gelen bir başkasını fark ederek günümüze geliyorsunuz.

Feriköy Antikalar Pazarında öğlen
Pazarda çaycı tezgâhları dolaşırken burnunuza gözleme kokuları geliyor, derme çatma masalarda öğlen yemeğini yiyen esnaf hanımlar, onları ziyarete gelenler, pazarı dolaşanlar, pazarda yedikleri ev yemeklerini methediyor, antikalar arasında oturmanın ayrı bir zevk olduğunu konuşuyorlar. Derme çatma masalar doluyor da doluyor.
Feriköy Antikalar Pazarı, Pazar tatil günü olması sebebiyle geç kalkanlarla, kahvaltıyı geç yapanlar, öğlen yemeğini yiyip de gelenlerle öğle sonrası daha da kalabalıklaşıyor.
İki adım ötede Manisa Akhisar’dan geldiğini söyleyen bir başkası hiç aksatmadan her Pazar tezgâh açtığını anlatırken, bazı haftalar satış yapamadan, yol masrafını bile çıkaramadığından gerisin geriye getirdikleriyle döndüğünden yakınıyor. Derken genç bir kız üniversitede tasarım okuduğunu düşündüklerine uygun objeler aradığını bulup bulamayacağını satıcıya soruyor. Tezgâhtaki gitarın tellerine dokunuyor, bir başkası bilmem kaçıncı el olan takılarla ilgileniyor, dana gözü kadar büyük modası geçmiş yüzükleri parmaklarına takıp takıp çıkarıyor. Pazarın derinliklerine girdikçe, bakılan tezgâh sayısı artıkça katogarize, sınıflandırma gibi ifadeler burada iflas ediyor.

Neler var neler
Kristal kadehler, bardaklar, işli fincan takımları, çevirmeli telefonlar, kömürlü ütüler, fildişi saplı belki bazıları gümüş olan çatal bıçak
takımları, masa abajurları, biblolar, seramikler, opalin şekerlikler, camlar, yabancı ülkelere ait otomobil plakaları, sokak tabelaları, Venedik Karnaval maskesi, geyik boynuzu, golf sopaları, gemici fenerleri, vazolar, ahşap kilitler, mermer havanlar, enstrümanlar, sandıklar, müzik dolapları, gramafonlar, pikaplar, döner bantlı teypler, LP ler, 45 lik plaklar, dokumalar, güneş gözlükleri ve tel çerçeve Lennon gözlüğü, güneş gözlükleri, banganotlar, metal paralar, teraziler, tabancalar, daktilolar, dürbünler, rozetler, ok ve yay, gemi fenerleri, pandüllü duvar saatleri, kuş kafesi, her biri gözünüzün önünden, turistler yanınızdan bir bir geçiyor. Kartpostal demetleri, pullar, kitaplar, eski Hayat, Ses, Yedigün dergileri, tablolar ve bir dünya eşya hastalığı ağrısı olana bile hayatı unutturuyor. Elbiseler, mantolar, paltolar, montlar, uzun kadın çizmeleri, ayakkabıları deneyenleri üzerine tutanları gördükçe amma da meraklısı varmış dedirtiyor. Bir başka tezgâh sahibi, Bursa’dan gelenlerin çok olduğunu belirterek böyle tarihi şehirler, antikanın merkezidir diyor ve “Feriköy Antika Pazarında Bursa’dan gelen çok esnaf vardır” diye ekliyor.


Bir saat tezgâhı dikkatinizi çekiyor yelkovanı akrebi birbirlerini kovalamaktan yorulmuş, istirahata çekilmiş kol saatleri yan yana dizilmişler. Kadranlar solgun başında hem saat satan, hem orada tamir eden bir saatçi her türlü saati tamir edebildiklerini anlatıyor. Pandüllü, guguklu, köstekli saatler al beni gibi bakıyorlar. İşte bu ruh durumu içinde zamanın ilerlediğini duygu seline kapılıp öyle bir geriye gittiğinizi anıları belgeleyen fotoğraf makinelalarını görünce daha bir net hatırlıyorsunuz. Uzakları yakınlaştıran objektiflerin boydan boya dikine dizildiğini, pazarın çatısına bakışlarını görüp ağladıklarını, gelişen dijital teknolojiye veryansın edişlerini duyar gibi oluyorsunuz.
Pazardan çıktığınızda eğer bir şey almadıysanız, belki eliniz kolunuz boş oluyor ama kafanız öyle bir doluyor ki bunun nasıl olup da böyle olduğunu anlayamıyorsunuz. Ama tekrar tekrar gelmeye kendinize söz veriyorsunuz.

Tezgahlardan fiyatlar
Feriköy Antikacılar Pazarından bazı ürün fiyatları şöyle sıralanıyor.
Kırmızı sokak tabelası 150, Arı, Haylayf, Ülker bisküvi kutusu 50, çevirmeli eski telofon cihazları 50-70 arası, guguklu saatlerin tamire ihtiyaçı olanları 150, çalışanları 250-500 TL ile fiyatlanırken, pandüllü saatler 500 ila 1500 TL den satılıyor. Ahşap tekne dümeni 500, kapı tokmakları imitasyonlar 15-50 TL arası, orjinal eski pirinç olanları 250 TL ve üzeri fiyat taşıyor. Long Play satıcıları bir hayli fazla temiz LP ler arasında yakın geçmişte iz bırakan toplulukların yanısıra, eski sanatçıların da az bulunur plakları yer alıyor LP ler 30 TL'ye satılıyor. Ahşap yapım bir ayakkabı kalıbı Ermeni usta Mıcıryan imzasını taşırsa 40 TL, normal tahta kalıplar 20 TL den alıcı buluyor. Kömürlü ütüler 50 TL, gaz ocakları 100 TL, lüx marka el sabunu 10 TL olarak fiyatlanıyor. 58-60-62-70-80 yıllarına ait Hayat ve Ses dergilerinin tanesi 3 TL, kartpostallar 3 TL ve daha yukarı fiyatlara sergileniyor. Geçmiş Yıllara ait Milli Piyango biletleri, eski pullar, aile albüm fotoğrafları, satıcı ve müşteri arasında satın alınan sayı miktarına göre pazarlıklarla kesinleşiyor...



















Her hafta yenilenen anıların bir arada bulunduğu Feriköy Antikacılar Pazarı'nda kendinizi unutturmaya neden olan objeler, eşyalar arasında zamanın nasıl geçtiği unutuluyor. Sürekli değişen standlarlar merak uyandırıyor, acaba bu hafta neler geldi diyerek tatlı bir heyecan ve merakla yine erkenden yola koyuluyorsunuz. Satış yapanların bir çoğu hanım hatta aile olup kimi kızıyla, oğluyla, kimi eşiyle sohbet ortamında hizmet verirken kibarlıkları dikkat çekiyor.
Evlerden toplanan cam bilyeler, kapağı kapalı küçük içki şişeleri, yarım kalmış veya tam dolu ithal parfümler, akordion, gitar, ut, cümbüş, keman gibi enstrümanlar, bilhassa oyuncak bebekler ve diğer çeşitler.
Yarısı gölgeli bir kısmı üstü açık Antikacılar Pazarı'nın sokak tarafı daha ziyade elbiseler, ev eşyaları satılan bölümlerden oluşuyor. Bununla beraber 30-60 TL arası değişen son yıllarda yeniden ilgi görmeye başlayan Long Play, eski pikapları, bir çok tezgahta bulabiliyor, 1960'lı yılların Ses, Hayat, Yelpaze dergilerine rastlıyorsunuz.
22 Ekim 2017 Pazar günü
son çekilen 10 fotoğrafla sayfaya yeni ilaveler yapılmıştır.







Zaman zaman kulak misafiri oluyorsunuz satıcılar da İngilizce konuşuyor, müşteriler de. Eskiden dikiş kutuları kullanırdı anneler, hiç aklınızda yokken görüyor eskilere gidiyorsunuz. Bir başka yerde bir 45'lik kapı Mıchelle, Run For your life, Drive My Car, Girl adlı parçaları içeriyor. Adam 10 TL diyor, düşünmeden alıyorsunuz, plak kaplarının içini kontrol şart.


Fotoğraflarda da görüldüğü üzere gaz sobasından sinema koltuğuna kadar hiç akla gelmeyen eşyaları bulacağınız Antika Pazarında dikkatinizi sadece tezgahlara odaklarsanız, erken saatte gelip eşyalar seçilmeden tarama yaparsanız, gördüğünüz eşyayı eğer beğendiyseniz hızlı karar verip pazarlığa başlarsanız keşke demeden hasretini çektiğiniz objeye kavuşabilirsiniz. Haftaya alırım düşüncesiyle beğenip bıraktığınız eşyayı sonraki haftalarda geldiğinizde bulma imkanı olmuyor, zira pazarın normal sade müşterisi olduğu kadar, neyin para edeceğini, hangi malın aranacağını bilen profesyoneller zaman geçirmeden satıcıdan alıp, yüksek fiyatla ya kendi tezgahlarında ya antika dükkanlarında sergiliyorla
r.


Pazar günü gidilecek en renkli yerlerden birisi Feriköy Bit Pazarı. Aslında buraya sosyete veya turist hatta antika pazarı demek daha doğru kelepir bir obje bulmak her hafta zorlaşıyor, talep arttıkça fiyatlar da artıkça artıyor.
Buna rağmen plak isteyen plak, parfüm, takı, cam, kumaş, çanta, biblo, bakır arayanlar ekonomik fiyatlı bir şeyler bulabiliyor, satın alanlar mutlu oluyor. Pazarın içi kadar etrafı da hoşça vakit geçirecek yerlerle dolu.


Feriköy Pazarında hanımlar gözlerine kestirdiği şapka, manto, ayakkabı gibi giyim eşyalarını deneyip, gerekirse giyip
kendilerine yakışıp yakışmadığına aynaya uzun uzun bakarak sonra satın alıyorlar. Bu alış veriş te sıkı pazarlıklar da yapılıyor. Bunun başlıca nedeni satıcı olanların bir kısmı evden getirdiklerini sergiliyor, bir kısmı ise sergilenenler arasında talep göreceklerine inandıkları malları herkesten önce satın alıp, kendi tezgahlarında yeniden kar koyup satıyor olmaları. Bazı tezgahlar ise yeni piyasa ürünlerini satıyorlar, bunlardan birisi de ip örme file satanlar oluyor.




Feriköy kullanılmış eşya pazarında moda diye bir şey yok. Moda insanın kendisine yakışanıdır diyenler tezgahta sergilenen ürünün geçmişini hiç merak etmeden moda olsun olmasın kararlarını verip o dakikada sahip oluyorlar.




Tezgahlar her hafta yeni sürprizler barındırıyor. Feriköy kullanılmış eşya pazarındabir hafta gördüğünüzü diğer hafta gittiğinizde bulamıyorsunuz, tezgah aynı kalsa bile aklınızın kaldığı ürün çoktan satılmış oluyor. Pazarda dolaşanlar satece normal müşteri olmayıp, bir çoğu da profesyonel antika satıcısı, dükkan sahibi olduğu için kendi yeri için daha yüksek fiyatla satabilirim ya da kendisine sipariş verilmiş parçayı gördüğü anda satın alan kişilerden oluşuyor.
Satış yapanlar sadece İstanbul satıcıları değil çeşitli illerden gelip sabah açtıkları tezgahı akşam kapayıp yine geldikleri illerin yolunu tutanlar çoğunlukta.
Haziran ayının konuklarından birisi de önceki ay ve haftalarda sık görünmeyen pipocu ve tütüncüydü, yurd dışından ithal pipo tütünlerine meraklı olanlar, bulamadıkları çeşitleri uzun uzun inceleme, satın alma imkanı buldular.


Her hafta değişen tezgahlarda satılan eşyaların yerine bir başka çeşidi gelen eski objeler arasında bazen bir gitar bazen 200 senelik bir fayton feneri olarak karşımıza çıkıyor. Ani karar verirseniz beğendiğiniz obje sizin oluyor, kararsız kalanlar beğenip almayı erteledilerse sonraki kurulacak pazarı sabırsızlıkla beklerken biraz da acaba yine görürmüyüm diye arayan gözlerle bakıyorlar. Satış yapanların çoğunluğu amatör ruhla bu görevi yerine getiren, alıcının alış verişten mutlu ayrılmasına gayret eden kibar hanımefendiler, beyefendiler.




Feriköy Pazarında dikkat çeken bir unsur'da çarşıyı gezmeye gelenlerin Pazar gününü adeta pazara adamış olan kişiler, Bir çoğu erkenden gelip kahvaltılarını bile pazar'da sıcacık gözlemelerle, çaylarla yapıyor, yoruldukça gelip mola veriyorlar. Moda tasarımcıları yeni kombinler için geçmiş yılların giyim kuşamlarından parçalar toplarken, yine geçmişe meraklı olup elden çıkardığı kıyafetleri görünce bir kere daha satın almaktan kendini alıkoyamayanlardan oluşuyor.
Şık şapkalardan oluşan şapka tezgahına bakınca almasalar bile bir kaçını kendi başında deneyen uzun uzun aynada bakan kadınlara, yazlıkta çiflikte giyerim hayaliyle şaplakalrla ilgilenen beylere rastlıyabiliyorsunuz.
Pazar ruhunun lginç yanlardan biri de tezgahlarda görüp kararsız kaldığınız her hangi bir ürünü, objeyi, eşyayı eve gelince keşke alsaydım diyerek pişmanlık duyguları oluyor. Hatayı telafi için tekrar gittiğinizde ise bulamamanın üzüntüsü derin oluyor.
Pazarın kötü yanı ise bu hafta ne var diye merak uyandırıp, gidilmediğinde eksikliğini duyurması, bir şeyler kaçırdım mı endişesi yaratması, kendine müptela yapıyor olması.


26 Kasım 2017, 07 Nisan, 28 Nisan 2019, 05 Mayıs 2019, Haziran ayı ve 21 Temmuz 2019 Pazar günü
son çekilen fotoğraflar sayfaya eklenmiştir.


© 2000-2019 Sayfadaki tüm yazılar ve fotoğraflar Haluk Özözlü'ye aittir, izinsiz kullanılamaz.